banner51

O iftar sofraları sevap mı, günah mı?

Uzun yıllardır hep izlemişimdir. “Müslüman ve dindarım” diyen, ensesi kalın-cebi dolu-tuzu kuru bir kesim var, her Ramazanda iftar sofrası düzenlemek için adeta birbiriyle yarışıyor.

Siyasetçisinden, sivil toplum kurum ve kuruluşlarına; Vali, kaymakam, bakanlıkların bölge müdürlükleri, siyasi partilere kadar uzanan bir zincirdir bu…

Sayıları saymakla bitmeyecek kadar fazladır.

Kadı ki, bunlar arasında belediyeleri saymıyorum.

O’nlar gerçekte fakir-fukaranın yanında olmak zorundadırlar. Çünkü günümüzde oruç tutan fakir-fukaranın tek alternatifi belediyelerimizdir.

***

Var mısınız, gelin şöyle bir iftar sofralarını ziyaret edelim; ister misiniz?

Siyasetçilerin konuşmacı oldukları iftar sofralarında;

Her türlü atmasyonu, yapılmamışların yapılmış gibi anlatıldığı, boş vaatlerin havalarda uçuştuğunu görürsünüz. O sofraların dinleyicileri kursaklarından geçen pahalı yiyecekler için, bu konuşmaları alkışlamak zorundadırlar.

Yalana, iftiraya ve bu hakarete ortak olurlar.

Hem de “Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse, bilsin ki; onun oruç tutmasına yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur.”

***

Bir de, bakanların, genel müdürlerin, valilerin devlet kesesinden verdikleri, konukları; siyasetçiler, iş adamları, yüksek memurlar olan protokol iftarları var...

Devlet kesesinden sağlanan itibar diyorum ben bu iftar sofralarına

Yani: Beytül-maldan giden milyonlar...

***

Ramazan boyunca, iş adamlarının, vakıfların, derneklerin, meslek odalarının, GİAD’ların, çeşitli STK'ların verdikleri iftar yemeklerinin konukları ise zenginlerlerdir.

Çoğu oruç tutmadığı ve oruçlu olmadığı halde numara yapar. Hoca’nın işaretiyle sahtecikten Bismillah çekip bir  yudum suyla oruç açma izlenimi yaratır. Nasıl olsa, iftar davetine katılmak üzere yola çıktığında arabasında tüttürdüğü cigarayı kimse görmemiştir. İnmeden suyunu  da içer, boğazını temizler, ilk lokma olarak kaliteli hurmayı mideye indirirken, masaya “Allah Kabul Etin” demeyi, “Allahın kabul etmeyeceğini bildiği halde ihmal etmez…

***

Akrabaların, arkadaşların birbirine verdikleri iftar yemeklerine gelince...

Karşılıklı, sıraya konmuş, kuş sütünün eksik olmadığı iftarlarlardır...

Hepsinde, gösteriş, şatafat, tantana, dinin önüne geçer...

Hiç bir sofrada fakir yoktur...

Yani İslam neyi yasaklamışsa, bunların İftar Sofraları’nda o vardır…

Ve bir de dedikodu; onun hurması pek iyi değildi, baklavasını sıradan bir tatlıcıdan almış, ara sıcağı da çok sıradandı…

Son cümle çoğunlukla; koskoca fabrikatöre hiç yakışmamış olur…

***

Efendiler, hanımefendiler…

Ey Müslümanlar ya da Müslüman olduklarını sananlar…

Bu lüks, israf ve gösterişin zirvesindeki bu iftar sofraları, Peygamber Efendimizin  bir tek hurma ile orucunu açtığı iftar sofralarına ne kadar uzaksa, darılmayın-gücenmeyin; sizler de Müslümanlığın özünden o kadar uzaksınız.

***

Güya; Allah rızası için oruç tutuyor, Allah rızası için oruç açıyoruz...

Öyle mi?

Eğer öyle diyorsanız kendi kendinizi aldatıyorsunuz.

Cenab- ı Allah ne diyor Kuran-ı Kerim’de; “İnkâr edenler, dünyada sadece zevk-u safa ederler ve hayvanların yediği gibi yerler!.. Onların varacağı yer cehennemdir.” (Muhammed 47/12)

Sorum şu: Bu zevk ve sefa sofralarında iftar açanlar, Allah'a kulluğunuzu mu; Allah'a isyanınızı mı sergiliyorsunuz?

Bence belli değil…

***

Ne yazık ki; fakir-fukara, işsiz-güçsüzler, ramazanı yine aynı yoksullukla yaşarken, bir çoğu açlıkla boğuşurken, belediyelerin iftar çadırlarında veya aş evlerinden aldıkları iki kap yemekle iftar açarken, bizler ihtişam sofralarında kişi maliyeti yüzlerce lira olan iftarlarla oruç açıyoruz…

Kişi başına Diyanetin hesapladığı 19-20 liralık fitreyi fakirlere –tek fakir tanıdığımız kapıcımız olduğu için muhtemelen ona-  vererek vicdanımızı rahatlatıyor, hatta Cennet hayalleri kuruyoruz…

Gülüyorum sizlere…

Olmaz…

Olamaz...

Çünkü; ihtişamın, debdebenin, safahatın, lüksün, israfın, görgüsüzlüğün ve şatafatın zirveye ulaştığı, yoksulu dışlayan, zenginin zengini ağırladığı bu İftar sofraları İslami olmaz…

Düzenleyeni de, oruç tutmadığı halde katılanı da, cennet yerine cehenneme götürür.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Feridun Ascolak
Feridun Ascolak - 2 ay Önce

Ağzına sağlık Hamdi Agbi