banner51

Döviz Mağdurları Dava Açabilir

Dolar rekor seviyeye ulaştı. Euro ve döviz sepetinde de tarihi rekorlar mevcut. Ulaşılan kur seviyeleri piyasa uzmanları ve reel sektör temsilcilerini endişelendirmeye başladı. Uzmanların ortak görüşü ise bu endişelerin oluşumundaki en etkin rolün, Merkez Bankası’nın geçtiğimiz sene kur seviyesini telaffuz etmesi yönünde… Şirketler bu telaffuz nedeniyle kurun yükselmesi karşısında şirket kararlarını geciktirdi. Bazı şirketlerden iflas haberleri de gelmeye başladı.

Döviz Mağdurları Dava Açabilir
 
GAMZE KURT / BEN HABER
 
Dolar rekora ulaştı, euro ve dövizde de tarihi rekorlar mevcut. Piyasa uzmanları dolar ve Euro'da gelinen bu seviyelerin artık reel sektörde de sıkıntılara yol açtığının gözlemlendiğini ifade ediyor. Geçtiğimiz sene yılsonu için 1.92 kur tahmini vermesinin şirketlerin döviz açığını kapamasında gecikmelere yol açtığı belirtiliyor. Merkez Bankası'nın geçtiğimiz sene kur seviyesi telaffuz etmesi ile kurun yükselmesi karşısında şirket kararlarının geciktiği de ifade ediliyor. Döviz açığı olanların pozisyonlarını kapatamadığı ve şirketlerden iflas haberlerinin gelmeye başladığı dile getiriliyor. 
 
Uzmanlar yüksek kurun KOBİ'leri de olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Bu noktada akıllara CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın KOBİ’lere yaptığı çağrı geliyor. Öztrak, Merkez Bankası Başkanı'nın 1.92 TL'lik kur taahhüdüne inanan ve o doğrultuda hareket eden vatandaşların Merkez Bankası Başkanı’na dava açabileceğini belirtmişti. Biz de bu konuyla ilgili tüm merak edilenleri, konunun muhatabı iki önemli kişiye, EBSO Başkanı Ender Yorgancılar ve Avukat Tayfun Ozankaya’ya sorduk ve bakın nasıl yanıtlar aldık…
 
AVUKAT TAYFUN OZANKAYA:
 
Dava kuruma mı şahsa mı açılmalı?
 
T.C. Merkez Bankası Başkanı tarafından ‘döviz kurları yılsonuna doğru eski seviyesine düşer’, şeklinde verdiği demecin aksi gerçekleşti. Bu durum, bu kur tahminini referans alan bir kısım sanayici ve yatırımcılar ile vatandaşlar için, tazminat davası konusu olabilir mi?
 
Öncelikle, sorunuz çok doğru. Özellikle Bakan, Müsteşar, T.C.M.B. Başkanı vb. gibi çok yetkili ve etkili konumda bulunanların verdiği tüm demeçlerde çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Bir ülkenin Merkez Bankası başkanının kur tahmini herkes tarafından çok net olarak dikkate alınır. Burada zarar kavramını açarsak, maddi tazminattan mı bahsediyoruz sadece, bunun ötesinde aşkın zararlardan mı bahsediyoruz, bunun somut olarak konuşulması gerekiyor. Sadece zararın giderilmesi şeklinde geniş kapsamlı bir durumu konuşmamak lazım. Aşkın zarar olarak tabir ettiğimiz tazminat türü talep edilebilir ancak başarı oranı bence çok yüksek olmaz. Bunun da sebebi ispat külfetinin ağır oluşudur. Hesabının çok teknik yapılması gerekir. Burada sadece somut zararın ispatıyla maddi tazminata konu edilebilir. 'Biz, Merkez Bankası gibi para piyasalarını düzenleyen, yöneten, balansını sağlayan bir kurumun başındaki kişinin, hatta en yetkili kişisinin ağzından çıkan sözleri gerçek kabul ederek, pozisyonumuzu buna göre tuttuk ama bu reel anlamda gerçekleşmedi ve biz bundan doğan zararımızın tazminini istiyoruz’ dediğinizde alternatif nasıl bir pozisyondan çıktığınızı somut bir şekilde ortaya koymanız gerekiyor. 
 
TAHMİN BEYANI DOĞRU DEĞİL
 
Maddi tazminat davalarında eylem ile oluşan zarar arasında, nedensellik (illiyet) bağı olması gerekmektedir. Sorunuzdaki eylem, Merkez Bankası Başkanı’nın kur ile ilgili iddialı sözleri ise sonuç doğan zararın bu söyleme dayalı olup olmadığının ispatıdır. Merkez Bankası Başkanı tarafından kur tahmini çok iddialı olmayan şekilde ve her türlü olasılığı içeren şekilde olsa daha iyi olurdu.  Ancak çok net şekilde yılsonunda kurların eski seviyesine döneceğine dair tahmin tazminat davası açılmasını mümkün kılabilir. Merkez Bankası Başkanı’nın böyle bir beyanda bulunması ne derece doğru, tartışılır. Zaten kendisi de sonraki süreçte bir beyanında ‘böyle kesin konuşmamak gerekiyormuş’ diyerek durumu özetledi. Gerçekten de elinde somut doneler olmadan, bu kadar meslek grubunun başında olan bir kişinin böyle bir beyanda bulunması doğru değil. Çünkü insanlar bunu referans alıp sonuçsuz kalabiliyorlar. 
 
BU BİR HİZMET KUSURU
 
Böyle bir dava Başkanın şahsına mı yoksa temsil ettiği kuruma karşı mı açılmalı?
 
Kuramsalda, evet dava açılabilir, tazminat talebinde bulunulabilir. Peki, Merkez Bankası’na mı, yoksa bu kurumu temsil eden Başkan’a doğrudan şahsi dava mı açacaksınız? Bence bu noktada kuruma karşı dava açma ihtimaliniz olabilir. Çünkü, Merkez Bankası Başkanı, kurumu temsilen yapmış olduğu görüş açıklaması sırasında böyle bir beyanda bulundu. Dolayısıyla bunu bir hizmet kusuru gibi kabul edip, kuruma karşı dava açmakta fayda var. Şahsi dava açmamak lazım diye düşünürüm. 
 
TACİRLER BASİRETLİ OLMALI
 
Mağdur olan işadamları, dava açabilirler mi?
 
Mağdur olan işadamları tabirini aslında ben çok uygun bulmuyorum. Türk Ticaret Kanunu, tacir yani işadamı olan kişilerin basiretli olmasını emreder. Bu düzenleyici bir hükümdür. Dolayısıyla iş dünyasındaki insanlar pozisyon alırlarken veya şirketlerini yönetirlerken, özellikle döviz hareketleriyle ilgili hamleler yaparken sadece Merkez Bankası’nın lafını referans alıp hareket etmemeliler. Sonuçta büyük şirketlerin birden fazla danışmanı vardır. Ekonomiyi iyi izlerler ve ona göre pozisyon belirlerler. Merkez Bankası Başkanı’nın sözleriyle ilgili zaten o günlerde basında da tartışmalar yapıldı. İştirak eden de oldu, etmeyen de oldu. Bu sözleri gerçekçi bulan da oldu, bulmayan da oldu. Bu nedenle işadamlarının böyle bir gerekçeyle dava açmalarının bir sonuç getireceğine, faydalı olacağına inanmıyorum. Açabilirler mi? Evet açabilirler. Zaten Anayasa’ya göre herkesin dava açma hakkı var. Ama o davadan çok somut bir sonuç çıkar mı onu bilemiyorum.
 
ZARARI KİM KARŞILAYACAK?
 
Ancak, tüketiciler bağlamında bakarsanız durum farklı. Ekonomiyi iyi izlemeyen, yetkililerin ağzına bakan, bireysel küçük yatırımcı dediğimiz insanlar açısından bakarsanız onların bu beyanlardan etkilenmesi daha ağırlıkta oluyor. Bir de tabii işin borsa yanı, yani İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kısmı var. Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde faaliyetini sürdüren Sermaye Piyasası Kurulu, borsada spekülasyona yol açabilecek tüm hareketleri takip eder ve şüpheli her hareketi, demeci, basında çıkan haberi yapanlar, yayanlar hakkında inceleme yapar ve hatta Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunabilir. Şimdi, halka açılmış ve hisse senetleri borsada işlem gören bir firmanın, Merkez Bankası Başkanı’nın sözüne itibar ederek döviz pozisyonundan Türk Lirası pozisyonuna geçmesi sonucunda ciddi zarar ettiğini düşünelim. Bu şirketin oluşan zarar sonucu düşen hisse senedi fiyatları nedeniyle, zarara uğrayan küçük yatırımcılarının zararını kimin karşılaması gerekecektir? 
 
 
DÖVİZ BORÇLANIRKEN DİKKAT!
 
Bundan sonraki dönem için okurlarımıza tavsiyeleriniz nedir?
 
Bundan sonra bu insanlar, eğer parası bankadaysa bankacısından da görüş almalı. Kısacası araştırıcı olacak. Özellikle döviz geliri olmayan hiç bir firmanın ve kişinin döviz borçlanmasını uygun görmüyoruz. Geçmiş dönemlerde döviz hareketleri ve bunların beklentileriyle bağlantılı işlerde yapılan sözleşmelerde, döviz kurlarının ani artmasından dolayı bir kısım uyarlama davaları açıldı. O uyarlama davalarının birçoğu bankalara karşı açıldı. Özellikle döviz kredisi borçlanan tüketiciler açısından söz konusu oldu. Bir de yine döviz üzerinden yapılmış kira sözleşmelerindeki şartlardan dolayı uyarlama davaları açıldı. Bu davaların bir kısmı mahkemelerde kabul edildi, bir kısmı ret edildi. Kabul edilen davalar da Yargıtay tarafından hep bozuldu. Dolayısıyla döviz borçlanırken ya da dövizle hareket ederken insanların çok dikkatli olması lazım. Özellikle borçlanma bacağında, döviz geliri olmayanın döviz borçlanması, bizim uygun gördüğümüz bir şey değil. Bundan her zaman mağduriyet doğabilir. Eğer şartlarda bir değişiklik olmazsa bu uyarlama davalarından sonuç alınması da pek mümkün değil. 6098 Sayılı Yeni Borçlar Kanunu 138. maddesi gibi bu uyarlama davalarına zemin hazırlayan bazı maddelerimiz var. Ancak yasada var olması gerçekte bunun çok kabul görmesi anlamına gelmiyor. Yaşayan hukukta, uyarlama davalarından sonuç almak, çok özel durumlarla mümkün. Örneğin Yargıtay'ın bir kararında sözleşme uyarlamaları için imza tarihinden itibaren uzun zaman geçmesi gerektiği, akdedildiği tarihten kısa süre geçmiş sözleşmelerde bunun mümkün olamayacağına dair görüşü bulunmaktadır. (13. Hukuk Dairesi 2012/16767 Esas, 2012/21930 Karar sayılı ilamı.)
 
ENDER YORGANCILAR: 
 
Başçı’nın kur tahmini hem yersiz hem talihsiz
 
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın, yüzde 5 olarak hedeflediği 2013 enflasyonun yüzde 7,40 çıkmasının ardından Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamaları kamuoyunda yankı bulmuştu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak ise işadamlarının Merkez Bankası Başkanı’nı mahkemeye vermesi gerektiğini savunmuştu. Sizce böyle bir dava söz konusu olabilir mi? 
 
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. Bu amaçla da elindeki araçlarla düşük enflasyon hedeflerini tutturmak ve enflasyondaki dalgalanmaları önlemek için çalışmalarını sürdürmektir. Fiyat istikrarı aynı zamanda iyi işleyen bir piyasa ekonomisinin temel aktörüdür.
 
Bugün Türkiye, gerek iç piyasası gerekse global piyasalardaki hareketlerden doğrudan etkilenen dışa açık bir ekonomidir. Ekonominin birçok değişken tarafından yönlendirildiği bir ortamda tam isabetli tahminler yapmak neredeyse imkansızdır. Ancak yüzde 50 gibi bir sapma da göz ardı edilemez. Zaten bilindiği gibi, diğer ülkelerle kıyaslandığında en yüksek yanılgı payı bizim Merkez Bankası’na ait durumdadır. 
 
Bu bilinçle, bahsi geçen mahiyette bir davanın söz konusu olmayacağı kanaatindeyim.
 
SANAYİCİLERİMİZ RAHATSIZ
 
Siz bu hedef sapması ile ilgili olarak ne derecede sıkıntı yaşadınız?
 
Elbette ki yüksek enflasyon tek başına bile fiyatlar genel seviyesine etkisi ile birçok girdi maliyetimizi etkilediği gibi ekonominin geri kalan değişkenleri ile etkileşim içine girdiğinde, beklentilerin dışındaki 1 puanlık bir farkın bile etkisinin büyük olduğunu görmekteyiz. 
 
İçerisinden geçmekte olduğumuz dönem, Borsa İstanbul’un zor günler geçirdiği, katılımcı şirketlerin milyarlarca lira kaybetmesine sebep olurken; reel sektörün 2,21 ile rekor kıran ve yükselişini sürdüren döviz kuru sebebiyle yakından takip ettiği bir gündeme sahiptir. Enflasyonun hedefinden şaşmasının yanı sıra yaşanan süreç sanayicilerimizi son derece rahatsız etmektedir. Ekonomide karar mercileri acilen önlem almazlar ise, korkarım ki, yaşanan sürecin ağır bilançosunu yakın bir süre içinde hep birlikte göreceğiz.
 
HEDEF KOYMAK BÜYÜK YANLIŞ
 
Merkez Bankası Başkanı’nın bu kadar rahat konuşuyor olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
 
Bilindiği üzere, Merkez Bankası kurların etkisini azaltmak için uzun süredir döviz alımı gerçekleştirmektedir. Ancak Sayın Başçı’nın 2013 yılı dolar kuru tahminlemesi hem yersiz hem de talihsiz bir açıklama olarak, ekonomi tarihimize not düşmüştür ki; sonrasında kendisi de farkına vardığında her şey için çok geç kalınmıştı.
 
Özellikle döviz kuru gibi, spekülatif etkilere son derece açık bir konuda tahmin ve hatta hedef koymak gibi bir yanlışa tekrar düşülmemesi gerektiği kanaatindeyim. Merkez Bankası, son dönemde yaşanan gelişmelerin de etkisi ile piyasaya birçok kez müdahale ederek doların ateşini söndürmeye çalışmıştır. Merkez Bankası’nın etkinliği ve güvenilirliğini kaybetmemesi için müdahalelerin sayısı ve zamanlamasının ne kadar önemli olduğu unutulmamalıdır.
 
Sayın Başçı faiz artırımına gitmeden ve döviz rezervlerini eritmeden doları dizginleyeceğini ifade ediyor. Bu ifadelerinden piyasalara moral vermek istediğini anlıyoruz. Ancak orta vadede Merkez Bankası’nın alacağı pozisyonu ve uygulayacağı politikaları hep birlikte göreceğiz. 
 
Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2014, 10:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER