banner51

Sıra Dışı Şehzadeler ve Sultanlar

Şehzade ve sultanların doğumlarında, sarayda özel merasimler yapılır, doğum haberi hatt-ı hümayunla sadrazama bildirilirdi. Şehzadeler, ileride padişah olacakları düşünülerek o doğrultuda çok iyi bir eğitim görür, el üstünde tutulurdu. Sonra da iktidar savaşları uğruna katliama kurban giderlerdi. İşte şehzadelerin ve sultanların doğumlarından ölümlerine dek yaşadıkları trajik hayatlar…

Sıra Dışı Şehzadeler ve Sultanlar
 
GAMZE KURT / BEN HABER
 
3 kıtaya yayılarak evrensel bir imparatorluk kuran Osmanlı Devleti, gerek saray yaşamı, gerek harem kültürü, gerekse entrikalarıyla birçok filme, diziye ve romana konu olmuştur. Kardeş katliamları, iktidar savaşları, şehzadeleri ve sultanlarıyla Osmanlı’nın sıra dışı öyküsünü Topkapı Sarayı Padişah Elbiseleri Bölümü eski sorumlusu Doç. Dr. Hülya Tezcan, Ben HABER’e anlattı.
 
Şehzadelerin ve sultanların saraydaki temel eğitimi nasıldı?
 
Gerek şehzadelerin gerekse sultan hanımların eğitimine çok önem verilirdi. Eğitim, özellikle şehzadeler için ayrı bir önem taşıyordu. Çünkü onların padişah olmaları durumu söz konusuydu. Ve bir İslam devleti olduğumuz için şeriatla yönetiliyorduk. Kuran’ı çok iyi bilmeleri gerekiyordu. O yüzden şehzadeler ve sultanlar ilk derslerine 5 yaşında Kuran ile başlarlardı. Kuran 1 yıl boyunca öğretilir, ezbere alınır ve sonunda okuma bayramında hatim indirilirdi. Kuran’ın toplumun yönetimiyle ilgili olan bölümleriyle çocuklar eğitilirdi. Çocuklar için önemli derslerden biri de coğrafyaydı. Dünyayı tanımaları gerekiyordu. Özellikle 16. Yüzyıldan sonra, Amerika’nın keşfiyle birlikte sarayda kristal küre dediğimiz bir küre bulunurdu ve çocukların bu kürelerle ders gördüğü bilinirdi. Dil eğitimi de çok önemliydi. Hepsi Arapça ve Farsça öğrenmeye göre eğitilirdi. Çoğu şiir yazardı. Hepsinin kendi mahlaslarıyla yazdıkları divanları vardı. Sonra da matematik ve mantık… 
 
YETENEKLİ PADİŞAHLAR
 
Peki sanat eğitimi alırlar mıydı?
 
Daha çok hat sanatıyla ilgileniyorlardı. Tezhip, minyatür farklı alanlardı. Çok iyi belgeleyemediğimiz bazı uğraşıları da var. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman’ın Trabzon’da şehzadeliği döneminde, babası Yavuz Sultan Selim ile birlikte kuyumculuk sanatıyla uğraştığını ve İstanbul’da padişah olduğu zaman mücevherciliği koruduğunu biliyoruz. Ama Kanuni’nin yaptığı herhangi bir eseri günümüze ulaşmadı, o yüzden net bir şey söyleyemiyoruz. Bir de Sultan Abdülhamit çok iyi bir marangozdu ve çok güzel işler yapardı. Bir takım yazı çekmeceleri, paravanlar günümüze ulaştı. Önceleri Topkapı Sarayı’nda bulunuyordu ancak şimdi Yıldız Sarayı’na gönderildi. 
 
Enderun mektebinde, mektebin en zeki çocuğu şehzadeyle birlikte eğitim görür, şehzade bir hata yaptığında dayağı bu çocuk yermiş. Bu doğru mu?
 
Şehzadelerin Enderun’daki öğrencilerle birlikte ders gördüğünü biliyoruz. Tabi ki şehzade sorulan bir soruyu bilemeyebilir, bunu en zeki çocuk dayak yer gibi algılamayalım da, şehzadeye ders olsun diye başka bir çocuğun kulağı çekilmiş olabilir. 
 
SARAYDA ÇOCUK OLMAK
 
O dönemin koşullarına bakıldığında sarayda çocuk olmak nasıldı?
 
Çok zor tabi ki o dönemde çocuk olmak. Kız çocuklar için ayrı erkek çocuklar için ayrı zorluklar var. Bir de bu çocukların anneleri var. Her biri ileride kendi çocukları padişah olsun diye yarış içerisindeler. Tarihimizde bu durum çok sık görülüyor. Erken dönemde, yani Fatih ve öncesinde çocukların ileride padişah olacağı düşünülür ve sancağa gönderilirdi. Sancaklarda çocukların yanına, deneyimli devlet adamlarından birer Lala verilirdi. Ve çocuklar Lala denetiminde bulunduğu şehri yönetmeye başlardı. Vali gibi görev yapardı. O bakımdan şehzadelerin çocuklukları bile ağır görevler altında geçiyordu. Babalarına savaş zamanında yardım ederlerdi. Bütün hayatları da spor yapmakla geçerdi. Atçılık, okçuluk gibi sporlarla ilgilenirler ve çekişmeli bir hayat yaşarlardı. 
 
46 YIL PADİŞAHLIĞI BEKLEDİ
 
Peki şehzadelerin sancağa gönderilmesi ne zaman ortadan kalktı?
 
3. Murat’tan sonra kalktı. Böylelikle 1. Ahmet sancağa gitmeyen ilk şehzade olma özelliği taşıyor. 1. Ahmet sarayda kalıyor, o dönem Topkapı Sarayı’nda şimşirlik diye bir bölüm yapılıyor ve şehzadeler bundan sonra sancağa gitmiyorlar. Şehzadeler sancağa çıktığı zaman Lala’ları onları eğitiyordu. Ancak o dönem gerek annelerinin ihtirasıyla gerekse Lala’ların ihtirasıyla, çocuklar babalara karşı baş kaldırmaya başlıyor ve kendisinin en iyi aday olduğuna inandırılıyor. Ve bu nedenle padişahlar her zaman devletin bütünlüğü bozulacak diye korku içinde bulunmuşlar. Bu nedenle padişahlar gerek kardeşlerini gerekse çocuklarını kendi yerine geçecek düşüncesiyle acımadan öldürüyorlar. Bu durumu da, ‘devletin devamı için bu Tanrı’nın bize verdiği bir görevdir’ diyerek meşrulaştırıyorlar, halkı da buna inandırıyorlardı. Tabii ki hoş bir durum değil. Sancağa çıkan çocuklar, padişah olabilmek için daha iyi hazırlanıyorlardı. Ama çıkamayan çocuklar hiç gelişemediler, kapalı kapılar ardında kaldılar, kimseyle görüştürülmediler. Belki öldürülmediler ama yıllarca padişahlık için beklediler. Sultan İbrahim mesela… Tarihe Deli İbrahim diye geçmiştir. 46 yıl boyunca padişah olabilmek için bekledi.  Bu durum da onun ruh sağlığını bozdu. Devlet yönetimindeki çöküntünün başlaması da, böyle sağlıksız padişahların başa geçmesiyle olmuştur. Mesela Kösem Sultan devri var. Çocuklar küçük küçük kalıyorlar. Padişah olmadan evvel çocuk sahibi olmalarına izin verilmediği için, geç yaşta tahta oturan sultanlar, geç yaşta çocuk sahibi oluyor ve sonrasında da şehzadeler küçük yaşta padişah oluyor. 4. Mehmet 7 yaşında tahta çıkıyor mesela. Sonrasında Kösem Sultan, naibe oluyor torunlarına ve kendi çocuklarına. Yani padişahın çocukluğu süresince devleti o yönetiyor. 
 
Şehzadeler neden hep Anadolu’ya gönderilirdi? Neden Rumeli’ye gönderilmezdi?
 
Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra beylikler dönemi başlıyor. 16 tane beylik bulunuyor. Ve bunların hepsi de Anadolu’da… Bu beyliklerin birliğini bir tek Osmanlı sultanları sağlayabiliyordu. Dolayısıyla çocukları o aldıkları toprakların merkezlerine gönderiyorlar. Ki beyliklerin yeniden başkaldırmaları mümkün olmasın. Ama Rumeli’de böyle bir tehlike yok. Mesela Trabzon’a, Pontus Rum Krallığı olduğu için gönderiliyorlardı. 
 
Padişah çocukları sarayda normal bir çocuğun yaşadığı hayatı kesinlikle yaşayamazdı diyebilir miyiz?
 
Kesinlikle… Şehzadelerin üzerinde her daim büyük bir sorumluluk vardır. Sancaktayken anneleri yanında oluyordu ve şehzadenin haremini hazırlıyordu. Şehzadeye sunulacak kızları anne seçiyordu. 
 
UYUŞTURUCU KULLANAN ŞEHZADELER
 
Özellikle şehzadeler çocukluk dönemlerinden itibaren sadece devlete hizmet etmeleri için bu doğrultuda bir eğitim mi alıyorlardı? Tarihte bu kurala uymayan, aykırı şehzadeler var mıydı?
 
Bazıları Lala’ların veya çevrenin etkisiyle uyuşturucuya başlamıştı, haşhaş kullanıyorlardı. Hatta bazı şehzadelerin anneleri saraya mektup yazıp ‘oğlumu bu dertten kurtarın’ şeklinde sızlanıyordu. 
 
 
Eğitimin dışında şehzadelerin ve sultanların günlük yaşantıları nasıldı?
 
İlk dönemlerde şehzadeler babalarıyla birlikte günlerce süren sürek avlarına katılırlardı. Genç, dinç ve dinamik olmaları için her zaman spor yaparlardı. Boş zamanlarında da hat sanatıyla ve şiirle uğraşıyorlardı. Yıldızlarla, astronomiyle ilgilenen şehzadeler de vardı. Fransa’dan ayın ve güneşin gösterildiği yıllık haritalar getirtmişlerdi. Kız çocuklarının uğraşılarıysa biraz daha kolay. Yeteneklerine göre bazıları nakış işlerdi, bazıları da saz çalardı. Hanım sultanlar genelde güzellikleriyle meşgul olurlardı. Saçlarına, banyolarına çok özen gösterirlerdi. Kadınlar daha rahat bir hayat yaşıyorlardı. 
 
Peki Osmanlı tarihinin en güzel sultanı hangisiydi?
 
Hürrem Sultan çok akıllı, çok zeki bir kadındı. Soluk benizli, sivri burunlu, biraz gergin yüzlü bir kadındı. Muhteşem Yüzyıl’da Meryem Uzerli’nin canlandırdığı gibi çok güzel bir kadın değildi. Ancak Hürrem Sultan, zekasıyla padişahı elde etmeyi bilen birisiydi. Mahidevran’ın daha güzel olduğu söyleniyor. Ama şöyle bir gerçek var ki tarih kitaplarında padişahın kadınlarıyla ilgili bilgi yer alması kesinlikle mümkün değil. Yani ne söyleseler boş. 
 
TRAJİK ÖLÜMLER
 
Bize aktarabileceğiniz en trajik şehzade ölümü hangisi?
 
Şehzade Mustafa’nın ölümü çok trajik. Ve onu öldürmekle kalmıyorlar adamı kandırıyorlar. Biliyorsunuz küçük yaşta da değil, 40 yaşın üzerinde. Aslında Şehzade Mustafa babasını görmeyi çok istiyor, ona derdini anlatmak istiyor ama bir türlü ulaşamıyor. Kanuni sefere çıktığı zaman oğlunu yanına çağırıyor ve gelince hemen öldürülüyor. Onu öldürdükleri yetmiyormuş gibi 1 yaşındaki oğlunu da öldürüyorlar. Minyatürlerde de küçücük tabutla minik şehzadeyi görüyoruz. Bir diğer şehzade ölümü de beni çok üzmüştür. 3. Murat’ın Manisa’da şehzade olduğu dönem Safiye Sultan o dönemde onun yanında. Safiye Sultan’dan 4 çocuğu var; 2 oğlan, 2 kız. Çocuklardan biri ölüyor. Padişah olduğu dönem de diğer çocuk ölüyor. Bu sefer sarayda bir panik başlıyor. 3. Murat’ın annesi Nurbanu Sultan padişahın çocuk sahibi olmasını istiyor. Fakat 3. Murat’ın Safiye’den başkasını gözü görmüyor. Kaynaklarda da geçiyor. Hatta Nurbanu Sultan, Safiye’nin padişaha büyü yaptığını düşünüyor. Nurbanu, macunlar, ilaçlar, baharatlar hazırlatarak padişahın diğer kadınlara ilgi duymasını sağlıyor. Ve 3. Murat’ın bir sürü çocuğu oluyor. Padişah bir müddet sonra ölüyor ve arkasında 19 tane çocuk bırakıyor. Ondan sonra gelen 3. Mehmet tahta çıktığı zaman kardeşlerinin hepsini öldürüyor. Ve halk da bu duruma isyan ediyor. Saraydan bir sürü cenaze çıkıyor. Yeniçeri o dönemde çok büyük bir güç, onlar da çok üzülüyor. Bu olay, şehzadelerin sancağa çıkmasının yasaklanmasında çok önemli dönüm noktası oluyor. 
 
 
Şehzadelerin çocuk sahibi olmaları ne zaman yasaklanıyor?
 
1600’lü yıllardan sonra Topkapı Sarayı’nda şimşirlik yapılıyor ve bütün doğan erkek çocuklar orada hapis hayatı yaşıyor. Cariyeleri oluyor ama anneleriyle bile görüştürülmüyorlar. 
 
MUSTAFA ÖLMESEYDİ…
 
Günümüz popüler kültürünü göz önüne alacak olursak Şehzade Mustafa ya da Şehzade Bayezid öldürülmeseydi sizce ne olurdu? Şu an çok farklı bir hayat yaşıyor olabilir miydik?
 
Kanuni’den sonra Osmanlı İmparatorluğu darboğaza giriyor. Mustafa çok güçlü bir adamdı, babasını aratmazdı. Eğer Mustafa öldürülmeseydi, bu süreç daha fazla uzayacaktı. Tabi ona bağlı olarak da hanedan değişecek, Mustafa’nın çocukları tahta çıkacaktı. Bu zayıflığın önüne belki geçilebilirdi. Osmanlı’nın farklı bir yaşamı olabilirdi. 
 
Belki biz de şu anda Osmanlı Devleti’nde yaşıyorduk…
 
Tarih elbette göreceli bir şey. Bu durumu tahmin etmek çok zor. 
 
  
 
HÜRREM VE KÖSEM
 
Hürrem’e, hayatta iken oğulları tahta geçmediği halde, Hürrem Sultan denirdi. Tabii bunda dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman’la olan derin ve ulaşılmaz aşkının etkisi vardı. Ulaşılmaz, çünkü Hürrem’in Muhteşem Süleyman’da bıraktığı etkiye haremdeki başka hiçbir kadın erişememiş. Osmanlı Sarayı’nda padişahı avucunun içine alarak sarayı yöneten, bununla yetinmeyip siyasete de karışan, entrikalara, cinayetlere neden olan padişah eşlerinin ilki ve kadınlar saltanatının kurucusudur Hürrem Sultan. Ancak bir isim daha var ki o da Hürrem’den daha fazla iktidarda söz sahibi… Osmanlı tarihinin en güçlü kadını Kösem Sultan…
 
Muhteşem Yüzyıl dizisinin son bölümünde Kösem Sultan’ın fragmanını gördük. Siz Kösem Sultan ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Bizi nasıl bir yapım bekliyor?
 
Kösem Sultan çok iddialı bir kadın. Çok da güçlü. Kösem Sultan ile ilgili yabancı elçilikler ülkelerine çok enteresan raporlar göndermişler. Bizim bilgilerimiz daha çok bu yazışmalara dayanıyor. Kösem’in çok güçlü bir kadın olduğunu, dirayetli ve bütün olaylara hakim olduğunu söylüyorlar. Kösem, raporlarda bu şekilde tanıtılıyor. Fakat biraz ileriye gitmiş, saray entrikalarının içine çok fazla dalmış. 3 çocuğa da naiblik ediyor, ama 3. çocuğun annesi farklı. O da Hatice Turhan Sultan. Turhan, Kösem’e karşı çıkıyor. Bazı insanlar güçlendikçe ayakları yerden kesilebiliyor, mantığını kaybedebiliyor. Bu iki kadının arasında da çok şiddetli geçimsizlik yaşanıyor. Harem halkı da Kösemciler ve Turhancılar olarak ikiye ayrılıyor. Kösem de bu süreçte kargaşayı durdurabilmek için etrafa biraz eziyet ediyor. Harem halkı da kendisine karşı gelince savaşı kaybediyor. 
 
Öldürülmemek için dolaba saklanmış…
 
Topkapı Harem dairesinde Kuşhane kapısının çıkışına yakın bir yerde parmaklıklı bir bölüm vardır. Kösem’in oraya kapatıldığını söylerler. Ölüsü oraya konmuş ve oradan gelip geçen harem halkının ibret alması istenmiş. 
 
Kösem Sultan, Hürrem Sultan’ın eline su dökemezmiş o zaman…
 
Hürrem hiçbir zaman devleti yönetmedi. Ama Kösem Sultan devleti yönetti… Azımsanacak bir zaman da değil, uzun bir süre devleti yönetti. 
 
Güncelleme Tarihi: 02 Temmuz 2014, 11:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER