TBMM Başkanı Yıldırım'dan Ege Üniversitesi'ne yerinde dönüşüm ve GES müjdesi

Dün akşam İzmir'e gelen TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın kentteki ilk program adresi Ege Üniversitesi oldu. Yıldırım; "Buraya bir master plan çalışması gerekiyor. Onun temaslarını da rektörümüz, Çevre ve Şehircilik Bakanı ile konuşmuş. Dönüşte ben de konuşacağım. Üniversiteyi bir bütün olarak ele alıp, kendi içinde kaynağını yenilemesi olarak değerlendireceğiz" dedi

BURAK CİLASUN / BEN HABER

Ege Üniversitesi MÖTBE'de düzenlenen Ege Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yılı Açılış Töreni, TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ın katılımıyla gerçekleşti. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak'ın ev sahibi olduğu etkinliğe İzmir Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, AK Parti İzmir Milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı, Mahmut Atilla Kaya, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, Yaşar Üniverstesi Rektörü Cemal Dinçer, Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila, Torbalı Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez, Selçuk Belediye Başkanı Zeynel Bakıcı, AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

Etkinlik, saygı duruşu ve Ege Üniversitesi Korosu tarafından seslendirilen İstiklal Marşı ve üniversite tanıtım filminin izlenmesiyle başladı.

Konuşması öncesi kendisi için hazırlanan tanıtım filmini izleyen TBMM Başkanı Binali Yıldırım'a cübbe giydirilerek fahri doktora unvanı verildi.

"BU TOPRAKLARDA TERÖRÜN 'T'Sİ KALMAYACAK"

Konuşmasına Batman'daki şehit ve yaralı askerleri anarak başlayan TBMM Başkanı Yıldırım şunları söyledi:

"Maalesef alçak bölücü PKK terör örgütünün canileri, arama-tarama görevi için sahaya çıkan jandarmalarımıza tuzak kurmuş ve EYP'nin uzaktan kumandayla patlatılması sonucu kahraman mehmetçiklerimizden bazıları şehit olmuş, bazıları da yaralanmıştır. Şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu topraklarda terörün 't'si kalmayacak. Devletimizin bu kararlılığı vardır. Bu canilerin yapmaya çalıştıkları da terörle mücadeledeki mutlak başarılı sonuçlar karşısındaki can havliyle yapılmış hareketlerdir."

"1950'YE KADAR SADECE ÜÇ ÜNİVERSİTE VARDI"

"Fahri doktora unvanı için Ege Üniversitesi'ne teşekkür eden Yıldırım, "Yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını mevlamdan niyaz ediyor, başarılı bir öğretim yılı geçmesini diliyorum. Üniversiteler bilgi, düşünce üretim merkezidir. Evrensel şehir denmesinin sebebi de bundandır. Bu merkezlerde olaylara bilimsel açıdan bakılıp, ideolojiler üstü öğretim yapılır. Üniversiteler tek tip öğrenci yetiştirme merkezi değildir. İnsanlar burada hayatın dinamik akışına göre kendini şekillendirir. Üniversitelerde öğrenciye ezber dayatmasında bulunulmaz. Üniversiteler bilimsel hürriyetin merkezidir. Fikirler, akademik yapının temelidir ve tehdit altında olmamalıdır. Güvenlik ve özgürlük alanında her şey tartışılmalıdır. Özgün araştırma imkanı tanınmalıdır. Ne yazık ki kafanın içindeki fikirlere değil de, kılık kıyafetle uğraşılan dönemleri üniversitelerimiz yaşadı. Çok şükür bu çağ dışı dönemler geride kaldı. Biz "Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" kültür ve inancından gelen insanlar olarak insanlara bilim öğretenlere her zaman saygı duyarız. Eğitim, doğumla başlar ve bir ömür boyu devam eder. İnsan, öğrenmeyi bıraktığı anda yaşlanmıştır. Öğrenmeyi terk eden kişi, ister 20'sinde, ister 80'inde olsun yaşlıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın dediği gibi "Değişerek gelişmek, gelişerek düşünmek" ilkesi genç bilim insanları için düstur haline gelmelidir. Türkiye'de 1950'ye kadar sadece üç üniversite vardı. İTÜ, İstanbul Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi... Bu üniversitelere 1955'te Rahmetli Menderes döneminde 4 üniversite daha ilave edildi. Bunlar Ege Üniversitesi, KTÜ, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve ODTÜ... 1960 darbesine maruz kaldığımızda ülkemizde sadece 7 üniversite vardı. Bugün her ilimizde üniversite olmakla birlikte toplam üniversite sayımız 206'ya ulaşmıştır. Bunlardan 129'u devlet üniversitesidir. Bugün üniversite olmayan hiçbir ilimiz kalmamıştır."

"BATI KARANLIK İÇİNDE YÜZERKEN, BİZ DÜNYAYA IŞIK SAÇARDIK"

İnsanlığın bugün ulaştığı medeniyette, Müslüman ilim adamlarının büyük payı var. Geçen hafta Özbekistan'daydık. Ali Kuşçu'nun Avrupa'da gök bilimi yokken güneş yılını, bir yılı bugünkü değerinden sadece 2 dakika sapmayla hesapladığını gördük. Medeniyet fenerinin Müslümanların elinde olduğu çağda, dünyadaki ilk üniversitenin Fas'ta kurulduğunu biliyor muydunuz? Bu üniversiteyi Büyük Selçuklu Devleti tarafından kurulan üniversiteler takip etmiştir. Abbasiler tarafından açılan bilgi evi, 40 eserin çevirisini yapmıştır. Bağdat'taki ilim birikimi, Moğol istilasında talan edilmiştir. Dünyada eşine az rastlanır katliam yapan Moğollar, on binlerce kitabı Dicle'ye atıp, İslam dünyasına büyük zarar vermişlerdir. Bilim ışığını tekrar yakansa Osmanlı olmuştur. Batılıların ilk üniversite dediği Bologna Üniversitesi ise 1080 yılında kurulmuştur. Batıda kadınlar cadı avıyla yakılırken, Fatih Medresesi ilim öğretiyordu. Bugün İstanbul Üniversitesi'nin ambleminde kuruluş yılı 1453 olarak yazar. Yani İstanbul Üniversitesinin 565 yıllık geçmişi vardır. Kanuni'nin inşa ettirdiği Süleymaniye Medresesi de ilk ve önemli üniversitelerimizden sayılır. Orta çağ yalnızca batılıların tanımlamasıdır. Batı karanlıklar içinde yüzerken, biz dünyaya ışık saçardık."

"HER ALANDA İLK 10'UN İÇİNDE OLMALIYIZ"

"Ülkemizin nüfusu, 1927'de 13 milyon 648 bin olarak tespit edilmiş. Aradan geçen 91 yılda nüfusumuzu 6 kat büyüttük. 150 bini aşkın öğretim üyemiz var bugün. 7,5 milyon gencimiz, üniversitelerde öğrenim görüyor. Birçok ülkenin nüfusu kadar öğrencimiz var. Bulgaristan nüfusu kadar üniversitelimiz var. Ülkemizin dış ticaret hacmi 400 milyarı aşmış durumda. Cumhuriyeti ilan ettiğimizde toplam ithalat ve ihracatımız 130 milyon dolardır. Bugün sadece ihracatımız 165 milyar dolar seviyemizde. 91 yıl içinde 2dış ticarette 2941 kat büyüme yakalanmış. 2002 yılında Türkiye, altyapıda dünya sıralamasında 39. sıradaydı. Yani yollar, demiryolları, havaalanları, limanlar, internet, iletişim... 2017'nin sonunda 8. sıraya yükseldik. Dünyanın altyapısı en iyi gelişmiş 8. ülkesi Türkiye! Bunu 10 yılda yaptık. Yaptıklarımızı da görmezden gelmeyelim. Bugün her yerde yollarımız, geniş bant internetimiz, havalimanlarımız var. Bunlar çağdaşlığın, gelişmişliğin göstergesidir. Krizlerden çıkardığımız dersler, aldığımız tedbirlerden çıkardıklarımız bizi bugüne getirdik. Ulaştığımız seviye, henüz arzu ettiğimiz seviye değildir. Parmakla gösterilen 10 ülkeden biri olacağız. Havacılıkta Avrupa ikincisiyiz. Her alanda olmamız lazım. Dünya çapında ilk 500 üniversitede çok daha fazla üniversitelerimiz yer almalı. Cumhuriyetimizin 100. yılına sayılı günler kaldı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "Muasır medeniyetler seviyesinin ötesine geçin". Bize düşen bu hedefi gerçekleştirecek adımları atmak. Cumhuriyetin 100. yılı için koyduğumuz hedefleri aşıp çok daha ileri gitmeliyiz. Tabii bilgiyi ahlakla, maddiyatı maneviyatla buluşturmazsak daha yüksek seviyelere çıkamayız. Huzur ve güvenliği mutlak sağlamazsak, güvenliğin ve özgürlüğün bir arada olması gerektiğini ve şartlarını oluşturamazsak hedeflere ulaşamayız. Terörü bitirip, refahı ülkenin her tarafına yaymamız gerekir. Ekonomik bir sıkıntı yaşıyoruz. Bu sıkıntının sebepleri de, doğurduğu sonuçları da bellidir. Ama endişeye mahal yoktur. Türkiye bu ve buna benzer sıkıntıları yaşamış, bu sınavlardan her seferinde büyük bir tecrübe ve başarıyla çıkmasını bilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk günlerinde karşı karşıya kaldığımız küresel operasyonlar sonucu bu durum, alınan tedbirlerle bertaraf edilecek ve ülkemiz, zaman kaybetmeden hedeflerine emin adımlarla yürüyecektir. Bugünün sıkıntılarına değil, geleceğin hedeflerine odaklanmalıyız. Milli gelirimizi 25 bin dolar seviyesine nasıl çıkarabileceğimize odaklanmalıyız.

"SURİYE, SAVAŞ ÖNECSİNDEN DAHA MI İYİ?"

Bugün dünyada neden bu huzursuzluklar, iç savaşlar var? Bunu çok iyi düşünmemiz lazım. Bu, dünyadaki refahın adaletsiz dağılımından kaynaklanmaktadır. 80 tane insanın elinde tuttuğu servet, dünya nüfusunun yarısının kazandığı paraya eşit. Dünyanın geliri 80 trilyon dolar. 7 buçuk milyar nüfus var. Kişi başı 10 bin 500 dolar ediyor. Herkes böyle bir gelire erişse biz bu terörü de, göçü de, mültecileri de konuşmayız. Demek ki olayların merkezinde adil paylaşımın olmaması ve 2. Dünya Savaşı sonunda 5 ülkelik bir statükonun oluşması var. Bu ülkeler kendilerini güvenlik konseyinin daimi üyesi yaptılar. Şimdi bu statüko artık geldiğimiz noktada işe yaramıyor. Tersine dönmüştür. Sorunlara çözüm üretmekten ziyade, sorunların büyümesine sebep olmaktadır. Münferit rekabetlerin bedelini masum, günahsız insanlar ödemektedir. Afganistan'a barış götüreceğini söyleyenlerin geldiği durum ortadadır. Bugün Afganistan'ın geldiği nokta daha mı iyi? Irak, işgal öncesinden daha mı iyi? Suriye, savaş öncesinden daha mı iyi? Geldiğimiz durum, geçmişi aratacak düzendedir. İbni Haldun'un bir sözü var "Coğrafya kaderdir" Bu bizim kaderimiz. Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz. Bu toprakları gönül coğrafyamızdaki insanların geleceği için umuda, refaha dönüştürmek, sessizlerin sesi, kimsesizlerin kimsesi olmak yolunda büyük adımlar atmak gerekiyor. Bu topraklar hepimizin. Gidecek başka yerimiz yok. Birbirimize ışık turacağız, yol göstereceğiz. Yapmamız gereken, yükseköğretim gören insanlarımızın sayısını daha da arttırmak. Yüzde 70 seviyelerinin üstüne çıkarmak. Artık "Ne iş olursa yaparım" diyen mesleksiz gençlerimiz kalmamalı. Türkiye bölgenin istihdam merkezi olmalı. Gerçekleştirirsek pasaportumuz dünyanın her yerinde itibar görür ve vatandaşımız vize sırasına girmez. Terör neyi sömürüyor? Gençlerimizin geleceğini ve umutlarını. Devletimizi ebed müddet kılabilmenin yolu da budur.

"HAYATTA MUVAFFAK OLANLAR..."

Değerli gençler bazı hususlara sizin de dikkatinizi çekmek istiyorum. Hayat bir mücadele. Üniversiteyi bitirdiğimde çocuğum vardı. Askere gittiğimde 5 yaşındaydı. Üniversiteyi bitirince hocalarım bana asistanlık teklif etti. Sonra yurt dışına doktoraya gideceğiz, 1955 doğumluyum. 1953 doğumlulardan daha küçükleri sınava almadılar. Hadi büyüklere sınır getirilir de küçüklere sınır getirmenin ne anlam ifade ettiğini anlayamadım. Sınava giremedik ve başka arkadaşlar gitti. Ben de istifamı vererek üniversiteden ayrıldım. Çok büyük umutla başladığım akademik çalışma, 9 ayda bitti. Sokağa gittik ve gerçek hayat o zaman başladı. Gençler; işsizlik dünyanın ortak sorunudur. Küresel boyutta üniversiteliler arasında işsizlik oranı en fazladır. Bizde de genç işsizlikte artma eğilimi var ve üniversitelilerde daha fazla var. Avrupa'da yüzde 24-34 arasında üniversiteli genç işsizlik oranı değişiyor. Bu şartlar altında kendimizi daha iyi yetiştirmek durumundayız. Hayallerinizi kaybetmeden geleceğe bakın. Geleceğe hazırlanmayan, geçmişte kalmaya mahkumdur. Çok okuyacaksınız. Öğrendiğiniz her iyi şey, sizi de yenileyecektir. Hayatta muvaffak olanlar, geleceği öngörerek hazırlananlardır. Dün önemli meslekler bugün önemini yitirmiştir. Yarın da bugünün bazı önemli meslekleri önemini yitirecek. Bu çerçevede muhakkak en az bir yabancı dili hakim olma derecesinde öğrenmeniz gerekmektedir. Muhataplarımızla karşılaştığımızda bilgimizi anlatacak vasıtamız yoktu.

"GÜÇ, SİLAH DEĞİL BİLGİDİR"

Küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz. Teknolojinin nimetlerinden yararlanırken, esiri olmamalıyız. Geleceğin dünyasında söz sahibi olmak istiyorsak, teknolojinin kullanıcısı değil, sahibi olmak zorundayız. Güç; tank, füze, silah değil bilgidir. Bilgiyi katma değere dönüştüren ülkeler, diğer ülkelerin önüne geçiyor. Akıllı teknoloji, nano teknoloji gibi sanayi 4.0 gibi yeni alanlar var. Bu alanların içerisinde olmamız gerekiyor. Gelişmeleri ıskalamamamız gerekiyor. Bizim nesil konvansiyonel bir nesildi. Şimdiki gençler bilgi toplumunda doğuyor. Biz onlara öğretiyorduk, şimdi onlar bize öğretiyor. Çok yakında eğer internet kullanamıyor ve bilişimden yararlanamıyorsanız, hiçbir günlük işinizi yapamaz hale geleceksiniz. Her şey "e"leşecek. O halde eleştirmeyi bırakalım "e"leşelim. Gençler; önünüzden gidenlerin tecrübelerini gözardı etmeyin. Unutmayın, akıllı insan, başkalarının tecrübelerinden yararlanan insandır. Hayata mutlaka tebessüm ederek bakın, umutsuz olmayın. Başarı ve saadet dolu nice yıllar sizleri bekliyor.

EGE ÜNİVERSİTESİ'NE MÜJDE ÜSTÜNE MÜJDE

"Üniversitenin bir güneş enerji santrali projesi olduğunu söyledi rektörümüz. Allah'ın gücünü alarak bedavadan elektrik üreteceğiz. Akıllıca bir iş. Para yok pul yok. Tabii paneller için paraya ihtiyaç var. Bunları da yerli imkanlarla yapacaklar. Projeye baktım, güzel proje. Rektörümüz burada anlatırken ben de bilgi aldım. Bu işlere Yatırım ve Stratejii Başkanlığı bakıyor. Konuştum ve proje yakından takip edilecek. Ege Üniversitesi'ne yakışan bu proje hayırlı ve uğurlu olsun. Ege Üniversitesi kurulalı 60 yılı geçti. Aslında kendi kaynağını üretecek bir üniversite. Buraya bir master plan çalışması gerekiyor. Onun temaslarını da rektörümüz, Çevre ve Şehircilik Bakanı ile konuşmuş. Dönüşte ben de konuşacağım. Üniversiteyi bir bütün olarak ele alıp, kendi içinde kaynağını yenilemesi olarak değerlendireceğiz. Üniversitenin yerinde dönüşümünün sağlanması mümkün. Erzincan'da benim de mütevelli heyetinde olduğum bir vakıf var. Bu yıl da 4 bin öğrenciye burs vereceğiz. 500 öğrencilik bursu da Ege Üniversitesi öğrencilerine vereceğiz."

"EGE ÜNİVERSİTESİ OLARAK TEK YÜREK OLDUK"

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak yaptığu konuşmasında şunları söyledi:

"63 yıllık geçmişiyle, 67220 öğrencis 10 bini aşkın çalışanıyla ülkemizin en köklü üniversitelerinden Ege Üniversitesi'nin akademik yıl açılışına hoş geldiniz. Mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmayan TBMM Başkanımız Sayın Binali Yıldırım'a şahsım ve üniversitem adına teşekkürlerimi sunuyorum. Batman'da şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Rektör olarak atandığım günden beri çalışmaktan, birlikten bahsettim. Üniversitemizde eksikliğini hissettiğim gönül bağı ve aidiyet duygusunu tesis etmek için çalıştık. Akademik ve idari personelimizle el sıkıştık, hasbihal ettik. Ege Üniversitesi Gelecek Şurası'nı yaptık. Projeler geliştirdik ve üniversite ailesi olarak tek yürek olduk. Biliyoruz ki Türkiye yalnız bir ülke. Cumhurbaşkanımızın külliyede dediği gibi üniversiteler topluma öncülük etmeli. Üniversiteler gelecek demek, umut demektir. Ülkemizin 2023, 2053, 2017 hedeflerinde milli bir ruhla çalışıyoruz. Bu amaçla güçlü bir Ar-Ge ve inovasyon ağını oluşturuyoruz. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bilime ve ülkemize tam bir adanmışlık ruhu ve heyecanıyla hizmet etmekteyiz. Üniversitemizin her bir öğrencisi ve çalışanı, rektöre ve yöneticilere kolaylıkla ulaşabiliyor."

YURT TALEBİ

"Öğrencilerimizi birer evladımız olarak görüyor ve öğrenci olarak çalışıyoruz. 67 bin öğrencisi olan Ege Üniversitesi'nin 4-5 bin kişilik yurdu olmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Buna yönelik 8 bin kişilik yurt projemizi yaptık ve sunduk. Öğrencilerimiz eskinden farklı yerlerde farklı yemekleri yemekteydi. Şimdi profesör de, öğrenci de aynı yemeği yemektedir. Öğrencilerimiz son bir yılda kütüphane kullanımını 3 kart arttırdı. Vize ve final döneminde kütüphanemizi 24 saat açık tuttuk. İnternet altyapımızı güçlendirdik. Yemek bursunda yüzde 1500 artış sağladık. Ticaret Odası Başkanı Mahmut Bey de burada, yardımlarınızın artmasını bekliyoruz. Bahar şenliklerimiz 4 yıldır yapılamıyordu, 4 yıl sonra yeniden başlattık. Amacımız huzur ve güvenle birlikte araştırma ve eğitim kalitesinin en önemli noktaya gelmesi. Üniversite ve sanayi iş birliğine inanıyoruz. Akademisyenlerimiz 20'nin üzerinde oda, STK ve OSB'yi ziyaret etti. Üniversitedeki bilgiyi topluma aktarmak için neler yapabileceğimiz için çalıştık. Erasmus'u önemsiyor ve 1349 uluslararası öğrenciyi misafir ediyoruz. 2019'da da Ege Üniversitesi, araştırma üniversitesi olacak inşallah. Akademik veri yönetim sistemini üniversitemize kazandık ve ulusal ve uluslararası arenada görünürlüğümüzü arttırdık. Bir yıl önce Cumhurbaşkanımız tarafından ilan edilen ilk 10 araştırma üniversitesi arasında yer alamamak Ege Üniversitesi gibi köklü bir üniversiteye yakışmamıştır. Gelecek yıl bunu telafi edeceğiz. Ege Üniversitesi son bir yıl içinde TÜBİTAK'a en fazla proje yapan ve en çok kabul alan üniversite olduk."

"DEPREM RİSKİ ALTINDAYIZ"

Bununla birlikte binalarımız eski ve başta Ege Üniversitesi Hastanesi olmak üzere binalarımız deprem riski altında. Kampüsümüzün değişim ve dönüşüme ihtiyacı var. Hastanemiz ayrıca geçen ay itibariyle kâra geçti. Değişim, dönüşüm için çalışmalar da başladı. Ayrıca üniversitemiz akademisyenleri ve çalışanlarının toplu konut talebi var. Bunu da sunmak istiyorum. Güneş enerjisinden yararlanmak istiyorum. Sayın Meclis Başkanım bu konuda desteğinizi istiyoruz. 35 milyon liralık bir projemiz var. 4-5 yılda amortismanını sağlıyor. Ege Üniversitesi olarak devletimizi ve milletimizi tehdit eden unsurlara karşı da çok daha duyarlı şekilde duruşumuzu sergiliyoruz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 2. yıl dönümünde sergi ve panel düzenledik. 15 Temmuz'u unutmadığımızı ve unutmayacağımızı gönülden haykırdık."

"ÜNİVERSİTEMİZE DEĞER KATABİLİRSEK NE MUTLU BİZE"

Açılışta konuşma yapan Ege Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Mehmet Tok ise, "Öğrenciler olarak biliyoruz ki, üniversitemizin bize kattıklarını ürüne dönüştürmek boynumuzun borcudur. Bizlere düşen görev, gurur duyduğumuz üniversitemizde uzlaşmaya açık, değer katıcı rekabet ortamında gelişmeye, üretmeye, değer katmaya devam etmektir. Üniversitemize değer katabilir, bir adım daha ileri taşıyabilirsek ne mutlu bize. Yeni eğitim-öğretim yılının hepimize hayırlı olmasını dilerim." ifadelerini kullandı.

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2018, 15:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER