Saldırı altındayız, durdurulamıyor..

Çok şikayetçiyim..

Şüphem yok, sizlerde aynı dertten muzdaripsiniz..

Resmen acı ve çile çekiyoruz..

Şahsen Çeşme'de yazlık bahçemde gündüz, "karasinek", gece "sivrisinek" saldırılarından ne oturabiliyor ne yemek yiyebiliyor ne de bir misafir ağırlayabiliyorum..

Soruyorum; tüm kıyı ilçelerimiz ve tatil beldelerimizde durum aynı..

Yok birbirimizden farkımız, ortak derdimiz karasıyla sivrisiyle sinek..

*

Sinek küçüktür ama mide bulandırır atasözü tam da bugünler için söylenmiş sanki.

Kirli, sevimsiz şeylerle bir arada bulunan nesneyi, ne kadar ufak olursa olsun içimiz almaz, zararsız olan sevimsiz küçük bir şey, koskoca bir güzelliğin kıymetini düşürür, anlamında kullanmış atalarımız bu sözü.

Bu yaz sinekli yaşamımıza "cuk" oturuyor.

*

Doğru.. Haziran ayı yağışlı geçti. Sivrisinek arttı.

Beterin beteri vardır derler ya; İzmir'de cam açamıyorduk, yazlıkta dışarıda bir lokma yiyemiyoruz.

Hele kes buz gibi bir karpuzu da bahçede çimlerde yemeye kalk da görelim..

Tornistan içeri..

Öldürüyorsun, bitmiyor..

İlaç sıkıyorsun fayda etmiyor..

Napcaz peki?

Birader yok mu bunun bir çaresi..

*

Bir gariplik var. Bu sinek denilen karası da sivrisi de ilk kez ısırmıyor ki; ama bu yıl bu mahlukatın ısırığı uzun süre geçmiyor.

Kaşı Allah kaşı.. Yaraya dönüşüyor..

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekimi ve Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekai Kutlubay da aynı görüşte.

"Sinek ısırığı şikayetiyle hastanelere gidenlerin sayısı çok arttı" diyor, ekliyor:

"Alerjisi olan kişilerin dikkatli olmalı. Isırılan bölgede kızarıklık, şişkinlik ya da yaralar oluşabiliyor ya da alerjik atopik dediğimiz kişilerde sadece ısırdıkları bölgelerde değil de tüm vücutta kabarma, kızarma şişlik olabiliyor. Hastanın alerjik durumu varsa, bu çocuk ve yetişkin de olabilir tüm vücutta, gözde, dudakta şişme çok çok ileri vakalarda anafilaktik reaksiyonlar yani solunum durması, nefes almada zorluklar gibi birtakım belirtilere bile neden olabilir.."

*

Sineğe bakar mısınız; küçük müçük diyoruz ama başımıza açmadığı dert yok.

Oturdum araştırdım; bu yıl neden böyle diye?

Sonuç:

Sivrisineklerin de karasineklerin de cinsinde bir değişiklik yok ama..

Belediyelerin kullandığı ilaçlara karşı direnç gelişmesinden dolayı sayılarında hem artış var hem de saldırganlaşma..

Eczanelerden, mağazalardan, marketlerden dünyanın parasını ödeyerek aldığımız ilaçların da koruma, uzaklaştırma gibi işlevleri sıfırlanmış durumda. Mahlukat dirençli. Mevcut ilaçlar bunları öldürmüyor.

Dolayısıyla daha çok artıyorlar.

*

Belediyeler; karadan-havadan istedikleri kadar sürekli ilaçlıyoruz desinler..

Boşa kürek çekip, boşa para harcıyorlar. Ve millet de sürekli "analarının-babalarının(!)" hatırını sormaya(!) devam ediyor.

İki taraf da haklı.

Ama daha haklı olan bizleriz.

Belediyelerin görevi, araştırmak, haşereye karşı dünyadaki bilimsel gelişmeleri ve mücadele yöntemlerini takip etmek, gerekirse uzman davet edip çözüm bulmaktır.

Biz ne yapıyoruz?

O kentte, ilçelerde yazlıklarda, köyde.. Milyonlarca insanın canını bezdiren "sinekle mücadele" birimlerini "sürgün" merkezleri gibi kullanıyoruz.

Başkan kızıyor "Şu adamı gönderin ilaçlamaya, gönderin temizlik işlerine, biraz sürünsün, burnu sürtülsün" denmiyor mu?

Oysa hiç bir Başkan farkında değil; sürünen, burnu sürtülen o kızdığınız adam değil ki, biziz.. biz.."

Yani sana oy verenler, sana destek olanlar..

*

Bakın; ısırılmaktan, kaşınmaktan bıkıp-usandım..

Bir başka araştırma daha yaptım..

En azından az ısırılıp, az kaşınmak için..

Fesleğen, biberiye gibi bitkilerin kokusunu "sivri"ler sevmiyor bu nedenle de pek gelmiyorlar Bir de limon, lavanta, okaliptüs, karanfil ve tarçın yağını sinek kovucu özelliklerinden dolyı kullanabilirsiniz.

Sivrisinekler daha çok parlak giysilere geliyor. Akşam yemeğinde "çırtlak-parlak" renkli giysileri kullanmaktan vazgeçin.

"Sivri"ler yağlanması fazla olan kişileri dah çok ısırıyor.

Bir de kan grubu "O" olanların "ısırılma riski", diğer kan gruplarına göre daha yüksek.

"O" kan grubunda olan kişiler farklı bir salgı üretiyor, "sivri" de bu salgıyı algılayarak bu kan grubundakilere geliyor.

Bu "sivri" denilen sinek, "A" kan grubunda olanları daha az ısırıyor. Çevresinde "O" grubu kan grubundan kimse yoksa "A" kan grubuna çaresizlikten mecbur kalıp, idare ediyor.

*

Diyelim ısırıldınız...

Sonrasında  en güzel uygulama soğuk su, ya da buz tutmaktır. Limonu kesip, limon; ya da karbonat veya aspirini eritip o karışımı ısırılan bölgeye sürebilirsiniz.

Unutmayın.. Alerjik bir durumu varsa ve reaksiyon geliştiyse yapacağınız ilk şey mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun..

 *

Alt tarafı sivrisinek deyip geçmeyin. Verdiği rahatsızlık bir yana sivrisineklerden bulaşabilen hastalık riski de var.

Bunlardan en önemlisi Batı Nil Ateşi virüsü, Rift Vadisi Humması ve Usutu Virüs.

Batı Nil Ateşi Virüsü dediğimiz hastalık hem sivrisineklerde hem kuşlarda var. Kuşlarda var olan virüsü sivrisinekler kan emerek alıyorlar. Kuşlardan aldıkları virüsü daha sonra hayvanlara ve insanlara bulaştırabiliyorlar. Yani kan yoluyla naklediyorlar. Türkiye'de bu yıl ilk kez iki-üç vaka görüldü. Ancak, sinek popülasyonundaki  artış devam ederse ve çok sayıda sinek bu virüsü taşırsa bulaşma riskinin artmasından endişe duyuluyor..

Çok zor, olanaksız gibi de olsa..

Hepinize, sineksiz huzursuz günler diliyorum..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zehra Paker
Zehra Paker - 3 ay Önce

Mordoğan da aynen anlattığınız gibi.Bu seneki karasinekler etimden et koparıyor sanki

Sıradan bir Çeşme'li
Sıradan bir Çeşme'li - 3 ay Önce

Çözüm ilaçlamanın kavra aşamasında iken yapılmasıdır. Bodrum'da, Marmaris'te de aynı iklim var,ama çareyi erken ilaçlama ilke bulmuşlar. Çeşme'deki sinekler oralardakilerden daha etkili ise bu Belwdiyesinin zamanında tedbir alamama zayıflığından.