Sahi neydi sevgi?

Hazır Sevgililer Günü, ben de hayatımızın sorusunu sorayım istedim. Geçen yıl bugün için yazdığım yazıya baktım “Aşka düşmek”... Aslında biraz daha artan polemiklerle herkesin düzeni, sistemi sorguladığı bu günlerde yanıt olabilecek bir yazıymış. Ancak konuya başka bir açıdan bakmayı öneriyorum bu yıl. Bir insanı sevdiğinizi nereden anlarsınız? Nasıl anlarsınız? Hiç bu soruyu sordunuz mu kendinize. Mesleğim gereği ben çok karşılaşıyorum. “Bir insanı sevdiğimi nereden anlarım?” “Bu ilişki bana göre mi?” “Acaba ayrılsam daha mutlu olur muyum?” gibi soruları çok sık duyuyorum özellikle son zamanlarda.

Sahi siz nasıl anlarsınız birini sevdiğinizi? Çoğu kimse materyalist bir söylemle yanıt verecektir. “Benim her isteğimi yapıyor”, “Tartışmıyoruz”, “Bana kendimi iyi hissettiriyor”, “Bana bakıyor”, “Bana değer veriyor”, “Ona yaptıklarıma ses çıkarmıyor” “Ne istersem alıyor”. Maalesef bu ve benzeri cümleler birini sevip sevmediğinizin göstergesi değildir. Bunlar karşı tarafın size verdiği kıymet göstergeleridir. Oysa sevmek diyorum. Sevmek hesabı kitabı olmayan, bilinçli bir eylemdir. Yani verebilmektir. Özden vermektir. Feda etmeden kendini, hep de alma ağacı altında durmadan, koşulsuz ve seven kişiyi onurlandıran bilinçli bir eylemdir. Genellikle sevme ile ilgili anlaşılan durum “Önce o beni sevsin de, bakarız duruma göre ben de onu sever miyim” dir. Karşı tarafın sizi sevip sevmemesi sevme eylemi içinde değildir. Bu alışveriş ilişkinin yürümesi için gerekli olabilir. Ancak birini, bir şeyi sevmek öyle düşünülerek yapılmaz. Sadece seversiniz. Aynı sevilme ihtiyacımız gibi sevmek de bir ihtiyaçtır çünkü. Var olabilmenin, kendiniz olabilmenin yegâne koşuludur sevme eylemi. Freud boşuna dememiş “sevebilen ve üretebilen insanlar sağlıklıdır” diye. Öyle, her gün birçok yazı okuyorum. Psikolojimiz bozuk, nasıl düzeliriz? Ruh sağlığımız için ne yapmalıyız vs diye. Ne yazık ki artık insanların tüketim ve sevilme peşinde koştuğuna şahit olmak benim için çok üzücü. Bu şekilde ömrü boyunca sevebilmeyi beceremeden bu dünyayı terk eden o kadar çok kişi var ki. Maalesef seviyorum dediğimiz birçok kişiyi aslında sevilme beklentisi ile sevdiğimizin farkında bile olmuyoruz çoğu zaman. Bunun farkına varanlar, zaten nasıl sevilmek istiyorsa öyle seviyor… Aslında işin aslı şudur, kişi kendisini nasıl seviyorsa diğerini de öyle seviyor. Birisi kendisine, iç dünyasına özensiz ise size de öyle davranıyor. Anlayacağınız yine her şey kişinin kendisi ile ilişkisi ile bağlantılı. O yüzden çok üzülmeyin derim ben. Eğer birisi size istediğiniz gibi davranmıyorsa muhtemelen kendisi ile ilişkisi kötüdür ve size yansıyordur bu durum. Siz öncelikle kendinizi sevin ki, size değer ve özen gösterenlerin de kıymetini bilin. Bilin, çünkü sevebilen insanların nesli tükeniyor. Biraz onlarla vakit geçirin ki, çocuklarınıza aktaracağınız para ile pulla ölçülemeyecek kıymette bir şeyi miras bırakabilesiniz.

Şimdi bugün 14 Şubat Sevgililer Günü ya… Gidin kimi neyi isterseniz sevin… Yeter ki gerçekten sevmeyi bilin… Sahip olmadan, iyiliği, şefkati, merhameti, hürmeti, nezaketi esirgemeden sevin… İstediğiniz huzur ve mutluluk buna bağlı… Deneyin… En azından kendiniz için ölmeden önce sevmeyi öğrenin… Sevgiyle kalın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şükrü  Baş
Şükrü Baş - 6 gün Önce

Sevgi sevgiyi hak etsin etmesin sevebilmeyi sevmek isterdim