Kılıçdaroğlu'ndan il başkanlarına '7 ilke'

Kılıçdaroğlu, "Vatandaşın ödediği vergilerin nerelere harcandığını adalet ortamında ararsınız. Adaletin olmadığı yerde bunlar sorulamaz, sorulamıyor ama biz soracağız, mutlaka soracağız." dedi. Kılıçdaroğlu, il başkanları için de belirlediği 7 ilkeyi açıkladı.

Kılıçdaroğlu'ndan il başkanlarına '7 ilke'

Kılıçdaroğlu, Nevşehir'in Gülşehir ilçesindeki bir otelde düzenlenen CHP İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, seçimlerden sonra il başkanlarıyla ilk kez bir araya geldiğini belirtti.

Seçimlerde belirli bir mesafe katettiklerini, sadece toplumun değil, Türkiye'yi dikkatle izleyen bütün kesimlerin derin bir nefes aldığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Onlar da şunu söylediler, 'Türkiye'de halk her zaman yeri ve zamanı geldiği zaman demokrasiden yana bir ağırlık koyuyor.' Biz bu ağırlığı hissettirdik, dolayısıyla mutluyuz ama asıl görev bundan sonra başlıyor." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, herkesin sorumluluğunun bulunduğunu ve özellikle il başkanlarının ayrı bir sorumluluk taşıdığını kaydetti.

Marmara Depremi'nin 20. yılı olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bugün Marmara Depremi'nin 20. yılı. Dolayısıyla 17 bin 480 vatandaşımız hayatını kaybetti bu depremde. Tarihimizin en büyük depremlerinden biri. 23 bin 781 vatandaşımız yaralandı, 96 bin 808 konut yıkıldı, 231 bin 364 konut hasar gördü. Marmara Bölgesi'nin acısı sadece Türkiye'nin değil, dünyanın ortak acısı oldu. Biz üzerimize düşen görevi yaptık mı? Bu acıdan ders çıkarttık mı? Aradan 20 yıl geçti hala İstanbul'da kentsel dönüşümü tartışıyoruz. Bu bile ülkeyi yönetenlerin geleceğe bakış açılarını gösterir. Geleceği yeteri kadar düşünmediklerini gösterir. O nedenle İstanbul'da Sayın Ekrem İmamoğlu'na da ilçe belediye başkanlarımıza da büyük görevler düşüyor. Kentsel dönüşümün bir an önce tamamlanması, kaynakların bu alanlara aktarılması, 17 yıldır yapılamayan pek çok şeyin 5 yıla sığdırılması bizim ortak arzumuzdur. Biz doğal olarak bunu yapacağız, yapmakta da kararlıyız."

"Başarımız var ama eksikliklerimiz de var"

Kılıçdaroğlu, yerel seçimlerden dolayı bütün il ve ilçe başkanlarını yürekten kutladığını, herkesin elinden gelen çabayı gösterdiğini vurgulayarak, "Eksiğimiz var mı? Elbette var ama önemli olan eksiğimizi görüp, onu tamamlamak. Başarımız var ama eksikliklerimiz de var. Şimdi o eksiklikleri görüşme ve bir daha ki seçimlerde eksiklikleri tamamlama sürecini birlikte hayata geçirmek zorundayız." değerlendirmesinde bulundu.

Demokrasi kültüründen yana toplumu aydınlattıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Toplumun her kesimine, bize oy versin, vermesin hiçbir ayrım yapmadan her kesimine demokrasinin erdemini, adaletin erdemini, birlikte yaşamanın erdemini anlatmaya çalıştık. Birlikte eğer Türkiye'yi güzelliğe doğru giden bir trene benzetiyorsak, o trende hepimiz varız ve o güzelliğe hep beraber yolculuk yapmak zorundayız. Farklı düşünebiliriz, farklı kimlikler, farklı inançlar olabilir ama sonuçta bayrak bizim bayrağımız, vatan da bizim vatanımız. Bu bayrağın altında, bu vatanda hepimiz huzur içerisinde yaşamak istiyoruz. Bizim daha alacağımız çok mesafe var. Dün bir yerde yaptığım konuşmada yine adalet vurgusu yaptım. Dünya siyaset tarihinin en uzun yürüyüşü Adalet Yürüyüşü'dür. Bu toplumun belleğine adaletin ne kadar değerli bir kavram olduğunu, kavramın ötesinde bir insan, bir toplum, bir devlet ve bir ülke için ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalıştık."

"Getirin adalet reformunu hep birlikte gerçekleştirelim"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, adaletin olmadığı yerde demokrasinin, demokrasinin olmadığı yerde de adaletin olmayacağına işaret ederek, "Bugün bu ülkenin hapishanelerinde suçsuz insanlar yatıyorsa bunların suçsuz olduğuna dair Cumhuriyet Başsavcılarının kararları varsa ve bu kararlara rağmen bu gazeteciler hala hapisteyse bu ülkede temel bir adalet sorunu var demektir. 'Adalet sorununu çözeceğiz, adalet reformu yapacağız.' Masum insanlar hapiste, beyler eğleniyorlar. 'Efendim, Meclis açılsın da ondan sonra adalet reformunu yapalım.' Niye Meclis açılsın da sonra yapalım. Milletvekilleri gelebilir, toplanabilir. Getirin adalet reformunu hep birlikte gerçekleştirelim. Masum insanların hapishanelerde ne işi var." ifadelerini kullandı.

Bu anlayışla adalete olan güvenin biteceğini savunan Kılıçdaroğlu, "Yargıtay Başkanı söylüyor, 'Adalete olan güven yüzde 38'lere düştü.' Gene iyi, 38'ler. Eğer bir ülkede sade bir vatandaş adalete, yani adalet dağıtan mekanizmaya güvenmiyorsa orada adalet yoktur. Peki güvenmemenin kaynağı nedir? İktidar olanların yani devleti yönetenlerin adaleti baskı altına almalarıdır. Adaletin bağımsız düşünmesini engellemeleri, önlemeleridir." dedi.

"Adaleti sağlamak hepimizin ortak görevi"

"Hakim, karar verirken 'yukarıya bakayım yukarıdaki ne söylüyor veya yukarıdakinin avukatı var, avukatına sorayım ne düşünüyor ona göre karar vereceğim' derse o ülkede adalet biter. Ve adalet bitmiştir." diyen Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Hepimizin yapması gereken büyük görevler var. Bedeli ne olursa olsun adaleti sağlamak hepimizin ortak görevi. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını adalet ortamında ararsınız. Vatandaşın ödediği vergilerin nerelere harcandığını adalet ortamında ararsınız. Adaletin olmadığı yerde bunlar sorulamaz, sorulamıyor ama biz soracağız, mutlaka soracağız. Yargının çöktüğünü gösteren en temel olay Yüksek Seçim Kurulunun kararıydı. Bütün dünya zaten var olan sistemle dalga geçiyor, alay ediyor. Talimat gelmiş iptal edilecek ve iptal edildi. Nasıl bir yargıçtır, nasıl bir anlayıştır, nasıl bir hukuk fakültesi, nasıl yetişmiş bu insanlar burada. Kendi vicdanını satan, görüşünü satan, makamı veya para için satan bir kişiye yargıç denmez. Özgür iradesi, vicdanı ile karar alacak. Hukukun üstünlüğüne bakacak, ona göre karar alacak. Halkın iradesini atıyorsunuz, vicdanınızı bir köşeye koyuyorsunuz, okuduğunuz bütün dersleri, kitapları bir tarafa atıyorsunuz bir kişinin talimatına göre karar veriyorsunuz. Sonra halktan bir Osmanlı şamarı yiyorsunuz. Bu halkın bir vicdanı var."

Kılıçdaroğlu, vicdan siyaseti yaptıklarını belirterek, adaletli vicdan siyaseti yaptıklarını aktardı.

Toplumun vicdanının kanatıldığını, ahlakın yozlaştırıldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ahlak kavramı, adalet kavramı kadar yücedir. Dolayısıyla il başkanları olarak hepinizin bu konuda ciddi bir sorumluluğu var. İlçe Başkanlarının da sorumluluğu var. Kadın Kolları, Gençlik Kolları başkanlarımızın da sorumluluğu var. Bu sorumluluk içinde hep birlikte hareket edeceğiz. Düzgün insan hangi görüşten, hangi kimlikten, hangi yaşam tarzından olursa olsun başımızın tacıdır. Adaleti çöp kutusuna atan bir kişiden ülkeyi sağlıklı yönetmesini bekleyemeyiz. Şimdi o nedenle asıl görev bundan sonra başlıyor. Demokrasiye, hakka ve hukuka mutlaka ve mutlaka riayet eden bir süreci başlatmak zorundayız. Bu politikamızı, Millet İttifakı çerçevesinde yaptık. Sizler de alacağınız kararlarda, davranışlarınızda nasıl tepede bir Millet İttifakı kurduysak ilinizde, ilçenizde de aynı ittifakı sürdüreceksiniz. Beraber, biz bir vicdan politikasını yürütüyoruz, bir kader birliği içinde yürütüyoruz bunu. Hakka, hukuka ve adalete saygı duyan bir kitleyle yürütüyoruz. O nedenle son başarılar, bir Millet İttifakı başarısıdır. Bu gerçeği de bütün il başkanlarımın bilmesini isterim." 

"Sendikacılık, işçinin hakkını arama yolu ve yöntemidir"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sendikacılık, işçinin hakkını arama yolu ve yöntemidir. Dünyadaki işçi sendikalarının kurulmasının ana nedeni işçinin güç karşısında ezilmemesini sağlamaktır. Ama bir sendikanın Genel Başkanı işçinin alın terini saraya pazarlarsa ona sendikacı denmez, kimse kusura bakmasın. Üstelik görüşmeyi kapalı kapılar ardında sarayda yapmış, kendini teslim etmiş oraya. Ne vaat ettiler bilmiyorum." diye konuştu. 

Kılıçdaroğlu, "Sendikanın Genel Başkanı işçinin alın terini pazarlıyor, batsın senin sendikacılığın. Sarı sendikacılık zaten bu ülkenin başına gelen en büyük belalardan birisidir." dedi.

İl Başkanları için 7 ilke

Belediye başkanları toplantısında belediye başkanlarımızı uyacağı 7 ilkeden bahsettim, mutlaka bunlara uyulacak dedim. Dün belediyelerimizi gezdim, belediye başkanlarımız bu 7 ilkeyi afiş gibi büyütmüşler, belediyede vatandaşın göreceği yere asmışlar; ‘7 ilkemiz bunlar, bunlara herkes uyacak, ben uymadıysam vatandaş gelip beni uyarsın’ diyorlar. Bu bizim için çok önemli bir çıtadır, önemli bir basamaktır. Kuralları konmuş ilkelere her belediye başkanımızın uyması lazım.

Şimdi gelelim il başkanlarına; İl başkanları için de 7 ilke belirledim, buna da her il başkanımın uymasını isterim.

1. Belediye başkanlarımızın başarısı için çalışın, her il başkanı bulunduğu yerde CHP’li bir belediye varsa onun başarısı için çalışacak. Belediye başkanları çalışırken, 7 ilkeye uyup uymadıklarını denetleyeceksiniz. Bu konuda asla taviz vermiyoruz, belediye başkanı da oturacak çalışacak. Ne dedik, yerel seçimlerdeki başarıyı genel seçimlerde de elde etmemiz gerekiyor. Birinci kuralımız budur.

2.  Asıl olan sizin belediye başkanlarından talepleriniz değil, yani asıl olan il başkanlarının belediye başkanlarından talepleri değildir, asıl olan vatandaşların talepleridir. Vatandaşlarımızın belediye başkanlarından taleplerinin sizlerde takipçisi olacaksınız.

3.  Belediye başkanlarımızın başarısı için eğer bir fedakarlık yapmak gerekiyorsa o fedakarlığı önce il başkanlarımız yapacak. Bir başarıyı kitleselleştirmek zorundayız. Bireysel beklentileri bir kenarıya bırakacağız, toplumsal beklentileri öne çıkaracağız. Toplumsal beklentilerin karşılanmasını sağlayacağız.

4.  İl başkanı olduğunuz yerde, toplumun tüm kesimleriyle samimi sıcak ilişkiler kurun. ‘Bunlar bize oy vermiyor, bunlar partimizi sevmiyor’ ayrımını istemiyorum. Bütün kesimlerle sıcak samimi ilişkiler kuracaksınız. Özellikle sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, muhtarlar ve bulunduğunuz il ve ilçedeki kanaat önderleriyle sıcak samimi ilişkiler kuracak ve belli aralıklarla mutlaka ziyaret edeceksiniz. Bu ziyaretlerinizde Türkiye’nin sorunlarını anlatmaktan çok, sorunları nasıl çözeceğimizi inançla ve kararlılıkla anlatacaksınız. Bizim seçim bildirgemizde, yayınladığımız broşürlerde her bir sorunun nasıl çözüleceği var. Aklınıza gelmezse, ‘ben bu sorunla ilgili size 1-2 gün içinde gelip broşürü vereceğim’ diyeceksiniz. Eğer karşılaştığınız bir sorunla ilgili CHP’nin görüşü yoksa hemen bize aktaracaksınız. Size 1 gün içinde geri döneceğiz ve sorunun nasıl çözüleceğini anlatacağız. Dolayısıyla şunu bilecekler; evet sorun var ama çözümü de var, ‘çözümü hayata geçirecek kurum da var’ diyecekler.

5.  İl ve ilçelerde devleti yönetenler, yani vali ve kaymaklar… Adaletli bir yönetim sergilemiyorlarsa uyarmaktan ve eleştirmekten asla çekinmeyeceksiniz, en sert şekilde eleştireceksiniz. Bu vatandaşla sizin aranızdaki güveni arttıracaktır. Vatandaş, valiye, kaymakama karşı çıkamaz, başıma iş gelir diye. Ama siz CHP’nin il başkanısınız, ilçe başkanısınız, vali partizanlık yapıyorsa en sert şekilde eleştireceksiniz. ‘Eğer partizanlık yapacaksan git istifa et milletvekili ol’ diyeceksiniz. Asla ödün vermeyeceksiniz.

6. Gerek il özel idaresi, gerekse belediye bütçeleri yakından izlenecek. Vali ve belediye başkanı milletin parasını harcamaktadır, bunu her yerde söyleyin, ikisi de milletin parasını harcamaktadır. Dolayısıyla bizim belediye başkanlarımızın şeffaflık konusunda gösterdikleri hassasiyeti, ki bizim belediye başkanlarımız ihaleleri youtube ortamında serbest yapıyorlar, herkes görsün diyorlar. Yeni bir anlayışı Türkiye’ye egemen kılmaya çalışıyorlar. Doğru, dürüst, namuslu anlayışı… Gizli,kapaklı yapıyorsa bilin ki cebine bir şeyler aktaracak. Yoksa niye gizli, kapaklı yapılsın, açık ve net yaparsın. Valilerin ve diğer belediye başkanlarının da aynı hassasiyeti göstermeleri lazım… Takipçisi olacaksınız. Şeffaflığın takipçisi olmak sizin için de vatandaşlar için de çok değerlidir. Bu aynı zamanda kul hakkına saygı duymak demektir. Dolayısıyla CHP’nin il ve ilçe başkanları attıkları her adımın ne kadar değerli olduğunu beldeye hissettirmelidir. Biz sıradan bir parti değiliz, bizim tarihi sorumluluğumuz var. CHP il başkanı olmak kolay bir görev değildir, yeri geldiğinde egemen güçle ilde ve ilçede veya Türkiye genelinde mücadele eden en güçlü organdır CHP… Böyle bakacağız.

7. Kimliği, yaşam tarzı, inancı ne olursa olsun bulunduğunuz il ya da ilçede bir çocuk yatağa aç giriyorsa, o ailenin sorununa çözüm bulmak sizin öncelikli görevinizdir. O çocuğun açlığını gidermek sizin bir numaralı görevinizdir. Bana haber vereceksiniz, genel başkan yardımcılarımıza, kadın kolları, gençlik kolları genel başkanlarına haber vereceksiniz. ‘Şurada böyle bir sorun var, hemen müdahale etmemiz lazım’ diyeceksiniz. Biz bunu yaparız, Türkiye’nin neresinde olursa olsun il başkanı olarak bu tür bir faaliyet bu tür çaba sizi toplum nezdinde farklı bir yere konuşlandıracaktır. Derdi olan sizin kapınızı çalacak. Sizin göreviniz çok daha ağır ama zor değil. Bu süreç yeni bir süreç, eski alışkanlıklarımızı bir tarafa bırakacağız, iç çekişmeleri bir tarafa bırakacağız, iç çekişmeleri kim yaparsa partinin dışında kalacak. Kim ‘bu ülkenin sorunlarına kafa yoruyorum, bu ülkenin sorunlarını çözmek için hazırım’ diyorsa başımın üzerinde yeri var. Ama çalışacak, söylemle değil eylemle söylediğinin arkasında duracak.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER