Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bu Dili Bilmeyen Yandı

Yayınlanma Tarihi : 03 - 04 - 2016 : 10:02
Bakın dostlar;
Eminim ki, pek çoğunuz en az bir, iki, hatta aranızda 3 yabancı dil bilenleriniz; ya da benim gibi tek bir dili "tarzanca" konuşanlarınız vardır.
Ama, eğitim hayatı boyunca okullarda İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca gibi öğretilmeyen bir "dil" var ki, şayet bunu bilmiyorsanız yandınız demektir.
Hayatınız zindan olur, yuvanızın, ailenizin ne tadı kalır ne de tuzu...
Okullarda öğretilmeyen, eğitim müfredatında bulunmayan bu dil, kadınların konuştuğu dildir.
Hem anlayıp, hem konuşamıyorsanız; gidin Kordon'dan atın kendinizi denize.
 
 
Yabancı dilim "tarzancadır" ama, mutlu aile yaşamım için gerekli "kadınların konuştuğu dil bilgim" on numaradır.
İster çatlayın, ister patlayın...
Bu "dil"den anlarım ve "bülbül" gibi de konuşurum.
Bir arkadaşım var, adam tam 5 yabancı dili, konuşup yazıyor ama çok mutsuz!..
Benin yabancı dilim "tarzanca" ama; sevgilim, canım, hayatım her şeyim olan Meltem Hanım ile, sıcacık yuvamda çok mutluyum.
Neden?
Çünkü "kadınların konuştuğu dili" biliyorum da ondan.
 
 
Kıskanmayın... Kıskanmayın...
Size de "bu dili" örnekleriyle öğreteceğim bu gün.
Dilin temel omurgası ya da "alfabesi"; erkeklere göre hayata daha karmaşık ve duygusal bakan kadınların, bu bakış açılarını konuşmalarına yansıtması, yani kurdukları cümlelerdeki asıl niyeti çözebilmektir.
Geri zekalı, embesil değilseniz; biraz empati, biraz bilgi, biraz da deneme yanılma yoluyla bu "dili" öğrenebilirsiniz.
Hadi başlayalım artık şu derse ne dersiniz?
 
 
Soru: Yok bir şey...
Anlamı: Bilin ki bir şey var. Hem de kesinlikle bir şey var. Biran önce ne olduğunu bulmaya çalışsanız iyi edersiniz.
Soru: Üstümde çok mu kötü durdu?
Anlamı: Öncelikle bir kadın çok kötü görüneceği bir kıyafeti giymez. Asıl soru şudur: "Çok mu güzel yoksa sadece güzel mi?"
Soru: Üşüyorum...
Anlamı: "Sıcak bir yere gidelim" ya da "kombiyi açalım" diye sakın cevap vermeyin. Sadece sarılın, olay şefkat göstermekle ilgili.
Soru: Aç değilim.
Anlamı: "Sen ne yiyeceksen söyle, ben senin tabağından sevdiklerimi alırım."
Soru: Seni affediyorum.
Anlamı: "Yaptığın şeyle yaşayabilirim ama hayatının kalan kısmında bunu hep sana karşı kullanacağım. Sen de katlanmak zorundasın."
Soru: Umurumda değil.
Anlamı: Bu laf bir çok kez umurunda olduğunu gösterir ki dua edin öyle olsun. Eğer gerçekten umurunda değilse, yapacak hiç bir şeyiniz kalmamış demektir.
Soru: Gideceğimiz yeri sen seç...
Anlamı: Burada dikkat edilmesi gereken nokta, senin nereye gitmek istediğin değil. Onun nereye gitmek istediğini tahmin etmek ve oraya götürülmektir.
Soru: Fark etmez.
Anlamı: Tabi ki fark eder. Ama artık ne kadar bıktıysa, size açıklama yapmak isteğini bile duymadığını gösterir.
Soru: Konuşmamız lazım...
Anlamı: Geçmiş olsun. Yapılmaması gerekeni çoktan yapmışsınız demektir.
Soru: Ne yapıyorsun?
Anlamı: Bu bir soru cümlesi değildir. Yaptığın şeyi yanlış yaptığını belirtir.
Soru: Sen karar ver.
Anlamı: "Doğru şeyin ne olduğunu ben biliyorum ama sana söylemeyeceğim. Çünkü bunu senin zaten bilmen gerekiyor."
Soru: Çok sağol ya!..
Anlamı: Ola ki böyle bir şey duydunuz, sakın cevap olarak "önemli değil" demeyin. Kinayeli bir teşekkür olabilir dikkatli olun.
Hareket: Derin nefes vermek.
Anlamı: Bu eylemi kelimelere dökmek gerekirse; "hala karşında oturup senin salaklıklarını çektiğime inanamıyorum..."
Soru: Sorun değil.
Anlamı: Sorun ama, hala telafi etmek için şansın var demektir.
Soru: İletişim kurmayı öğrenmen lazım.
Anlamı: İletişimden kasıt, onun dediklerine katılmanızdır.
 
 
Hadi bakalım beyler...
Bırakın tembel tembel oturmayı, göbeğinizi kaşıyıp, esneyip, geğirmeyi...
Yazdıklarımı tekrarlayarak başlayın bakalım dersinizi çalışmaya.
Tekrar ediyorum; kaç yabancı dil konuşuyor olursanız olun, mutluluk için "kadınların dilini" bilmeniz ve anlamanız şarttır.
NOT: Haberiniz olsun saati 40 liradan özel ders verilir.
 
 
Gülümsemelik
Cennetteki adam
Bir dini bütün öbür dünyaya gitmiş.
Temiz ve günahsız bir adam.
Hemen cennete almışlar.
Burası mazbut ve sakin bir yer. Birkaç hafta sonra adam sıkılmış Meleğe sormuş;
"Cehennemi gezebilir miyim?.."
Melek, "Kuşkusuz, size hemen bir gidiş-geliş belgesi hazırlayayım" demiş.
Adam cehenneme gitmiş. Kapıdan girer girmez ağzı bir karış açık kalmış.
Adamın biri sere serpe uzanmış; buz gibi birasını içiyor. Karşısında televizyon.
Kucağında da bir kadın!..
Cennete döner dönmez, Meleğin karşısına çıkmış
"Anlayamadım" demiş, "Hani cehennemdekiler azap çekiyorlardı?.."
Melek yanıt vermiş:
"Bak her şey gördüğün gibi değildir. İşin aslını öğrenmelisin; adamın içtiği bira alkolsüz, seyrettiği televizyon TRT ve kucağındaki de karısı!.."
 
 
Ve Tanrı erkeği yarattı(!)
Tanrı, kendi eli ile yarattığı erkeği karşısına alır ve konuşur:
- Şimdi buradan ayrılıp aşağıdaki vadiye gideceksin.
Erkek sorar; Vadi nedir?
Tanrı, erkek kuluna vadiyi anlattır ve;
- Vadideki dereyi takip edeceksin.
Erkek gene sorar; Dere nedir?
Tanrı dereyi de anlatır ve devam eder;
- Derenin kenarında bir mağara var.
Erkek mağarayı da bilmiyordur, Tanrı’ya sorar; Mağara nedir?
Tanrı, erkek kuluna sabırla mağaranın ne olduğunu anlatır ve;
- Mağarada bir kadın seni bekliyor ve onunla eşleşerek çoğalmanızı istiyorum.
Erkek tekrar sorar; Kadın kimdir, eşleşme ve çoğalma nasıl olur?
Tanrı bu soruları da açık şekilde anlatır ve erkek kulunu gönderir.
Kısa bir süre sonra erkek tekrar Tanrı’nın karşısına gelir ve sorar;
- Ulu Tanrım, baş ağrısı nedir? 
 
 
100. maymun siz olabilir misiniz?
Doğru;
Değişim zordur.
Bir toplumun düşünce yapısını ve davranış biçimlerini değiştirmesi ve geliştirmesi çok daha zordur.
Yaşadığımız dünyada yaşanan terör olaylarından, küresel ısınmaya kadar değişmesini umduğumuz birçok olumsuzluk var.
Peki insanlar neden bir şey yapmıyor ve neden sadece iyi şeyler olmasını umarak bekliyor?
Çünkü birçok kişi "Benim çabalarım mı terörü, küresel ısınmayı durduracak?" düşüncesiyle yaşıyor.
Böyle düşünenler için Dr. Lawrence Blair ve Lyall Watson’ın 30 yıl boyunca maymunları gözlemleyerek gerçekleştirdikleri bir deneyi okumanızı öneririm:
 
 
Pasifik Okyanusu’ndaki adalarda, türü Macaca Fuscata olan maymunlar yaşıyor.
1952 yılında Koshima Adası’na gelen bilim insanları, maymunlar beslensin diye adadaki kumların üstüne tatlı patatesler bıraktı.
- Tatlı patatesleri yemekten hoşlanan maymunların tek derdi kumlardı. Üzerindeki kumlardan hiç haz etmeseler de maymunlar bu tatlı patatesleri yemeye devam etti.
- 18 aylık dişi bir maymun İmo, kumlara karşı bir çözüm yolu buldu. Kuma bulanmış tatlı patatesleri yakında bulunan su birikintisinde yıkamaya başladı.
- İmo patatesleri yıkayarak kumlardan kurtulabileceklerini önce annesine öğretti. Daha sonra İmo’nun arkadaşları da bu yöntemi öğrenip kendi annelerine öğretti. Maymunlar arasında giderek yaygınlaşmaya başlayan bu eyleme, gözlemci bilim adamları da şahit oldu.
- 6 yıl sonra (1952 ve 1958) genç maymunların hemen hepsi patateslerini yıkayarak yemeye başladı. Bu davranış biçimini, çocuklarını taklit eden ve yeni şeyler öğrenmeye açık maymunlar da öğrendi. Fakat bazı yetişkin maymunlar, kendinden küçük ve sosyal statüsü aşağıda olan maymunların onlara bir şey öğretemeyeceğini düşündüğü için patatesleri kumlu şekilde yemeye devam etti.
- 6 yılın sonunda, 1958 yılında çok garip bir şey oldu. Adada bulunan maymunların bir kısmı patateslerini yıkayarak yerken (mesela 99 tanesi), bir maymun daha patatesini yıkamaya başladı. Yüzüncü maymun da bunu yaptığı an her şey değişti.
- Sadece bir maymunun daha aynı davranış biçimini benimsemesi, bir anda adadaki hemen hemen her maymunun patatesleri yıkamasına sebep oldu. 100. maymunun bu davranışı tetik görevi gördü ve yaşlı maymunlar dahil hepsi kumları temizlemek için patatesleri yıkamaya başladı.
- Yeni bir davranış tarzı ve düşünce, toplumdaki bireylerin belirli bir oranı tarafından kabul edildiği anda, mesafenin önemi olmaksızın bu yenilik zihinden zihne aktarılabildiği görüldü.
- Yeni bir düşünce toplumda sadece belirli kişiler tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece onları ilgilendirir ve büyük bir değişime yol açmaz. Fakat bilen kişiler kritik sayıya ulaşırlarsa, toplumdaki ortak bilinç bir anda değişime uğrar. Bu davranış biçimi ya da düşünce şekli, herkes tarafından uygulanır ve düşünülür.
- Dr. Lawrence Blair ve Lyall Watson’ın ortaya çıkarılan bu fenomenle ilgili farklı deneyler de yapıldı. Bu deneylerin hepsi yine aynı kapıya, yani kritik sayıya çıktı. Kritik sayıya ulaştıktan sonra nicelik niteliğe dönüştü ve ortak bilinç bir anda değişti.
Merakımı mazur görün; Acaba yüzüncü maymun siz olabilir misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN