Başkanların 3'te 1'i Değişir

İzmir’de dosya vermeyen iki belediye başkanı olduğunu söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Biri Büyükşehir’e verdi, biri de Seferihisar nereye verdiği belli değil" dedi ve ekledi: İsteyeceğim değil, istemeyeceğim başkanlar olabilir.

Başkanların 3'te 1'i Değişir
EROL YARAŞ
 
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için CHP’de adaylığı kesinleşen mevcut başkan Aziz Kocaoğlu, Ben HABER Genel Yayın Yönetmeni Erol Yaraş’a çok özel açıklamalarda bulundu.
 
Başkanım hayırlısı olsun bir dönem daha yani 3. dönem için partiniz sizi aday gösterdi. Öncelikle kutluyorum, seçimleri kazanıp yeniden koltuğa oturduğunuz ilk gün neyin düğmesine basarak start vereceksiniz yani ilk yapacağınız iş ne olacak?
 
Seçimi kazanırsam, mazbatamı aldıktan sonra ilk işim mesaiye Körfez’de başlamak olacak. Bostanlı Vapur İskelesi ile Mavişehir arasında hem vapur seferlerini sağlayacak hem de yüzülebilir körfez hedefi için önemli bir adım daha olacak kanal açma çalışmalarını başlatacağım.
 
3 ay sonra ikinci dönemi de bitiriyorsunuz. Aziz Kocaoğlu olarak geriye baktığınızda nasıl bir 10 yıl geride kalıyor?
 
Dolu dolu bir 10 yıl yaşadık. Tempo çok yoğun ve büyük hata yapmadan kentimize, kentlimize hizmet etmeye çalıştık. Ufak tefek hatalarımız mutlaka oldu. Projelerde gecikmeler yaşandı. Bizden kaynaklandı, belediye bürokratından, il bürokrasisinden veya Ankara bürokrasisinden kaynaklandı. Ama biz hiç işin peşini bırakmadık. Rakamlara baktığımızda ciddi bir başarımız var. Ben bugün başarıyı yaptığımız işlere, İzmir ekonomisinin büyümesine ve İzmirli hemşerilerimizin teveccühüne, kamuoyu yoklamalarındaki tanınırlılığın ve güvenilirliğin yüzde 90'ın üzerinde olmasına bağlıyorum. Altyapı yatırımlarını biraz daha dengeli kısıp üst yapı yatırımlarına baksaydık daha mı iyi ederdik ama onu biz yenemedik. Biz temel olmadan bina çıkılmaz diye hep alt yapı çalışmalarını sürdürdük. Hemen hemen de alt yapı çalışmalarımızın sonuna gelmiş durumdayız. 
 
 
Yılları verimleri kullandığınızı düşünüyor musunuz?
 
Kesinlikle verimli kullandık. İlk geldiğimizde 2004-2005 yılında bir toparlanma öğrenme dönemi oldu. O yıllarda bir performans düşüklüğü yaşandı, zaten para da sınırlıydı. Borç vardı, merkezi hükümet değişmişti. Borç olması demek geçmiş dönem belediye başkanlarını eleştirmek anlamında değil. Biz borcumuzu ödeyelim, 2-3 seneyi böyle geçirelim ama ondan sonra daha güçlü bir ekonomik yapıyla çalışmalarımızı sürdürürüz dediğimiz bir strateji belirledik. O stratejimiz de eleştirildi ama bugün o stratejimizin ne kadar doğru olduğu, ulaştığımız yatırım potansiyelimizden, borçlanma kredi fizibilite potansiyelimizden çok iyi anlaşılıyor. Ben göreve geldiğim zaman Efes kapalıydı, Etap kapalıydı, sadece Hilton ile Crowne Plaza vardı beş yıldızlı otel olarak. Bugünkü mevcut Basmane civarından, Gürsel Paşa'dan Kordon'a, Alsancak'ta bulunan otellerin hemen hemen üçte biri de yoktu. Onlar da düşük çalışıyordu. Şu anda iki mislinden fazla otel yapıldı. Birçok da dört yıldızlı, üç yıldızlı otel yapıldı. Ve bugün şehir içindeki oteller yüzde 80-90 dolulukta.
 
Bunu ekonominin bir göstergesi olarak mı görüyorsunuz? 
 
En önemli gösterge. İnsanın işi yoksa niye gelir? Şehir içi otellerden bahsediyorum. Çeşme'den bahsetmiyorum. Kent merkezinde ya bir gece ya iki gece yatar işini görür gider.
 
TERCİH YETKİM OLSAYDI VERMEZDİM
 
Tecrübe açısında ben bu ihaleyi böyle yapmasaydım bugün daha farklı konumda bu iş biterdi dediğiniz olaylar yaşıyor musunuz? Mesela Metro. Baktığımız zaman sizin başınızı en çok o ağrıttığı için o örneği verme gereği hissettim. 
 
Hayır, benim elimde tercih yetkim olsaydı tabi ki vermezdim. Kendi işim olsaydı, ihalesiz verebilseydim tabi ki vermezdim. Ama ben bugüne kadar verdiğim kararların hepsini mevzuat çerçevesinde verdim ve kısıtlı olarak verdim.
 
Yani biliyordunuz başınıza bunun geleceğini.
 
Evet, mesela en son gün imzaladım Bayındır ihalesini. Yani Bayındır'a bunu vermemek için ciddi anlamda direndim. Ama mevzuat onu gerektirdiği için de verdim. 
 
 
BİLEREK HATA YAPMADIM
 
Yani o zaman 10 yıl içinde pek bir yanlış görmüyorsunuz.
 
Ben zaten bilerek hata yapmadım.
 
Hata anlamında değil, tecrübe anlamında soruyorum.
 
Tabi tecrübe kazanıyoruz ama herhangi bir konuda işini aksatan, doğru düzgün iş yapmayan müteahhit sizin kapınıza gelip de tekrar ihaleye teklif verdiğinde onu eleyecek bir inisiyatifimizin olması lazım. Olmuyor yok. Adam düşük fiyatı verirse veriyorsunuz. Yani ihale mevzuatının bu kadar büyük bir bütçeyi yürütmeden ve imar yetkisi gibi yetkilerle donanmış bir belediyeyi imar mevzuatıyla bu kadar cendere içerisine sokmak ne derece doğru bilmiyorum. 
 
Başkanım ikinci döneminizde başlatamadım diyerek içinizde ukde olan bir proje var mı? Çünkü 5 yıl önce bayağı söz verdiniz. 
 
Belediye başkanı önce projesini yapar, kaynağını bulduğu zaman da hızlı olarak ihaleye çıkar onun da bir an evvel bitmesini ister, hizmete açmak ister ve acele eder. Verdiğimiz sözlerin büyük çoğunluğunun üçte birini yapmışız, üçte biri devam ediyor, üçte birinde de henüz bir şeye başlamamışız, inşaat aşamasına gelmemişiz. Ama orada bizim ihmal ettiğimiz, yapmayalım dediğimiz bir şey yok. Çeşitli sıkıntılardan dolayı…
 
TRAMVAYI BİTİRMEK İSTERDİM
 
Hayır, ihmal değil, şimdi herkesin gönlünde bir aslan yatar ya...
 
Tramvayı bitirmek isterdim. İki buçuk senedir tramvayla uğraşıyorum ben. DLH'dan, Kalkınma Bakanlığı'ndan, Yüksek Planlama’dan, hazinenin hakkını yemeyelim oradan çabuk çıktı iki buçuk sene süründü. Bu projenin yapılabilmesi iki sene hadi uzadı üç sene. Altı ay da ihalesi sürer üç buçuk sene. Ben şimdi yüzde 75'ini bitirmiştim bu işin, iş ortaya çıkmıştı. 
 
İhale aşamasına geldi mi?
 
26 Şubat'ta ihale var. 
 
Başkanım biraz da siyaset konuşalım. İlk döneminizde mi ilçe başkanlarınızla daha rahat çalıştınız, ikinci döneminizde mi?
 
Birinci dönemde daha rahattık. Çünkü çok siyasi partinin temsilcisi vardı. CHP'nin AKP'nin, DYP'nin, ANAP'ın, Genç Parti'nin o zaman daha renkliydi çeşitliydi meclis ve belediye başkanları.  
 
İkinci dönemde neydi sıkıntılar?
 
İkinci dönemde 30 ilçenin bir tanesi Bayındır Adalet Kalkınma Partisi'nde, gerisi Cumhuriyet Halk Partisi'nde. Meclis'in neredeyse yüzde 80'i CHP'de. Böyle bir güç belediye başkanlarını şey yapıyor. İkinci dönemden birinci dönem daha iyiydi ve o zaman 57 belediye başkanı vardı, şimdi 21 belediye başkanı var, yarın 30 olacak. 
 
 
MAHSURLU GÖRDÜĞÜM OLMAZLARI SÖYLERİM
 
Şimdi başkanım ikinci döneminizde bugün yaşadıklarınıza bakıyorum. Sayın Baykal ile bir süreç yaşadınız ve sonra da ilçe belediye başkanlarının kimler görevlendirilecek konusu geldiğinde bir takın sıkıntılar yaşadınız. Bun biliniyor. Hatta Urla Belediye Başkanı konusunda sizi istifaya kadar götüren bir süreç gerçekleşti. Çünkü sonuçta haklı olarak biraz evvel söylediklerinizle işi birleştirdiğim zaman siz bir takım oyunu oynamak istiyorsunuz. Takım kaptanı olarak da diyorsunuz ki yönetime maçı kazanmam adına bu oyuncularla sahaya çıkmak istiyorum. Şimdi bu dönemde de bu konuda bir sıkıntı yaşamamak adına bir takım konuşmalara giriyor musunuz?
 
Dikensiz gül bahçesi yok. Siyaset çok renkli, çok çeşitli ve insanla uğraşıyorsunuz. Zaten siyaset insanı yönetme sanatı veya ona hizmet etme sanatı. Burada şu olsun bu olmasın diye benim hiçbir zaman derdim olmadı. Belediye başkanlığı çünkü özel yetenekler istiyor. Başka işler gibi değil. Belediye başkanı aynı zamanda bir yönetici. Yani elinde şirketleri var, belediyesi var, kaynakları var, tasarruflu kullanmak kentin ihtiyaçlarını doğru belirlemek gibi yetkilerine haiz ve doğru iş yapması gereken bir yönetici. Biz mahsurlu gördüğümüz olmazları söyleriz. Önemli olan o iş yapacak en iyi arkadaşın belirlenmesidir. Bu arkadaşla benim yıldızım barışmayabilir. O hiç önemli değildir. Yeter ki o görevi yapabilecek yetenekte olsun. Herkesle çalışırım, çalıştım da zaten. 10 senedir başkanın, arkadaşların belli serzenişleri veya gruplaşmalar zaman zaman oldu. Ben hiçbir zaman ne o gruplaşmaların içine girdim. Akşam gruplaştılar sabahleyin ben hepsinin işini yaptım. Hiç üzerinde bile durmadım.   
 
Bazı şeylerin de aydınlanması açısından 2013'ü kapatırken kimsenin aklında da soru işareti kalmasın diye bu soruları soruyorum. Basına da yansıdı hatta köşe yazıları da yazıldı. Aziz Kocaoğlu bir dahaki dönem için olmazsa olmaz şartlarının başında üç tane ilçe belediye geliyor. Bir Bornova, iki Karşıyaka, üç Konak... Bu belediye başkanları mevcut olursa Aziz Bey çalışmayacak. Böyle bir şart ileriye sürüyor musunuz? 
 
Efendim bakın bunu söyleyen söylüyor, yazan yazıyor. Söyleyenle yazanı belediye başkan aday adayı yapıp müracaat edip herhangi bir partinin genel merkezinin koridorlarında dolaştırmak gerekiyor. Orada dolaştığı zaman bu söylediğinin, yazdığının ne anlama geldiğini bunun söylemden başka laf olsun torba dolsundan başka hiçbir anlam ifade etmediğini görecek. 
 
Genel merkezlere gazeteci olarak gittiğiniz zaman el bebek gül bebek girersiniz ve çıkarsınız. Genel merkezlere aday adayı olarak gittiğiniz zaman ne olur? Onu yaşamanız lazım. Veya büyükşehir belediye başkanı olarak o masaya oturup 21 tane 30 tane ilçeyi belirlemek için görüştüğünüz zaman anlarsınız genel merkezin ne yaptığını, nasıl karar verdiğini ve orada büyükşehir belediye başkanlığının ve il başkanlığının gücünün ne olduğunu, ne yapmaya muktedir olduğunu ya da olmadığını o zaman görürsünüz. Şimdi genel merkez, genel başkan, genel başkan yardımcıları ellerindeki aday belirleme erki en güçlü etkilerden bir tanesini bir belediye başkanı ile paylaşır mı? Tamam gel senin dediğin olsun der mi?
 
 
CEVAT DURAK İLE ZAMAN ZAMAN TERS DÜŞTÜK
 
Ama siz de takım kaptanısınız metropolde 8 ilçe önemli.
 
Cevat Durak ile zaman zaman ters düştüğümüz oldu. İş açısından... Ama 10 senedir en önemli ilçelerinden bir tanesini yönetiyor Cevat Durak. Ve 10 senedir biz aynı tabağa kaşık çalıyoruz. Ben şimdi Cevat Durak olmasın falan 10 senedir ne yaptı bu adam sana kardeşim tamam ufak tefek şeylerimiz oldu. Ama bunlara gerek yok. Bornova Kamil başkan için de aynı şey söz konusu. Hakan başkanı zaten konuşmaya gerek yok çalışıyor.
 
Başkanım hiç takımda isteyeceğiniz oyuncu olmayacak mı? Her şeyi Genel Merkeze mi bırakacaksınız?
 
İsteyeceğim oyuncu değil istemeyeceğim oyuncu olabilir. 
 
İstemeyeceğiniz olabilir.
 
Şöyle bakın olmazı söylemek doğrudur. Şimdi bütün ilçeleri biliyoruz. Burada aday adayları var. Bu aday adaylarının üç dört tanesi öne çıkar. Bu üç dört tane aday adaylarının çoğu zaman yetenekleri de birbirine yakın oluyor. Bunlar da genel kabul gören insanlar. Bunlardan bir tanesinin seçilmesi hayır efendim illa Ahmet olsun demenin bir anlamı yoktur. Yeter ki büyük hata yani olmazlardan kasıt da 10 sene belediye başkanlığı, 5 sene belediye başkanlığı yaptığın adam değildir. Mesela genel merkez atlamıştır başka birisi atlamıştır, bir problem vardır siz onu biliyorsunuzdur. Sizin sorduğunuzun dışında olumsuzluklar vardır. Onlarda da mutlaka müdahale etmemiz en azından fikrimizi söylememiz veyahut uyarmamız gerekir.  
 
Peki 10 yıllık tecrübe içinde 30 ilçeye baktığınızda mevcut başkanlar doğal adayları zaten.
 
Dosyasını vermeyen iki kişi var zaten. Biri Büyükşehir’e verdi, biri de Seferihisar nereye verdiği belli değil.
 
3’TE 1 DEĞİŞİM
 
Değişimin oranının ne olabileceğini düşünüyorsunuz Başkanım? Yüzde kaç değişebilir İzmir?
 
Üçte bir değişime girer herhalde. 
 
Üçte birlik oran doğaldır diyorsunuz.
 
Doğaldır veya tahmini söylüyorum. 
 
 
Şimdi siz 9 yıl 10 ay hiçbir şekilde merkezi hükümet ile bir tartışmaya girmediniz. Size çok yüklenildi, çok laflar söylenildi. Bunu Başbakan da söyledi.
 
İçeriden dışarından, kendi partimizden, Adalet Kalkınma Partisi'nden...
 
Melih Gökçek başta olmak üzere ama hiçbirine cevap vermediniz. Ta ki on gün evvel Başbakan'ın İzmir'deki söyleminden sonra ilk kez sert bir demeç verdiniz. Neden bu kadar sabrettiniz?
 
Sert nasıl sert...
 
Yani kongre merkezi yok deyince çıktınız ilk defa bir düzeltme gereği hissettiniz. 
 
İki defa kongre yok dedi.
 
İlk defa yaptınız bunu...
 
Bakın ben yaklaşık bir senedir böyle aşırı ve mesnetsiz eleştiriler olduğu zaman seçim yaklaşıyor, seçim sürecinde herkes eteğindeki taşı dökecek diye en az beş altı defa söyledim. Sayın bakanlardan biri geldiğinde, Başbakan geldiğinde söyledim. Artık eteğindeki taşı dökme zamanı geldi. Devlet kayıtları açık, yapılan harcamalar belli. Bir milletvekilimiz çıkıyor diyor ki şu bakanlıklar şu kadar 15 milyar liralık yatırım yaptık diyor. Bir gün önce çıkıyor gazetede. Gerçeği beşte biri. Sonra bir gün sonra Sayın Başbakan geliyor diyor ki 21, 6 milyar daha koyuyor. Kökü 5 milyar 300 milyon... Aldığımız belli verdiğimiz belli diğer illerin de belli ne aldığı ne verdiği bütçeye. Şimdi ona da dayanamıyorsun. Bir de kongre merkezi yok diyor tamam kongre merkezi ihtiyaç mı ihtiyaç. Kim yapıyor kongre merkezini diğer illerde. Mesela Gaziantep'te bir müze yapıldı kim yaptı? 
İstanbul'daki, Ankara'daki kongre merkezlerini kim yapıyor? 
 
Ayrımcılığa bir cevap verme miydi o?
 
Evet... 
 
BENİM BİLE SİNDİRME DUYGUMU AŞTI
 
Peki, geç kalmadınız mı o cevaplarda başkanım? 
 
Hayır. Efendim biz zaman zaman daha yumuşak cevaplar verdik. Şöyle de düşünmek lazım. Adalet Kalkınma Partisi 2004 yılından beri beraber çalışıyoruz. Söylem ve eylem o kadar muhalefet için tazyiki artarak bir trend yaptı ki şu anda artık benim gibi sabırlı bir adamın bile sindirme duyusunu aştı. 
 
Ondan diyorsunuz...
 
Ondan bir de seçime giriyoruz. 
 
Yani doğrular adına artık konuşmam lazım diyorsunuz...
 
Bakın Taha Bey ile bir seçim yönettim çıt çıkmadı. Her gün okuyoruz zaten. Oralardan bu yerel seçimin nasıl geçeceği, son adaylık açıklamasından sonraki yaptığımız etkinliklerdeki söylemlerde hizmeti öne çıkartıyoruz. Onlar da hizmet diye gelecekler. Biz de 10 senedir hizmet yaptık. Hizmette yarışacağız. 
 
 
BİRİLERİ HAVLU ATACAK
 
Hizmet odaklı bir siyaset mi yürüteceksiniz?
 
Hizmet odaklı bir siyasetle başlayacağız hizmet odaklı siyasetle birileri havlu atacak. Çünkü rakamlar onu gösteriyor. Ondan sonra başka noktalara geleceğiz.
 
Nasıl bir seçim geçeceğini düşünüyorsunuz başkanım?
 
Çok rahat bir seçim geçer. 
 
Biraz evvel dediniz ki bir öncekinde adayla çok uyumluyduk…
 
Ben Binali Yıldırım'ın da böyle hırçın bir siyaset izleyeceğine inanmıyorum. Ben zaten izleyemem öyle hırçın bir seçim sürecini. Ama herkes doğrularını rakamlarla ispatlayacak. Yapacaklarını anlatacak, yapılacak şeylerin kentteki insana faydasını anlatacak, niye onu yaptığını anlatacak, kentin geleceğine dair hayallerini anlatacak.
 
AKP DAHA DA SERTLEŞTİ
 
Geçen sefer ki gibi yumuşak bekliyor musunuz yoksa daha sert bir propaganda ve seçim süreci mi bekliyorsunuz?
 
Geçen dönemdeki kadar yumuşak değil şu anda AKP. Yumuşak değil daha sertleşti diyebilirim.
 
Aday gösterilmeseydiniz CHP’ye küser miydiniz? 
 
Hayır efendim. Tam tersi en önde çalışırım. Ne küseceğim. Ne güzel üç ay sonra evime gideceğim diye düşünürdüm. (Gülüyor)
 
BAŞKANLARA YETKİLERİMİ HATIRLATACAĞIM
 
Uyum anlamında baktığınızda sizin bir söyleminiz var. Üçüncü dönemde çok farklı bir Aziz Kocaoğlu görecekler dediniz farklı Aziz Kocaoğlu nasıl olacak? Bir sıkıntının ifadesi bu ben öyle anlıyorum...
 
Evet, gerek siyasi partiler olsun, gerek kendi partimiz olsun, gerek siyasetçiler olsun, milletvekilleri olsun, gerekse belediye başkanları, meclis üyeleri olsun bizim iyi niyetimiz, samimiyetimiz, toleransımız biraz aşırı şekilde algılandı. Onu biraz kısacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi bugün hiçbir belediyeye, hiçbir kuruma yasal yetkisini kullanmadı. Halbuki vardı.
 
Yani diyorsunuz ki ben Büyükşehir Belediye Başkanı olarak çok yetkiye sahiptim ama bunları ilçelerin üzerinde kullanmadım. 
 
Evet kullanmadım. Zaten eğer tekrar belediye başkanı seçilirsem ilk toplantıyı belediye başkanlarıyla yapacağım. Yetkilerimi hatırlatacağım, bundan sonra ben böyle çalışacağım herkes pozisyonunu ona göre alsın diyeceğim. Hiçbir ilçe belediyesinin haklarına hukukuna arazisine bir şey dediğimiz yok. Her türlü elimizden gelen maddi manevi desteği veriyoruz. Araziyi biz kullanmıyorsak veriyoruz, pazaryeri veya başka bir şeye lazımsa. Hizmet de yapıyoruz. Bazı belediye başkanlarımız illa şurayı ben tırtıklayayım, şuraya bilmem ne yapayım, şuraya elimi atayım, kolumu atayım. Sanki kendi sorumlu olduğu işleri bitirmiş gibi Büyükşehir Belediyesi'nin yetki alanına girmek eğilimi gösteriyor. Bunların önüne biraz daha katı geçip gereğini de yasal hakkımızı da kullanacağımızı söyleyeceğiz.
 
Kuralları tam uygulayacaksınız.
 
Evet. İlçe belediyelerinin bunlar kesinlikle yanlış anlaşılmasın sorumsuz demiyorum daha sorumlu olmaları, daha üretken olmalarını sağlamalarını ve bir de disiplin içerisinde olması için gerekiyor.
 
 
ADAY OLMAYAN BENDEN BİLECEK
 
Konak'ta bir referanslık olayınız var mı?
 
Herkes her şeyi benden bilir. Şimdi bakın 30 ilçede olan kendinden bilecek olmayan benden bilecek. Bu seçimin günah keçisi ben. Çünkü öyle görünüyor. Ya herkesle konuşuyorum, her partiyle konuşurum. Belediye başkanıyım ben herkesle konuşurum. Diğer siyasi partilerin adaylarıyla da konuşurum.  
 
Yani diyorsunuz ki benim kendimden çekincem yok.
 
Tabi canım. Zaten başka türlü de olmaz ki. İşte şunu şundan dolayı destekliyormuş bunu bundan dolayı destekliyormuş.
 
Bana sorulursa fikrimi söylerim diyorsunuz.
 
O kadar.
 
Ama ondan sonrası parti üst yönetiminin işidir. 
 
Zaten karıştırtmaz. Siz karıştırtır mısınız?
 
Başkanım bu döneme milletvekilleri açısından baktığımızda İzmir ikiye bölünmüş durumda bir kısmı sizin yanınızda bir kısmı karşınızda. Önümüzdeki dönem İzmir milletvekillerinin ortak bir zeminde buluşması için bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?
 
Düşünülmez mi canım.
 
SANKİ KAÇAĞIZ…
 
Bu kamplaşmalar sizi rahatsız ediyor mu?
 
Tabi çok sıkıntılı bir konu bu. Üç dönem milletvekilleri ile çalıştık biz. 16 milletvekilimiz, 11 milletvekilimiz vardı şu anda 13 milletvekilimiz var. Zaman zaman böyle milletvekilleriyle büyükşehir belediye başkanı arasında gerginlikler oluyor. Her partide oluyor. Bizde de oluyor bu doğru mu, değil. Belediye başkanı yapabileceğini zaten milletvekiline insanına yapıyor. Yapamayacağını yapamıyor zaten. Eğer bir parti milletvekilinin bir partinin büyükşehir belediye başkanına, aynı partinin büyükşehir belediye başkanına tavır alması veya basından duyduğumuz kadarıyla ''bundan olmaz ne kazanacak tutuklanacak'' işte sanki kaçağız. Ama hepsi de arkadaşımız. Yıllardan beri tanıyoruz, bizim de ne yaptığımızı bırakın İzmir'i bırakın Türkiye Cumhuriyeti'ni artık başımızdan öyle bir şey geçti ki dünyada bile burada bir İzmir var bunun bir belediye başkanı var çilekeş diye biliyorlar. Kendi partimizin milletvekillerine ben onların aleyhinde bir şey söyledim mi? Bu konuya cevap verdim mi? Vermedim.
 
Bir tek galiba Mustafa Moroğlu ''Dağdan inenler'' dedi. Bilmiyorum sizin açınızdan nasıl bir cevaptı o.
 
Moroğlu'nun adına ben nasıl konuşurum.
 
Partinin büyümesi anlamında her kanattan Genel Başkan insanların gelmesini isterken o cevap belki biraz rahatsız ediciydi. 
 
O da tartışılabilir.
 
Öyle mi?
 
Tabi tabi tartışılabilir.
 
Yani o cevabı hak edenler mi vardı?
 
Öyle demeyelim de. Bir defa cevap bir değiş. Dağ ile bağ ile ova ile bir alakası yok. Bu bir değiş. Bunu bir defa değiş olarak kabul etmek lazım.
 
Yani hakaret değil...
 
Hakaret değil bu bir değiş, benzetme, bu bir teşbih. Öyle bakmak lazım. 
 
MİLLETVEKİLLİĞİNİ SEVMİYORUM
 
Sizden çok samimi bir cevap istiyorum. Şu anda adaysınız. Siz her zaman ben partimin neferiyim diyorsunuz. Genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu sizi çağırsaydı ve ‘’Aziz Bey ben sizden CHP üst yönetiminde Ankara’da çalışmak istiyorum daha sonrada sizi milletvekili olarak görmek isterim ‘’deseydi ne cevap verirdiniz. Kabul eder miydiniz, yoksa teşekkür edip siyasete noktamı koyardınız. 
 
Milletvekili olmam. Milletvekilliğini sevmiyorum. 
 
Kesin böyle mi düşünürdünüz?
 
Evet evet. Çok büyük konuşmayayım da. Milletvekilliği benim kişiliğime uzak geliyor. Ben küçük yaştan beri çalışan şehir yönetmeyi seven bir adamım.. Milletvekilliği benim mizacıma uygun değil. Çok saygıdeğer, Türkiye'de 550 kişiden birisi oluyorsunuz vs. buna hepimiz gıpta ederiz ama benim tarzım değil. Partide şu görevi geçici olarak yap derlerse seve seve yaparım. Onun için de milletvekili olmak gerekmiyor zaten
 
10 yılda çok iş, proje yaptınız. Ama size sırala deseler birinci sıraya hangi projenizi koyarsınız?
 
Çevre yatırımları. 
 
EN BÜYÜK YATIRIM ÇEVREYE
 
Biraz açar mısınız çevre yatırımı derken?
 
Ağaçlandırmak da çevre yatırımı, arıtma yapmak da, kanalizasyon yapmak da, körfezi temizlemek de, çevre sağlığı daire başkanlığı bünyesinde kontrolleri sayesinde sanayicilerin fabrikaların atıklarının kontrolü, yakılan kömürlerin denetlenmesi, ruhsatların kontrolü gibi çevrenin korunması gelişmesi için yapılan her türlü yatırımlar olarak değerlendiriyorum. 
 
Çevre yatırımlarımızdan bazıları şöyle:
 
Çevre yerleşimlerde ileri biyolojik atık su arıtma tesisleri kurularak Gediz, Nif ve Küçük Menderes’e kirlilik akışının önüne geçildi.  Bu yerleşimlerde içme suyu ve kanal alt yapısı baştan sona yenilenerek sağlıklı bir alt yapıya kavuşturuldu. Egzoz salınımını büyük ölçüde azaltacak raylı sistem hatları devreye girdi. Çevreci yeşil motora sahip yeni otobüsler alındı. Avrupa’nın en büyük Doğal Yaşam Parkı hizmete alınırken, İnciraltı ve Çiğli’de de kent ormanı oluşturuldu. Kadifekale kentsel dönüşüm projesi kapsamında yıkılan yapıların ardından çıkan 42 hektarlık alanda kent ormanı oluşturma çalışmaları başladı. Organik tarım çalışmalarına ağırlık verilirken, Kuş Cenneti’nin korunması için de bir dizi önlem alındı. Türkiye’de ilk kez uygulanan bir projeyle Belkahve’deki taş ocakları taşınarak temizlenen alana 45 bin ağaç dikildi. 
 
Çevreci özelliklere sahip 15 yeni yolcu gemisinin yapımına başlandı. İlk gemi önümüzdeki günlerde geliyor.
 
Türkiye’nin en önemli çevre yatırımlarından biri olan Çamur Çürütme ve Kurutma Tesisi yapımına başlandı. Tesisin maliyeti 61.5 milyon lira. 
 
Türkiye’de flamingoların üreyebildikleri tek alan olarak kalan İzmir Kuş Cenneti’nde yapay bir “kuluçka adası” kuruldu. 
 
Deniz suyunun karışması nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan İzmir’in beşinci ve son dalyanı Homa Dalyanı’nın çevresi setlerle güçlendirilerek koruma altına alındı. 10 milyon liralık yatırım yapıldı. 
 
Eski ve kanserojen etkili asbest borulardan oluşan içme suyu şebekeleri yenilendi. “Yüzülebilir Körfez” hedefiyle “Büyük Körfez Projesi” kapsamında 9.3 milyon liralık kazıcı-emici ve destek tipi olmak üzere 2 yeni gemi İzmir Körfezi’nde hizmet vermeye başladı. Düzensiz çöp depolama alanları kapatılarak Gümüldür, Türkeli, Urla’da modern transfer istasyonları oluşturuldu. 
 
Sizin bu düşüncenizi çevre iller de yapmış olsaydı o zaman çok farklı bir Ege denizi ve ege olurdu herhalde değil mi? 
 
Çok farklı bir Gediz olurdu. Bu bir bilinç. Çevre bilinci çok farklı kolay kolay oluşmuyor. Çok ciddi yatırım istiyor. Hadi yatırımı da bir defa yaptın ondan sonra korkunç bir işletme maliyeti ve işletme birikimi, hassasiyeti gerekiyor. 
 
Peki başkanım bir de 10 yılda keşke ben bu olayı yaşamasaydım dediğiniz bir olayınız var mı?
 
Var tabi. Operasyon. 2 Mayıs 2011...
 
 
Haketmedim dediğiniz...
 
22 Kasım 2011. Paris'teyken. Kendi açımdan belki sindirebilirim ama bir de bürokrat arkadaşlarımız var. Onların 22 aya yakın çok zor koşullarda ne olacakları belli olmadan tutuklu kaldılar. Mesela onlar olmasaydı... Sadece bizim için değil büyükşehir belediyesi, içeride yatan arkadaşlar, bizim çektiğimiz şeyler gerçi içeride yatan arkadaşlarım daha çok hırpalandı, İzmir daha çok hırpalandı yani içeride yatan arkadaşların yapacağı bir şey yoktu.  
 
Farklı bir takım mekanizmaların sizi engellediğini düşünüyor musunuz başkanım? İhaleler konusunda, yapmak istediğiniz yatırımlar konusunda. 
 
Evet evet. Seçim takvimine göre bir geciktirme yaşandığı kanısındayım. Hadi bunu ispat et diyeceksin. Mesela 8,5 ay kaldı fuar ihalesi. Bu 8,5 ay kalmasaydı şimdi açmıyorsak bile seçime rahat yetişiyordu. 
 
Peki bunu seçim süresince bu tip olayları İzmirliler ile paylaşacak mısınız? Neler yaşadıklarınızı, neler olduğunu, neler çektiğinizi?
 
Paylaşacağız tabi. Tarihler belli, yazılar belli, geldi belli gitti belli. Çekmek değil bu böyle böyle oldu duyurulur.
 
Başkanım 2013'ün sonu. Yeni yıl mesajı olarak ne dersiniz İzmirlilere?
 
EXPO oylaması ve EXPO lobi çalışmaları çerçevesinde de izleyebildiğim kadarıyla dünya bir çöküş yaşıyor. Bana göre ahlaki bir çöküş yaşıyor. Yani bir ahlak erozyonu var. Ülkemizde de bu var hepimizin bildiği gibi. Etrafımızdaki problemleri hepimiz biliyoruz. 2014 yılında dünyada bir iyiye gidişin, bir temizliğin, yeniden evrensel değerlerin ön plana çıktığı uygulandığı bir yılın başlangıcı olması 2014 yılının ve bölgemiz için de olmazsa olmaz barışın güçlenerek gelmesi, ülkemizde de aynı şekilde barışın kurulmasını diliyorum. Herkese sağlık, esenlik diliyorum. 
 
İçten konuştuğunuz için ben size çok teşekkür ediyorum.
 
Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2013, 12:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER