Paradoks

Anlaşılması zor bir şeydir yaşamak. Ya bütün riski alır, sorumluluğu alır yaşarsın ya da yaşayanların hayatlarını izlersin. Başkaca bir seçenek de yoktur aslında. Kaybetmeyi göze alamayan kazanamaz mesela. Vermeyi bilemeyen alamaz. Çalışmayan kazanamaz. Sevemeyen sevilmez. Ama hep isteriz hayatı önümüze sersinler ve biz hiçbir bedel ödemeyelim. Sıkıntıların buradan kaynaklandığını da düşünmeyiz. Aslında neden delirmiyoruz? Böyle düşününce deli olmadığını iddia edenlerin esas sorunlular olduğunu da biliyoruz. “Benim yardıma ihtiyacım yok” diyenlerin esas sıkıntı sahipleri olduğunu uzman olmayanlar da söyleyebilir aslında… Okumayanlar varsa, mutlaka Erasmus’ un “Deliliğe Övgü” yapıtını okusun… Her zamanın insanına özgü çıkarımlar olabilir içinde. Çokça kendimizden örnekler bulabiliriz. Erasmus, deliliğin devlet adamlarından da, filozoflardan da uzak olmadığını anlatır bize. Bilgelik ile deliliği akraba yapar. “Gerçek bilgelik deliliktir. Kendini bilge sanmak da deliliktir” der. Yaşam paradoksunu farklı bir açıdan ele alır bizler için.

”Delinin en büyük deliler arasında bile kötü bir şöhrete sahip olduğunu gayet iyi biliyorum…” Ve deli bir anda. yaşamın dayanılır kılınmasındaki kaçınılmaz rolünü derinlemesine ortaya koymaya girişir. ”Gördüğünüz gibi ben. iyi şeylerin gerçek sunucusuyum…”Yaşamın kendisi bile varlığını deliliğe borçludur. ”…

“Evliliğin sakıncalarını göz önünde tutsaydı, hangi ölümlü başını evliliğin yularına uzatmak isterdi?” diyor Erasmus. Söylemlerinin arasında en önemlisi cehalet ile bilgeliği karşı karşıya getirmesidir. Erasmus, kendinden önceki yüzyıllar boyunca bilgelik sayılan erdemlerin yeniden sorgulanması gerektiğini düşünerek yazmaya başlamıştır. Erasmus'a ve “Deliliğe Övgü”ye neden bu kadar vurgu yaptım diye merak edenler vardır elbette. Bence merak etmeyin bence hep beraber çok temiz delirelim. Olan biten her şeyin üstüne delirelim inadına. Belki o zaman başka başka açılardan görme fırsatımız olur yaşantımızı. Doğru bildiklerimizin ne kadar yanlış olduğunu, doğru olsalar da artık çoğunun işe yaramadığını, tutunduğumuz şeylerin aslında birer aldatmaca olduğunu, güvendiğimiz kişilerin bize dayandığını, kimsenin bizim için gözyaşı dökmediğini, herkesin kendisi için ağladığını, hedef diye düşündüğümüz ne varsa mutluluk kaynağı olmadığını, bir gün öleceğimizi ve her anın kıymetli olduğunu, kötülüklerle dolu bu sistem içinde hala niye dönüp durduğumuzu belki anlama şansımız olur.

Bu hayatın paradoksunu anlayanlar bu dünyadan mutlu göçüyor. Diyeceğim şu ki, aklı başında- bence bunun anlamı başkalarının söylemleri, başkalarının doğruları, başkalarının hayatlarını yaşamak- davranarak ne kazandık ki zaten. Bence delirelim…Belki aklımız o zaman başımıza gelir…

Kalın sağlıcakla…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ertuğrul Bilen
Ertuğrul Bilen - 3 hafta Önce

Hadi artık delirelim, ama akıllıca

Şükrü baş
Şükrü baş - 3 hafta Önce

Canımsin yine bakis acimizi 180 derece bakmamızı sagladin sağ ol