İzmir'e sanat çok yakışıyor

Usta tiyatrocular Göksel Kortay ve Haldun Dormen, Ben HABER aracılığıyla İzmirli iş adamlarına mesaj gönderdi: Burada da sanat adına güzel şeylerin olabilmesi için iş adamlarının, fedakarlıkla çalışan gençlere destek olmaları bekleniyor. Çünkü İzmir’e sanat çok yakışıyor.

İzmir'e sanat çok yakışıyor

GAMZE KURT / BEN HABER

Türk tiyatrosunun duayen isimleri Göksel Kortay ve Haldun Dormen ile Sahne Tozu Tiyatrosu’nda bir araya geldik ve keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu iki isim, harika uyumları ve müthiş enerjileriyle beni bir kez daha kendilerine hayran bıraktı… İşte buram buram sanat ve yaşam enerjisi kokan o röportaj

Öncelikle İzmir’e yeniden hoş geldiniz… Kibarlık Budalası oyununun turnesi kapsamında buradasınız… Nasıl geçiyor turne?

G.K. - Çok güzel geçiyor. Biz Kibarlık Budalası ile çok geldik İzmir’e. 

H.D. – 9 yıl içinde 20 kez falan geldik. 

G.K. – Bu civarı sık sık dolaşıyoruz ve tabii çok seviyoruz buraları. 

İzmir seyircisini nasıl buluyorsunuz?

G.K. – Ben bayılıyorum. 

H.D. – Yalnız bu defa çok kötüydü.

G.K. – Yani biz her gittiğimiz yerde hep tıklım tıklım bir salona oynuyoruz. Belki 1 ya da 2 defa yarım salona oynadığımız oldu. Onun dışında lebaleb dolu. Hem de çok iyi bir seyirci oluyor. Ama bu kez ilk defa İzmir’de; ki İzmir’in seyircisi çok coşkuludur, çok iyi algılar her şeyi… İlk defa tıs tıs… Hatta Haldun Bey tereddüt etti bir ara. Salon boş mu, kimse yok mu, diye düşündü. Ben de herhalde onlar reaksiyon gösteriyorlar ama bize geçmiyor dedim. 

H.D. – Evet hiç reaksiyon yoktu. Trajedi seyreder gibi seyrettiler. Sonunda alkış oldu.

G.K. – Sonunda çok coşkuluydu. Alkış kıyamet, herkes ayağa kalktı. 

NİSAN’DA YENİDEN GELİYORLAR

Peki önümüzdeki dönemde nerelere gideceksiniz?

G.K. – Çorlu, Gaziantep falan var. Sonra Nisan başında yine İzmir’e geliyoruz.  

H.D. – Ben 22 Şubat’ta da geliyorum. Bir Zamanlar Gazinoda ekibiyle. 

Bu iki usta isim aynı sahneyi kaç defa paylaştı acaba… Hatırlıyor musunuz?

G.K. – 60 yıllık bir dostluğumuz var. Ama sahneyi paylaştığımız oyunlar çok fazla değil. 

H.D. – Ben Göksel’in oynadığı oyunları daha çok sahneye koydum. 

G.K. – Evet Haldun Dormen’in yönettiği oyunlarda oynamışlığım çok ama karşılıklı oynadığımız çok fazla değil. 

H.D. – Toplasanız 5-6 tane var. 

“HALDUN BAZEN AŞIRIYA KAÇAR”

Haldun Hocam Ekşi Sözlük’te sizi, “Süper şahsiyet, snoblugun yakıştığı ender insanlardan biri, naif, hoşsohbet, mütevazi, ülkedeki yaşayan en büyük tiyatro efsanelerinden biri, asırlık çınar, Türk tiyatrosunun medar-ı iftiharı” şeklinde tanımlıyorlar. Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

G.K. – Benim iki itirazım var; en büyük efsanelerden biri değil, birincisi. Ayrıca snob hiç değil. 

H.D. – Öyle gözüküyorum ama hiç alakam yok. Ben samimiyim. Türk tiyatrosunun nesiyim onu bilmiyorum ama insanları çok seven, hayattan zevk alan, insanlar için bir şey yapmak için uğraşan ve paylaşmayı seven bir insanım. Benim en büyük özelliğim paylaşmayı sevmem. Çünkü tiyatrocuların birçoğu kendi bildiklerini başkalarıyla paylaşmazlar. Ben ne olursa olsun paylaşmayı severim. Para dahil… 

G.K. – Maalesef… Bazen aşırıya kaçıyor çünkü. (gülüyoruz)

Haldun Hocam eskiden sizin elinizi sıkabilmek için uzunca bir sıraya girilirmiş. Doğru mu?

H.D. – Yok ya… Resim çektirmek için kuyruk olur. Elimi sıkmak için değil. Kim isterse gelip rahat rahat sıkabilir. Kim isterse beni rahatça görebilir. Ama bazen oyunlardan sonra resim çektirmek için 150 kişi falan bekliyor. Onun için kuyruk yapmak zorunda kalıyorum. 

G.K. – Sen bir de onu Çağlar’a (İşgören) sor bakalım sana ulaşmak için ne kadar zorlanmış. (gülüyor) 

H.D. – Bilmiyorlar tabii bana bu kadar rahat ulaşabileceklerini, bir şey sanıyorlar. 

Göksel Hocam sizin için de “Yaşadığı yılların izleri, bir kadının yüzüne ancak bu kadar yakışabilir, onu ancak bu kadar asil, güçlü, ulaşılmaz, kılabilir. Profesyonel bir oyuncu. Saygı duyulası insan. Hala güzel, hala alımlı, hala dimdik ve zevkli. Dünya güzeli bir kadın, tam bir hanımefendi. Asil. Oyunculuğun ve seslendirmenin anıt ismi, göz kamaştırıcı.” 

H.D. – Ooo… Peki kötü şeyler yok mu hakkımızda?

“SİNİRLENİP DARILIYOR BANA”

Onlar da var ama onları söylemeyeyim şimdi… (gülüyoruz) Göksel Hocam peki siz kendinizi nasıl anlatırsınız?

G.K. – Ben öyle normal biriyim. Sevgiye çok önem veren, işinde gücünde bir insanım. Dostumdur. 

H.D. – Ama tutturdu mu da tutturur. 

G.K. – Haldun öyle der ama değilim. Ben bildiğim şeyi tutturuyorum. O da tutturuyor… İkimiz de inatçıyız. 

60 yıllık bir dostluktan bahsediyoruz tabii. Eminim çakıştığınız çok fazla nokta da oluyordur. 

G.K. – Çok var çok.

H.D. – Abuk sabuk şeyler var. Bir şeye sinirleniyor, darılıyor bana. 

G.K. – Aaa gene ben darıldım yani. (gülüyoruz) Durup dururken darılmıyorum herhalde. Deli miyim ben…

Gerçekten müthiş bir enerjiniz var. Her yere yetişiyorsunuz. Halen aynı heyecanla sahneye çıkıyorsunuz. Ben de yeni yeni tiyatroya başlamış biri olarak sormak istiyorum. Bunun sırrı nedir?

G.K. – İkimiz de Koç burcuyuz. Bir gün arayla doğmuşuz. Tabii yaş farkı çok var. 

H.D. – Göksel benden büyüktür. (gülüyoruz)

G.K. – Koç burcu çok enerjik bir burç. Biz ikimiz de burcumuzun hakkını veriyoruz. İkimiz de çalışmayı seviyoruz. Ben eskiden günde sekiz yere yetişirdim. Şimdi artık o kadar yapamıyorum. Eskiden 10-12 gün hiç uyumadan çalışırdım. Halen de 2-3 gün uykusuz götürürüm. Tiyatro aşkı bizi ayakta tutuyor. 

H.D. – Ben de günde 5-6 saat uyuyorum. 

Peki hiç sıkılıp, bunalıp tüm kapıları kapatıp kaçıp gitmeyi düşündünüz mü?

H.D. – Ben hiç düşünmedim. İnsanları seviyorum, onlarla birlikte olmayı seviyorum. Kaçıp gitsem onları da götürürüm zaten. 

G.K. – Benim de olmadı çünkü ben kalabalık severim. Çenem kuvvetlidir, konuşmayı severim.

H.D. – Maşallah… (gülüyor)

“Beyaz Cam”ı nasıl tarif edersiniz? Televizyon dünyasında yapılan projeler şu an sizi tatmin ediyor mu?

H.D. – Dizi hiç izlemiyorum. Yarışma programları izliyorum. Survivor’a bayılıyorum. O Ses Türkiye’yi seviyorum. Acun yapımları çok iyi. 

G.K. – Benim evimde televizyon 24 saat açıktır. Hemen hemen her şeyden haberim var. Bütün dizileri bilirim ama öyle nefes almadan seyrettiğim dizi yok. Bence hepsi çok başarılı. Çoğunlukla tiyatrocular oynuyor artık. Tabii bu nedenle yapımlar başarılı oluyor. Televizyonda oyunculuk göstermek bana göre biraz zor. Çünkü o kadar hızlı akıp gidiyor ki. Ama gösterenler var. Benim öğrencilerimin çoğu dizilerde. Çok ünlü oldular maşallah. Benim de hoşuma gidiyor, gurur duyuyorum onlarla.


 
Arıyor musunuz onları, eleştiriyor musunuz?

G.K. – Hemen ararım. “Bravo, harikasın” diye. Ya da yanlış yapmışlarsa, “bu nedir, böyle mi yapılır, ben size böyle mi öğrettim” diye azarlarım. 

“BAŞKAN’A TEŞEKKÜR MEKTUBU YAZACAĞIM”

Haldun Hocam siz yeni nesil oyuncuları nasıl buluyorsunuz? 

H.D. – Ben de hemen arar tebrik ederim. Çünkü bunu söyleyen insan o kadar az ki… Geçtiğimiz günlerde Aydın’daydım. Bayıldım oraya. Başkan Çerçioğlu’na bir teşekkür mektubu yazacağım. İnsanların iyi yaptıkları şeyleri ve takdir edildiklerini bilmeleri lazım. Bizde eleştirmek çok kolay ama beğenmek çok zor. 

Televizyona tekrar bir geri dönüş olabilir mi?

H.D. – Doğru düzgün bir şey olursa neden olmasın. Dizilerde pek oynayamam çünkü diziler çok vakit alıyor. Ama bir sitcom veya bir yarışma programı olursa, seversem seve seve yaparım. 

G.K. – Ben de aynı fikirdeyim. Keyif verecek, diş geçirebileceğim bir şey olursa neden olmasın. Yalnız benim dizilere bir eleştirim var. Çok fazla şiddet var. O beni çok rahatsız ediyor, sıkıyor, üzüyor. Eskiden Türk filmlerinde kötü adamların elinde tabanca olurdu. Şimdi öyle değil. Sorunlarını hukuka başvurarak değil kendileri çözümlemeye çalışıyorlar. Şiddet, özendiriliyor ve buna çok üzülüyorum. 

İZPEK, BEDİA ÖDÜLLERİ’NE SPONSOR OLDU

Sahne Tozu Tiyatrosu’ndan da bahsedelim dilerseniz. Şu anda İzmirliler için çok önemli bir işbirliği de söz konusu. İZPEK ile tiyatro günleri başladı.

H.D. – İZPEK’e çok teşekkür ederiz. Bedia Muvahhit Tiyatro Ödülleri’nin de sponsorluğunu üstlendiler. Bizim için çok önemli. Çünkü bildiğiniz gibi Bedia, Atatürk’ün emriyle burada İzmir’de sahneye çıktı ilk olarak. Ve tüm Müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkabilmesinin önünü açtı. Bu arkadaşlar bugün sahneye çıkabiliyorlarsa Bedia Hanım ve Atatürk’ün sayesinde oldu. O yüzden bu ödül töreninin İzmir’de yapılması çok önemli ve sponsor bulabilmesi bizleri çok mutlu etti. Onlarla tanışmaktan ötürü çok mutlu oldum. Sanata karşı, Bedia Ödülleri’ne karşı tavırlarından çok mutlu olduk. 

G.K. – Bedia Hanım olmasaydı, ondan önce Afife Hanım olmasaydı biz bugün burada olamazdık. Evde oturup yün örüyor olurduk herhalde… İZPEK’i bu noktada kutluyorum, çok güzel bir şey yaptılar. Bedia ile ilgili almış oldukları karar çok önemli. İzmirli bir kurumun buna el atması gerekiyordu, o da oldu...  

İZMİRLİ İŞ ADAMLARINA ÇAĞRI

İzmir’in en büyük sıkıntısı da bu. Dışarıdan alkışlarlar ama iş maddi anlamda destek olmaya geldiğinde o noktada sıkıntı yaşanır…

G.K. – Oysa ki burada da sanat adına güzel şeylerin olabilmesi için iş adamlarının, bu şekilde fedakarlıkla çalışan gençlere zaman zaman yardımcı ve destek olmaları bekleniyor doğrusu. Çünkü İzmir’e sanat çok yakışıyor. Burada sanatın filizlenmesi, ilerlemesi çok önemli. Ki bence Sahne Tozu Tiyatrosu, İzmir’in en önemli sanat topluluğudur. Ben onları çok severim. Bu boş bir sevgi değil. İzmir’deki önemleri, sanata verdikleri değer ve tiyatro aşkları beni mahvediyor. 

Nişantaşı’ndaki eğitimler nasıl gidiyor? Öğrencilerinizden memnun musunuz?

H.D. – Ben çok memnunum. Umarım öğrencilerim de benden memnundur. Ben müzikal dersi veriyorum. En önemli görevim insanlara şarkı söyletmek ve bu konuda kendilerine güvenmelerini sağlamak. Mutlaka hepsi de şarkı söylüyor.

G.K. – Ben de çok memnunum. Bu yıl 3. yılımız. Özellikle geçen seneki sınıfımla bir aşk yaşadık sanki. Müthiş bir sınıftı. Bunca yıllık öğretmenlik yaşamımda böyle sınıfa rastlamadım. 

Sevgili Çağlar İşgören’in bir lafı vardı. “İstanbul Türkiye’nin Hollywood’u, İzmir de Broadway’i olacak. Bunu yapacağım.” demişti. Sizce bu ne kadar mümkün?

G.K. – Çağlar yapacağım derse, yapar. Çağlar gece yatar, sabah 10 tane projeyle kalkar. İlk başlarda, daha onu bu kadar çok tanımadan önce “nasıl yapacak” diyordum. Sonra baktım 10 projeden 5-6’sını yapıyor. Artık çok inanıyorum. O yüzden bence yapar. 

H.D. – Şimdi ama istekleri 25’e çıktı. (gülüyoruz)

Son olarak İzmir sizin için ne ifade ediyor?

H.D. – Çok şey ifade ediyor. Bir kere Atatürk şehri. Atatürk’ü burada çok daha iyi hissedebiliyorum. Çocukluğumdan beri çok geldiğim için ve devamlı turne yaptığım için buradaki seyirciyle de haşır neşir oldum. İzmir çok hoş bir yer.

G.K. – Ben de İzmir’i çok severim. İzmir bence Türkiye’nin aydınlık yüzü, gülen yüzü. Tam bir cumhuriyet şehri. İnsanlar çağdaş, uygar. Burada çok rahat ediyor insan. Buranın havasını içime çekmek bana iyi geliyor. İstanbul aşığı olmasam İzmir’e yerleşmeyi düşünürdüm.  
 

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 16:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER