İnce'yi Diyarbakır'da on binler karşıladı!

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin Diyarbakır mitingine on binler akın etti

İnce'yi Diyarbakır'da on binler karşıladı!

İnce, konuşmasına Ahmed Arif'in şiiriyle başladı. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Diyarbakır'da konuştu. 

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda yurttaşlara seslendi. 

İnce'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Merhaba Diyarbakır… Cahit Sıtkı Tarancı’nın hemşehrileri, Ziya Gökalp’in torunları, Ahmet Arif’in kardeşleri… Ne diyordu Cahit Sıtkı Tarancı; ‘Memleket isterim… Gök mavi, dal yeşil, toprak sarı olsun… Olursa bir şikayet ölümden olsun… Kardeş kavgası son bulsun’ diyordu Cahit Sıtkı…

Ne diyordu Ahmet Arif; ‘Haberin var mı taş duvar… Demir kapı kör pencere, yastığım ranzam zincirim… Uğruna ölümlere gidip geldiğim zulamdaki mahsun resim haberin var mı… Görüşmecim yeşil soğan göndermiş… Karanfil kokuyor cigaram… Dağlarına bahar gelmiş memleketimin’ diyordu…

İşte ben 15 yaşında Yalova’da liseye giderken… Diyarbakırlı Ahmet Arif’in ‘hasretinden prangalar eskittim’ şiir kitabını o yaşımda ezberlemiştim. Yani 15 yaşında ezberlediğim şiiri, bir Diyarbakırlının yazdığı şiiri 40 yıl sonra, Diyarbakırlılara cumhurbaşkanı adayı olarak okudum.

"SİZİ KANDIRMAYA GELMEDİM"

Ben buraya sizi kandırmaya, aldatmaya gelmedim, Ramazan şerbeti içmeye geldim. Türkiye'nin çok ciddi sorunları var. 55 milyar dolarlık cari açık var. Gençlerin yüzde 20'si işsiz. Türkiye kuşatılmış durumda. Şu anda Türkiye'yi yönetenler Ankara'dan yönetmiyor Brüksel'den yönetiyor, Washington'dan yönetiyor.

Başından beri söyledim 3B: Bir barışacağız, iki büyüyeceğiz, üç bölüşeceğiz.
Bedava kekle zaman dolmaz. Kıraathaneye gittik gündüz kek beleş, akşam evine gittin yemek ne olacak?

Bu kardeşiniz ilkeli siyasetçidir. Zaman zaman kendi partisiyle de ters düşmüştür. Parti rozetini çıkardım. Artık Türk bayrağı taktım. Sonra, Sayın Akşener'e gittim. Sayın Karamollaoğlu'na gittim. Demirtaş'a gittim, başarılar diledim. Sonra Sayın Erdoğan'a gittim. (Meydandan yuh sesleri, İnce, yuhalama istemedi)

Dört adayı da ziyaret ettikten sonra Hakkari'ye gittim. Ve dedim ki: Sevgili Hakkarıliler, Akşener'in, Karamollaoğlu'nun, Demirtaş'ın ve Erdoğan'ın selamları var dedim. 

(Meydandan yuhh sesleri gelince İnce 'Ben bunu istemiyorum' diyerek, "Sürekli yuhh yaparsanız derdimi anlatamam. Televizyonu izleyenler beni yuhaladığınızı zanneder. Yapmayın böyle")

Saklım gizlim yok. Birini ziyaret ederken Erdoğan'dan izin alacak halim de yok. Seni bile ziyaret ettim. Daha ne istiyorsun?

"ADINI KOYALIM KÜRT SORUNU"

Kürtler diyor ki, 'Kürtler onore edilmek istiyor' Kürtleri onore edeceğiz, Türklerin kaygılarını gidereceğiz.

"ÇÖZÜM YERİ TBMM"

TRT'nin kanallarından birini bu işe ayıracağım. Zaten bir işe yaradığı yok. 24 saat yayın yapacak. Tartışacak insanlar. Dil meselesini tartışacak.

"SİZE HİÇ YALAN SÖYLEMEYECEĞİM"

Kendi aranızda da anlaşamıyorsunuz. Ama anlaştığınız yerlere beni de yazın. Ben oy değil sorunu çözmek istiyorum.

Size hiç yalan söylemeyeceğim. Diyarbakır'da ne konuşuyorsam Ege'de aynısını söyleceyeceğim.

Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2018, 20:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER