Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Takvimi Atlamak

Yayınlanma Tarihi : 01 - 01 - 2017 : 19:42
BEN HABER GAZETESİ 52. SAYI
 
 
 
Bir yıl bitip diğeri başlarken; sevincin kıyısında belki hüzün ile gezinen insan, aslında varlık ile yokluk rüzgarları arasında kalan yeryüzü
misafiridir. 
Zaman kavramı, aslında bu misafirlikte, ne çok göreceli… 
Geçtiğimiz yakın yıllarda örneğin, Büyük Okyanus'taki Samoa ve Tokelau adaları, en büyük ticari ortakları Avustralya ve Yeni Zelanda ile 'aynı tarihe' geçebilmek için, takvimdeki bir günü atlamıştı. Hatırlayın, 29 Aralık sona erdiğinde, 30 Aralık es geçilmiş, takvim 31 Aralık'ı göstermişti. O adaların yaşayanları da, bu bir günlük takvim sıçramasını 'geleceğe dönüş' adıyla kutlamıştı.
 
***
 
Kim bilir, insanlık bir 'takvim' değişimiyle, bugünden geleceğe döner ya da dünden bugüne gelebilir mi? Şimdilik bu soru, tam takvimlik… 
Çünkü akan bu göreceli zamanda, takvimlerin gösterdiğinden çok; insanın neyi yaşayıp, ne hissettiği önemli. İnsan ancak bu yeryüzü sahnesinde varlığının, kendisine 'ödünç' verilmiş olduğunun farkındalığını taşırsa, takvimler değer kazanıyor. Yoksa Büyük Okyanus'taki adaların, insanlık hafızasında yer bulan o takvim atlanışı da, sadece hoş bir seda olarak kalıyor.
 
***
 
Asırlar önce yaşayan, binlerce satırın sahibi Buhari; "Ben onu sevince, onun işitme, görme, konuşma ve dokunma yetisi (kuvve) 'Ben' olurum." demiş.
İşte zamanın ardında, zamanı tamamen ortadan kaldıran bir cümle.
Arif (bilen) ile marufun (bilinenin) buluştuğu nokta; acaba zamanı sonsuzlukta yeniden keşfetmek mi? Takvimlerden sıyrılarak, insani algıyı sonsuzca genişletebilmek mi? 
İnsan en güzeli, sevginin sihirli dilinde, kendi deruni özüne ulaşmalı.
 
***
 
Bir tren düdüğü çalar gibidir bazen, her insanın içi…
Kalbinde eski garlardan kalma, birikmiş siyah hüzünler…
Merkezinden uzaklaşılmış kırılgan bir incinmişlik hali… 
Varoluşun o sessiz sancılarına tutunurken, kendi hakikatine ulaşamayınca, iç sıkıntıları taşıran, taşıyan, kendisini acıtan insan… Oysa 'bir görüp, bir'den hisseder de, kendi 'anlamı' ile huzur yellerinin serinliğinde buluşursa, rahatlar insan… Zaten yeryüzünün sonsuz kosmozdaki yeri de, koca şair Nazım Hikmet'in o güzelim rübaisindeki gibi değil mi:
 
***
 
“...bu bahçe, bu nemli toprak, 
bu yasemen kokusu, bu mehtaplı gece 
pırıldamakta devam edecek, 
ben basıp gidince de, 
çünkü o ben gelmeden, 
ben geldikten sonra da, 
bana bağlı olmadan vardı 
ve bende bu aslın, 'sureti' çıktı sadece..."
 
***
 
İnsan sadece kafasıyla değil, kalbiyle de öğrenmeli. 
Zamanın derinliği ancak kalp ile algılanır çünkü.
Sezginin sessiz yollarında, eğer ılık coşkuyu kalbi ile bilmez ise insan, Bayburtlu Zihni'nin o ünlü 'koşma'sı, ağızlarda hep bir türkü olur hazan vakti: 
"...vardım ki yurdumdan ayağ göçürmüş, 
yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı; 
camlar şikest olmuş, meyler dökülmüş 
sakiler meclisten çekmiş ayağı..."
 
***
 
Ve işte takvimden bir yaprak daha döküldü. 
Siz bu yazıyı okuduğunuzda, yeni bir yıla girmiş olacağız… 
"Yeni bir yıla girmek mi, yenilenmek mi önemli?" diye mırıldanırız hep. 
Ama genelde yenilenilmez, değişim çok sancılıdır çünkü…
Örneğin filozof Sokrat'a, çok uzun yolculuktan dönen birinden söz edip; "Bu yolculuk onu hiç değiştirmedi." demişler. Sokrat da "Çünkü giderken yanında kendisini de götürmüştür" diye yanıtlamış. Yanınızda "kendinizi götürmeyeceğiniz yenilenen yıllar, açık yollar” diliyorum hepinize, hepimize… Takvimlerin değil, özünde hep insanın değişmesi değerlidir çünkü. 
Sevgiyle; iyiye, güzele; çok daha umutlu olana doğru…
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sevgi Üzerine
(14 - 02 - 2017)
Konuşan Şehir
(02 - 02 - 2017)
Takvimi Atlamak
(01 - 01 - 2017)
İki Nokta
(15 - 11 - 2016)
İmge Yeryüzü
(02 - 11 - 2016)
Dostların Sesi
(25 - 10 - 2016)
İyilik Duygusu
(31 - 08 - 2016)
Sessizlik İyidir
(08 - 07 - 2016)
Karma
(13 - 06 - 2016)
Anlam Arayışı
(23 - 05 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN