'Aşk; Tutulduğuna Kendini Sunmaktır'

Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, ilk kitabı “Bir Başkan, Bir Şehir, Bir Aşk”ı Ben HABER okuyucularına anlattı.

'Aşk; Tutulduğuna Kendini Sunmaktır'
GAMZE KURT / BEN HABER

Tarzı, tavrı, söylemleri diğerlerinden çok farklı… Alışılmışın dışında bir şekilde aday olduğu ilçeye kendini fazlasıyla kabul ettirmeyi başardı. Gerçekleştirdiği projelerle sadece ulusalda değil uluslararası alanda da nam saldı. Şimdilerdeyse uzun zamandır düşlediği bir projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyor. Karşıyaka Belediye Başkanı, şimdilerin çiçeği burnunda yazarı Hüseyin Mutlu Akpınar, çıkardığı ilk kitabı Bir Başkan, Bir Şehir, Bir Aşk’ı kaleme alma gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: Ben bu kitabı, “Üstün başın aşk kokmuyorsa, böyle işlere hiç kalkışma!” demek için yazdım. Vefanı gösteremiyor, saygını kalıcı eserlere dönüştüremiyorsan… Olmamışsa, olamıyorsa, vazgeç! Hayatı da, hatır ve hatıraları da ve ancak bir kere yaşayacağımız bu güzelim ülkeyi ve yeryüzünü de zorlamaya değmez. 

Siyasi kimliğinizin yanında sanata ve edebiyata olan yakınlığınızı da biliyorduk. Bu kitap da bunun en önemli göstergesi. Öncelikle bu serüvenin başlangıç öyküsünü sizden dinleyelim…

Genelde sanat, özelde edebiyat, çok önem verdiğim bir alandır. Çocukluk yaşlarımdan beri yazmaya ve okumaya hep ilgi duydum, merak ettim. Kitapta buna dair anılar da yer almaktadır. Belki o günlerin yaşattığı sevinçler kadar travmalara da, bugün bir yanıt vermem gerekiyordu. Ben yazmayı, öncelikle yazar açısından bir arınma ve paylaşma eylemi olarak görürüm. Öte yandan, özellikle kamusal görev yapanların, birikim ve deneyimlerini paylaşmalarını, gelecek kuşaklar için çok önemsiyorum. Bu alanda göz ardı edilemeyecek bir boşluğa sahibiz. 2014 Yerel Seçimlerinde rekor bir oy yüzdesiyle Karşıyaka Belediye Başkanı seçildim ve ne güzel rastlantı ki, doğum günüm olan 3 Nisan’da mazbatamı aldım. Aradan, Karşıyaka’nın simgesi 35 buçuk ay, yani üç yıl geçmişti ve bunu keyifli bir hesap verme, enerji tazeleme, hemşerilerimle bir demokrasi şenliği havasında kutlamayı tasarladık. Ülkemizin geçirdiği hüzünlü bir süreçte, şehit haberlerinin geldiği, demokratik açıdan sıkıntılar yaşandığı, hele ki “Anayasa Referandumu”nun konuşulduğu bir süreçte, işin eğlence kısmına ağırlık veremezdik. Öte yandan, tarihe bir belge bırakmak gerekiyordu. Derken bir kitap düşüncesi öne çıkmaya başladı ve yoğun biçimde çalışmaya başladım.

Bir Başkan, Bir Şehir, Bir Aşk… Kitabın içeriğiyle ilgili sizden bilgi alabilir miyiz?

Bu öyle bir kitap olmalıydı ki, içinde bir başkanın, Karşıyaka’nın ve her sözümüze sinmiş aşkın buluşmasını anlatmalıydı. Otobiyografik olduğu kadar belge ve bilgi de içermeli, ama bir rapor soğukluğundan uzakta insan sıcaklığına sahip olmalıydı. Nihayet kitabımızın böyle olmasına karar verdik. Haluk Işık’la yoğun ve yorucu bir mesaiye başladık. Asal işlerimizi bir saniye bile aksatmadan, gecelerin bağışladığı uzun saatlerde çalıştık. Yazdıklarım onun editörlüğünde sayfalara, sayfalar elinizdeki kitaba dönüşmeye başladı. Basın danışmanım Can Özlü, tasarımcı çizer arkadaşım Engin Ağır ve ekibi, kitabın oluşmasına büyük emek verdiler. Sonra Doğan Kitap’ın büyük deneyime sahip yetkin kadrosu devreye girdi.

“Başkan” Akpınar kendini nasıl tanımlar?

İnsanın kendini tanımlaması zor; bunu yakın çevreme, hemşerilerime sorabilir ya da kitabımı okuduktan sonra siz karar verebilirsiniz. Ben “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol” ilkesini, hayatın her alanında dikkat ve özenle gözetir ve öyle yaşarım. Çevremdekilerin de öyle olmasını isterim. Günümüzde bu ilke o kadar çok çiğneniyor ve insanlar birbirlerine o kadar çok “oynuyor” ki, seçilmeden önce neysem, seçildikten sonra da hayatımı ve işimi hiç değişmeden sürdürüyor olmam, pek çok kişiyi şaşırtıyor. Belki de bu yüzden, örneğin editörüm beni, “Sıra dışılığın doğallığı” olarak tanımlar. Kitapta buna dair pek çok örnek bulunmaktadır. Ben bu doğallığı ve samimiyeti, hemşerilerimle doyasıya yaşıyorum ve Karşıyaka bunun en güzel örneklerinden biridir.

“AŞK; TUTULDUĞUNA KENDİNİ SUNMAKTIR”

“Aşık” Akpınar kendini nasıl tanımlar? Aşk sizin için ne ifade ediyor?

Aşk tutkuyla başlayıp, tutulduğuna kendini sunmaktır. Yürekte başlayan, düşünce ve duruşla beslenen, ortak güzellikler için birlikte emek verip, birlikte yaşamanın, yürümenin ve üretmenin adıdır. Ben hayatım boyunca, duygularını çekincesiz yaşayan, onları belli bir dünya görüşünün imbiğinden süzerek sevdiklerine sunmaya çalışan biriyim. Kişisel hayatımı, siyasi mücadelemi ve bugünlerimi belirleyen en önemli duygu, sevmek olmuştur. Bunun ödülü de sevilmektir. Geriye baktığımda, bu duygunun bana kazandırdıklarının, cümle olumsuzluklara ve yorgunluklara fark attığını görmek çok güzel.

En büyük aşkınız nedir desem?

“Hayat” derim. Çünkü o bana, beni, ülkemi, insanlarımı, çocuklarımı, yeryüzünü armağan etti. Ona teşekkür etmenin en iyi yolu, anlatmaya çalıştığım içerik ve anlamıyla, aşkla bağlılıktan ve armağanlarını hak etmek için uğraşmaktan geçiyor.

Peki Karşıyaka?

Kitabımın adındaki “Bir Aşk” işte bütün bu duygu ve duruş sonunda, Belediye Başkanı seçildiğim günden bugüne yaşadıklarımızı anlatır. “Yaşadığım” demiyorum, “Yaşadıklarımız” diyorum. Çünkü o günden bugüne, her şeyi hemşerilerimle yaşadık, yarattık ve paylaştık. Harika bir çalışma ekibiyle, belediyemizi devlet dairesi değil, “Karşıyaka’nın en büyük ve en dinamik sivil ve demokratik kitle örgütü” yapma kararlılığıyla sürdürülen mücadelenin özetidir “Bir Aşk”. Karşıyaka ile aramdaki tutkulu yoldaşlığın adıdır. Düş kurmak için de, gerçeği kurmak için de, aşk gerekir. Aşk zaten, Karşıyaka’nın hem ruhunda, hem yaşama biçiminde, hem de adının içinde taşıdığı bir değerdir: KArŞıyaKa! Doğasına, tarihine, coğrafyasına, iklimine aşık değilsen… Rengine, kokusuna, tadına, güzelim yaşama keyfine aşık değilsen… Öykülerine, şarkılarına aşık değilsen… Duruşuna, ruhuna, inadına, delikanlılığına aşık değilsen… Hayata ve insana ve ülkeye ve insanına güvenecek kadar bir aşk yoksa içinde… Vefanı gösteremiyor, saygını kalıcı eserlere dönüştüremiyorsan… Olmamışsa, olamıyorsa, vazgeç! Hayatı da, hatır ve hatıraları da ve ancak bir kere yaşayacağımız bu güzelim ülkeyi ve yeryüzünü de zorlamaya değmez uyarısı için yazdım. Ben bu kitabı, “Üstün başın aşk kokmuyorsa, böyle işlere hiç kalkışma!” demek için yazdım. Saydığım koşulların gerekleri nasıl yerine getirilir, nasıl kalıcı ve ses getiren eserlere dönüşür, kitabımda, hepsine yer veremesem de- anlatmaya çalıştım. Beni büyüttü, genç yaşımda hayatıma ve siyasi mücadeleme yol çizdi, nihayet Belediye Başkanı olarak beni seçip bağrına bastı. Karşıyaka’ya aşık olmak için, bir insan daha ne ister?

Sizden yaşamınızı üçe bölmenizi istesem, bu bölümlerin genel başlıkları ne olurdu?

Ereğli’de başlayıp İzmir’de süren hayatım, toplumsal ve siyasal mücadele tarihim, Karşıyaka Belediye Başkanlığım… Kitabımda bu bölümlemeler iç içe anlatılmaktadır. Çünkü birbirlerini belirlemişlerdir.

Kılıçdaroğlu’na da kitabınızı hediye ettiğinizi biliyoruz. İlk tepkisi ne oldu?

Sayın Kılıçdaroğlu, kitabımı ilk kez kitapçı vitrininde, daha sonra bir kitap ekinde görmüş. Çok şaşırdığını ve sevindiğini söyledi. Sayın Genel Başkana kitabımı bizzat armağan ettim. Yazılış serüvenini merak ediyordu, anlattım. “Yaşadıklarını not almayı ve yazmayı sürdür. Çünkü daha çok anı biriktireceksin” dedi.

Okumuş mu peki kitabınızı?

Çok okuyan biri olduğunu biliyorsunuz. Kitabımı armağan etmemin üstünden fazla bir zaman geçmedi. Düşüncelerini ben de merakla bekliyorum. Kitabın sonraki baskılarında, Sayın Büyükerşen’in ve Kocaoğlu’nun “onur yazıları” gibi, Sayın Kılıçdaroğlu’nun görüşlerine de yer vermekten sevinç duyacağım.

Yazarlık kimliğiniz siyasi kimliğinizin önüne geçer mi?

Çağdaş insan, birçok kimliği barındıran ve hepsinin hakkını verebildiği sürece “çağdaşlığı” hak eden insandır. Kimliklerim arasında bir çatışma çıkacağına, birinin ötekini örseleyeceğine ve zayıflatacağına inanmıyorum. 

“HER TÜRLÜ KALIBI REDDETTİM”

Siyasetin içinde olmak gerçekten çok zor. Çevremizde de görüyoruz. Her siyasete giren kendini bir anda kalıplar içinde buluyor. Bunlar sizi de rahatsız etmiyor mu?

İnandığım dünya görüşü, bireysel hak ve özgürlüklerle, toplumsal görev ve sorumlulukların, çağdaş bir toplumda ve demokratik bir anlayışla yaşamasını öngörüyor. Bu genel çerçeveyi ve algıyı bozacak her türlü girişim, bana göre faşizme kadar uzanacak bir olumsuzluk tanımıdır. En tehlikelisi de, bilerek ya da bilmeyerek, insanın kendine ve başkalarına uyguladığı faşizmdir. Bu anlamdaki her türlü kalıbı, biçimleme ve yönlendirme çabasını, hayatım boyunca reddettim. Bunu hayatın her alanında gösterdim ve gösteriyorum. Elbette yasalar var, partimin ve dünya görüşümün gerekleri var, dahası vicdan, etik ve evrensel insan hakları var. Bunları bir “kalıp” değil de, bir arada yaşama hakkına, sorumluluğuna ve şenliğine çevirdiğimiz gün, ülkemiz daha güzel, dünyamız daha yaşanır olacak. Bunun ne demek olduğunu ve Karşıyaka’da nasıl yaşandığını kitabımda, büyük bir keyifle anlatmaya çalıştım.

“BEN KİŞİSEL BİR PROJE DEĞİLİM”

Başkan Akpınar 10 yıl sonra kendini nerede görüyor?

Beni ilgilendiren, kişisel bir adres ya da konumdan çok, ülkemizin geleceği yer ve konum. Bu yerin çağdaş, demokratik, laik bir yer olması, gelecek kuşaklara karşı en büyük ödevimiz. Bu ödevin gereklerini yerine getirmek için, dün olduğu gibi yarınlarda da aynı emek ve kararlılıkla çalışacağım. Kendimize dair bir görev ya da makam tanımından çok, bu sorumlulukları anımsamanın zorunlu olduğu bir süreçten geçiyoruz. Ben hiçbir zaman ne kendimi ne de mücadelemi, kişisel bir “proje” olarak görmedim. Bugünler, hayatımın bir karşılığıdır, yarınlarda da böyle olacaktır. Bugün beni ilgilendiren, bir Belediye Başkanı olarak “Sosyal Demokrat Yerel Yönetim” anlayışının hayattaki karşılıklarını oluşturmak ve toplumsal bir paydaşlık yaratıp, ülkemize Karşıyaka’dan umut, esin ve örnek sunmaktır.

Eğer yeniden görev isterseniz, aday gösterileceğinize inanıyor musunuz?

Tercih edilmenizi belirleyen ya da belirlemesi gereken şey, siyasi tutarlılığınız, yaptığınız işler ve toplumsal kabul görme yoğunluğunuzdur. Günü geldiğinde, sözünüz, eyleminiz ve bütün bunların sonundaki “hak ediş raporunuz” hakkınızda verilecek kararı belirleyecektir. Beni bugün ilgilendiren tek gerçek, Cumhuriyet tarihinin Karşıyaka’daki rekor oy oranıyla seçildiğim görevi hak etmek için, yorulma nedir bilmeden çalışmaktır. Üç yılda elde ettiğimiz başarılara ve kazanımlara, yol arkadaşlarım ve hemşerilerimle birlikte, yenilerini ekleme çabasıdır.

Bu kitabın büyükşehir adaylığına hazırlık olduğunu düşünenler de var.

Böyle şeylerle oyalanacaklarına, daha yararlı işlerle uğraşmalarını, örneğin “Bir Başkan, Bir Şehir, Bir Aşk”ı iyi okumalarını, anlamalarını ve yararlanmalarını dilerim. Gerisine ayıracak ne niyetim, ne de zamanım var.

Hayat size böyle bir kapı açarsa yaklaşımınız nasıl olur?

Ben hayata hep teşekkür ettim ve açtığı kapıları hak etmeye çalıştım. Karşıyaka Belediye Başkanıyım ve harika bir kent için yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirme çabasıyla, hayata teşekkür ediyorum. Benim şu andaki gerçeğim budur.

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 17:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER