Memleketin birinde başkanla röportaj

Sözüm meclisten dışarı…

Yazacaklarımın; yani şimdi okuyacaklarınızın gerçek hayatımızla kesinlikle bir ilgisi yok.

Fantezi…

Öyle düşünün…

***

Memleketin birinde bizdeki, yani 31 Mart’taki gibi seçimler yapılmış, herkes büyük bir istekle sandığa koşup oyunu kullanmış.

Adaylardan biri; daha doğrusu kampanya süresince çok iyi vaatlerde bulunan; “Mutlaka yapacağız. O da olacak. Herkese aş ve iş vereceğiz. Herkesin sıkıntısına çözüm getireceğiz….” diye en çok söz veren kişi Başkan seçilmiş.

O ülkede yandaş basın ile karşı yandaş basın diye bir kavram yokmuş. Gel zaman, git zaman, gazetecinin biri, randevu alıp seçilen Başkan ile söyleşi yapmaya karar vermiş.

Seçim geçti ya; verilen sözler, vaadler ne oldu? diye soracakmış.

İlk soru:

-Her mahalleye kreş sözünüzü acaba ne zaman gerçekleştireceksiniz?

- Efendim, böyle bir söz verdim. Lakin baktık ki bize oy veren bayanlar, çocuk
yapmaktan çok, çocuk yerine evcil 4 ayaklı canlıları sevip beslediklerini
söylediler, bizde kreş yapmaktan vazgeçtik!..

Kreş işini çok çocuk yapanlar düşünsün. İktidara geldiğinde onlar nasıl olsa yaparlar. Bizimkiler de o yerlerdeki kreşleri kullanırlar!..

-200 bin kişiye iş sözünüz vardı, hangi aşamadasınız?

-Vallahi ben bu milletin bu kadar inanacağını hiç tahmin
etmemiştim. Bunlarda hiç de akıl yokmuş. Sanki bu şirketler attığım
palavralarla kuruluyor.

Bu vaadleri kürsüden içleri boş olduğu halde aval aval bakanlara karşı klasörleri sallayıp, attıkları yalanlarla partide başkanlığı devam ettiren, bu şekilde koltuğunu koruyan idolüm olmuş liderlerimi örnek aldım, mecburen de onları mahcup etmemem gerekiyor(!)
Diğer vaadlerime gelince…

Hele durun bir bakalım, nasıl olsa önümüzde daha 4 yıldan fazla zaman var. Bu millet zaten hizmet edene değil, bana oy verdi.

Demek oluyor ki şimdi bu vaadlerimi yerine getirsem bir dahaki seçimde ben
koltuğu kaptırırım. Tekrar seçilebilmek için de ne bulup vaad edeceğim?

Bir dahaki dönem seçimlerde bana oy vermelerini nasıl sağlarım?..
Bak gazeteci kardeşim, şimdi beni iyi dinle…

Siyaset ince meseledir. Bir büyüğüm demişti; aman sakın suyu bulandırma sana
oy verenleri uyandırma. Bu türden vaadlerine devam edersin, millet karnını
doyurmakla, geçim derdiyle meşgul. Aradan geçen zamanda senin vaadlerini
çoktan unutmuş olur. 90 yıla yakındır biz bu milleti bu şekilde uyuttuk. Öyle bir efsunlanmışlar ki bizim partiden başkasına gidip oy vermezler. Bu seçmenlerimiz oldukça daha biz bir 90 sene daha bu milleti uyutur, bedavadan maaş, kıyak haklar ve tatlı bir emeklilik yaşamı süreriz…

Güzel değil mi?

-Sayın Başkan, beni şaşırtıyorsunuz ama son bir sorum daha olacak.

75 bin üniversite öğrencisine aylık 400 lira karşılıksız burs?

İlkokul öğrencilerine okul servisi “ücretsiz” olacaktı?

Gençler ücretsiz servis kullanacaktı?

Başlıyor mu?

-Efendim, bu işler boş laflarla olmuyor. Vermeden almak Allaha mahsus
bir durum. Belediyelerin öğrencilere burs vermesi yasak. Ne yapayım ben söyledim ama, onlarda önünü arkasını araştırmadan hemen bana inanmışlar. Ben kimseyi zorlamadım.
Sonra, öğrencileri bedava taşıyacak olursak çoğunluğu bizim parti mensubu servis sunan dostlarımız gücenecek diye biz bu vaadimizden de vazgeçiyoruz. Üstelik servis kullananlar daha çok küçükler onlardan daha bize 10-15 yıl oy çıkmaz. Velilerde nasıl olsa evlatları için servis ücretlerine katlanacaklardır.
Biz zamlarımızı hele bir oturtturalım, benden koltuk ve bankamatik maaş kartı bekleyen dostlarımızın kadrolarını bir şekilde düzenleyelim, bana destek verenler, benden mutlaka bir şeyler beklemektedir.

-Öncelikle bu abilerimi besleyip doyurmam, ondan sonrada Allah yağmur yağdırdığında satacağım zamlı sularla kasayı doldurdukça ve bir daha ki döneme yatırım olsun diye bir şeyleri yapmaya çalışacağım.

Tabi ki kaz gelen yerden tavuk esirgenmez, arada bir de ağızlar tatlansın diye bir parmak bal da vereceğiz. Aksi halde denizde balık olmaz ise oltamızı boşa çekeriz; öyle değil mi?

***

Aman ha!...

Baştan “sözüm meclisten dışarı” demiştim.

Sakın ola ki, bu adam şunu mu kastediyor, bunu mu ima ediyor gibi duygulara kapılmayın.

Hiç kimseyi kastettiğim falan yok.

Sadece, seçilmiş olan Başkanlarımıza, sakın ha, biraz mizah ile karışık yazmaya çalıştığım seçilmişi örnek almayın.

Aynı yoldan gitmeyin…

Verdiğiniz sözlerin arkasında durun; demeye çalışıyorum.

Çünkü, geçmişte yanlarından ayrılmamaları için insanların ayaklarına kırmızı halılar seren bazı Başkanlar, şimdi aynı yurttaşları makamlarına bile sokmuyorlar…

Selam vermiyor, telefonlarına çıkmıyorlar…

Söz veriyor yapmıyorlar…

Benden söylemesi…

Beş yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçer gider…

Bugün yediğiniz o hurmalar, 2024’te bilin ki sizi tırmalar!..

YORUM EKLE