banner51

Kılıçdaroğlu İzmir'de iktidar belediyeciliğine yüklendi!

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de Yerel Yönetimler Çalıştayı'nda konuştu. Kılıçdaroğlu, iktidar belediyelerine israf kavramı üstünden tepki gösterirken, CHP'li belediye başkanlarına ise 31 Mart seçimleri sonrası gösterdikleri performans için teşekkür etti.

Ben TV - Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir programının ikinci gününde Yerel Yönetimler Çalıştayı'nda konuştu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in ev sahibi konumunda olduğu etkinliğe CHP üst yönetiminin yanı sıra, başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere partili belediye başkanları katıldı.

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li belediye başkanlarına teşekkür ederek başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Seçimlerden sonra yaptığımız ikinci toplantı. Güzel şeyler yapmak istiyorsunuz ve bugün yerel seçimlerin 7 ayını devirdik, ikinci toplantımızı yapıyoruz. 7 aydan sonra ben buradan bütün vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Bütün belediye başkanlarımızı kutlamak istiyorum. Diyeceksiniz ki ne oldu da bizi kutluyorsunuz? Çok şey oldu. Çok güzel şeyler yaptık, birlikte mücadele ettik. Yanlışlarımız varsa süratle düzelttik, doğrularımızı büyütmeye çalıştık. Büyükşehir belediye başkanlarımız bir araya gelerek ortak hedefler ve politikalar belirlediler. Yerel yönetimlerde ilkleri yazıyoruz. Yaptığınız işin çok değerli olduğunu bütün Türkiye'nin bilmesi lazım. Sıradan bir iş yapmıyorsunuz. Sıradan bir görev de üstlenmediniz. Bulunduğunuz beldenin sorunlarını çözmede halk size yetki verdi. Önünüze engeller çıkabilir, birileri engellemek isteyebilir. Bunların hiçbirinin önemi yoktur. Biz bugün önümüze çıkan bütün engelleri aşan belediye başkanları olarak toplanıyoruz. Birlikte bir hak ve hizmet mücadelesinin ne kadar değerli olduğunu halka anlatmaya çalışıyoruz. Size bir teşekkürüm olduğunu en başta söyledim. Neden? Başka partilerden belediye devralan arkadaşlarıma ve vatandaşlara sesleniyorum. Yönetimi devraldıklarında çok zor bir tabloyu devraldıklarını gördüler. Hiçbir belediye başkanımız bir enkaz edebiyatının arkasına saklanmadı. Önümüzdeki tablo ne kadar ağır olursa olsun bunları aşma gücüne sahibiz algısını toplumun hafızasına kazıdınız." 

"ENKAZ EDEBİYATI YAPMIYORUZ"

Başta AK Parti olmak üzere farklı partilerden devraldıkları belediyelere ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Enkaz edebiyatı yok. Enkaz edebiyatının arkasına sığınılırsa görevimi yapamıyorum algısı çıkar ortaya. Mali koşullar ne kadar zor olursa olsun hepsini aşabilecek kabiliyete sahibiz. Sizlere teşekkür etmek de CHP Genel Başkanı olarak benim görevim. Başka bir şey daha yaptınız. İsraf haramdır diyoruz. Saraydakiler de, çocuklar da, en yaşlımız da diyor. 82 milyon vatandaşımız israf haramdır diyor. Ama israf denizinde yüzüyorlar. Siz bir şey daha yaptınız. İsraftan özenle kaçınarak tasarruf yaptınız. İsraftan kaçınarak bir belediyenin adaletle nasıl yönetilebileceğini bütün Türkiye'ye gösterdiniz. Güven veren birer belediye başkanı oldunuz. Güveni tetikleyen ana unsur israf ve şatafattan kaçınmaktır. Yapılan her israf, vatandaşın cebinden çalınan para demektir. Oysa siz vatandaşın cebinden alınan her parayı, vatandaşa hizmet olarak götürdünüz. Sadece iki örnek vereceğim. Biri büyükşehir, diğeri de bir ilçe belediyesi. Bakın Ankara Büyükşehir Belediyesi sadece 7 buçuk ayda 387 milyon lira bütçe fazlası verdi. Batak içinde olan bir belediyeden geldiğimiz nokta bu. 20-25 yıl sonra aldığımız belediye bu. 20-25 yılda yapılan israfları düşünün. Türkiye'nin başkentini bir kasabaya dönüştürdüler neredeyse. Lüks binaların olması bu tabloyu değiştirmez. Orada siz vatandaşla güven içinde bir yönetim yapıyor musunuz? Ankara'nın tarihine, kültürüne sahip çıkıyor musunuz? Tanıtmıyorsanız olmaz. Biz bunu yapıyoruz. Diğer örneğim Rize Fındıklı Belediyesi. 25 yıl sonra orayı kazandık. 7 buçuk ayda 820 bin lira borç ödendi. Bir büyükşehir yahut il belediyesi değil. Mütevazi bir belediye. 820 bin lira borç ödendi, bir de 600 bin lira tasarruf yapıldı. Harcadığınız her kuruş, bu ülke insanına helal olsun dedirtecek. Siz görev yaparken hem CHP'nin tarihi mirasını taşıyorsunuz, hem de hizmetin ne kadar değerli olduğunu topluma aksettiriyorsunuz. Tüm Türkiye duysun diye anlatıyorum bunları. Saraydaki zat da duysun diye anlatıyorum bunları. Size bir teşekkürüm de şeffaflık için. Meclis toplantılarını kamerayla halka açık yapıyorsunuz. Düne kadar yoktu bunlar. Düne kadar saydamlık, şeffaflık diye bir kavram yoktu. İhaleyi kaça yaptıklarını soruyor, yanıt alamıyorduk. Yine onların belediyelerinden yanıt alamıyoruz. CHP'li belediyeler, halkın seçtiği belediyeler şeffaflıkla üstlerine düşeni yapıyorlar. Bu kadar geniş ve yaygın bir şekilde belediye meclis toplantılarının yayınlanması bir ilktir." dedi. 

"KİMSEYİ DIŞLAMADIK"

"Bir şey daha... Katılımcılık. Birlikte yöneteceğiz, kimseyi dışlamayacağız dedik. Onun da gereğini yerine getiriyoruz. Muhtarlarla, STK'larla, meslek kuruluşlarıyla bir araya geliyoruz. Hatta pek çok proje için doğrudan vatandaşın katılımıyla da çalışmalar yapılıyor. Bakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bir ilk olarak yüz binlerce kişinin görüşüyle projeler geliştirmeye başladı. Bu, ben yaptım oldu mantığının bittiğini göstermek, ortak aklın önemini göstermek demektir. Kentin mimarisiyle ilgili karar alıyorsanız, meslek kuruluşlarını göz ardı ederseniz doğru olmaz. Bütün vatandaşlarımın bunu bilmesi lazım."

"İSRAFI ENGELLİYORUZ"

"Malum bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Krizin toplumsal ve sosyal boyutları var. Aç yatan yüz binlerce çocuk var. 17 yıldır bu ülkeyi yönetenler cepleri için çalıştılar. Sadece cepleri için çalıştılar. Geldiğimiz krizin, geniş halk kitlelerini vurduğunu ve mutfaklarda yangın olduğunu görüyoruz. Kendini yakanlar var, intiharlar var ve hatta toplu intiharlar var. Bizim belediye başkanlarımız sosyal yardımları da belirli bir çerçevede hayata geçirmeye başladılar. Ne yapabiliriz de kriz, mutfakları daha az vurur diye çalışıyorlar. Yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bir örnek vereceğim. Bu yıl dar gelirli 30 bin üniversite öğrencisine burs verilecek. Miktarı 96 milyon TL. Nereden bulduk bu parayı? İsrafı engelleyerek... İsrafı önlüyoruz, tasarrufları halk için kullanıyoruz." 

"FAKİR İÇİN DEĞİL AKRABALARI İÇİN ÇALIŞTILAR"

SGK dökümanını kürsüden gösteren Kılıçdaroğlu, "Bin liranın altında emekli aylığı alan var mı yok mu tartışması çıktı. 847 bin kişilik sayı verdim. Bakın SGK'nın Eylül 2019 tarihli tablosu ortada. En başta bin liranın altında aylık alanlar var. Ben doğruları söyledikçe, onlar yalanla halkı kandırmaya çalışıyorlar. Gerek CHP Genel Başkanı olarak ben, gerekse de belediye başkanları olarak sizler; halka doğru söylemeyi kararlılıkla sürdürmeliyiz. Gerçeğin önünde kimse engel olarak duramaz. Gerçek acıdır biliyorum. Bazen birileri için sorunlu da olabilir ama gerçek değişmez. Güneş balçıkla sıvanmaz. 800 binden fazla insan, 21. yüzyılın Türkiye'sinde bin liranın altında aylık alıyor. 17 yıldır bu ülkeyi yönetenler, cepleri için çalıştılar. Fakir fukara için değil, yakınları, torunları, akrabaları için çalıştılar. Biz kimin için çalışıyoruz? Hiçbir ayrım yapmadan vatandaş için. Yeni bir siyaset anlayışı getirdik. Ahlaklı, adaletli, kimseyi ötekileştirmeyen bir siyaset." dedi.

"17 YILDA YAPAMADIKLARINI YAPIYORUZ"

Kılıçdaroğlu, "Ankara Büyükşehir Belediyemiz 250 bin öğrencimizin ulaşımını ucuz yaptı. Adana Seyhan'da, Ankara Yenimahalle'de aile sigortası projemizin benzerlerini uygulamaya başladı. Şimdi Ankara Büyükşehir Belediyemiz bunu yapacak. Ülkeyi yönetenler yapamıyor ama biz bunu yapıyoruz. Kim yoksulun, garibanın yanında? Ayrım yapmayan başkanlarımız var. Yoksul mahallelerden başlayarak her mahalleye kreş yapacağız. Çoğu belediye başkanımız yaptı, yapmaya da devam ediyor. İstanbul BŞB'de, 150 mahalleye 150 kreş yapacak. Cepten 5 kuruş çıkmadan yapılacak. Şehir hastaneleri gibi değil ama... İstanbul'da yapılacak 150 kreşi gönüllüler yapacak. Ne demektir bu? Çocuğunu güven içinde getirip anne oraya bırakacak. İyi birer eğitim alacaklar. 17 yılda yapamadıklarını, CHP'li başkanlar olarak sizler yapacaksınız." dedi.

"KOOPERATİFLER ÖNEMLİ"

Kent yaşamı ve kırsala da değinen CHP Lideri, "Kooperatifçilik konusunda belediye başkanlarımız duyarlı davranıyor. Birçok ilçede, beldede kadınları bir araya getirerek kooperatifler kurarak, alın teriyle paralarını kazanmalarını sağladınız. Bu çok önemli... Kentli olmanın kuralı farklıdır. Kentli dairede oturur, gazetesini okur, belli bir hayat standardı vardır. Kentlinin entelektüel dünyadan nasibini alması lazım. Tiyatroya gitmek isteyebilir, deniz kenarında oturmak, akşam yemeğine çıkmak isteyebilir, parti yapmak isteyebilir. Kentli aynı zamanda entelektüel dünyadan yararlanmak ister. Belediye başkanlarımızın sanatçılarla ilişkisini de belli bir seviyede tutması gerekir." dedi.

BELEDİYELERE KAYYUM TEPKİSİ

Kılıçdaroğlu, "Demokrasi kültürü geliştikçe, bu ülkede kişi başı gelir de süratle artar, yatırımcı önünü görür. Geldiğimiz noktada bir açmazla karşı karşıyayız. Yargı bağımsızlığı olmadığı için, adalet zedelendiği için, parası olanın hapisten çıktığı bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç içinde hepimizin savunması gereken temel kural, hukukun üstünlüğü, adalet ve demokrasidir. Sizler belediye başkanı olarak seçildiniz. YSK'ya dosyalarınız gitti. Belediye başkan adayı oldunuz, sokak sokak, apartman apartman gezdiniz. Gönüllüler ve partililer de sizleri anlattı. Vatandaş da sizlere güvendi ve oy verdi. Bir gün sonra bir ilde bir vali, belediye başkanını alın ve kayyum atayın diyor. Bu demokrasiye indirilen darbedir. Hangi partiden olursa olsun, her parti doğal olarak başka partinin rakibidir. Ama her partinin demokrasi gibi, kadın erkek eşitliği gibi, herkesin iş güç sahibi olması gibi ortak hedefleri vardır. Eğer siz beğenmediğiniz bir partinin belediye başkanlarını topluca görevden alıyorsanız vatandaş niye oy kullandı? İktidar yetkililerine sormak gerekiyor; sandığı niye koydunuz oraya? Hadi belediye başkanını aldınız, e belediye meclisi var orada. Meclis seçsin. Ona da izin vermiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Ben bunu söyleyince kızıyorlar. Sanıyorlar ki bir sırrı ifşa ettim. Yok arkadaşlar, bütün dünyanın bildiği bir gerçek bu. İster Japonya'ya ister Almanya'ya gidin. Bu gerçekler bizim canımızı acıtıyor. Demokrasiyi bu ülkeye getiren, demokrasinin tüm canlılar için olduğunu söyleyen bir partinin genel başkanı için bizi üzüyor. Demokrasi herkes için olmalı, rakiplerimiz için de... Benim söylediğim doğrudur, başkası söylemeyecek. Efendim sen Türkiye'yi dünyaya kötüledin. Sanki dünyanın kulakları kapalı da, ben söyleyince açılıyor. Dünyada bugün ne söylerseniz söyleyin, en geç 10 saniye içinde diğer ucuna ulaşıyor." dedi.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NE İHANETTİR!"


Tank Palet Fabrikası'nı gündemde tutmayı sürdüren Kılıçdaroğlu, "Bizler demokrasiyi sevenler, ülkemizin tüm varlıklarına sahip çıkarız. Birileri ülkemizin en değerli varlıklarını başka bir ülkeye ve orduya peşkeş çekiyorsa, buna karşı durmak da namus borcumuzdur. Tarihin CHP'ye yüklediği bir görevdir. Tank Palet Fabrikası'nı kastediyorum. 1 milyon 800 bin metrekarelik bir alanda Avrupa'nın en büyük tank palet entegre tesisi. Burası şu anda Katar ordusuna, BMC Grubu'na, Ethem Sancak'a bedava verildi. Önce özelleştirme yok burada diyordu. Resmi gazetede yazıyı çıkardım, kendi imzasını gösterdim. Yalan söyleme vatandaşa. O koltukta oturan birine yakışır mı? Şu soruyu sordum ve henüz yanıt alamadım. Dünyanın hangi ülkesi, kendi silah fabrikasını başka bir ülkenin ordusuna bedava verir? Hatta parayla olsun. Parayla bile verilir mi? Resmi Gazete'de ikinci kararnameyi yayınlamadı Erdoğan. Neden? Ben görmeyeyim diye ama kararname bana geldi. Bunun olmadığını söyleyemiyor. Biz satmadık diyor Katar ordusuna. Satsaydın parayı görecektik. Kiralamadık diyor. Kiralasan zaten kira bedeli alacaktın. İşletme hakkını devrettik diyor. Kaça devrettin kardeşim? Yok, hiç yok. Madem devrediyorsun 25 yıllığına, ihaleyi ne zaman yaptın? Bunu yapmak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ihanettir. Bedava, peşkeş çekmek Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve tarihine ihanettir nokta! Keşke bu konuda da mahkemeye verse de, derdimizi hiç değilse mahkemede anlatsak. Göz göre göre bu kadar büyük bir hukuksuzluk, tarihimizde olmamıştır." ifadelerini kullandı.

"EMİNİM KATAR DA RAHATSIZDIR"

Kılıçdaroğlu, "Türk Telekom'un da işletme hakkını devrettiler. 6 buçuk milyar dolara. Burada da 25 yıllığına işletme hakkını devrediyorsunuz ve bedava. Kime verdiniz orayı? O Katar ordusunun arkasında kim var? Eminim Katar Devleti de rahatsızdır. Sonuna kadar takip edeceğiz bu konuyu. Sözlerime son verirken tekrar bütün belediye başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Sizler verdiğiniz mücadelenin kahramanısınız. İl, ilçe, belde neresi olursa olsun; hesabını veren bir belediye başkanı, yoksulun fakirin fukaranın yanında olan bir beldiye başkanı, derdi olanın yanında olan, adaletli bir belediye başkanı kimliğini taşıdığınız sürece, hangi görüşten, inançtan, kimlikten olursa olsun her insan size saygı duyacaktır. Biz onların yaptığı gibi yapmıyoruz. Onların baktığı yerden de bakmıyoruz. Biz insanımızı ve ülkemizi seviyoruz. Adaletle hizmet götürmek istiyoruz. Adalet, unuttular ama cep kavramını, malı götürme kavramını çok iyi biliyorlar. Bunların karşısında en kararlı güç CHP'li belediyelerdir. Birlikte mücadeleyi bu çerçevede götüreceğiz. Göstereceğiniz her başarı, seçmenin sizin başarınıza ortak olması demektir. Başarıyı kazandık, belediye başkanlığı koltuğuna oturduk ama o başarıya kitleleri ortak etmemiz lazım. Bakın Sayın Büyükerşen burada. Başarısına bütün Eskişehir'i ortak etmiştir. O ortaklığı yıllardır, çemberi sürekli büyüterek kararlılıkla sürdürüyor. Uzun seneler belediye meclisi çoğunluğu yoktu. Bu seçimde bunu da sağladı. Başarıyı halka mal etmek, bizim bundan sonraki temel hedefimiz olmalıdır. Kazandık doğru, şimdi geniş kitlelerin başarıya sahip çıkması lazım. En içten selamlar ve saygılarımı sunuyorum." dedi.

Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2019, 12:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER