Bu eserlerin eşi benzeri yok

Bu resimlerin eşi benzeri yok. Neden mi? Çünkü bu eserleri ortaya çıkaran tekniği dünyada sadece ressam Arzu Akgün kullanıyor.

Bu eserlerin eşi benzeri yok

GAMZE KURT / BEN HABER

Ahşap baskı malzemeleri kullanarak, dünyada ilk kez uygulanan farklı bir teknikle eserlerini ortaya çıkaran ressam Arzu Akgün, hikayesini Ben HABER ile paylaştı. Akgün, henüz bu tekniğe bir isim koyamıyor, ancak sanatseverlerden önerilerini bekliyor... 

Öncelikle sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Arzu Akgün kimdir?

Tabii ki. 1970 İstanbul doğumluyum. Görsel sanatlara eğilimim ilkokul yıllarımda başladı. En keyif aldığım ders resim dersiydi. İlk orta ve lise tahsilimi İstanbul’da tamamladım. 21 yaşında hala birlikte olduğum sevdiğim adamla evlendim. 2 tane harika evladım oldu. Onların bakımlarıyla ilgilendim ve büyüttüm. Ama içimde hep bir eksiklik vardı ve ben hayalimi gerçekleştirmeliydim. Güzel sanatlar eğitimi benim hayalimdi. En sonunda karar verdim resim eğitimimi bir fakültede almalıydım. Önce kafamda bunu netleştirdim. 

RESME 35 YAŞINDA BAŞLADI

Hikayeniz nedir? Resme ne zaman, nasıl başladınız?

Resme ilkokul yıllarımda başladım. Resimlerim okul panolarına asılırdı. Arkadaşlarımın resimlerini ben yapardım. Fakat gerçek manada resimle ilgilenmem 30’lu yaşlarımda oldu. Fakülteye girmeye karar verdikten sonra farklı atölyelerde hocalardan resim dersleri almaya başladım. Eşimin işi dolayısıyla çok il değiştirdik. Bu durum farklı hocalarla birlikte olmamı sağladı. Sanatsal gelişimim için çok büyük zenginlik oldu. Gerçekten çok çalıştım. Çocuklarım çok küçüktü ama bu bana engel olmadı. Tam tersi çok güzel motivasyon oldu. Sonuç olarak 35 yaşımda güzel bir dereceyle Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne girdim. Hayatımın en güzel yıllarıydı. Hocalarım arkadaşlarım benim için mükemmeldiler. Benim gelişimimde hocalarımın katkısı çok büyüktür. Okulumu bölüm birinciliğiyle 39 yaşımda tamamladım. Sonrasında kendi atölyemi açtım. Bu arada İstanbul’da Merkür Galeri’nin açmış olduğu karma sergiye katıldım. Bu sergiden sonra  profesyonel olarak resim üretmeye ve sergilere katılmaya başladım. 

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Hangi sanat akımının içinde görüyorsunuz kendinizi? 

Öncelikle farklı bir malzeme kullanıyorum. Bu tekniği uygulamam da güzel bir tesadüf ve uzun çalışmalar sonucunda oldu. Baskı resim dersinde uyguladığımız ahşap baskı kalıplarının kuruma aşamasında resimsel etkileri benim ve hocalarımın dikkatini çekti. Bu derste yaptığım çalışmaları farklılaştırmaya başladım. Ahşap plakaları büyüttüm. Kazıdım. Renklendirdim. Fakat baskılarını almadı. Kalıpların kendisini resme dönüştürdüm. Gerçekten çok heyecanlı ve keyifli bir süreç oldu. Hala aynı heyecanı her resimde hissediyorum. Çünkü kazıma aşamasında resmin bütününü ve ortaya net olarak ne çıkacağını bilmiyorsunuz. Ahşabın kendi dokusu, rengin ahşapla uyumu her esimde farklı oluyor. Resim üretirken kullandığım malzemeler de oldukça farklı. Ahşap plakalar (büyük boy) matkaplar, kesici aletler, oyma bıçakları, dekopaj makinesi, zımpara, ahşap sistresi, matbaa boyası (gazete boyası) ve bol miktarda boya. Hangi sanat akımına dahil olduğumu bilmiyorum fakat resimlerimde grotesk bir yapı olduğunu söyleyebilirim. Beden gücünü çok fazla kullanmam gerekiyor. Ve resimlerimi kazıma yöntemiyle oluşturuyorum. 

DÜNYADA İLK VE TEK

Kullandığınız tekniği dünyada ilk uygulayan isim sizsiniz değil mi? Neden sizden sonra devamı gelmedi? 

Evet öyle olduğunu biliyorum. Aslında malzeme yani ahşap baskı malzemeleri yüzyıllardır kullanılıyor fakat sadece baskı resim tekniği için. Ben ise onların kalıplarından resim oluşturuyorum. Sanırım bu düşünülmemiş. Hayal edilmemiş. Sonuç olarak da bunu benim yapmam gerekiyormuş. Benden sonra devam etmemesi konusunu hiç düşünmedim. Farklı malzemeyle resim ürettiğim için kendimi şanslı görüyorum. Tüm avantaj ve dezavantajları resimlerimi üretirken yaşıyorum. Her resimde yeni bir şeyler keşfetmek bana heyecan veriyor. İlk başlarda gerçekten çok zordu. Malzemeyi tanıdıkça ve çok fazla mesai harcadıkça emeklerimin boşa gitmediğini gördüm. 

“Türkiye’de ressam olmak” desem… Bunu nasıl tarif edersiniz? Avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Türkiye’de ressam olmak çok büyük bir zenginlik. Çok kültürlü topraklarda yaşıyoruz. Çok renkli ve çok farklı insan profilleri var. Bu bir zenginlik. Bu avantajlarımız diye düşünüyorum. Diğer yandan sanata ve sanatçıya verilen değerin yeterli olmadığını düşünüyorum. Sanat alanındaki gelişmelerin yurtiçi ve yurtdışında desteklenmesi, sanatçıların üretimlerinin değerlendirilmesi gerekir. Bu arada Türk koleksiyonerlere de büyük görev düşüyor. Sanatçıları destekleyecekler ki sanatçılar da motivasyonla sanat üretmeye devam edebilsinler. 

“İZMİR’DE MUHTEŞEM BİR GELİŞME VAR”

Peki İzmir’i bu noktada nasıl görüyorsunuz? İzmir’in sanata bakışı nedir sizce?

İzmir çok farklı bir şehir. Her yönden. Kendim İstanbulluyum. 14 yıldır İzmir’de yaşıyoruz. Sanırım artık İzmirli olduk. Son 5 yıldır İzmir’de muhteşem bir gelişme var. Çok güzel sergi salonları açılıyor. Birçok galeri açıldı. Uluslararası birçok sergi açıldı. Arkas, Mahall Bomonti, Ekol, Folkart Sanat Merkezleri bunlardan sadece birkaçı. Bu gelişmelere çok mutlu oluyorum. Sanırım İzmir’in sanata ve sanatçıya ilgisi önümüzdeki yıllar da artarak devam edecek. 

Christie's Müzayede Evi'nin Dubai'de yaptığı bir açık artırmada siz de rekor bir satış rakamına ulaşmışsınız… Sanat para kazandırmaz derler biliyorsunuz… Genelde toplumumuzda böyle bir yargı var. Sanatla genel anlamda hobi olarak ilgilenilir… Siz ne düşünüyorsunuz? 

Sanat çok ciddi ve profesyonel olarak yapıldığında para da değer de kazandırır. Bu bakış açınıza bağlı tabii ki. Hobilerimiz arasında resim, seramik ya da takı tasarımı olabilir. Bunların sanat olabilmesi için çok farklı kriterleri içinde barındırmasını gerektirir. 

Sanatçı, sanata maddi kaygı güderek mi yaklaşmalı sizce? Siz nasıl yaklaşıyorsunuz?

Sanatçının amacı yaratmanın sevinci için yaratmaktır. Maddi kaygı için üretim olmaz. Ama üretimin ve çabaların sonucunda o maddi başarı muhakkak gelir. 

Yurt dışında başka hangi sergilere katıldınız? Beklediğiniz ilgiyi gördünüz mü?

2011’de, Show Off Paris Solo Show Art Fair by  Galeri Merkur Paris; 2013’te, Arzu Akgun Solo Exhibition  Pro Art Gallery Dubai ve 2018’de Galeri Merkür’’ Pup Up’’ Londra. Dubai ve Paris’te kişisel Londra’da karma olmak üzere 3 yurtdışı sergim oldu. İlgi çok güzeldi. Malzemenin değişik olması insanlara ilginç geliyor. Nasıl yaptığımı çok merak ediyorlar. İlk kez gördükleri bu tekniği tanımaya çalışıyorlar. Londra’daki karma sergi hala devam ediyor. Umarım çok güzel bir şekilde sonuçlanır. 

Önümüzdeki süreçte hangi projelerde göreceğiz sizi?

Atölyemde çalışmaya üretmeye devam ediyorum. Uzun zamandır düşündüğüm kişisel sergi düzenleme planım var. Bununla ilgili hazırlıklarımı yapıyorum. 

İzmir’de özellikle eserlerinizi sergilemek istediğiniz bir yer var mı?

İzmir’de çok güzel sanat mekanları oluşmaya başladı. Özellikle Mahall Bomonti’yi ve Folkart Gallery'i çok beğendim. Çok güzel mekanlar. İzmir’de birçok değerli koleksiyoner olduğunu biliyorum. Profesyonel anlamda İzmir’de sergim olmadı. Önümüzdeki dönemde olursa bu beni çok heyecanlandırır. 

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 15:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER