Başrolde 'Zarafet ve Asalet'

Yıllarca cemiyet hayatının en güzel ve en şık kadınlarından olan Siren Ertan Çarmıklı artık tarzını müşterileriyle paylaşıyor ve onlara birbirinden zarif ve asil tasarımlar sunuyor. Biz de Türkiye’nin ‘moda ikonu’ Siren Ertan Çarmıklı ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Başrolde 'Zarafet ve Asalet'

GAMZE KURT / BEN HABER

Öncelikle sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Siren Ertan Çarmıklı kimdir? Kendinizi nasıl anlatırsınız?

9 Eylül Üniversitesi, GSF-Tekstil Tasarımı bölümünde aldığım eğitimden sonra başladığım çalışma hayatımın son on yedi yılında İstanbul’da yaşıyorum. On yıl önce kendi işimi kurdum. O günden bugüne Türkiye’nin her yerinden ve bazen de yurt dışından, her yaştaki kadınları giydiriyorum. Ulusal ve uluslararası şirketlerle proje ortaklığı yapıyorum. Eşim Gökhan’la da on iki yıldır birlikteyiz. 
 
HAYATIM ÖNYARGILARLA GEÇTİ
 
İlk başladığınız dönemde zorluk yaşadınız mı?
 
Hayatım önyargılarla geçti benim. Evet, ilk başta çok ön yargı vardı. Ama kendimden emin olup karar verdikten sonra kafama koyduğum şey için hiç kimse yıldıramaz beni (gülüyor). Sonrasında ise mesleğimin zorlukları var ki gerçekten bu iş aşk olmadan yapılabilecek bir iş değildir. Tamamen müşteri memnuniyetine dayanır ve ilk geldiğinde sadece bir hayal sunarsınız. Ama her zaman dediğim gibi; benim işim biraz ressamlık, biraz heykeltıraşlık, biraz da psikologluktur ve ben sonsuz sabrıyla ünlü biriyim.
 
Siren Ertan artık bir marka haline geldi. Sizce bunun sırrı nedir?
 
İş teklifi ile İstanbul’a taşındığım ve benim için çok değerli olan Mustafa Ağabey’imden (Taviloğlu) dinlediğim başarı tavsiyesini aklımdan hiç çıkarmadım; çok çalışmak, düzenli aile hayatı ve sosyal olmak. Ben çok çalışır, az uyur, az tatil yaparım. Başkalarının ya da kendimin hatalarından ders almaya çalışırım ve çok istikrarlıyımdır. 
 
Neden İzmir’de kalmayı tercih etmediniz?
 
Çok önemli bir okul olarak gördüğüm bir büyüğümden iş teklifi almıştım ve bana gösterdiği inanca güvendim. Her zaman en önemli keşiflerinden biri olduğumu söyler ki bu benim için çok anlamlıdır. 
 
 
BENİ BEN YAPAN ŞEHİR: İZMİR
 
Sizin sektörünüz için İzmir ve İstanbul’u nasıl kıyaslarsınız?
 
İzmir, beni ben yapmasından gurur duyduğum şehrimdir. Ancak İstanbul, beni besleyen, büyüten, dinamizmi ve rekabeti ile asla yavaşlamama izin vermeyen derin mi derin şehrimdir. Yaşamak, tutunmak çok zordur ama bu insanı daha güçlü yapar. Bana çok sevdiğim işimi ve eşimi verdiği için de markamın ismini ‘Siren Ertan ISTANBUL’ koydum.
 
HIRSLI OLSAM BAŞBAKAN BİLE OLURDUM
 
Hırslı biri misiniz?
 
Annem biraz hırslı biri olsaydım ülkenin en önemli iş kadınlarından biri ya da başbakanı falan olabileceğimi söyler (gülüyor). Hayır, hırslı biri değilim. Sadece Allah’ın verdiği cana en iyi şekilde sahip çıkmaya çalışan biriyim. Benim için gerçek ibadet budur.
 
Moda, hayatınızın bir parçası mı yoksa hayatınızın ta kendisi mi?
 
Sadece bir parçası. Moda hangi alanda olursa olsun hayatımızın tuzu biberidir. Hayatlarımıza renk katar, sektörleri geliştirir ve değişkenliği ile dünyadaki milyonlarca kişiye istihdam sağlar.
 
Siren Ertan İstanbul, hem abiyede hem de gelinliklerde kadınların gönlünü fetheden tasarımlarla dolu. Tasarımlarınızdaki tarzı nasıl tanımlarsınız?
 
Tasarımlarımla müşterimi birleştirip, o her zaman görmek istediğim kadını yaratırım; asil, şık, zarif, kadınsı ama demir gibi güçlü! Ne tasarlarsam tasarlayayım ‘zarafet ve asalet’ başroldedir.
 
Hazır giyime girmeyi düşünüyor musunuz? Yoksa haute couture ile devam mı?
 
Hem hazırlayan hem de giyen olarak ‘haute couture’e sevdalıyım. Asla vazgeçmek istemiyorum. İlk kez müşteri olarak gelip artık dostum olan onca insanı hiçbir işe, hiçbir kazanca değişmem! Ancak fiyat seçeneği ve ulaşım kolaylığı açısından da hazır giyime girmem konusunda sevenlerimden büyük talep görüyorum. Çok haklılar. Bu nedenle gelecek planlarımda hazır giyim var. Zaten başka markalara yaptığım koleksiyonlar da çok ilgi görüyor.

Atölyenize gelen müşterilerinizle tasarım aşamasının her adımında yer alıyor musunuz? Size gelen bir siparişin süreci nasıl işliyor?
 
Kumaş-malzeme alımından model tavsiyesi ve çizimine, provalardan teslimatlara kadar her aşamayla bizzat ilgilendiğim için randevuyla çalışmayı tercih ediyorum. Tabi bu arada vakti olmayan müşterilerimiz için hazır kıyafetler de hazırlayıp atölyemde bulunduruyorum.
 
MÜŞTERİMDEN İLHAM ALIRIM
 
Nelerden ilham alısınız?
 
Tamamen müşterimin kendisinden ilham alırım. Bir tasarımcı olarak tasarımımla kendimi tatmin etmeyi değil, öncelikle müşterimi hayatında olabilecek en güzel ve en zarif haliyle göstermeyi hedeflerim. Bu nedenle kişiye odaklanırım. Hem vücut kusurlarını kamufle etmek gibi ayrıntılarla uğraşıp harikalar yaratmak beni ekstrem tasarımlar peşinde koşmaktan çok daha fazla heyecanlandırır. İşime ve müşterilerime olan sevgim tasarımlarıma yansır. 
 
Sizce, müşterilerinizin Siren Ertan’ı tercih etmelerindeki en önemli faktör nedir?
 
Zevkim ve güvenilir olmam en önemli faktördür sanırım.
 
Tasarım anlamında nelerden etkilenirsiniz?
 
Sanatın her dalını ve doğayı severim. Resme, heykele, mimariye sevdalı biri olarak çok gezer, çok inceler, kitap ve dergileri çok değerli bulurum. Bakmak değil, görmeyi bilmek lazım.
 
ŞIK OLMANIN ŞİFRELERİ…
 
Türkiye’nin en iyi giyinen ve giydiren kişilerinden biri olarak kadınları nasıl yönlendirirsiniz?
 
Dünyanın en güzel elbisesi, uygun olmayan bir kişinin üzerinde hiçbir şey ifade etmez. Moda ve marka giyinmenin de şıklıkla pek alakası yoktur. Demode olmamanızı sağlar ancak şık olmanın şifreleri başkadır. Kişinin yaşına, konumuna ve yerine göre giyinmesi çok önemlidir. Kişiye özel çalışmalarımla müşterilerimi bu çerçevede yönlendiririm. Kusurlarını örtüp, güzel yanlarını öne çıkaran, proporsyonları düşünülmüş, rengi, kalıbı, tarzı ile kendisine en yakışan kıyafetleri yaratır, günün modasından ona uygun noktaları seçerim.
 
Kadınlar sizi çok yakından takip ediyorlar. Stil sahibi olmak için neler yapmak gerekir?
 
Kişinin bir stilinin olması gerçekten o kişiye değer katar. Ancak hayatınızla uyum sağlaması ve süreklilik göstermesi çok önemlidir. Bu nedenle içinizden gelmesine dikkat edin derim.
 
Her modacı gibi sizin de hayalinizde mutlaka birilerini giydirmek vardır? Kimin üzerinde Siren Ertan imzalı bir elbise görmek sizi çok mutlu eder?
 
Gerçekten hiç düşünmem böyle şeyleri. Pek çabam da olmaz bu yönde zaten. Çünkü kapımdan ve kalbimden giren her müşterimin başımın üzerinde yeri vardır benim. Gerçek hayatları severim. Dünyanın bir ucunda yaşayan, hiç tanımadığım, hiçbir şey paylaşmadığımız, ödünç olarak verilmiş güzel bir elbisemi giyen film yıldızı beni, gelinliğinin ona verdiği mutlulukla boynuma atlayan bir müşterimden daha çok mu sevindirir? Gerçekten emin değilim..
 
Yaratıcılığınızın ve girişimciliğinizin sınırları kıyafetlerle sınırlı değil. Fransa'da hazırlanan ve isminizi taşıyan bir parfümünüz var. Fikir nasıl ortaya çıktı?
 
Parfümün markamı desteklemek için doğru bir ürün olduğunu düşünüyordum. Ayrıca giydiğim kıyafetin etiketinde adımın yazması kadar kendi parfümümü kullanmak da çok keyifli olacaktı. Tabi on altı yaşında okuduğum Patrick Süskind’in o muazzam romanı ‘Koku’ da hala aklımdaydı. Parfümün kalbi; Fransa’nın Grasse bölgesinde üretildi, çok beğenildi ve müptelası olan müşterilerim var. 

UMARIM BU ÖMRE SIĞARIM
 
Siren Ertan bundan sonra neye el atacak?
 
Bir tasarımcı olarak, mesleğim tekstilin dışındaki alanlarda tasarım yapabilmenin keyfini ve başarısını yaşıyorum. Kafamın içinde onca fikir var. Bazılarını hayata geçirebiliyorum. Bazıları, ben henüz gerçekleştiremeden başkaları tarafından yapılıyor. Bazıları ise ne yazık ki hala beynimde. En sevdiğim şey; ne alanda olursa olsun bir sinerji içerisinde olmak, beyin fırtınası yapmak, bir projeyi yaratmak ve geliştirmek olsa da her şeye yetişemiyorum. Neyse ki Allah bana Osram, OHT Peptide 3, Olmeca Gold, Jaeger-LeCoultre, Godiva, Punto, Mudo Concept, Beymen, Zela Mücevherat, Adamo Deri-Kürk Sanayi gibi iyi niyetli ve becerikli proje ortakları yolladı. Umarım bu şekilde devam eder ve umarım ben bu ömre sığarım (gülüyor)..
 
Bir şey yaratmanın hayatınızdaki en büyük zevk olduğunu söylüyorsunuz.. 
 
Atölyem benim tırnaklarımla kurduğum ve çok çalışarak bugüne taşıdığım mabedim. İnsan emek verdiği şeyi daha çok seviyor, daha çok bağlanıyor..
 
Başarılı bir iş kadını olarak hemcinslerinize neler tavsiye edersiniz?
 
Kesinlikle aktif, üretken ve kendi ayakları üzerinde duracakları bir hayat tarzı benimsemelerini, maddi katkıda bulunabilecekleri ya da fiziksel anlamda çalışabilecekleri sivil toplum örgütlerine üye olmalarını, çocuklarını yetiştirirken mümkün olduğunca erken yaşta onlara sosyal sorumluluk bilincini aşılamalarını ümit ederim.
 
Birçok sivil toplum örgütüne desteğiniz ve geliştirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz malum. Bu konuda çok hassas olduğunuzu biliyoruz. Nasıl bir duyguyla yapıyorsunuz tüm bunları?
 
Ben çok önemli bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Dünyaya karşı sevgi, saygı, sorumluluk hissediyorum. Hayatımı mümkün olduğunca ‘ilgili’ ve ‘içten’ geçirmeye çalışıyorum. Sorumluluk benim için insan ve birey olmanın bir gereği. Üstelik hayırlı bir evlat ve hayırlı yurttaş olmaktan, mutlu ederek mutlu olmaktan daha güzel ne olabilir.
 
KANSERLE İLGİSİ YOK
 
Kanser gibi bir hastalıktan kurtulmuş olmanızın bu konuda etkisi oldu mu sizce? 
 
Hayır, kanserim biteli yedi yıl oluyor. Oysa ben çok daha uzun yıllardır sivil toplum örgütleri için çalışıyorum. Ama kanseri yenmemde çalışmalarımın faydası olmuştur. Çünkü hayatlarına dokunma şansı bulduğum insanların hayır dualarını aldığımı biliyorum. Ayrıca bu sayede başıma gelen her şeyi olgunlukla kabullenmeyi, asla pes etmemeyi ve şartlarımı iyileştirmek için çok çalışıp, sonuca odaklanmayı öğrendim. Kanserden sonra ‘Bu dünyada hiçbir şeyin beni üzmesine izin vermeyeceğim’ demek isterdim ama yapamam. Çünkü o zaman ben, ben olmam.
 
Hayata farklı bir yerden baktığınızı düşünüyor musunuz?
 
Yeni bir şey öğrendiğim, kendime bir şey ekleyebildiğim, kendimi işe yarar hissettiğim her güne şükrederim. Ve benim için hayattaki gerçek başarı; gittikçe daha iyi bir insan olmaktır, sadece böyle hatırlanmak yeter de artar bana!
 
Hayata dair plan yapar mısınız? Yoksa akışına mı bırakmayı tercih edersiniz? 
 
Günlük hayatımda çok düzenli ve planlı biri olmama rağmen uzun vadeyi hiç düşünmüyor olmam beni de çok şaşırtıyor. Hayatımda hiç uzun vade plan yapmadım. Sanırım hayatla ilgili şu sözü benimsiyorum; ‘Hayat, siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş’.
 
Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2014, 16:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER