Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Para Sesini Tanırız da...

Yayınlanma Tarihi : 25 - 09 - 2016 : 17:29
Genç bir çiftçi hayatında ilk kez New York’a gitmişti. Gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan şaşkına dönmüştü. Kalabalık bir bulvarda yürürken, kulağına çok aşına olduğu bir cırcır böceği sesinin geldiğini hissetti. Durdu ve dikkatle dinledi; evet bu kesinlikle bir cırcır böceğiydi. Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi. Çalı yığınını çevresine gidip bakınmaya başladı. Genç köylünün hareketlerinden şüphelenen bir mağaza görevlisi dışarıya çıkıp “Yardımcı olabilir miyim?” diye sordu. “Hayır, teşekkür ederim” dedi genç adam ve ekledi; “Sadece şurada bir cırcır böceğinin sesini duyduğumu sandım da...”
“Olamaz” dedi genç görevli “New York’ta bulunmaz...” Ancak Genç çiftçi, cırcır böceğini buluncaya kadar cırtlak sesi takip etti, onu buldu ve eline aldı; “Tamam, işte burada” dedi.
Genç adam bu çalının önünden her saat binlerce insan geçmesine rağmen cırcır böceğinin sesini duyanın bir tek kendisi olmasına çok şaşırmıştı. Bunun üzerine küçük bir deneme yapmaya karar verdi. Elini cebine atıp bir çeyrek (25 centlik metal para) çıkardı ve havaya attı. Para kaldırıma vurduğu anda, sesi takip etmek ve parayı almak için 24 yaya durdu.
Psikologlar, genç adamın şahit olduğu olay için iki kelime kullanırlar: Buna “algıda sıcaklık” denir ve belli şeyleri görmek ve belli sesleri duymak için kendimizi farkında olmadan eğitiriz anlamı çıkar.
Gök yüzüne bakıp kuşları algılayın, kırlara gidip çiçekleri algılayın, çocuklara bakıp saflıklarını, güzelliklerini algılayın.
Hayvanlara bakıp doğallıklarını algılayın. İnsanlara bakıp güzelliklerini (mutlaka güzel bir yönleri vardır) algılayın.
Algıladığınız yalnızca para sesi olmasın...
 
Doğuştan kör...
 
Brooklyn Köprüsü’nde bir bahar günü kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibinde “Doğuştan kör” yazılı bir tabela duruyormuş. Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bunu görmüş ve tabelayı alıp arkasına bir şeyler yazdıktan sonra tabelayı yerine bırakmış.
Ne olduysa ondan sonra olmuş ve gelip geçerken bu tabeladaki yazıyı okuyan herkes başlamış dilencinin önündeki şapkaya para atmaya...
Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye, dilencinin şapkasının kısa sürede para ile dolmasına...
* Güzel bir bahar günü... Ama ben ne yazık ki baharı göremiyorum...
 
Bir kez daha Türkiye-G.Kore...
 
Pazar yazısına iki küçük hikaye ile başladık...
Tek kaynaklı algı yönetimi ile şekillendirilen ülkemizde, artık hak arama, insanın kendiliğinden doğruyu görmesi, muhalefet yapma, adalete güvenme gibi evrensel gerçeklerin de bir önemi kalmadı. Gel bakalım içeri, anlat suçsuzluğunu...
Geçenlerde Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar ülkenin kaderini elinde bulunduran ve arzuladıkları gibi şekillendiren siyasilere çok anlamlı bir gönderme yapıyor ve 1952 yılında kişi başına düşen milli gelir, kalkınma hızı, sanayi ve sosyolojik olarak aynı düzeyde bulunduğumuz Güne Kore’nin geçen zaman içinde Türkiye’yi her yönden katladığı, çok sayıda dünya markasına sahip olmasına rağmen Türkiye’nin tek dünya markasına bile sahip olmadığını hatırlatıyor, ülkemizin kaderini elinde bulunduranların bu gerçeği görmesini, ona göre bir şeyler beklediklerini hatırlatıyordu...
Ender Bey, bu benzetmenin altını doldurabilir, ayna şartlarda yola çıkan 2 ülkeden birisi dünya teknoloji devi olurken, halkın refah ve mutluluğu katlana katlana büyürken, diğerinin hala dünyanın “gelişmekte olan ülkeler” kategorisinde debelenmesi, sadece siyasetçi talihi ve talihsizliğinin eseridir.
 
Hepinize sabır, tahammül gücü ve sağlık içinde mutlu pazarlar dilerim.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN