banner51

''Geçmişin sırt çantası''

Nil Karaibrahimgil, hemen hemen herkesin yük olarak sırtında taşıdığı ve bir türlü izlerini silemediği geçmişi köşe yazısında ele aldı ve çok güzel bir yazı okurlarıyla buluştu

''Geçmişin sırt çantası''

İşte Nil Karaibrahimgil'in "Geçmişimizi sırtımızda ağır bir çantayı taşır gibi taşıyoruz" yazısı;

‘Taşı bunu!’ denilmiş taşıyoruz.
Neden taşıdığımızı bilmiyoruz.
Hiç sormamışız. Hiç sormadığımız o kadar çok soru var ki, cevabı bekleme salonunda hazır nazır bekleyen.
Taşı babam taşı. Boyun ağrılarımız, sırt ağrılarımız, koşamayışımız hep ondan.
Çocuklar ondan hafif belki. Kuş gibi onlar.
Hayat daha külçelerini tıkıştırmaya başlamamış sırtlarına.
Geçen sırt çantamı boşaltırken düşündüm, neden onu da boşaltmıyoruz?
Sırtımızdan indirelim çantayı. Teker teker bakalım neler var.
Ta doğumumuzdan beri koyduklarımıza birer birer bakalım. Bizi mutlu eden haberlere de, terk edip gidenlere de, hala üzen cümlelere de...
Hepsine bakalım. Bu çantada yok yok. Bisiklet de var, karanlık koridor da.
Eriyen dondurma da, sıcacık bir çay da.
Bize sarılan kol da var, bir daha sapmayacağımız yol da. Hepsi. Her şeyden bahsediyorum.
Elimize alıp bakalım, sağını solunu çevirelim.
Altını üstüne getirelim. Neymiş bu, ağırlığı ne bunun, neresi batıyor sırtıma, nereden tutuluyor, ne kokuyor?
Gözlerimi kocaman açıp da bakınca, ne görüyorum? Ne hissediyorum?
Bazıları soğuk metal, bazıları keçe. Bazıları fosforlu sarı, bazıları gece.
Neyse artık, tek tek konuşalım onlarla.
Bu anısı hafızada, ağırlığı sırtımızda olan şeye soralım: Sana hâlâ ihtiyacım var mı?

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nil-karaibrahimgil/gecmisin-sirt-cantasi-41387150

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER