Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


15 Temmuz

Yayınlanma Tarihi : 26 - 07 - 2016 : 11:27
"15 Temmuz'da amaç darbe yapmak ya da Türk Silahlı Kuvvetleri olarak yönetime el koymak değildi!.."
Bu sözler İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya'ya ait.
Uzunkaya; terör başta olmak üzere, eski deyimle siyasi şube ile ülkemizdeki tüm guruplara ait derin istihbarat bilgisine sahip bir polis müdürüdür.
Öngörüleri ve değerlendirmeleri, başlatılan olayların boyutları ve varılmak istenen noktayla ilgili yaptığı analizler konusunda Türkiye'de güven duyulabilecek bir kaç emniyet müdüründen biridir.
15 Temmuz gecesinin İzmir'ini yaşayan ve "iç yüzü"nü doğru bilen bir kaç kişiden biri olmasının yanında, darbenin bastırılmasındaki dirayeti ve müdahalesi, soğukkanlı yönetimi takdire şayandır.
 
 
İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya'nın, hem o geceyi yaşayan, hem sonrasında gözaltı ve yakalamaları yönlendiren, general, rütbeli subay; kısacası darbe girişimine karışan ast ve üst rütbelilerin ifadelerini titizlikle inceleyen biri olarak yaptığı analiz bu nedenle son derece önemli.
Yazının başında da söylediğim gibi, Uzunkaya'ya göre; "15 Temmuz'da amaç askeri bir darbe yapmak, yönetime el koymak değildi... Türk Silahlı Kuvvetler içindeki Paralel Yapı ve FETO'cuların amacı, iç savaş çıkartmaktı."
İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya'nın değerlendirmeleri şöyle:
 
Darbe Lafı Hafif Kalır
Tüm kurumlar içinde olduğu gibi Türk Silahlı Kuvvetleri içinde de askeri liselerden başlayarak yapılanan bu gurup ve bunu yönetenler çok iyi biliyorlar ki askeri darbeler, askerin yönetime el koyması Türk halkının kabullenebileceği bir olgu değildir.
Bunun tecrübeleri yaşandı.
12 Eylül'de bile ilk anlarda cçoşkuyla karşılanan askerin yönetime el koymasının ülkeye olan ağır faturasını yaşayan bir nesile, tekrar aynı senaryoyu yaşatmaya kalkışamazsınız.15 Temmuz'un, emir-komuta zinciri altında başlatılmaması amacın "yönetime el koyma" olmadığının göstergesidir.
 
 
İç Savaş Başlatılacaktı
Plan şuydu: İstanbul'dan özel olarak Çiğli 2. Jet Hava Üssü'ne 15 Temmuz öğleden sonra getirilen özel bir komando timi, bu üstte görev yapan ve "gizli bir operasyonla, Marmaris'te bir terör liderini baskın yaparak alacağız" gerekçesiyle MAK Komandolarını (Müdahale-Arama-Kurtarma) takviye alarak helikopterle tam tecizatlı olarak havalanıyorlar.
Çiğli'de konuşlanan MAK Komandolarına, havalandıktan sonra Marmaris'e yaklaşıldığında gerçek neden açıklanıyor.
Amaç, Cumhurbaşkanımızın kaldığı otele baskın yaparak, başta Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı ve ailesini etkisiz hale getirerek "esir" almak. Cumhurbaşkanımız ile birlikte görev yapan, koruma dahil tüm geride kalanları öldürmek.
Bu başarılabilseydi, Sayın Cumhurbaşkanımızı, tıpkı darbenin bir numarası olduğu belirtilen Hava Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Akın Öztürk'ün görüntülerinde olduğu gibi, yaralı-bereli-orası burası kan-revan içinde, yüzü, gözü aldığı darbelerden yaralı bir biçimde televizyon ekranlarının önüne çıkartarak, Cumhurbaşkanımızın ellerinde olduğunu ve öldürüleceğini açıklayacaklardı.
 
 
Sokak Çatışmaları Başlayacaktı
Biliyorsunuz sayın Cumhurbaşkanımız için hayatını verebilecek, hiç tereddütsüz kendini ateşe atabilecek önemli bir hayran kitlesi var.
Bütün Türkiye'de, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere, bu televizyon görüntüleri ile tahrik edilecek halk kitleleri, Cumhurbaşkanı için sokağa çıkınca kentlerde sokak çatışmaları başlayacaktı.
Bu süreç nerede mi duracaktı?
Durmayacaktı. Türkiye toprakları tıpkı Irak, tıpkı Suriye, tıpkı Afganistan gibi olacaktı.
Zaten amaç da buydu. İç savaş çıkartarak ülkeyi kan gölüne çevirmek, vatan sınırlarını ortadan kaldırmak, ülkenin bölünmesine zemin hazırlamaktı.
Bunun için bu darbe teşebbüsü içinde bulunan kişiler birer "vatan hainidir..."
 
 
İzmir Kritik Merkezdi
Çiğli'den havalanan üç helikopterdeki "imha timi" başarılı olsaydı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan helikopterle İzmir'deki Çiğli 2. Jet Ana Üssü'ne getirilecekti.
Darbe girişimcilerinin tüm planları hazırdı.
Ege Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Memduh Hakbilen, iki gün öncesinden başlayarak ısrarla Ege Ordu Komutanı Orgeneral Abdullah Recep'i izne çıkması için ikna etmeye çalışmış, başarılı olamamıştı. Bunun üzerine Gaziemir Ulaştırma Okulu'ndan bir helikopterle Ege Ordu'ya inen bir grup, Ege Ordu Komutanı Org. Recep'i esir almak istedi.
Komutanımız kendisine kelepçe takmaya çalışan bu ekibi boğuşarak derbest ettikten sonra, kalkışmayı önlemek için harekete geçti.
Çiğli'den uçakların kaldırılması, Bergama'dan tank ve zırhlı araçların İzmir'e girmesi ile Foça'dan hareket eden savaş gemilerinin İzmir Körfezi'ne girişleri, Ege Ordu Komutanımız tarafından emir-komuta zinciri altında durduruldu ve birliklerden dışarıya asker çıkışı engellendi.
İzmir'de güvenlik güçlerimiz, Valimiz Erol Ayyıldız'ın, soğukkanlı duruşuyla, kentin kritik noktalarında konuşlandırıldı. Askeri birliklerin giriş-çıkışları Büyükşehir ve kamu araç gereçleriyle kapatıldı.
Sonrasında Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine İzmir halkının sokaklara, meydana çıkmasıyla derbe İzmir'de tamamen bastırıldı.
Ardından yaşananları zaten kamuoyu biliyor.
Tekrar etmek istiyorum; 15 Temmuz bir darbe, askerin yönetime el koyma girişimi değil, Türkiye'de bir iç savaş başlatıp, bölmek, Irak, Suriye ve Afganis'tan yapmaktı.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN