"Tunç Soyer'in Seferihisar'ı..."

Durmuş Odabaşı yazdı...

"Tunç Soyer'in Seferihisar'ı..."

CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer, 10 yıllık görevden sonra Seferihisar'a veda ederken, ben de “sonradan olma” Seferihisarlı olarak 5.5 ayı geride bıraktım... Tevazu göstermeyeceğim; Türkiye'den en çok belediye başkanı tanımış, sohbet etmiş, röportaj yapmış, kent gezmiş gazetecilerden biriyim.

Belediyecilik, şehircilik üzerine doktora yapmış olsam, ancak bu kadar bilgi sahibi olabilirim desem, kesinlikle abartı olmaz. Gezdiğim tüm antik kentlerde bile altyapı incelemesine girişirim. Su nereden geliyor, nasıl dağılıyor, kanalizasyon sistemi var mı... Yolları, kaldırımları, çarşıları, pazarları ilgi alanımdır. Bir şeye daha değindikten sonra, asıl konuya geleceğim...

***
Söke'nin Güllübahçe Beldesi'nin hemen üstlerinde, koskoca dağın göbeğindeki düzlüğe konumlandırılmış ve ismi Priene olan bir antik kentimiz var... Çok sevdiğim ve aralıklarla gezdiğim bu kentin minik tiyatrosunda çoğu zaman yabancı öğrenci toplulukları görürüm.

1-2-3 derken bu öğrenci ilgisinin sebebini araştırdım... Meğer Priene, ilk planlı yerleşim yeriymiş... Yabancı mimarlık öğrencileri, onun için bu kente hocaları rehberliğinde gelir, ders yaparmış...

Ama ne yazık ki, hiçbir ziyaretim sırasında Türk mimarlık öğrencileri grubu görmedim...

Belki bana denk gelmemiştir...

***

Dedim ya 5.5 aydın Seferihisar'dayım... Belki yüzde 80'ini dolaştım... Benim için tam bir hayal kırıklığı diyebilirim... Tüm gazete ve televizyonların “sakin şehir”inin iç yüzü bu mu? Ya da bu mu olmalıydı... Yüzlerce, binlerce yıllık bir kentin imarı ve gelişimi konusunda 10 yıl görev yapmış bir belediye başkanını eleştirmek elbette haksızlık olur. Hatta son yıllarda imar yetkilerinin bile Ankara'ya taşınmışlığını akla getirirsek, tam haksızlık olur...
***

Ama şunlar doğru;

Kent merkezine girilen caddenin tüm sokakları yazın toz toprak içindeydi, şimdi de çamur içinde...

Bir otomobilin, kaldırımda yürüyenlerin üzerine çamurlu su sıçratmadan ilerlemesi büyük ustalık ve terbiye ister.

İnşaatı son derece bol olan kentte, pervasız bir kaldırım işgali var... Sanki birbirine baka baka kararmışlar...

Mübalağa etmiyorum; kaldırımların tamamına yakını ya apartman girişi, ya özürlü rampası, ya dükkan merdiveni işgali altında.

Yeni binalar bazı semtlerde üst üste... “Emsal” denen olay o kadar vahşi şekilde ilerliyor ki; vaktiyle bir inşaatla dar durumda kalmış bir sokak, daracık kalmış. Halen devam edenler de, emsalle yürüyor.

Seferihisar sırtları inşaat yapmaya müsaitken, müteahhitlerin neden merkeze yığılıp kaldığını, belediyenin hangi madde ile izin verdiğini anlayamıyorum.

Ya kent geçişi...

Kent geçişleri de özel ilgi alanımdır... Nitekim, Ege'de, Seferihisar ilçe geçişi kadar kötü bir geçit yok... Diyelim İzmir'den çıktınız, yayla gibi duble yolla geliyorsunuz. Kaymak asfalt... Seferihisar'a girince yol standardı birden düşüyor... Yamalı bir asfalt, ileride tek şeride düşecek bir yol... Çevrede toz, toprak, şimdilerde çamurla boğuşan iş yeri sahipleri ve müşteriler...

Kenti geçtikten sonra, Ürkmez'e doğru yayla gibi yollar...

Belediyeciler diyecek ki; “Efendim burası Karayolları'nın sorumluluğunda. Bizi karıştırtmıyorlar...”

Belki haklılar ama; Aydın-Denizli arasındaki yerleşim yerleri geçitlerin nasıl yapmışlarsa, yaptırmışlarsa siz de yapın veya yaptırtın...

Sonradan olma Seferihisarlı olarak daha fazla moral bozmayım...

10 yıllık başkanlığı sırasında, yönetiminde bulunduğu kente bazı hizmetleri yeterince yapamayan veya yaptıramayan Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak belki yapar...

Belki ilgili kurumlara yaptırır...

Hayırlı olsun, hayırlısı olsun...

Güncelleme Tarihi: 02 Şubat 2019, 11:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER