Leyla Figen yaşasaydı, kahrından ölürdü..

Minik minik butik işletme ve otelleri, huzurlu sokaklarıyla ünlenen Alaçatı lafı açılsa iki isim aklıma gelir. 

Şüphesiz Alaçatı için isim aramaya kalkışsanız çoktur ama nedense ben bu "ikiliye" kitlenmiş durumdayım. 

Biri Alaçatı'yı yaratan kadındır; Şevki Figen'in çok kıymetli eşi rahmetli Leyla Figen, diğeri de İzmir'in tanınmış hekimlerinden Dr. Levent Köstem.. 

Biri "yaratan"dır, diğeri korumak için elinden geleni yapandır. 

Alaçatı bugün Alaçatı olduysa, Türkiye'de Bodrum'u bile sollayan üne kavuşmuşsa, bugün binlerce yerli Alaçatılı, yüzlerce işletmeci ve binlerce çalışan ekmek yiyor, geçiniyorsa bunu Leyla Figen'e borçludur. 

Ama bugün, Çeşme Alaçatı ne yazık ki çok kötü durumda.. Silahlı grupların yarattığı "terör"ü yaşıyor. 

Neredeyse her akşam bir mekanda kurşunlar sıkılıyor, ortalık karışıyor, yumruklar konuşuyor, insanlar kaçışıyor.. 

Ve ne yazık ki insanlar anlatmaya da şikâyetçi olmaya da korkuyor. 

Çok değil, üç yıl önce Dr. Levent Köstem; (öngörü böyle bir şey olmalı) bugünlere gelineceğini "kral çıplak" diye açıklamıştı. 

Köstem, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran'ın "Çeşme'yi ham yaptırmam" sözüne karşılık olarak o gün söylediklerini bugün tekrar anımsattı. 

Köstem'e göre, Alaçatı'nın marka olmasında aslında bilgilerini, görgülerini buraya harcayan bu insanların payı büyük. 

Köstem bu kişileri; "1. Alaçatı'yı temsil eden insanlar" diye tanımlıyor. 

Bozulma nasıl başladı? Kendine işletmeci diyen, çoğunluğu İstanbul'da kendi deyimleri ile mekanları olan kişilerin gelişiyle iş rayından çıktı. 

Yeterli kültürleri yoktu, iyi insan değillerdi, yaşam tarzları 1. Alaçatı'yı temsil eden insanların kurdukları Alaçatı sistematiğine, yerli kasabalıların yerel tarzlarına uygun değildi.  

Kural tanımıyorlardı, çevreyi rahatsız ediyorlardı, Alaçatı'nın sokaklarında duyulan o hoş müziklerin yerini sabaha kadar çıstı-kı çıs müzik, gürültülü müzik aldı. 

Dr. Köstem'e göre bunlar da 2. Alaçatı'yı temsil eden insanlardı. 

Bir hamburgeri 240 TL'ye sattılar, bir şişe suyu 20 TL'ye verdiler. Mekana giriş parası olarak adam başı 500-750-1000 lira aldılar 

Sonuç; "İkinci Alaçatı kazandı.." 

*  

Köstem son durumu şöyle özetliyor: 

"Çeşme'yi ham yaptırmam diyenler huzurun ham olmasına.. 

Alaçatı ve Çeşme'nin itibarının ham edilmesine.. 

Kirli bir takım insanların iyi insanların hayallerinin ham etmelerine.. 

Kent içindeki halka ait parkların bazı yüksek sesli müzik yapan mekanları ödüllendirircesine bu parkları ham etmelerine.. 

Çocuk ve gençlerin örnek alacağı insanların yapmak istediklerinin ham edilmesine ses çıkaramadılar.."

Haklısın Levent kardeş.. 

Maalesef, Alaçatı'nın ruhunu bilmeyen kültürsüz insanların Alaçatı'ya sahip olduğu bir süreç yaşıyoruz. 

Hürriyet gazetesinde yer aldı.. 

6 Temmuz'da Çeşme Emniyeti'nde görevli bir emniyet amiri Alaçatı'da organize suç örgütü mensubu oldukları öğrenilen bir grup tarafından rahatsız edildi.  

Silahlı şüpheliler arasında çıkan tartışma büyüdü. Destek ekip isteyen amirin çağrısı üzerine olay yerine çok sayıda polis memuru sevk edildi. Olay yerine gelip önce vatandaşları dışarı çıkardılar, sonra suç örgütü mensuplarını yere yatırıp ters kelepçeyle etkisiz hale getirdiler. 

10 Temmuz'da Alaçatı'da meydana gelen bir trafik kazası sonucu çıkan tartışmada silah çekildi. Şikâyetçisi olmayan A.K. ve E.K. serbest bırakıldı. Olayla ilgili kamera görüntülerine ulaşan polis silahla tehdit olduğunu görünce A.K.'yı tekrar yakalayarak gözaltına aldı. 

20 Temmuz'da Rise Alaçatı'da çıkan kavgada yine silahlar konuştu. Olaya tanık olan insanlar "Biz içeri su bile sokamıyoruz, bunlar silahla nasıl giriyor?" diye isyan etti. 

22 Temmuz'da terlikli olduğu için Limon Bar'a alınmayan bir kişi kapıdaki güvenlik görevlisini vurdu. Dedikodular saldırganın Urfalı bir aşirete mensup olduğu yönünde... 

Ve bunlar gazete sayfalarına yansıyanlar. Bazen de kol kırılsa da yen içinde kalıyor. Olayların çoğunda şikayetçi yok. Çünkü insanlar şikâyetçi olmaya korkuyor. 

Kim olduklarını bilmiyorum ama tüm işletmeciler, silahlı, dört-beş kişilik erkek grupları halinde dolaşan tiplerden şikayetçiler. 

Bu kişiler mekanlara özellikle huzuru bozmak, olay çıkartmak için geliyorlar. Silahlar çekiliyor, masa-sandalyeler havada uçuşuyor. 

Kim bunlar? 

Alaçatı'da bir işletmeciye göre: "Kapı güvenliği, giriş paraları, otopark ücretleri ciddi bir rant oluşturuyor. Bu tipler bunların peşinde.. 

Mekân başına sezonluk 50-60 bin liradan bahsediyoruz. Bunlara talip olan farklı farklı aileler ortaya çıktı. Kendi aralarında da husumet var. İşletmeciler olarak arada kalıyoruz. Birini alsak, öbürü hasım oluyor. Arada sıkışıp kalıyoruz." 

Çeşme Emniyeti, neredeyse her gece mekanları denetliyor. Gerekirse kapatıyor. 

Ancak kapanan işletme kurallara uyduğu için açık kalan rakibinin üzerine bu silahlı grupları salıyor. 

Para karşılığı olay çıkarılmasını istiyor, "ben çalışmıyorsam, o da çalışmasın" diyor. 

Sonuç; 

Tüm bu yaşananlar sonrası, ilçenin kaymakamı değiştirildi. 

Yeni kaymakamın işi hiç kolay değil; korona ile birlikte bu silahlı gruplarları da temizlemek zorunda.. 

Alaçatı'nın huzura kavuşması için bu şart!.. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erdogan
Erdogan - 2 ay Önce

Zeynep tunuslu ile meşhur oldu