banner51

O para manyağı rezil topçulardan kurtulduk

Fransa’yı 2-0 ile geçtiğimiz maçın sonunda belki çoğunuz sevinçten uçarken ben ne yazık ki utancımdan girecek bir “delik” arıyordum.

Nasıl bu kadar inancımı kaybetmişim; neden böyle umutsuzluğun derinlerine inmişim? Anlayamadım.

90. dakika…

Beş dakika uzatma tabelası kalktı; ben hala, “kalan bu sürede üç gol yememiz mümkün değil, en kötüsü beraberliği garantiledik. Bu bile başarı sayılır” ruh haliyle, iki gol yemeyi beklediğimi utanarak itiraf etmeliyim.

Aslanlarım benim…

Dünya şampiyonu Fransa'yı ezerek yenmenizin asla bir tesadüf ve şans olmadığını gösterdiniz.

Başta beni utandırdınız.

80 milyonu mutlu ettiniz.

Avrupa’yı şaşırttınız ve dünyayı salladınız…

Yepyeni bir oyuncu kuşağı geliyor efendiler.

Sıkı durun; üçte üç galibiyet!...

***

Yine Şenol Güneş ile, 20 yıl önce dünya üçüncüsü olduğumuz günleri anımsadım.

O dönem, Millilerimizi bu başarıya, takımın orta sahasındaki üç bücür; Okan-Emre-Suat taşımıştı.

Dün gece de; Dorukhan, İrfan Kahveci ve Mahmut.

Fransa'nın oyun kurmasına izin vermedi.

Her topa girdiler, kazandılar, o beygir kadar güçlü zencilerden kurulu Fransız orta sahasına top göstermediler.

Maç orta saha mücadelesi ile başladı ve bitti.

***

Hasan Ali mükemmeldi.

Ya Burak?

Bir insan, bir futbolcu bu kadar değişebilir mi?

Gol atmadı ama öyle bir mücadele etti ki, düşürülmek istendiğinde bile “boğa” gibi ayakta kaldı, vücudunu kullandı, koştu. Defensız içine etti, yordu, yıprattı ve arkadaşlarına gol fırsatı yarattı.

Cengiz Ünder; sahada tek tuttuğum oyuncu…

Sanki efsane…

Roma Gladyatörü gibi maşallah; girdiği her pozisyonda Fransa defansını dağıttı, zora soktu. Gol attı, attırdı…

Kaan, Zeki, Merih, yepyeni isimler…

Pırıl, pırıl, ciddi, düzgün, disiplinli, çalışkan yetenekler…

***

Yemin ederim adım attırmadık son dünya şampiyonuna… Tek pozisyonları bile yok.

Belki Fransa için bahane çok ama, inanmayın…

Fransa’yı biz oynatmadık, biz oyun kurdurmadık beyler!..

Bu muhteşem galibiyetle Türkiye, çok uzun yıllar sonra yeniden o büyük milli coşkuyla yeniden buluştu.

***

Galibiyet skoru tabi ki muhteşem.

Ama en çok sevindiğim nokta daha farklı.

Türk halkı olarak, para manyağı, kendilerini bir b.k sanan, kaprisli-şımarık, beş dakika oynayıp yıllarca manşetlerde kalan, kavga ve çirkefliği kendilerinde “hak” gören o rezil topçulardan nihayet kurtulmuş olduk.

Bu, skordan daha büyük bir hazinedir.

Veeeeee, bizim de artık; dürüstçe, kurallara göre, mükemmel top oynayan muhteşem bir milli takımımız var.

Milli takımımızı, ekran başında heyecandan dona kalmış büyük bir hayranlıkla izledik.

95 dakika sonrasında, ekran başından bedenimize, içimize giren yepyeni bir güçle ayrıldık.

Sahadaki gençlerimizin iksiri bizlerin de ruhuna girdi.

Oh be…

Yaşadığımız karamsar günleri aydınlatan bu galibiyetle asık suratlarımız belki de ilk kez gülümsedi. Neşemiz yerine geldi…

Pardon…

Yazmaya başlarken, son cümlem “şu” olacak demiştim:

Beni utandırdınız…

Ama iyi oldu, iyi ki utandırdınız!..

Çünkü buna çok ihtiyacım vardı…

Hepinize teşekkürler!..

YORUM EKLE