İşimi nasıl batırdım?

Fuckup Nights İzmir sorumlusu Banu Güsar, ''Herkes yeniliyor. Her savaşı kazanmış bir kahraman yok. Bir insanın, neden kaybettiğini görmesi lazım.'' diyor ve ekiyor: O sahnede aslında başarısızlar değil başarılılar konuşuyor.

İşimi nasıl batırdım?

GAMZE KURT / BEN HABER

Fuckup Nights…” Bu isim başlangıçta size biraz küfür gibi gelebilir. Ancak işin iç yüzü hiç de öyle değil… Bu, Meksika’da doğmuş, gerçek anlamda Türkiye’de ilk defa İzmir’de hayata geçirilmiş, oldukça farklı bir organizasyon. Türkçeye “İş Batırdım Geceleri” olarak çevrilmiş. Yaşamımız boyunca genelde başarı hikayeleri dinlemeye alışık olduğumuz için “Fuckup Nights” farklı bir organizasyon… Başarısız olmuş girişim ve projelerin hikayelerinin paylaşıldığı, sorgulandığı, “Fuckup Nights” yani “İş Batırdım Geceleri” ile ilgili tüm detayları, projenin İzmir sorumlusu Banu Güsar’dan dinledik.

Öncelikle “İş Batırdım Geceleri” ile ilgili sizden bilgi alabilir miyiz?

İş Batırdım Geceleri, Meksika’dan çıkmış bir hikaye. 2012 yılında 5 tane Meksikalı kendi aralarında konuşuyorlar. Bunlar iş batırdıkça bir araya gelip, barda oturup birbirlerine hikayelerini anlatıyorlar. O kadar çok eğleniyorlar ki “Bunu neden diğerlerine de anlatmıyoruz?” diyorlar. Herkes arkadaşını çağırmaya başlıyor ve Meksika’da kademe kademe büyüyen bir topluluk oluşuyor. “Fuckup Night” adını veriyorlar bu buluşmaya. 

“BUNU YAPMADAN ÖLMEYECEĞİM”

Peki siz bu organizasyonlardan nasıl haberdar oldunuz?

Ben iş yaşamımın 5.5 yılını Belçika’da geçirdim. Orada yaşadım. O dönemde Meksikalı bir arkadaşım vardı, ismi Elizabeth. İkimizde aynı tarihte ülkelerimize döndük. Çok sıkı bir dostluğumuz vardı, hiç kopmadık. 2014 başında işimden ayrıldım, girişimciliği denemeye karar verdim. “Bunu yapmadan ölmeyeceğim, bir kere de olsa deneyeceğim, en kötü ihtimalle profesyonel hayata geri dönerim” dedim. İlk başlarda kendi işimi yapmak bana inanılmaz keyif veriyordu. Birkaç ay sonra aynı hızda yeni müşteri bulamadığım için bende iç korkular başladı. Bir gece Elizabeth ile yazışırken ona endişelerimden bahsettim. O da bana “kızım ne olacak gidersin Fuckup Nights’ta konuşursun” dedi. “O ne” dedim. Bana hemen internetteki adresi gönderdi. Hiç unutmuyorum, sabaha karşı 05.00… Bir baktım Fuckup Nights diye bir şey var. Bir baktım, Türkiye’de yok! Acayip heyecanlandım. O saatte kalktım Meksika’ya yazdım. Türkiye’de olmadığını söyledim. Cevap şu: Banu Hanım isterseniz deneyin, ama galiba Türkiye’de zor bu iş… 

Ama siz yine de yaptınız…

Ocak 2015’te yapmaya başladım. İlk ay Yaşar Üniversitesi’nden iki hocam ve bir gazeteci arkadaşım destek oldu, 3 konuşmacım öyle çıktı. İlk aylar konu, komşu, akraba, herkese “konuş n’olur, konuş n’olur” diyorum, herkesi çağırıyorum. (gülüyor) İlk zamanlarda konuşmacı bulmakta baya zorlandım. Ben başladım Ocak 2015’te, İstanbul Mayıs 2015’te, Ankara Ocak 2017’de… Şimdi ise büyük bir ekibiz. Tugay Gürler, Begüm Tatari, Çağkan Aydoğdu, Aşkın Kirenli, Gürkan Basar, Zeynep Lembet ve Oya Demir ile birlikte bu projeyi sürdürüyoruz.

“İNSANLAR SAĞLAM BATIŞ GÖRMEK İSTİYOR”

Artık konuşmacı bulmakta zorlanmıyorsunuz değil mi?

Hayır artık her aya bir hit konuşmacı buluyoruz hatta. İnsanlar örneğin Ali Sabancı’yı görmek istiyor artık. Ya da sağlam batış olsun, trilyon duymak istiyorlar. Ama bence batışın kaç trilyon olduğu değil, o insanda nasıl bir darbe yarattığı önemli. Yani olay depremin şiddeti değil; olay, bu depremi nasıl yaşadın, bundan gerçek sonuçları nasıl çıkardın, bundan ders alıp anlatabilecek misin… Önemli olan bu. Çünkü o sahneye çıkmak kolay bir şey değil. Kendinle yüzleşmiş olman lazım. 

Biz başarı hikayeleri dinlemeye alıştık. Başarısızlık hikayeleri anlatmak biraz yürek ister tabii.

O sahneye çıkanların hepsi, yaşadıkları durumla çoktan yüzleşmiş insanlar. Gülerek anlatıyorlar. Yani o bunu parçalara bölmüş, enzimini çıkarmış, sindirmiş, DNA’nın parçasında diyor ki; ben bundan not aldım, bir daha aynı hatayı yapmam. Kendiyle barışık insanlar sahneye çıkıyor ve onları dinlemek bende her seferinde bir aydınlanma hissi uyandırıyor. Çünkü o sahnede aslında başarısızlar değil başarılılar konuşuyor. Düşmüş, ayağa kalkmış ve sonrasında devam etmiş insanlar konuşuyor. Sonuçta herkes yeniliyor. Her savaşı kazanmış bir kahraman yok. Nereden kaybettiğini görmesi lazım bir insanın ya da kaybedenin yanında savaşın içinde olması lazım. 

Bu gecelere kimler katılabiliyor? İş batırmış olmak mı gerekiyor?

Herkes katılabiliyor. Ben sadece konuşmacıları önceden denetliyorum. 

Peki ihtiyacınız olan maddi desteği nereden alıyorsunuz? Bir sponsorunuz var mı?

Video çekimlerim için bir sponsorum var. Fotoğraf çekimlerim için ayrı bir sponsorum var. Yazılımımı yapan bir şirket var. Böyle şeyler… Tam girişimcilik gibi. Para ödemeyeyim, hizmet alayım. (gülüyoruz) Ama çok kaliteli hizmet veren insanlarla çalışıyoruz, o yüzden çok mutluyuz. Tabii ki farklı sponsorlara da ihtiyacımız var. Bu arada eğer bir sponsor bulursam bu organizasyonu Ege Bölgesi çapında yapmayı düşünüyorum.

Peki ismi neden Fuckup Nights?

Öncelikle ismi bir küfür değil onu açıklayayım. Çuvallamak, toslamak demek. Bu bir ağdalı İngilizce. Ve bu isme ne yazık ki sadece Türkiye ve Suudi Arabistan itiraz ediyor. 

En ilginç hikaye nedir aklınızda kalan?

Biri bir iş kuruyor 35 senede bir yere getiriyor. 300 kişi çalıştırıyor. Daha sonra kızını finans müdürü yapıyor. Gel zaman git zaman bir şeyler ters gidiyor. Anlam veremiyor. Aylarca bütün birimleri kontrol ettiriyorlar. Her şey yolunda. Daha sonra şirkete çok fazla bankanın gelip gittiğini gözlemliyorlar. Şirketin ihtiyacı olmadığı halde çok fazla kredi çekildiğini fark ediyorlar. Biraz takip edince gerçeği anlıyorlar. Patronun kızı, zor durumda olan kocası için babasının şirketi üzerinden kredi alıp, kocasının şirketi üzerine süspanse ediyor ve babasının şirketini batırıyor. Baba bunun üzerine sadece şirkette çalışan 300 kişi işsiz kalmasın diye borçlara binaen şirketi devrediyor.

“LEVANTENLER VE MUSEVİLER İZMİR’E GERİ DÖNMELİ”

İzmir’i nasıl görüyorsunuz? İş kurmak için avantajlı bir bölge mi?

Geçmişte İzmir’de çok iş vardı, İstanbul’a kafa tutuyordu. Parayı iyi çeviren Levantenler ve Museviler azaldı. Onlar ticaretten çok iyi anlayan insanlardı. Ben onların geri dönmesini ümit ediyorum. Benim de yapmaya çalıştığım İzmir’den kaçanları İzmir’e geri getirmek. Beyin göçü geri gelir ve insanlar İzmir’de yaşamak konusunda baya bir hevesli. Bununla beraber İzmir’de yanlış bir girişimcilik algısı var bence. Her şey KOSGEB ve TÜBİTAK’a bağlı. 15 Temmuz kalkışması yaşadık hepimiz için büyük bir şoktu. Bir anda TÜBİTAK bütün kredileri durdurdu. Ne oldu o girişimciler? Bu insanlar ne yer ne içer? Aylarca paralarını alamayan insanlar oldu. Sonuçta KOSGEB parayı havadan vermiyor, önce senin harcaman gerekiyor. Bunun anlaşılması lazım. İzmir bakış açısını değiştirmek zorunda, ticaretten anlamak zorunda. O yüzden İzmirliler lütfen çocuklarını genç yaşta çalıştırmaya başlasınlar. 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

İzmir’e tapıyorum. İzmir’de çok güzel şeyler olacağından eminim. İzmir’de olmaktan çok mutluyum ama bununla beraber potansiyelimizi iyi kullanamadığımızı düşünüyorum. Bizi FUN İzmir olarak Facebook’tan, Fuckup Nights İzmir olarak Instagram’dan, @funizmir olarak Twitter’dan ve www.fuckupizmir.com.tr adresinden takip edebilirler. Çünkü ekibimizle birlikte biz neyi duymak istiyorlarsa onu veriyoruz. 

İŞ BATIRMAMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

- Laf dinlemen lazım, “ben bilirim”de iddia etmemen lazım. 

- Geçimsiz olmaman lazım. Bir şirkette köpekbalığı dediğimiz, yırtıcı insanlara da ihtiyaç vardır, çok sosyal ama yavaş gidelim diyen insanlara da ihtiyaç vardır. Çünkü onlar stabilitedir. Ayrıca hayalperestlere de ihtiyaç vardır. 
- İşin başında durmalısın. İşin başında durmazsan, denetlemezsen olmaz.
- Finanstan anlaman lazım. Bilmiyorsan da profesyonele çekeceksin. 
- Doğru ortak seçmen lazım. Eş, dost, akraba o ilişkilere dikkat etmen lazım. Kaybetme riskin yüksek.
- Uyumlu, vizyon sahibi olman lazım.
Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 17:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER