banner51

İzmir'de Gümrükleme ve Lojistik Sektörüne Farklı Bir Soluk Geldi

Uluslararası gümrük müşavirliği, hava, kara, deniz ve demiryolu taşımacılığı, sigorta, antrepo teşvik ve yatırım danışmanlığı hizmeti veren Akan Global Lojistik, 5 yıldır İzmir’de gerçekleştirdiği önemli projelerle sektöre yeni bir soluk getiriyor.

İzmir'de Gümrükleme ve Lojistik Sektörüne Farklı Bir Soluk Geldi

GAMZE KURT / BEN HABER

30 yıldır İstanbul’da faaliyet gösteren, son 5 yıldır da İzmir’de çok önemli projelerin gümrük ve lojistik işlerini yapan Akan Global Lojistik’in ortaklarından Gümrük Müşaviri Asım Tertemiz ve İş Geliştirme Müdürü Hande Göllü Barçın ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 
 
Öncelikle sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? 
 
A.T: 2000 yılından itibaren gümrük sektörünün içindeyim. 8 yıldan beri de çeşitli gümrük firmalarında yöneticilik yapıyorum. 2015 yılının sonlarında ise Akan ile yollarımız kesişti. O tarihten bu yana Akan bünyesinde önemli projeler gerçekleştiriyoruz. 
 
H.G.B: Ben de Akan ailesine 2015 yılı ortalarında Star projesiyle beraber dahil oldum. Daha öncesinde özel sektörde hem lojistik hem de proje bazlı çalışmalarım olmuştu. Akan’da lojistik koordinatörü olarak başladığım görevime şimdilerde iş geliştirme müdürü olarak devam ediyorum. Globalde Akan’ın bundan sonraki stratejik adımlarında müşterilerimize nasıl daha iyi hizmet verebiliriz, bunun araştırmalarını yapıyoruz. 
 
 
Peki Akan neler yapar? Biraz da firmanızı yakından tanıyalım…
 
A.T: Akan, İstanbul merkezli 30 yıllık bir gümrük müşavirliği firması. Türkiye’nin 9 yerinde şubesi var. Neredeyse gümrüğün olduğu her yerde hizmet veren bir firmadır. Bunun yanında lojistik hizmet de veriyoruz. Dış ticarete ait ne varsa bunların içerisinde olan ve firmalara bu anlamda hizmet veren bir kuruluştur. 
 
H.G.B: Bunun yanında ek olarak sigorta ve danışmanlık hizmetleri de veriyoruz. Hem mevzuatsal anlamda hem de teşvik konularında danışmanlık da sağlıyoruz. 
 
Kaç kişi çalışıyor bu çatının altında?
 
A.T: İzmir özelinde 35 kişi çalışıyor. Türkiye genelindeyse 150 kişiye yakınız. 
 
Akan aslında 30 yıllık bir oluşum. Ancak İzmir’de 5 yıldır var. İzmir’e geliş neden bu kadar uzun sürmüş olabilir?
 
A.T: Her bölgenin ihtiyaçları, gereksinimleri birbirinden farklı. Dolayısıyla bir atılım yapacağınızda merkezden ne kadar uzaklaşırsanız kontrol etmek ve o yapıyı aynı sağlamlıkta kurmak biraz zor oluyor. Özellikle 2014 yılı itibariyle Star rafineri projesiyle beraber Akan hızlı bir ivme kazanarak İzmir’de yerleşik olma yolunda hamle yaptı. Böylelikle resmi işlemler de tamamlanarak şube olarak hareket etmeye başladı. Öncelikle Aliağa ve Alsancak’ta kurduğumuz ofisleri bu gördüğünüz ofiste birleştirerek, İzmir ve çevresindeki bütün büyük organizasyonları buradan yönetmeye başladık. Şu anda da hedefimiz İzmir’in büyük firmalarıyla yollarımızı birleştirip sadece gümrükleme özelinde değil, lojistik, danışmanlık ve diğer devletle ilgili yatırımlar ve teşviklerle beraber İzmir’de kendimize bir alan edindik. Çalışmaya başladığımız İzmirli büyük firmalar olmaya başladı ve artarak devam ediyor. Akan İzmir’e gelmeden önce Pazar fizibilitesini çok iyi yaptı ve hazırlandı, şu an daha emin adımlarla ve hızlı ilerliyor. 
 
H.G.B: Bunun dışında İzmir’de depo hizmetleri de veriyoruz. Ayrıca Menemen Serbest Bölge’de bir ofisimiz var. İlerleyen günlerde Ege Serbest Bölge’ye de bir ofis açma düşüncemiz var. Böylelikle İzmir’de 4 ofisimiz olacak. 
 
İZMİR, 2. SIRADA”
 
 
Neden İzmir tercih edildi?
 
A.T.: Ülkeye giren dış ticaret hacmine baktığımızda, her şeyde olduğu gibi bunda da İstanbul birinci. İkinci sırada ise İzmir’i görüyoruz. 3. Mersin ve 4. olarak Ankara’yı sayabiliriz. Bizim zaten buralarda bu yapıyı kurmamız gerekiyordu. Ancak buradaki potansiyeli bizim daha da büyütebileceğimizi, İzmir’e bir şeyler katabileceğimizi düşünerek yapıyı burada güçlendirme yoluna gittik. 
 
İzmir’i nasıl görüyorsunuz? 
 
H.G.B: İzmir’in potansiyeli aslında çok yüksek. Çünkü biliyorsunuz Çandarlı Limanı, Aliağa, Kemalpaşa burada. Buralardaki yatırımlara olan teşviğin artmasıyla beraber daha gelişebileceğini düşünüyorum. Çeşme Limanı var, Alsancak Limanı keza çok yoğun bir liman. Yeni kurulan özel limanlar var. Bu noktada sektörel bazda firmaların bir araya gelip o düzlemde hareket etmeleri önemli diye düşünüyorum. 
 
A.T.: İstanbul’daki genişleme nerdeyse yüzde 100 kapasiteye erişti. Ama İzmir hem konumu hem de son dönemdeki yatırımların merkez noktası olması açısından önemli bir kent. Öte yandan Aliağa’da serbest bölge kurulması gündemde. Öte yandan bizim gümrük işlerini yaptığımız bir firma Menemen’de ciddi bir yatırım yaptı. Birçok firma İzmir ve çevresinde çok önemli yatırımlar yapıyor. Bu yatırımlarda önemli alanlarda kendilerine avantaj sağlıyorlar. Dolayısıyla bizim de işimiz lojistik ve gümrük müşavirliği olduğu için dış ticaretin yoğunlaştığı ve ivme kazandığı her yerde olmak durumundayız. Şu anda o anlamda İzmir’i parlayan yıldız gibi görebiliriz. Bunun yanında zaten İzmirli olmak ve İzmir’de yaşamak bir ayrıcalık.  
 
  
İzmir’in gümrük ile ilgili sıkıntıları var mı? Yeni kapılara ihtiyaç var mı?
 
A.T.: Kemalpaşa’da bir lojistik üssü kurulması planlanıyor. Bu, uzun zamandır gündemde ancak son dönemlerde bu projeyle ilgili hızlı adımların atılmaya başlandığını görüyoruz. Biz de Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Nihat Kınık ile geçtiğimiz günlerde bir araya geldik. O görüşmede de dile getirdik. Dedik ki; “Sasalı’da bulunan atıl durumdaki gümrüğü Kemalpaşa’ya taşımak uygun olur mu?”  Çünkü biliyorsunuz özellikli üretim yapan firmaların çoğu orada konuşlanmış durumda ve bazen yükleme sırasında dakikaların bile önemi oluyor. İşte bu yüzden, hele ki Kemalpaşa’daki üs kurulursa evet gümrük ile ilgili ihtiyaç olacak. İzmir Limanı, yoğun trafikten dolayı bunu kaldıramıyor ve İzmir’in kendisine zarar veriyor. Alsancak Limanı, tam şehrin içinde kalmış bir gümrükleme alanından ziyade, tam donanımlı bir yat limanı olabilir. 
 
H.G.B: Alsancak İzmir’in mücevheri ama limanın yarattığı trafik ve kötü görüntü maalesef negatif olarak işliyor. Onun yerine sadece kruvaziyer gemilerinin ve yatların geldiği bir yer olabilir.
 
 
“DEMİRYOLUNA ÖNEM VERİLMELİ”
 
Türkiye, lojistik sektöründe nerededir ve genel anlamda Türk lojistik firmaları gelişen pazarlarda nasıl bir çalışma içerisinde olmalıdır?
 
A.T.: Biz karayolunda iyiyiz. Özellikle AB ile yaptığımız ticarette hem kendi lojistik firmalarımız hem de uluslararası lojistik firmalarının aksiyonları iyi yönde ilerliyor. Gemi yoluna baktığımızdaysa yeterli ivmeyi yakalayamasak da totalde hacim olarak düşünürsek taşınan malla alakalı gemi yolu tabii ki pastadan en büyük dilimi alıyor. Ama demiryolunu da işletebilmemiz lazım Türkiye’de. Yüzde 10 gibi bir rakam çıkıyor karayolunda kullandığımız. Gemi yolunda yüzde 89’luk bir rakam söz konusu. Yüzde 1 de demiryolu. Ancak Rusya ve Avrupa ülkelerinde demiryolu çok daha fazla kullanılıyor. Dünyadaki lojistik pastasından Türkiye’nin aldığı paya baktığımızda Belçika’nın gerisindeyiz. Bizim bu uluslararası firmalardan pastayı biraz daha kendimize çekebiliyor olmamız lazım. Çünkü bizim sektörümüzde ne kadar büyürseniz iş o kadar size geliyor. Dolayısıyla uluslararası anlamda taşıdığınız eşya hacmine göre size fiyat veriyorlar. 
 
H.G.B: Bunun sebeplerinden biri de daha çok parsiyel taşımacılığa yönelinmesinden kaynaklanıyor. Butik hizmet verildiğinde fiyatlar diğerlerine nazaran yüksek kalıyor. Bunlar da tabii ki lojistik sektörünün gelişmesini engelliyor. Böyle bir stratejik konuma sahip olup Belçika’nın gerisinde kalmak gerçekten üzüntü verici. Türkiye bir hap haline getirilmeli. Çünkü birçok ana hat üzerinde kalıyor ülkemiz. Ama maalesef bu hap olma durumunu kullanamıyoruz. 
 
Bununla ilgili ne yapılması gerekiyor? Hükümete ne gibi sorumluluklar düşüyor?
 
A.T.: Baktığımızda senelerce tekstile bir destek aktarıldı hükümetten. Bugünlerde de ağır sanayinin desteklenmesi lazım. İstihdamın artırılması için firmalara şu anda özel teşvikler, ÖTV, KDV indirimleri geldi biliyorsunuz. Evet bizim sektörümüzde biraz daha teknolojiye yönelik yatırımların yapılması lazım. Devletin de uluslararası taşımacılıkla alakalı firmaları biraz desteklemesi gerekiyor. 
 
H.G.B: Lojistik altyapıların desteklenmesi de çok önemli. 
 
YILDA 5 MİLYAR DOLARLIK CİRO
 
 
Akan Global’ın bulunduğu projelerin yıllık dış ticaret hacmi ne kadardır?
 
A.T.: Yaklaşık 5 milyar dolarlık diyebiliriz. Çünkü ciddi projelerin gümrük işlerini yürütüyoruz. 
 
Müşterilerinize ne gibi farklı hizmetler sunuyorsunuz?
 
A.T.: Firmaların beklentileri ve öncelikleri her zaman gümrük müşavirleri gözünden doğru algılanamayabiliyor. Gümrük müşavirleri müşteriyi anlayamadığında veya gümrüğü anlayamadığında bazı sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bizim ise ekibimiz kendi alanlarında çok donanımlı ve çözüm odaklıdır. Biz çalıştığımız firmalara bir nevi ön hizmet sunuyoruz, bu bizim sektörümüzde çok yapılmaz. Çalıştığımız kurumların ithalat yapacağı ürünleri daha yola çıkmadan önce kontrol ediyoruz, eğer ithalatında bir sorun yaşanacağını düşünüyorsak kurumu uyarıyor ve çözümünü sunuyoruz, böylelikle sorunu yaşanmadan çözüyoruz, müşterinin de ardiye, demoraj vb masraflar ödememesini sağlıyoruz. 
 
SURVIVOR’IN TÜM MALZEMELERİNİ ONLAR TAŞIYOR
 
 
Survivor’ın bütün malzemelerini siz taşıyormuşsunuz. Popüler bir yarışma olduğu için sormak istiyorum Survivor ile ilgili anlatabileceğiniz bir anı var mı?
 
A.T.: Evet TV8 ve Acun Medya’nın tüm lojistik işlerini biz yapıyoruz. Geçen sene Kıbrıs’ta yapılacak finalden önce bir telefon geldi bize. Finalde bir mangal partisinin verileceği, bu partideki etlerin Nusret tarafından organize edileceği söylendi. Bu etlerin bir an önce Kıbrıs’a gitmesi gerekiyordu. Ancak etin ihracatı Kıbrıs’ta bazı proseslere bağlı. Kolay bir malzeme değil, ithalat ve ihracat yapmak için. Bizim öncelikle buradaki prosesleri, daha sonra da Kıbrıs’taki prosesleri halletmemiz gerekiyordu. Oradaki yetkililerle irtibata geçerek çok kısıtlı zamanımızın olduğunu, projenin bir anda bizim önümüze geldiğini ama Survivor’ın finaline bu etleri bir şekilde yetiştirmemiz gerektiğini izah ettik. Sağ olsunlar onlar da bize yardımcı olmak amacıyla prosesleri minimuma indirip ellerinden gelen desteği vereceklerini söylediler. Bizden de küçük bir ricaları oldu. Biliyorsunuz Kıbrıs’ın hellim peyniri meşhurdur. Onlarda canlı yayında Acun Ilıcalı’nın hellimden bahsetmesini rica ettiler. Tamamen gastronomi turizmine katkı sağlaması açısından tarafımıza iletilen hoş bir ricaydı bu. Biz de Acun Medya’ya bu ricayı ilettik, onlar da kabul ettiler. Biz bu diyalogları oluştururken, ne yazık ki çok üzücü bir haberle sarsıldı ülkemiz. Atatürk Havalimanı’na düzenlenen saldırı dolayısıyla yarışmanın finali de ertelendi. Zaten sonrasında da çok tatsız bir final yayını yapıldı. Bu proje de dolayısıyla hayata geçmedi.  
 
H.G.B: Acun Medya bizim için değişik bir etiket tabii. Oraya çok farklı malzemelerin gönderilmesi sonrasında da bunu görmek farklı geliyor. 
 
Peki popüler kültüre daha farklı katkılarınız oluyor mu Survivor dışında?
 
A.T.: Firmamızın sponsor olduğu bazı gösteriler oluyor. Fırat Tanış’ın “Gelin Tanış Olalım” performansı örneğin. 
 
H.G.B: Firmamız ayrıca sektörel anlamda faydası olabilecek eğitimlere de çok destek veriyor. Örneğin Proje Yönetimi Enstitüsü’nün yapmış olduğu bazı etkinliklere de sponsor oluyoruz. 
 
Önümüzdeki süreçte daha farklı projeler olacak mı Akan’ın destekleyeceği?
 
A.T.: Tabii ki. Biz İzmir’i İzmir bizi tanıdıkça bu bağlamda ilişkiler daha da kuvvetlenecek gibi duruyor. 
 
 
Güncelleme Tarihi: 15 Şubat 2017, 11:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER