banner51

Biz Öncelikle KARŞIYAKA İle Evliyiz

Siyasi ve sosyal anlamda Türkiye’de özel bir yeri olan İzmir, tribün anlamında da diğer şehirlerden farklı bir konumda. Çünkü İzmir Türk tribünlerinde “Ultras” kültürünün bel kemiği noktasında.

Biz Öncelikle KARŞIYAKA İle Evliyiz
 
BURAK CİLASUN / BEN HABER
 
Kulüplerin bulunduğu lig ve elde ettiği başarılar ile taraftarların saygınlığı birbirinden farklı ilerliyor. Takımlar çıkabileceği en üst mertebeye çıkarken tribünleri boş kalabiliyor. Bazense bunun tam tersi gerçekleşiyor. İşte o takımlardan biri Karşıyaka ve taraftarları da Karşıyaka Çarşı. Kulüp alt ligde mücadele ederken taraftarlar ise kendi camialarında zirveye oynuyor. Yıllar yılı Süper Lige çıkamamış olmalarına rağmen her sene aynı sloganı aynı heyecanla haykırıyorlar; “O Gece Bu Sene.” Çarşı’yı Karşıyaka Taraftarlar Derneği Başkanı Okan Kırmacı ve tribün lideri Taner Ütüklerli’den öğreniyoruz.
 
Karşıyaka Çarşı ne yapar?
 
T.Ü: Karşıyaka Çarşı, Karşıyaka için her şeyi yapar. Bazen istemese de sevgisinden zararlı şeyler de yapar; ama Karşıyaka’ya yarar sağlamak için buradadır. Çarşı olduğu sürece Karşıyaka tribünleri bir bütün olarak hareket etmeye devam edecektir. En büyük artımız tribünlerimizin bir bütün olması.
 
Geçtiğimiz sene Çarşı muhalifleri ortaya çıktı ya da bu tarz insanların olduğu söylendi. Özellikle sosyal medyada bu durum gündem halindeydi. Sizce bir muhaliflik var mı?
 
T.Ü: Biz Çarşı’yı çok seviyoruz ama mutlaka sevmeyen vardır. Herkes sevmek zorunda değil. Bunu söyleyenler 30-40 kişiyi geçmez. Bunların bir kısmı da sahte hesap kullanıcılarıdır.
Peki Çarşı bu birleştiriciliği ve tek sesliliği nasıl sağlıyor?
 
T.Ü: Doğruları yapmakla sağlıyor, herkese adaletli davranmakla sağlıyor. Çamdibi, İkiçeşmelik, Gümüşpala ve Şemikler’de de taraftarlarımız var. Önemli olan herkese eşit davranabilmek. Yalnızca kendi mahallemizin, semtimizin insanına yakın davranmıyoruz. Hak, hukuk çerçevesinde herkese eşit davranıyoruz. Tribünden tanınan biriyle, tanınmayan birinin arasında bir sorun olsa bile haklı kimse onun yanında bulunuruz. Bu da tribünlerimizin tek olmasının en büyük nedenidir.
 
 
“ATATÜRK Bir Siyasi Görüş Değildir!”
 
Özellikle son dönemde sol görüşüyle anılan grupların sayısı biraz arttı. Çarşı’nın kendi içinde siyasal birliğinin de olduğunu söyleyebilir miyiz?
 
O.K: Burada önemli olan nokta şu ki; biz bir aileyiz. Karşılıklı sevgi ve saygıyla bu bütünlüğü sağlıyoruz. Eğer bir bütünlük varsa, bunun içinde bulunan her türlü insana saygıyla hareket edilmesi lazım. Biz eğer bu koltuktaysak kişisel görüşlerimizi değil, o toplumun görüşlerini gözetmek zorundayız. Bu sol ya da sağ kesim olabilir. Günün gerekeni neyse saygı çerçevesinde her muhabbette yer alabiliriz. Ayrıca şunu da ekleyeyim, Mustafa Kemal Atatürk bir siyasi görüş değildir. Kimse için olmaması lazım. Atatürk’ü herkesi sevmesi gerekir. 
 
T.Ü: Bir insan Karşıyaka tribününe geliyorsa Mustafa Kemal Atatürk’ü sevecek kardeşim!
 
O.K: Biz Karşıyakalıyız dediğimiz zaman bunun sebepleri var. Bakın Mustafa Kemal Atatürk İzmir’e girdiği zaman yanında Karşıyaka Spor Kulübü’nün kurucusu Zühtü Işıl vardı. Karşıyaka taraftarının özünde başkaldırı var. Atatürk’ü konuşmak ve yorumlamak dahi bizce çok yanlış.
 
AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanlığı’na yapılan saldırı size mal edilmek mi istendi?
 
T.Ü: Olayın Karşıyaka’da olması doğrudan bizleri ön plana çıkardı. Bunu bize mal etmeye çalışanlar konuştuğuyla kalır. Yapanlar zaten yakalandı. Bırakın yakmayı, hatta polis bu olaylarda Karşıyaka taraftarından ilçede sükunetin sağlanması için yardım istemiştir. Allah’a şükür biz milliyetçi, Atatürkçü insanlarız ama spora siyaset sokulmamalıydı. Bu 1453 Kartalları bile politik bir şeydir yani.. 
 
O.K: Ayrıca yapanlar hayatlarında Karşıyaka maçına gelmemiş insanlar. Herkes her şeyi birilerine mal edebilir; ancak ispatlanmadan söyleyince yalnızca konuştuklarıyla kalırlar. 
 
O.K: Bu ülkede spora siyaset karıştırılmasın diyorlar ama ülkenin 2 tane bakanı aleni bir şekilde yardım ediyor. Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç Samsunspor’a siyasi gücüyle yardım ediyor. Zafer Çağlayan Mersin İdman Yurdu’na transfer olan futbolcuyla bu işe katkısından dolayı fotoğraf çektiriyor. Biz eşit şartlarda yarışmıyoruz ki. Sayın Başbakan Kasımpaşaspor’u seviyor olabilir ama futbolla alakası olmayan adamlar şimdi bu sevgiden dolayı gidip o kulübü yönetiyorlar.
 
 
“İyiliğin İyisi Söylenmeyenidir”
 
Çarşı’nın yaptığı sosyal sorumluluk projeleri nelerdir?
 
O.K: Bizim için en önemli konu bazı yanlış düşünceleri bertaraf etmek için doğuda bulunan küçük kardeşlerimizi imkanımız el verdikçe Karşıyaka’da misafir ediyoruz. Bunu Mardinli çocuklarla yaptık, Ordulu çocuklarla yaptık. Ordu Karadeniz diyorlar ama oradan gelen çocuklar hayatlarında hiç deniz görmemişler. Dağ köyünde öğrenim gören ilkokul öğrencileriydi. Bundan sonra yine başta doğu olmak üzere minik öğrencileri Karşıyaka’da misafir etmek, maça götürmek ve Karşıyaka sevgisini onlara aşılamak istiyoruz. Bunları hep yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.
 
Sosyal sorumluluk projelerinde İstanbul kulüplerinin taraftarlarının yaptıkları çok fazla ön plana çıkıyor. Sizin yaptıklarınızı ise basın ve dolayısıyla halk pek bilmiyor. Neden?
 
T.Ü: Karşıyaka, tarihi boyunca çok ön plana çıkmış başarılar kazanmış bir kulüp olmadı. Basketbolda yalnızca biraz başarımız vardır. Bu olumsuz tabloya rağmen bizi dünya tanıyor. Bu da taraftarla olan bir şeydir. Basının rantına bağlıyorum bu ön plana çıkamamayı. Çünkü İstanbul kulübünün taraftarının yaptığı bir organizasyonu insanlar daha bir ilgiyle okuyor. Onların haberin
 
O.K: Yapılan en iyi iyilik, yaparken söylenmeyen iyiliktir. Eğer bir iyilik yaparken basını çağırıyorsan, en ufak yardımında maşallah tüm ulusal medyayı çağırıyorsan onun amacı farklı oluyor.
 
“Seyirciyi Yasaklasınlar Biz de Rahat Edelim”
 
Sporda şiddet yasası özellikle tribün grupları tarafından çok eleştirildi. Sizce yasa başarılı olur mu, amaç nedir?
 
O.K: Bir yasa çıkıyorsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak bizlerin vicdanına, kalbine hitap etmek zorundadır. Çıkan yasaya saygı duymak zorundayız. Hayatında maça gitmemiş, futbol seyretmemiş, futbol bilgisi hiç olmayan insanlar oturuyorlar ve gelişmiş ülkelerin yasalarından bir şeyler alıyorlar ve buraya getiriyorlar. Eğer Almanya’daki, Fransa’daki yasayı sen burada uyguluyorsan; ne burada o kültür var, ne de burada öyle bir stat var. Burada bir maça girip çıkmak, seyretmek ve hatta yıl olmuş 2013 ama gittiğiniz deplasmanlarda su içemiyorsunuz. Deplasman tribününde su satılmayan bir ülkede sen gelen taraftara önlem alsan ne olur? Kanun güzel, uygulanabilir; ama önce o kültür yerleşecek, stadyumlarını geliştireceksin, insanların seviyelerini yükselteceksin ki sonra kanunu çıkarabilirsin. Mevcut durum tamamen insanları tribünden soğutan ve bizleri deplasmanlara göndermemek isteyen bir sistem. “Şiddetle” kınıyorum yani böyle bir olay olamaz. 
 
T.Ü: Futbolcular bile bakıyorsun sahada küfür ediyor, tribünde yöneticiler kavga ediyor. 
 
O.K: Kanunu çıkaran çıkardığıyla kalıyor. Uygulamak emniyete düşüyor. Bu sefer de emniyetle taraftar karşı karşıya geliyor. Biz Manisa’ya gittiğimizde 10 otobüs insanın ismini ve vatandaşlık numarasını aldılar. Emniyetin emirleri uyguluyor bir yerde ama ona bu emirleri verenlerin uzayda yaşamaları gerekiyor. Bunun tek bir gerekçesi var o da seyahat özgürlüğünün kısıtlanması ve deplasmana seyirci gitmesinin engellenmesidir. Zaten seyirciyi yasaklasınlar ve biz de rahat edelim. Sen sağ ben selamet televizyondan izleriz.
 
 
İzmir bürokrasisiyle aranız nasıl?
 
O.K: Biz resmi statüsü bulunan bir oluşum olduğumuz için makamlara saygı göstermek zorundayız. Herkesle görüşürüz ve görüşüyoruz. Yalnız hiç laf çevirmeye gerek yok, eğer sen AK Partili bir belediyeysen, AK Parti’ye yakınsan kulüplere hizmet ve yardım yapabilirsin. Muhalefetteysen bunu yapamazsın. O yüzden kimse belediye başkanlarına, müdürlere, valilere kızmasın. Bu durum Türkiye’nin gerçeğidir. Ha bu gerçek iyi midir? Bu gerçek rezil bir durumdur!
 
T.Ü: Göztepe ve Karşıyaka’ya güya birer stat yapıyorlar. Statlar 8500 kişilik olacak. Diğer yandan baktığınızda Afyon’a 30 bin kişilik, Kütahya’ya 18 bin kişilik, Şanlıurfa’ya 30 bin kişilik stadyum yapıyorsun. Koskoca İzmir’e, Göztepe’ye, Karşıyaka’ya küçücük stat yapıyorsun, takımı ligde olmayan kulüplere dev gibi statlar. Büyük stadyumları hep AK Parti belediyeleri yapıyor. İlla AK Parti’ye oy mu verelim? İş o noktaya geldi artık.
 
Yerel seçimler yaklaşıyor. Derneğin geleni gideni epey olur sanırım?
 
O.K: Elbette herkes gelir. Biz burada onları ağırlamak ve dinlemekle yükümlüyüz. Taraftarlarımızı yönlendirmek gibi bir durum asla söz konusu olamaz; ama biz bu işe emek verdiysek doğru bir tanedir, düzgün bir tanedir. O yönde de mücadelemizi sonuna kadar yaparız. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın.
 
“Biz Öncelikle Karşıyaka ile Evliyiz”
 
Belediyelerden deplasmana giderken ya da çeşitli durumlarda destek alıyor musunuz?
 
T.Ü: Hayır hiçbir destek almıyoruz. Zaten bir şekilde biz otobüsümüzü kaldırırız. Destek vereceklerse kulübümüze destek versinler. Kulübümüzün büyük bir borcu var. O borç ödensin. Bir de yasa çerçevesinde zorlanıyorlar tabi.
 
 
Vaktinizi tribün için harcıyor, deplasmanlara gidiyorsunuz. Adeta bir adanmışlık var. Bu durum ailevi yaşantınızı nasıl etkiliyor?
 
T.Ü: Biz bu işi yeni yeni yapmıyoruz ki. 30 yıldır tribündeyiz ve eşimiz çevremiz zaten bunu biliyor ve kabulleniyor. Bir şekilde idare ediyoruz. Fırsatını bulduğumuzda onlarla da vakit geçiriyoruz.
 
O.K: Biz zaten öncelikle Karşıyaka ile evliyiz. Bizim hayatımızda olacak insanlar da bunu kabul etmek zorunda. Çünkü yalnızca maça gitmiyoruz. Maç dışı etkinlikler ve organizasyonlar da oluyor. Karşıyaka’ya sevgimiz ve saygımız çok fazla. Bu da bize bir sorumluluk yüklüyor.
 
T.Ü: Hatta o organizasyonlara biz gitmediğimiz zaman “Gelmiyor musunuz?” sorusuyla telefonlarımız çalıyor. Çünkü tribünde sevilen, sayılan insanlar zaten o yapıyı ayakta tutar. Şimdi Karşıyaka tribünü tek parça ve bölünmez gibi gözüküyor ama 15 kişi elini çekse parça parça olur. Bu durumda biz istesek dahi bırakamayız. 
 
En üst noktadaki Anadolu takımlarının tribünleri genelde dolu gözüküyor. Buna rağmen bir şeyler eksik. İzmir’de ise tribünler dolmasa bile bir hareket var. Ultras kültürü bu mudur?
 
O.K: Onlar seyirci biz taraftarız. Bütün olay bu.
 
T.Ü: Bir de Göztepe ve Karşıyaka hep başarısızken, hep alt liglerdeyken karşılaştılar. Bakın görün bir de üst ligde karşılaşsalar neler olacak. Amfi tiyatro gibi stadyumda maç yapıyoruz. Tribünün dolu gözükmemesinde bu da bir etmen. Son olarak bir de şunu söylemek istiyorum, geçen sene basketbolda final oynadık. Bakanlar, bakmayanlar herkes şeref tribünündeydi. Protokolde oturan kimseyi tanımıyorduk. Demek istediğim düğünde herkes tribüne geliyor ama cenazede kimse yok.
 
“Göztepe-Karşıyaka Rekabeti”
 
İşin şiddet kısmına gelmek gerekirse, Göztepe ve Karşıyaka taraftarının birbirine zarar vermesi belki rekabeti körüklüyor ama ne zamana kadar devam edecek? İstanbul takımları taraftarlarının bu konuda bir anlaşması hep gündeme getirilir?
 
T.Ü: Bu olay asla bitmez. Bu olay 30-40-50 sene sonra bile devam eder. Hesapta medeniyetin merkezi İngiltere’de bile taraftarlar arasındaki olaylar bir şekilde sürüyor. Kimse kimseyi kandırmasın, cezalar da çıksa, başlara işler de açılsa bu devam eder. Elbette bizler bu saatten sonra meraklısı değiliz, keşke olmasa ama oluyor. İstanbul’a gelirsek, anlaşıyorlar anlaşmasına ama maçta bir ton olay çıkıyor. Biz kalkıp elimizde çiçeklerle poz verip sonra kavga etmiyoruz en azından. Öyle yapsak daha kötü olmaz mı?
 
O.K: Bir de Karşıyaka, Göztepe ya da birbirini sevmeyen diğer takımların taraftarları da var ama toplumumuzda genel bir samimiyetsizlik var zaten. Bu ülkede insanlar “Ne bakıyorsun?” diye kavgaya tutuşuyor, en ufak bir olayda insanlar birbirine giriyor. Eh maça gelen insanlar uzaydan gelmiyor ki. Bu kadar kavga eden bir toplumda çıkan olayları sadece taraftara mal etmemek lazım. Bizleri bu hale getirenler 50-60 yıldır bu ülkeyi yöneten tüm partilerdir. Bir de Galatasaray- Beşiktaş-Fenerbahçe diye tutturdular ve sonrasında bütün ülkeyi unuttular. İstiyorlar ki onlar olsun, istiyorlar ki onlar devam etsin; biz yok olalım, ölelim, gidelim. Bizi bu hale getiren ülkenin kendisidir. Sen spora siyaset katarsan, samimiyetsizlik yaratırsan insanlar da bu ortamda birbirine düşman olur.
 
 
Başkan’dan Taraftara Mesaj Var
 
Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Fatih Diniz Ben HABER’e göreve geldiğinden itibaren yaşadıklarını ve önümüzdeki süreçte hedeflediği projelerini anlattı. Karşıyaka’yı nasıl bulacağını iyi bildiğini ve takımın mali durumunun kötü olduğunun farkında olduğunu belirten Diniz, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
”Karşıyaka yalnızca bir futbol kulübü değil. Biz bir spor kulübüyüz. 7 farklı branşta faaliyetimiz var ve 170 kişiye ödeme yapıyoruz. Adeta fabrika gibi çalışıyoruz. Borçları temizlemeye çalışıyoruz. Bu işi bir anda gerçekleştirmek mümkün değil ama 3-4 senelik disiplinli bir çalışmayla aşabileceğimizi düşünüyoruz. Kulübe problemleri bilerek geldik. Son derece özverili bir ekibimiz var ve sorunları aşmaya çalışıyoruz.”
 
“Yaşanan süreçte kulübün sorunlarının aşılması için sportif başarıya da ihtiyaç duyuyoruz.” diyen Diniz, basketbolda kulübün iyi bir noktada olduğunu ve futbolda da bunu başarmak için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. 
 
“Hasım Değil Hısım Olmalıyız”
 
Başkan Fatih Diniz futbolun yeni bir sürece girdiğini anlattığı konuşmasında İzmir kulüplerinin pastadan daha fazla pay alması gerektiğini belirtirken Göztepe Başkanı Hüseyin Altınbaş’ın Karşıyaka’ya ziyaretini şu ifadelerle değerlendirdi, “Bizler İzmir kulüpleri olarak hasım değil, hısım olmalıyız. Kaliteyi arttıran şey rekabettir ve Göztepe ile rekabetimizin enerjisi sportif başarıyı arttırmak için kullanılmalı. Hüseyin Bey çok efendi bir insan ve dost olmamamıza hiçbir neden yok.” 
 
Karşıyaka’ya yapılacak stadyumun kulüp için iyi bir gelir kaynağı olacağını ancak kapasitenin düşük ve yerin dar olmasından dolayı problemli bir bir yapı olacağını ifade eden Başkan Diniz yine de küçük bir stadyumu hiç olmayan bir stadyuma tercih edeceklerini söyledi. 
Ayrıca sözlerinin sonunda taraftara da bir mesaj veren Diniz, “Karşıyaka Kulübü sponsorluklarla, bağışlarla ve kombinelerle yaşıyor. Bu nedenle taraftar olmak sadece bağırmak değil, kombine almak, kulübün lisanslı ürünlerini almaktır. Bunu biraz daha önemsemek lazım.” dedi.
 
Güncelleme Tarihi: 13 Ekim 2013, 10:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER