banner9

'Şarkılarım dayanışma için'

Zamansız Şarkılar isimli albümüyle dikkatleri çeken Gülay Akgün, sanatı ve Ankara'da sanat yapmayı anlattı. Akgün şarkılarını dayanışma için yazdığını söyledi.

'Şarkılarım dayanışma için'

Burak Cilasun / Ben HABER

Ankaralı sanatçı Gülay Akgün, 23 yıllık müzik hayatını 'Zamansız Şarkılar' isimli albümüyle taçlandırdı. Akgün, Ankara'da müzik yapmanın zor fakat kaliteli olduğunu dile getirirken, sosyal sorumluluk faaliyetleriyle de dikkat çekiyor. Akgün'ü kimi zaman kadına karşı şiddete karşı mücadelede, kimi zaman da sokak hayvanlarıyla ilgili bir etkilikte yanıbaşınıza görmeniz mümkün.

Öncelikle albümünüzün ismiyle başlamak lazım. Neden Zamansız Şarkılar?

Ben 23 yıldır müzik yapıyorum. Bu şarkıları da yıllar önce yazdım. Bunları bir albüm haline getirme kararı aldığımızda ülke şartlarının çok değişmiş olduğunu gördük. Öyle olunca 'Bekleyip bekleyip bu zamanda mı çıkarılır?' gibi düşündük. O yüzden bu ismi vermeyi uygun bulduk. 

Birçok sanatçı teklilerle piyasada yer alırken, daha meşakkatli yolu seçip albüm çıkarma kararı alırken endişe etmediniz mi?

Ettim tabii. Bu ülkede sanatçı olmanın kıstasları var. Örneğin şiirler yazıyor ve okuyorsunuz ama şiirler defrerinizdeyse siz şair olmuyorsunuz. Kitabınızı bastırmanız lazım ki ondan sonra şair desinler. Şimdi ben de yıllardır müzik yapıyorum ama tekliyle çıksam 'Sanatçı olmaya çalışıyor' gibi bir izlenim uyandırırdı. Bu nedenle ben de insanların karşısına albümle çıkmaya karar verdim. Şarkılarımda da hep yaşanmışlıklar var. Bugün eve gideyim de beste yapayım gibi bir durum yok. 

Albümü Ankara'da çıkarmanın avantajları ve dezavantajları nelerdi?

Ankara'da müzisyen olmak biraz daha farklı bir olgu. Piyasa İstanbul'da yürüse de Ankara'nın müzisyeni de dinleyicisi de farklı. Ankara'daki müzik kalitesi de farklı. Ankara'da çok iyi olmak zorundasınız. İstanbul'da olsaydık biraz daha piyasaya oynamak lazımdı. Eğer Ankara müzisyenleri bir şarkıyı repertuvarına almışsa, o şarkı olmuştur.

İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde sanatçıların yararlanabileceği çok fazla metafor var. Ankara'da bunu yeterince göremiyoruz. Ankara'da yaratıcı olmak İstanbul ve İzmir'e göre daha mı zor?

Bana göre daha kolay. Ankara başka bir şehir. Ankara'da insanlarla diyalog halindesinizdir ve dostluklar çok sağlamdır. Zira Ankara'yı yaşanabilir hale getiren unsur dostluklardır. İstanbul'da, İzmir'de deniz kenarında çayınızı tek başınıza içebilirsiniz.İstanbul ve İzmir yalnızlık kaldırır ama Ankara kaldırmaz. Ankara'da insanlar müziği de biraz daha dinginlik olarak görürken İzmir ve İstanbul'da eğlence ön planda.

Kadına şiddete karşı da müzik yapıyorsunuz. Genel olarak kentin biraz daha dış kesimlerinde yaşanan şiddet olaylarının mağduru kadınlara ne derece ulaşabiliyorsunuz?

Ulaşmadığını düşünüyorum. Zaman zaman etkinliklere çağrılıyorum. Örneğin kadınlar için yazdığım 'Artık hayır demeyi öğrenmemiz lazım' adlı parçam çok beğenildi ama bu benim yaşadığım çevreydi. Sonra bahsettiğiniz mağdur olan ve ne yazık ki mağdur olma adayı kadınlarla bir konserde buluştum. Konser bitiminde kapıda beklemişler. Şarkım için 'Çok beğendik tam bizi anlatıyor' dediklerinde doğru kitleye ulaştığımı gördüm. Bakın bir de kadına şiddet sadece kentin dış kesimlerinde fiziksel değil. Bu ülkede eğitimli kadınlar da başta eşlerinden olmak üzere en azından sözlü şiddete uğruyor. Sınıfsal bir fark yok. Kadın olmanız şiddetle karşılaşmanız için yeterli.

Albümle birlikte hayatınızda ne değişti? 

Hiçbir şey değişmedi. Normal hayatıma devam ediyorum. Belki algılarda bir değişiklik olmuştur. Benim için aslolan şarkıyı yazmak ve sahnede olmak. Çünkü ben gerçekten şarkı söylemeye bayılıyorum. 

Ankara son birkaç yıldır çok acı olaylarla sarsılan bir kent ve ciddi bir bürokratik grilik taşıyor. Burada sanat üretmek zorlamıyor mu?

Bundan 10 yıl önce gece yürüyerek gideceğim yere, ticari taksiyle gitmek durumundayım artık. Bu nedenle yaşananlardan etkilenmemek mümkün değil. Böyle bir dünya istemiyorum. Kadına şiddete karşı bir şarkı yaptığınızda şiddetin azalmasını isteyerek, buna vesile olmayı hedefleyerek yaparsınız. Arttığını görünce gerçekten çok mutsuz oluyorum. 

Peki sokak hayvanlarına olan ilgi, şevkat ve sadakatinizin kaynağı nedir?

Ben çocukken mahallenin köpeklerini evimizin su saatinin olduğu minicik kulübe gibi bir yapıya taşır ve ona su ve yiyecek verirdim. Sonra annem gelen köpek sesini duyar ve onu dışarı atardı. Yani bu benim çocukluğumdan gelen bir şey. Sonra kedi beslemeye başladım yıllarca. Ardından bir de köpeğim oldu. Onunla tanışmak hayatımın en güzel şeylerinden biridir. Onun sevgisi terapi gibidir. 

Bildiğim kadarıyla albüm dışındaki teklinizin gelirini sokak hayvanlarına bırakıyorsunuz. Buna bir olay mı vesile oldu yoksa evinizi paylaştığınız hayvanlarınız mı?

Bir olay olmadı ama ben hayatı paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Mesela Ankara Eryaman'da bir kadın 100'e yakın köpeği gidip besliyor. Benim yaptığım çok küçük bir şey. Başka ülkelerde dağların içine yapılmış alanlar var. İnsanlar gitsin onları orada sevsin, beslesin, yıkasın... Kaza geçirmiş, şiddet görmüş sokak hayvanları için bu yükün altına girdik. Örneğin geçenlerde bir konserimizde albümümü mama desteği karşılığında satmıştık. Benim şarkılarım dayanışma için. Kimi zaman insanlarla, kimi zaman hayvanlarla...

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 15:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER