Tarihe Geçen Bir İzmirli: Mümin Aksoy

İzmir için büyük bir gurur kaynağıdır Mümin Aksoy. Bir İzmirli subay olarak büyük hizmetlerde bulunması şehir için gurur kaynağı olsa da, onu bu zamana kadar tanımıyor olmak da bir utanç aslında...

Tarihe Geçen Bir İzmirli: Mümin Aksoy

BURAK CİLASUN / BEN HABER

Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk ilkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü'nden Yrd. Doç Dr. Ahmet Mehmetefendioğlu, İstiklal Harbi sırasında İzmir'in kurtuluşu için gizli kahraman konumunda olan Mümin Aksoy ve mücadelesini anlattı. Mehmetefendioğlu, Aksoy ve arkadaşlarının'hain' damgası yeme pahasına, ölüm pahasına milli mücadeleye olan katkılarını dile getirdi.

Albay Cevdet karakteriyle biz aslında kimi tanıdık?

Albay Cevdet bir dizi film karakteri olsa da bu süreci ve çok daha fazlasını yaşayan gerçek bir kahraman var. Sonradan Aksoy soyadını alacak olan İzmirli Yüzbaşı Mümin, bu hikayenin gerçek kahramanıdır. Bu kahramanı tanımamın da bir hikayesi var. Fadıl Dokuzeylül'ün anılarının elime geçmesiyle birlikte görebildim. 


Neler var bu anılarda?

Fadıl Dokuzeylül'ün günlüğü bize gösteriyor ki 1919-1922 arasında İzmir'in işgalden kurtulması için şehirde faaliyet yürüten bir ekip var. Dokuzeylül de bunlardan biri. Bunların arasında Hasan Tahsin de var.

Mümin Aksoy ve mezarı

O halde Hasan Tahsin ve Mümin Aksoy'un iş birliği var mı?

Elbette. Bu hatıralar bu iş birliğine tanıklık ediyor. 1918 yılında Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra, Hasan Tahsin öncülüğünde buraya bir ekip geliyor. Gerçek ismiyle Osman Nevres olan Hasan Tahsin gerçek anlamda bir gazeteci olmasa da İzmir'de gazete çıkarıyor. 

Hasan Tahsin

Başka kimler var?

Yıldırım Kemal var, Agah Efendi var, Halil Zeki Osma da var ve dönemin İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi de var.  Ayrıca Rahmetullah Efendi için de şunu söylemem gerekiyor. Çok önemli bir şahsiyet. 

Bu önemi biraz açar mısınız?

Rahmetullah Efendi'den bahsederken tüylerim diken diken oluyor. Kendisi Hrisostomos'un karşısına dikilen ve bu kentte Türklüğü savunan bir insan. Haksız baskı ve yargılamalara uğramış olan insanların yanında olan bir insan. Ancak ne yazık ki bugün mezarı harabe haline geldi. Kokluca Mezarlığı'nda yer alan kabrinin hali içler acısı. Müftümüzün, Mümin Aksoy'un ne yazık ki isimleri bu şehirde hiçbir cadde ve sokakta görmedik. Ayrıca Rahmetullah Efendi Atatürk'ün nikahında bulunmuş bir insan.

Rahmetullah Efendi ve mezarı

Yeniden Mümin Aksoy'a dönersek, kimdir Mümin Aksoy?

Mümin Aksoy dizide de gösterildiği gibi bir Türk subayı. Elbette harp okulu mezunu. Sarıkışla'da konuşlu birliğin bir parçası. Mükemmel derecede Rumca bilen Mümin Aksoy'un da devletin verdiği görevle Yunanlılar ile bir yakınlaşması var. Karşı tarafın büyük bir güvenini kazanıyor. Elde ettiği bilgileri Ankara'ya aktarıyor. Başından beri belgelere göre bu şekilde hareket ediyor. Gündelik hayattaysa aynı dizideki gibi onu taşlayanlar ve yüzüne tükürenler oluyor. Ailesinde onu dışlayan insanlar var. Öldüğü tarihe kadar da bekar. Kendisinin dayısı Hacı Hasan Paşa, İzmir Belediye Başkanı. Bakın Hacı Hasan Paşa 9 Eylül'e kadar girift bir ilişki içerisinde. Tarihçiler için hainlik ve kahramanlık ince bir bıçağın sırtı gibidir. Özenle söylemek gerekirse Hacı Hasan Paşa da benim tespitlerime göre buna benzer şekilde Türk tarafına çalışıyor.

Hacı Hasan Paşa

Yunan ordusu bu kadar kritik bilgileri nasıl bir Türk ile paylaşıyor?

Bugün dijital olan veriler o dönem tamamen belgeler ve kişiler üstünden dönüyor. Rum tarafına karşı çok iyi bir güven testinden geçmiş olduğunu görüyoruz. Ekibin bir ya da iki numaralı ismi Fadıl Dokuzeylül'ün anılarının büyük bir kısmı da bunu doğruluyor.

Savaş sonrası nasıl temize çıkıyor?

1922 yılında deşifre olup tutuklanıyor. Daha sonra Yunanistan ile Türkiye arasında esir değişiminde geri alınıyor. Geri alındığında da 1948 yılında albay rütbesindeyken rahmetli olana kadar orduda görev yapmayı sürdürüyor.

Mümin Aksoy'un korktuğu tek şey

Mümin Bey tarafından kaleme alındığı gazeteci yazar Naci Sadullah'a dayandırılan bir notsa, tüyleri diken diken edecek cinsten. İşte o not:

"İşgal kuvvetleri subayları ile sıkı ilişkilerim göze batınca bana 'Gavur Mümin' dediler... Gavur... Yani 'Kafir!'... Yani hain Mümin... O zamanlar benim için böyle bir karara varanlara kin ve öfke duymuş değilim. Onları haklı buluyorum. öyle ya... Herkesin ölüm kalım kavgası yaptığı bir sırada ordu saflarında çarpışacağıma, başımda gavur şapkasıyla dolaşıyordum. Düşmanla sarmaş dolaş yaşayan bir haine, namussuz bir kavga kaçağına ben de olsam kin dolu gözlerle bakardım. Kurtuluşu için ölesiye, öldüresiye dövüştüğüm İzmir'de yüzüme bile tükürenler oldu. İtiraf edeyim ki o tükürükler, çarpıştığım cephelerde yediğim kurşunlardan daha ziyade acı ve ızdırap verdi bana... Ama ne yapayım ki, o sıralarda içinde bulunduğum durum ve şartlar gerçekteki durumu açıklamama engeldi. Ölmekten değil de, bir tek şeyden korkuyordum: Gerçeği anlatamadan ölmek ve tarihe bir vatan haini olarak geçmek."
Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 17:54
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nilgün Yaya
Nilgün Yaya - 13 ay Önce

Adı bugüne değin bahsedilmeyen bu güzel insanı rahmetle anıyor...anılarınin önünde egiliyorum.ve onu kurgu şeklinde de olsa bize sunan ..vatanim sensin dizisinin her ferdine de saygılarımı sunuyorum. ve bu güzel insanın değerini bilmeyen kendim dahil tüm Türkleri kınıyorum..

Zeynep Aksoy Yenilmez
Zeynep Aksoy Yenilmez - 11 ay Önce

Hacı Hasan paşa ile amca çocukları olurlar , ailesinden kendisini gizlemez bilhassa ablası Ayşe İhsan hanımdan.Biliyorum zira Mümin Aksoy babam Lütfi Aksoyun dayısı olur.

Bilge Orhon
Bilge Orhon - 4 ay Önce

O zamanlar bağımsızlık bilincinde olan insanları unutanlara Yunan işgalinden de önce ekonomik ve sosyal olarak Türk hakimiyetinden çıkmaya hazır vaziyette oldugunu hatırlatmak gerekir. Bence Osmanlının saat kulesi, rumların ve diğerlerinin gösterişli kilise ve anıtları için güzel bir hatırlatma olmuş.

SIRADAKİ HABER