"İZBAN'da ne oluyor?"

Erol Yaraş yazdı...

"İZBAN'da ne oluyor?"

Bir İzmirli olarak benim kafam İZBAN grevi konusunda oldukça karıştı.

Tahmin ediyorum sizlerin de öyle.

Dün Aziz Kocaoğlu’nun attığı tweetler hepimizin kafa karışıklığını daha da arttırdı. Kocaoğlu yazdıklarıyla İzmirliye ister istemez şu soruyu sordurdu: “Bu sendika daha ne istiyor?”

Evet, İzmirlinin bu basit sorusu esasında çok önemliydi. Çünkü Demiryol-İş Sendikası, İzmir Metro’da yüzde 25, İZBAN’da yüzde 30’luk teklifi de elinin tersiyle itmişti.

Bu tweetleri gören İzmirliler sendika ve işçilere çok büyük tepki gösterdi.

Google’da “sendika ve işçiler ne istiyorlar” diye bir araştırma yaptım. İnanın karşıma doğru dürüst bir bilgi çıkmadı. Daha sonra haber merkezimiz bir araştırma yaptı ve İzmirlilerle şimdi paylaşacağım bilgiler geldi.

Şöyle ki; bir kere istasyonlara asılan bordrolar tam gerçeği yansıtmıyordu. Bunlar Kasım ayına ait bordrolardı ve yasa gereği yıl sonu vergi dilimi yüksek olduğu için alınan maaş az gibi görülüyordu.

Tüm bordro mahkûmlarının mecbur oldukları ve maaşlarının yıl sonuna doğru daha yüksek vergi dilimine girmesi İZBAN çalışanlarına da kanun gereği uygulanıyordu. Vergi konusunda İZBAN yönetiminin yapacağı bir şey yoktu.

İlk yapılan ve reddedilen teklif, İZBAN çalışanlarına yüzde 22 zam ve 559 lira yol ve yemek parasıydı. Bu kabul görmeyince teklif, yol ve yemek parası da içinde yüzde 26’ya çıkarıldı. Bu teklif de sendika tarafında kabul görmedi. Sendika "Hem yüzde 26 zam olsun hem de 559 liralık ek yardım verilsin" deyince görüşmeler sonlandı.

Yine önemli anlaşmazlık konularından bir tanesi İZBAN işçisinin bir yıl içerisinde aldığı 3 maaş ikramiyeydi. 85 gün üzerinden hesaplanan bu ikramiyenin sendika 112 günden hesaplanmasını istedi. Bu istek neredeyse 4 maaş demekti ve İZBAN yönetimi böyle bir artışı da kabul etmedi. Sonunda bu zamlar İzmirlinin cebinden çıkacaktı. Doğal olarak böyle bir anlaşmanın sonunda İZBAN bilet fiyatlarına iyi bir zam yapmak zorunda kalacaktı.

Burada önce Aziz Kocaoğlu’nun önceki gün yaptığı konuşmalardan bir iki satır alıp AK Parti’yi de ilgilendiren konulara değineceğim.

Kocaoğlu yüzde 25’lik İzmir Metro zammı ile yüzde 30’luk İZBAN teklifinin reddedilmesinden sonra şu cümleleri kurdu: “31 Mart akşamına kadar görevimin başında olacağım. Nasıl olsa bırakıyorum diye işi savsaklamayacağım. Enkaz bırakmayacağım. Nasılsa ben beş kuruş ödemeyeceğim gelen ödeyecek diye popülist davranmayacağım.” dedikten sonra, İzmirlinin kafasını karıştıran şu ifadeleri kullandı:

“Maalesef bir dayatma ile karşı karşıyayız. Türkiye gerçeklerine göre verilebilecek en iyi rakamları önermemize rağmen ısrarla olumsuz cevap alıyoruz. Grev haktır ama işverenin verebileceği en iyi orandaki zamma karşılık vatandaşları mağdur etmek, onların toplu taşım hakkını ellerinden almak ve bunu sadece İzmir’de yapmak aklımıza farklı senaryolar getiriyor.”

“Farklı senaryolar” diyerek Kocaoğlu neyi kastetmişti?

Ben Aziz Bey’in bu cümlesinden İzmir’in bazı güçler tarafından cezalandırıldığını anlıyorum. Bu ifadeden başka bir mana çıkarmak mümkün değil.

Burada AK Parti İzmir İl Yönetimi’ne ve AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nihat Zeybekçi’ye büyük görev düşüyor. Türk-İş Başkanı ve aynı zamanda Demiryol- İş Genel Başkanı olan Ergün Atalay ’’İzmir’de anlaşma zor gözüküyor’’diyerek işin içinden sıyrılamaz.

Şayet metroda da yakında grev başlarsa İzmirli bunu, tıpkı arsenikli su olayı ve gâvur İzmir tanımlaması gibi algılayarak safları sıklaştırıp İzmir’de AK Parti’yi hedef olarak görebilir.

Önümüzdeki günler hem Büyükşehir Belediyesi’nin, hem de AK Parti cephesinin İzmir’de oluşacak ulaşım sıkıntısının algı operasyonunu düzgün yönetmesiyle geçecek görülüyor.

Bu kavgada kendini daha iyi anlatan taraf, yerel seçimlerde hiç şüphesiz kendi hanesine ciddi olumlu puanlar yazacaktır.

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 10:07
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hacı Ali Salman
Hacı Ali Salman - 2 hafta Önce

A'dan Z ye , kuşular da dahil katılıyorum.Sayın Yaraş'ı da kutluyorum.

SIRADAKİ HABER