Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Saldım Çayıra

Yayınlanma Tarihi : 13 - 06 - 2016 : 14:01
BEN HABER GAZETESİ 46. SAYI
 
 
 
Milyarlarca dolarlık bir şamata başlıyor. Bizim ne yapacağımızı kestirebilen bir rakibimiz bile yok ama işin ilginç yanı bizim ne yapabileceğimizi biz bile kestiremiyoruz. Her zamanki gibi kaos futbolu beklemekte fayda var..
Bizim kadromuz açıklandığında kim alınmadıysa onun üzerinden eleştiri oklarını saplamak en önde gelen hasletimizdir.
Kadro 40 kişi olsa biz kalkar 41’incinin hesabını sorarız..
Beğenmemekte şahtık, şu kadronun üzerinde tepinmeye başladıktan sonra padişah olduk..
Herkes haklı da bir tek bu işe gecesini gündüzüne katık eden, aylardır bu işe kafa yoran ve oradaki gençlerle 24 saatin tamamını geçiren adam haksız..
Biz ‘çıkın oynayın’ güruhu, oradaki ‘gelin çalışalım’ diyen adama karşıyızdır hep..
Ülkenin arapsaçından beter karmaşıklaşmış futbol düzeyinden sağlıklı bir takım çıkarmak mümkünmüş gibi hepimizin bir taktiği ve bir kadrosu var.
Ne oynuyorduk ki; imbikten geçirilmiş bu çocuklar ne oynasın?
Yine de..
Ülke standardının üzerine çıkacaklarına eminim.
 
 
 
 
YA DİĞERLERİ?
Ben, Fransa’nın finali oynayacağına inananlardanım..
Karşısına İspanya; olmadı Almanya’yı koyarım..
Gayrısı sürprizdir benim için..
2008’de bizim yaptığımızı Belçika’dan bekliyorum..
Polonya benim bir diğer gözdem..
Portekiz ve İngiltere’den hayal kırıklığı bekliyorum her turnuvada olduğu gibi..
İsveç ve benzerleri gibi tek adama yaslanan takımların gazozlarına ilaç atılmış gibi kenar süsü olmaktan öteye geçemeyeceklerini düşünüyorum..
Bizim ‘saldım çayıra’ ekolümüzün bir tek ihtiyacı var bu Avrupa Şampiyonası’nda..
 O da..
“Mevlam kayıra..”
 
 
BÜYÜKLÜK İNŞAAT BÜYÜKLÜĞÜ DEĞİLDİR!
Bir kasaba stadı kıvamındaydı..
Daha ismini yeni yeni ezberlemeye çalışıyorduk ve stadın sahibi ikinci ligdeki son maçına çıkıyordu..
Ben atlattım o son maçı ve Trabzonspor efsanesi o köhnemiş stadın orta yuvarlağında doğdu..
Burada bir duralım..
Bir stadı efsaneleştiren sunduğu görkemli ihtişam olamaz..
İçindeki teknik donanım bile çok şey ifade etmez..
Bir stadı efsaneleştiren yağmurda çamurda ıslanıp hasta olan; ya da sesi kısıldığı için günlerce konuşamayan taraftarıdır..
Sonra da içinden geçen, o koridorları inleten krampon seslerini oluşturan çivili ayakkabıların içindeki aylaklardır..
Bir Akranes maçı vardır ki EBU yayıncılık tarihine not düşmüş olan bu statta oynanmıştır. Tarihe not düşme sebebi ise çok basittir ama pek kimse algılamamıştır. O zamanlar Kazakistan, Azerbaycan gibi ülkeler Avrupa kupalarında yoktu. O nedenle okyanusun ortasındaki bir adadan ve ardından oradan gelen Akranes takımının Hüseyin Avni Aker’de oynadığı maçı anlatan bendeniz ve bu stat UEFA’nın yayıncılık tarihine geçtik..
Avrupa Kupalarının en uzak mesafeli yapılan radyo yayınıydı bu..
Ardından kurada Liverpool çıkmaz mı?
Premier Lig’in lideri, o ana kadar Avrupa’da yenilgisi olmayan, Kevin Keegan, Clemence, Hughes ve tabii ki süper yedek David Fairclough’lu bir dev..
O maçın öncesinde üç gün uğraştık; ki BBC’den maçı anlatmaya gelen İngiliz Spiker için bir yayın kulübesi oluşturalım diye..
Şenol- Turgay, Necati, Kadir, Cemil dizildi defansa..
Bir gece önce Horon Otel’de yapılan kamp sırasında yatak rahatsız olduğu için Necmi Perekli aşağıya inmiş, Necati ile 66 oynayan Ahmet Suat Özyazıcı’ya şöyle demişti benim yanımda:
‘Bu yataklar rahatsız. Ben eve gideyrum daa..”
Ahmet Suat kafasını bile kaldırmadan cevapladı:
“Yarın öğlen kuyu restoranda maç yemeği 12’de. Unutma daa..”
Bu bir dev maçın 12 saat öncesi Trabzonspor’un yabancısı olmayan kadrosunun Avrupa’nın en önemli maçına hazırlandığı geceydi..
Bekçi Bekir geçti savunmanın önüne.. Ali Kemal uçuyordu..
Avni Aker coşmuştu..
Benim maçı anlattığım kulübenin üstüne çıkmış 3 taraftarın sarkıttığı ayaklarının arasında maçı görmeye ve anlatmaya çalışıyordum..
Bir ara uyarmak için dışarı çıktım ve gördüm ki üstümde tepinen Necati’nin rahmetli babası..
Ne haddime ‘sakin ol baba’ demek..
Son yirmiye girerken Necmi arkasına aldı stoperi, girdi ceza alanına ve indirildi..
Penaltı’yı rahmetli “Takoz Cemil” Clemence’i şaşırtarak ağlara bıraktığında o köhne stadın neden yıkılmadığını anlayamadım.
Bugünlerde yeni stat için dozerlerin yapacağı işi; o gün orada Trabzonspor sevdalıları yapabilirdi..
Bir de Barcelona..
Özel televizyonun anlatımı için oradaydım ve Cruyff’da oradaydı..
Yahu kimler gelmiş geçmiş bu stattan..
Yüzlerce, binlerce anım var orada..
Yıkılacak olması içimi buruyor..
Çünkü stadı mabede çeviren inşaatın kalitesi değil, tam tersine içinde atılmış olan goller ve kazanılmış olan zaferlerdir..
İyi ki meslek hayatımı noktalamışım da yeni statta maç anlatmayacağım..
Eski, köhne kasaba stadının bana yaşattıkları bana yeter de artar bil
 
 
GERÇEĞE TEK YOLDAN GİDİLİR..
Oraya gitmeyen binlercesinin arasından onu bulabilmektir marifet..
Bu cümleden hareketle son çıkışı bir hezeyandan öteye bir kişilik patlaması ve egosantrik bir manevra olarak görmeye çalışalım..
Teşhisi kendi söylemlerinden ve eylemlerinden yola çıkarak koyalım ve son yılların bir özetini derleyelim..
 
Önce düşmanlar..
ALİ ŞEN..
ATİLLA KIYAT..
TAHİR KIRAN..
HAKAN BİLAL KUTLUALP..
SADETTİN SARAN..
UĞUR DÜNDAR..
AZİZ YILMAZ..
SELİM SOYDAN..
ŞADAN KALKAVAN..
RECEP ÖZCAN 
KEMAL BELGİN..
GÜRCAN BİLGİÇ
DENİZ DERİNSU..
AYGÜN ÖZİPEK
EMRE BOL
BARIŞ ERTÜL..
ERKAN HAKARAR..
ŞEKİP HAZAR..
ZİYA ŞENGÜL..
VOLKAN BALLI..
ENGİN VEREL
FERİDUN NİĞDELİOĞLU
HULUSİ BELGÜ
RAHMİ EYÜBOĞLU..
 
Şimdi de şerefi sorgulananlar..
RIDVAN DİLMEN..
MUSTAFA DENİZLİ..
ZİCO..
DAUM..
AYKUT KOCAMAN..
ERSUN YANAL..
PİERRE VAN HOJDONK..
RÜŞTÜ REÇBER..
ALEX DE SOUZA..
SEMİH ŞENTÜRK..
EGEMEN..
EMRE..
HAKEMLER..
ŞEREFSİZ FEDERASYONLAR..
 
Ve tarafsız olmadıkları iddia edilenler..
MEDYANIN TAMAMI..
TRİBÜNLER..
AMİGO SEFA..
CANER ERKİN..
 
Ve çok yakın zamanda ihanetle suçlanacak olan
GÖKHAN GÖNÜL VE MEHMET TOPAL..
 
Bu kadar sevmediği olan bir kimliğin sevenlerini merak etmemek elde değil..
 
 
SANAL ALEM ŞÖVALYELERİ
Ne kadar kolay değil mi, saklanıp bir klavyenin arkasına ağzına geleni söylemek.
Bu konuda da birinciymişiz meğer..
Bir maçı televizyonda izlemekte iken; İspanyolların %24’ü, İtalyanların %15’i,İngilizlerin %33’ü, Türk taraftarların ise %84’ü anında paylaşım yapıyormuş..
Yani maç ekranda ve oraya bakmak yerine elindeki akıllı(!) telefona bir şeyler yazmak ve sonra da maçın tamamı hakkında bir fikir sahibi olabilmek yeteneği en çok bizim Türklerde varmış..
Telefonu “akıllı” olduğu için kendini de “akıllı” oldu sananlar; sizi gidi sizi..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN