Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


O Parti Kimsenin Babasının Malı Değil

Yayınlanma Tarihi : 25 - 04 - 2016 : 10:12
BEN HABER GAZETESİ 44.SAYI
 
 
 
Siyasetten ekonomiye, yerel yönetimlerden kentin sorunlarına kadar gündeme dair merak ettiğiniz her şey Genel Yayın Yönetmenimiz Erol Yaraş’ın yorumlarıyla bu sayfada sizlerle buluşuyor. 
 
MHP’deki olağanüstü kurultay rüzgarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eğer Sayın Bahçeli nehrin yatağına engeller koymasa, su bildiği şekilde akacak. Ama Sayın Bahçeli MHP’yi babasından kalan bir miras, tapulu bir parti gibi görüyor. Zaten söylemlerinde de “partiyi size bırakmayız”, “partiyi size vermeyiz” gibi cümleler kuruyor. O parti kimsenin babasının malı değil, o parti Türkiye Cumhuriyeti’nde o partiye gönül veren herkesin partisi. Yaklaşık 20 yıldır MHP’yi yöneten bir kişi olarak sadece Türkiye’de değil dünyada da başarısızlık örneği olarak gösterilebilecek bir siyasi kimlik aynı zamanda. Hem rahmetli Ecevit ve Mesut Yılmaz ile yaptığı koalisyon dönemine bakalım hem de AK Partili dönemlere bakalım, tamamen siyasette başarıyı arzulamayan bir genel başkan. En son başarısızlığından sonra kendi tüzüğüne göre, MHP’liler olağanüstü kongre imzalarını topladılar ve mahkemeye gittiler. Mahkeme de bir karar verdi. Sayın Bahçeli eğer demokrasiye inanıyorsa, parlamenter sisteme inanıyorsa, hukukun üstünlüğüne inanıyorsa genel kurulun önünü açmalı ve MHP’yi daha fazla yıpranmaktan kurtarmalı. Ama görüyorum ki bu yaptıkları onun hanesine bir artı yazmıyor bilakis ona karşı sempatisi olanlarda da bir kopuş yaşanıyor. O yüzden Sayın Bahçeli’nin yaptıklarına hiçbir şekilde hak verilemez. MHP’ye yazık ediyor. 
 
 
Muhalifleri nasıl yorumluyorsunuz? 
Muhalifler çok serinkanlı. MHP sonuçta ateşli ve hareketli bir partidir. Muhalefet kanadı MHP’nin o hareketli, ateşli tavrının dışında çok olağanüstü bir serinkanlılıkla süreci götürüyorlar. Adayları şu anda kutlamak lazım. Bahçeli’nin hiçbir şekilde oyununa gelmiyorlar, Bahçeli’nin hiçbir söylemine cevap vermiyorlar. Bu şekilde yaparak MHP’ye gönül vermiş insanlara, MHP’nin değişime ne kadar çok ihtiyacı olduğunu gösteriyorlar.   
 
ASIL YARGILANIYOR, VEKALET VERDİĞİ YARGILANMIYOR
 
3 parti dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda anlaştı. Ne düşünüyorsunuz?
Anayasa hukuku çerçevesinde ne olduğunu hukukçular şu anda tartışıyor. Bana göre suç varsa cezası da olmalı. Eğer bir kişi suç işlediyse milletvekilliği kimliği altında kendini dokunulmaz hissetmemeli. Gönül isterdi ki bu bir seferlik değil ömür boyu devam etsin. Sonuçta asıl biziz, onlar bizim vekilimiz. Asıl, suç işlediği zaman yargılanıyor; vekalet verdiği yargılanmıyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? 
 
 
TAZİYE ZİYARETİNDE NE KONUŞULDU?
 
AK Partili vekiller Başkan Kocaoğlu’na taziye ziyaretinde bulundu. Görüşmeden çok samimi kareler de çıktı. Bu durum siyaset sahnesinde özlediğimiz bir tablo. Siz nasıl değerlendirirsiniz?
Gönül isterdi ki bir acıdan sonra bu güzellik yaşanmasaydı. Acı var, bir de arzuladığımız bir güzellik var. O taziye ziyaretinde eminim farklı sohbetler de yapılmıştır, ben bir İzmirli olarak bu sohbetlerin devam etmesini temenni ederim. O devam edecek sohbetlerden gelecek katkılardan İzmirlilerin faydalanmasını isterim. Çünkü bu şehrin her iki partiden de beklentileri çok fazla. Ben tekrar Aziz Bey’e başsağlığı diliyorum. Ama belki rahmetli annesinin bu vefatıyla birlikte de İzmir’de farklı bir barış ortamı sağlanır. 
 
 
BU DİYALOG DEVAM EDERSE İZMİR KAZANIR
 
Başkan Aziz Kocaoğlu’nun Ankara temaslarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kocaoğlu Ankara’dan oldukça mutlu döndü.
Zaten olması gereken buydu. Binali Bey’in ilk 1 Kasım seçimleri için yola çıktığı gün verdiği söz zaten bugün yerine getirdiği bu diyalog sözüydü. Elbette Aziz Bey en son yaptığı ve çok ses getiren basın toplantısının bunda çok büyük etkisi var. Gönül isterdi ki bunların hiçbiri olmasaydı. Ama be hep şunu savundum; İzmir’den güçlü politikacılar bizi temsil ettiği sürece İzmir daima kazanır. Binali Bey çok güçlü bir politikacı, aynı zamanda da Bakan. Elbette partisini burada başarılı göstermek istiyor. Ondan dolayı AK Parti şunu gördü ki; bu şehirde farklı algı yaratılamazsa seçim kazanamayacaklar. Bu yüzden Binali Bey yapıcı bir yönetici ve bakan olmayı tercih etti. Engelleyen değil, İzmir’in önünü açan… Bu diyalog devam ettiği sürece İzmir kazanacak. 2019 seçimlerinde de bu diyalogların gelişmesine katkı koyan ve İzmirliye algılatan da farklı bir şekilde sandığa gidecek. En son Akşener ile ilgili soruşturma başlatılması da bugünkü MHP yöneticilerinin bir ayıbı olarak parti tarihine geçecek.
 
 
NE SÖYLEMEK İSTEDİĞİMİ HALA BİRTAKIM KAFALAR ANLAMAMIŞ
 
Çeşme’deki tartışmalar halen devam ediyor. Gelinen son noktayı nasıl buluyorsunuz?
Ben halen aynı noktadayım. O gün ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Benim ne söylemek istediğimi hala bir takım kafalar anlamamış. Ben bu tarz insanlara belediyenin attığı kemikleri yalayan adamlar diyorum. Bugün herkes şunu biliyor ki; Çeşme ağırlıklı olarak eğlence ve yemeğe dayalı sektörlerin getirdiği bir markalaşma yaşıyor. Siz bunları çekip alırsanız Çeşme’yi çökertirsiniz. Yıllardır tartışılan bir konu var. Sayın Dalgıç çözmek istiyorsa bunu çözsün. Çözüm ne? Eğlence mekanlarının toplu bir yerde bir araya getirilmesi. Sayın Dalgıç bununla uğraşsın, ceza yazmakla uğraşmasın. Ceza yazarak Çeşme’yi bitirir. Neyini bitirir? Ekonomisini bitirir… Bazıları için altını çizerek anlatıyorum. EKONOMİSİNİ BİTİRİR. Yoksa Çeşme’nin bitmeyeceğini ben de biliyorum. Benim zekam onların zekasının çok üstünde merak etmesinler. Çeşme binlerce yıldır var, binlerce yıl daha olmaya devam edecek. Bizim anlatmaya çalıştığımız şeyi birçok sağduyulu işletmeci anladı ve bize teşekkür etti.   
 
 
ADI “ALAÇATI BÖREK VE SARMA FESTİVALİ” OLSUN!
 
Bu yılki Alaçatı Ot Festivali’ni nasıl buldunuz?
Yapılan Alaçatı Ot Festivali’nin Çeşme’ye 150 – 200 bin kişiyi çekmesi bana göre bir gerekçe olamaz. Bu geçici bir ilgiydi. Giden hiç kimse de mutlu değildi. Çünkü kimse ot falan göremedi. Ot festivali değil, börek ve sarma festivali olarak adının değiştirilmesi isteniyor. Bu tip organizasyonlar bence Alaçatı’ya gelecekte zarar verir. Siz şimdi bu sene oraya 100 bin kişiyi getirirsiniz, ama o 100 bin kişinin 80 bini mutsuz olarak ayrılırsa seneye orada 10-15 bin kişi görürsünüz. Sonraki sene de 3-5 bin kişiye düşer bu sayı. Bana anlatılanlara göre, doğru düzgün bir yönlendirme ve organizasyon olmamış.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN