Buca, bu projelerle 'İzmir'in Gözdeleri'ni tahtından indirecek

Son dönemde gerçekleştirdiği projelerle adından sıkça söz ettiren Buca Belediyesi’nin genç Başkanı Levent Piriştina, yine çok konuşulacak ve kentin vizyonun geliştirecek önemli projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Buca, bu projelerle 'İzmir'in Gözdeleri'ni tahtından indirecek

GAMZE KURT / BEN HABER

Tarihi antik çağlara kadar uzanan, İzmir’in en kalabalık nüfusuna ve en önemli tarihsel yapılarına sahip olan Buca’nın dört yıldır başkanlığını yürüten Levent Piriştina ile tarihi Buca Kültür Sanat Merkezi binasında bir araya geldik ve bulunduğumuz mekan itibariyle buram buram sanat kokan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Sizinle ilgili internette yapılan bazı yorumlar şöyle: “Babası kadar düzgün bir adam olmasını umuyorum. Zira İzmir Ahmet Piriştina’yı çok özledi. Eğlenceden ve gençlerden anlayan biri olduğu için Buca'ya katacaklarını çok merak ediyorum. Kendisi buca halkına şuana kadar yaptıklarıyla babasının izinde olduğunu gösterdi. Geleceği parlak genç siyasetçi. Dün akşam kendisine Facebook’tan mesaj gönderdim. Bugün binlerce bayrakla, halkına hizmet verdi. Güzel insan, daha güzel yerleri hak ediyorsun. Seni seviyoruz. Kalbi güzel insan, seviyoruz kendisini. Kendisi Buca'ya olduğu kadar İzmir'e de çok yakışacaktır…”  Yorumlar böyle… Peki Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, hiç tanımayan birine kendini nasıl anlatır?

Daha önce, ticari hayatımız dolayısıyla bizi tanıyorlardı ama özellikle 4 yıldır siyasi görevimiz icabıyla bizi takip ediyorlar, bizi tanıyorlar. Zaten yorumlara da bakılırsa eskiden bizim performansımızı notlamadan önce insanların umutları yüksekmiş ama tabii ki o beklentinin karşılığını verebilmek çok anlamlı. Çok da zor. Siyasetçi bir aileden gelmek, siyasi hayatında hep başarılara imza atmış birinin oğlu olmak tabii bu karşılaştırmalarda da oldukça işimi zorlaştırıyor. O noktaya yaklaşabilmek bile bizim için çok anlamlı. Her şeyin güzel olması için uğraşacağımızı bilmeleri yeter diye düşünüyorum. 

Özellikle son yorum beni düşündürdü. Direkt mevzuya girmek istiyorum. 4 yıllık tecrübenizi daha geniş kitlelere ulaştırmayı düşünür müsünüz?

Genelde siyasette şöyle bir alışkanlık var; siyaset başlar ve her başlayan adım sonun ilk adımıdır gibi… Ama İzmir’in yarım milyon nüfusuyla en büyük ilçesi Buca’da belediye başkanlığı yapmak yeni bir adımın başı değil, bence yapılabilecek en büyük işlerden biri. Kurulabilecek en güzel hayal gerçek oldu benim adıma. Bunu başarabiliyor olmak, başarabildiğimizi kanıtlayabilmek daha önemli. Burayı bir ilk adımmış gibi algılamak bu kentte yaşayanlara, size güvenenlere de bir haksızlık. Sonuçta sizi gelmişler İzmir’deki en büyük ilçenin başına koymuşlar… Buca’da daha yapacak çok işimiz var. Yaptığımız işi, yaşadığımız kenti çok seviyoruz. Hedefimiz bunu başarıyla icra etmek. 

Gezici Araştırma Şirketi’nin son anketine göre siz en başarılı ilçe belediye başkanları sıralamasında 3. sıradasınız. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanırım vatandaş sizden oldukça memnun. 

Üçüncü beşinciden ziyade orada vatandaşın teveccühünü alıyor olmak, orada bir sıralamaya girmek, orada CHP’li belediyelerin hep önde olması çok önemli. Ankette açık ara CHP’li belediyeler önde çıkıyor. Özellikle iki teşekkürü borç biliyorum; bu Levent Piriştina’nın değil Buca Belediyesi ailesinin başarısıdır. Onlara çok teşekkür ediyorum. İkinci teşekkürüm de bu teveccühte bulunan vatandaşlara. Çünkü bazen iyi şeyler düşünebilirsiniz, iyi şeyler yapabilirsiniz ama iyi anlatamazsınız, iyi algılanmayabilir. Demek ki biz iyi anlatabilmişiz ki bu takdiri almışız. 

“GENÇLER DAHA AVANTAJLI”

Siz sosyal medyada da çok aktifsiniz değil mi? İşinizi severek yapıyorsunuz…

Sorunun ilk cevabını verdiniz. Evet, birincisi severek yapıyorum. İkincisi de tabii ki teknolojik gençlikten geliyor. Tabii herkes yaş fark etmeksizin iletişim araçlarını çok iyi kullanabilir ama gençler biraz daha avantajlı o konuda. Biz de işimizi sevdiğimiz için bunları iyi kullanıyoruz. Az önce de dediğim gibi yapmak kadar yapılanın iyi anlatılması da lazım. Biz sosyal demokratlar mütevaziyizdir. Pek yaptıklarımızı anlatmayı sevmeyiz. O yüzden bu tip iletişim araçlarını iyi kullanmak gerekiyor. Bazen kentle ilgili bir konuda aylarca toplantı yapıyorsunuz, bulamadığınızı bir tane sosyal medya mesajından görebiliyorsunuz. O nedenle sosyal medyayı iyi takip ediyorum. Bizim 1600 personelimiz var ve takdir edersiniz ki her noktaya yetişemeyebiliyoruz. Ancak şimdi herkes personelimiz bizim. Herkes Buca Belediyesi ailesinden, yeter ki o gözle baksın. Bize yardımcı olurlarsa, onlar da çok daha rahat bir kentte yaşarlar. Vatandaşımız hakikaten çok duyarlı. Bizim görmediğimiz bir şeyi sosyal medya aracılığıyla bize gösteriyorlar. 

Size gelen tüm mesajları okuyor musunuz?

Ne yazık ki hepsini okuyamıyorum tabii. Ama her boşlukta tek tek okumaya çalışıyorum. Ama bazen atladığım oluyordur. Genel olarak ama yüzde 60-70’ine dönüyoruz mesajların. 

Geçtiğimiz günlerde 2019’a kadar bitirmeyi planladığınız 31 projeyi tanıttınız. Bizimle de biraz detayları paylaşır mısınız?

Başta çok amaçlı, kapalı pazaryerlerimiz var. Ufuk’un temeli atıldı, Buca Çarşı atıldı. Önümüzdeki 3 hafta için de Adatepe ve Fırat’ın temelini atacağız. Yeni yönetmelikte üst ölçekli olmayan yerleri kapalı pazaryeri yapamıyoruz bu nedenle yoğun kullanıma ve planlara göre bu seçimleri yaptık. Onun dışında büyük bir heyecanla iki hafta içerisinde temelini atacağımız gösteri sanatları merkezi var. Buca Gösteri Sanatları Merkezi, 620 kişilik olacak. Burada sıkı bir iddiamız var; Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nden sonra İzmir’in en donanımlı ikinci merkezi olacak. Altında da 150 araçlı bir otoparkı olacak. Böylelikle Buca’daki otopark sorunu da çözülecek. 

BU ÇARŞI BAŞKA ÇARŞI

Buca Çarşı projesi de sizin en çok önem verdiğiniz projelerden biri… Projenin detaylarını alalım mı sizden?

Çarşımızın diğer 4 kapalı pazaryerinden farkı, Çarşı’nın üstü bir yaşam alanı olarak dizayn edildi. 10 bin metrekare kapalı alanın üzerinde 20 tane STK’nın merkezi olacak. Bunun dışında bir açık hava sineması olacak, bin kişilik bir amfi tiyatro olacak. Çocukların oynayabileceği park alanı olacak. Kitap, takı vb satışlarının yapılacağı Sevgi Yolu mantığında bir alan olacak. Hemen yanında zaten 620 kişilik gösteri sanatları merkezi olacak. Altında da otoparkı olacak. Gerçekten tam bir yaşam merkezi. 

Artık insanlar Alsancak’a gidiyoruz yerine haydi Buca’ya gidiyoruz diyecek galiba…

Şirinyer ve Buca iki kent merkezi bittiğinde hakikaten Buca merkez ilçelere rakip olacak. Tabii ki İzmir’in her yeri ayrı keyifli. Ama çok iddialıyız Şirinyer ve Buca diğer ilçelerle rekabet edecek. Bu rekabet elbette keyifli bir rekabet. 

BU MERKEZDE HAFTANIN 5 GÜNÜ KÜLTÜREL FAALİYETLER VAR

Başkan olduğunuz günden bu yana ilçede neler değişti?

Yeşil alan sayısında kişi başına düşen metrekareyi artırdık. Eğitimde büyük ivmeler sağladık. İnsanları kültür-sanata, spora alıştırdık. Kültür- sanatla yaşayabilmeyi inatla önlerine sunduk. Şu anda içinde bulunduğumuz merkezde haftanın 5 günü kültürel faaliyetler yaptık. Mümkün olduğunca günlük hayatı kolaylaştırıcı otopark, yol gibi ciddi ataklar yaptık. Hayatın kaliteli olması için kadınlarımıza ciddi yatırımlar yaptık. Sokak hayvanlarının rahat edebilmesi için imkanlar sağladık. Buca’da bu 4 yıl içerisinde daha yaşanabilir bir kent, daha özgür, daha çağdaş bir kent yaratabilmek adına adımlar attık. Yaptığımız işlerin ne kadar anlamlı olduğu önümüzdeki süreçte daha iyi anlaşılacak. Buca’da insanların huzuruna, insanların birbirine saygısına ve gelecekle ilgili kaygısına yönelik işler yapıldı. 

“24 BİN ÇOCUĞA TİYATRO İZLETTİK”

Buca’nın Belediye Tiyatrosu da var değil mi?

Evet, elbette. Bunun yanında bizim bir çadır tiyatromuz da var. Çadır tiyatrolarımızda bugün itibariyle 24 bin çocuğa tiyatro izlettik. Buca’da çocuklar tiyatro ile sanat ile tanıştı, bunu çok önemsiyoruz. Belki de bu çocukların arasından tiyatrocular çıkacak, tiyatro emektarları çıkacak. Sadece çocuklar da değil… 5-6 bin civarında ilk defa tiyatroyla tanışan ebeveyn de oldu. Bu bizim için sevindirici ama Buca için de kötü bir rakam. Buca gibi modern bir kentte yaşayan ama hiç tiyatroya gitmeyen insanları tiyatroyla tanıştırdık. Aydınlık yarınlarımız için bu çok önemli. Kültür, sanat, spor üçlüsüdür. O nedenle her yere yüzme havuzları kurdurduk. Sanırım 26 bin çocuğu yüzdürdük. Bunun 10 bini ilk defa yüzdü. 

2019’da bitirmeyi planladığınız diğer projelerden devam edecek olursak…

İzmir’in ve Buca’nın sembolü haline gelen Atatürk Maskı var. 5 aylık bir bakıma alıyoruz maskı. Bu, bir proje olarak anlaşılmasın ama gerçekten hassas bir konu… Çünkü herkes merak ediyor. Tabii bir de bizim en büyük heyecanlarımızdan biri, 2018’de temelini atacağımız Şirinyer meydanı… Kısmetse Eylül-Ekim gibi kazmayı vuruyoruz. Burada da iddialıyız; İzmir’in en güzel rekreasyon alanı olacak. Bütün İzmir buraya akacak. Buca deyince akla gençler ve 9 Eylül Üniversitesi geliyor. Tarık Akan, 13 bin 700 öğrenciye ulaştı 1 yılda. Biz bir hedef koymuştuk; 5 yılda 10 bin öğrenci diye… Burada gördüğümüz ilgi nedeniyle 2018’de ikincisini açıyoruz. Bunun dışında sokak hayvanlarıyla ilgili güzel bir haber verebilirim. Yeni rehabilitasyon merkezimiz geliyor. Adı Özgür Hayvan Parkı. İçinde pet kafe ve pet shop olacak. Yaklaşık 10 dönümlük bir arazide hem yepyeni bir rehabilitasyon merkezimiz olacak, hem de bir rekreasyon, bir yaşam alanına dönüşecek. Kaynaklar bölgemizde solucan gübre ve kompos gübre tesisimiz devreye giriyor. Esas müjdemiz, bu tesis engelli istihdamı için önemli. Türkiye’de ilk defa tamamen engellilerin çalıştığı bir tesis olacak. Yine Büyükşehir Belediyemizin yatırımları kapsamında metroda sıra Buca’ya geldi. Umuyorum 2018’de Buca metromuzun temelini atacağız. Ayrıca Haziran ayından itibaren de kaldırım ve yol çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. 

BU YIL UYKU FESTİVALİ İKİ TANE OLACAK

Benim en çok beğendiğim projelerinizden biri “Uyku Festivali…”

Ah evet o çok keyifli… (gülüyor) Bu yıl iki tane yapacağız. 

Ben geçen yıl katılamadım ama bu yıl katılmayı çok istiyorum…

Lütfen, bu yıl bekliyoruz. Hem Haziran’da hem de Eylül ya da Ekim’de ikisinden birinde yapacağız. Talep çok çünkü. Aslında bu projenin çok sevilmesi ve çok ilgi görmesi tabii Kaynaklar gibi güzel bir alanda olması ama esas olan nokta insanların teknolojiden kaçmaya bu kadar meraklı olduğunu bilmiyorduk. Uyku Festivali derken, teknolojik uykudan bahsediyoruz tabii. Yoksa kimse uyumuyor orada. (gülüyoruz) 

Buca, festivaller kenti oldu bir anlamda…

Bizim birçok şeye ihtiyacımız var. Eğlenmeye, gülmeye, teknolojiden arınmaya… Ama şu da var; Kaynaklar köyü bir yılda aldığı ciroyu 2 günde yapıyor festivallerle. Festivaller, kentin hayatına büyük bir ekonomik zenginlik. 

“BUCA'DA İÇİME SİNMEYEN ŞEYLER VAR”

Buca, İzmir’in en kalabalık şehri… Haliyle en zor bölgelerden biri… Buca’da içinize sinmeyen şeyler neler?

İki tane çok ciddi içime sinmeyen şey var: Biri 1988’den beri imar planları yapılmamış kentin. Bugünkü çarpık yapılaşmayı, altyapı sorunlarını, kaliteli yaşamdan uzaklaştıran olumsuzlukları getiren sebep bu. Bu rakam çok acıdır ve gerçektir. İkincisi, bugüne kadar Buca’ya çok ciddi anlamda insan hayatı için gerekli ama hepsi bir arada toplandığında kenti olumsuz anlamda etkileyen şeyler getirilmiş. Nedir bunlar? Balık hali, sebze hali, mezarlık, hapishane, denetimli serbestlik… Evet hepsi lazım. Ama hepsi mi buraya konur? İçime sinmeyen bir de bu var. 

Buca’da bir başka kanayan yara da Bucaspor… Bucaspor eski günlerine kavuşabilecek mi sizce?

Biz, Bucaspor’un kentte yaratacağı enerjiye çok inanıyoruz. Ona inananlara, taraftarına, yöneticisine de her türlü desteği veriyoruz. Bunu da hak ediyor Bucaspor. Belediye başkanı olarak çok sportif iddialarda bulunmayayım ama biz daha iyi çalışırsak, futbolcular daha iyi oynarsa, yönetim rahatlasın diye, biz maddi manevi imkanları kat kat zorluyoruz. Şimdi kritik bir dönemdeyiz. Bunu atlatırsak önümüzdeki sene yeni iddialarla, sportif başarı hedefleriyle daha farklı yerlere geleceğimizi inanıyorum. 

“Bucalı olmak” desem size neler söylersiniz?

“Bucalı olmak” demek hoşgörü demek. Huzur, mutluluk demek. İnsanların birbirini sevmesi sayması demek. Bazen biraz kibirlenmek, haksızlığa dayanamamak demek. Asla bayrağından ve kurucusundan vazgeçmemek demek. Bizde bir sürü düşünce vardır; doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi… Ama Bucalı olmak demek, ortak değerimiz olan vatana, millete, bayrağa bağlılık demektir. 

Peki siz Bucalılardan ne istiyorsunuz?

İstihdam konusunda çok yapabileceğimiz bir şey olmuyor. Bana on binlerce talep geliyor ama ne böyle bir yetkimiz, ne de böyle bir imkanımız yok ne yazık ki. Bu konuyla ilgili hem kendilerinden af diliyoruz hem de bizi anlamalarını rica ediyoruz. Empati yapmalarını istiyoruz. Çok zor şartlarda ama bir bahanenin arkasına sığınmadan hizmet üretmeye çalışıyoruz. Bazen yetişemiyoruz, bazen imkanlarımız olmuyor. Bizi biraz anlamalarını istiyorum. 
 

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 15:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER