Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


O Kırmızı Çizgiler

Yayınlanma Tarihi : 03 - 03 - 2016 : 09:53
CHP'nin terkettiği Anayasa Komisyonu'nda son durum şöyle:
TBMM Başkanı dört parti liderine yeniden mektupla çağrı yazarak komisyona üyeleri tekrar davet etti.  
Beklenen ilk yanıt MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’den geldi ve "CHP’nin ikna edilerek komisyona katılması halinde kendilerinin de katılacağını" söyledi.
HDP, sanırım her ne koşulda olursa olsun komisyona katılmak niyetinde.
AK Parti, zaten daveti arzulayan parti.
CHP ise hazırlanacak anayasa taslağının, ‘parlamenter rejimi öngören’ anlayışla yapılacak olmasının davetin ilk koşulu olmasında ısrarlı. Başkanlık rejimine de kesinlikle karşı.
 
 
Yeni bir anayasa yapılabilir mi?
Daha doğrusu zamanlaması uygun mu?
Sanırım yeni anayasa için dört partinin de birbirinden farklı "kırmızı çizgileri" var.
Bu da bir masa etrafında oturulup uzlaşmayı zorlaştırıyor.
Nitekim;
AK Parti, içinde tek tük eleştiriler olsa da başkanlık sistemine yakın ve sıcak bakıyor.
Bunun karşılığında, anayasa içeriğinde Kürt etnik yapısına hoş gelecek olan ‘Türkiyelilik’ tanımına sıcak yaklaşıyor. Bir de kuvvetler ayrılığı ilkesinin gevşetilmesinden yana görünüyor.
 
 
CHP, anayasanın ilk dört maddesinden asla taviz vermeye yanaşmıyor.
Laiklik ilkesinin AK Parti'nin anladığı şekilde yeniden tanımına ve başkanlık sistemine kesinlikle karşı. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin sıkı savunucusu ve taraftarı.
 
MHP, anayasanın ilk dört maddesine duyarlı ve ‘Türkiyelilik Vatandaşı’ tanımına kesinlikle karşı.
Başkanlık konusunda ise yaklaşımı henüz net değil. Devlet Bahçeli'nin son dakika hamlesine odaklı.
 
HDP ise yeni taslak için hevesli.  İlk talepleri anayasanın içinde yer alan Türk Milleti tanımı yerine kurucu unsurların Türk ve Kürt Milleti şeklinde değişmesi.
Keza ülkenin bazı yöreleri için özyönetim dedikleri kısmı bir bağımsızlık da önemli istekleri.
Bunun en baskın adımını da HDP'ye göre ana dillerinin resmileştirilmesi.
Başkanlık konusunu ise pazarlık konusu olarak saklıyorlar. Örneğin; al başkanlığı ve ver Öcalan’ı gibi...
 
Bir de asıl tartışılması gereken iki yakın tehlike var.
İlki; 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti için gittikçe yoğunlaşan söylemler; enkaz, fetret devri, reklam arası... gibi.
Bu söylemler cumhuriyet kazanımlarının ve ülkenin yıpranmasına neden olmaktadır.
İkincisi; sınırlarımız içinde etnik bir yapılanma, bağımsızlık harekâtıdır. Barzani ve Kobani eksenli bu ayrışmaya ülkemizin bir bölümünün katılımı için adımlar atılmaktadır.
Açıkçası Türkiye Cumhuriyeti'nden bir kopuş beklentisi yoğun olarak seslendirilmektedir.
İşte bu ortam da, bir tarafta cumhuriyetten uzaklaşma, diğer yönde Kürt etnik yapısı tarafından atılmak istenen toprak kazanımlı bağımsızlık adımları, yaşadığımız süreci daha da zorlaştırmaktadır.
Hepimize düşen görev, ülkemizin bütünlüğü adına kenetlenmektir.
Burada tek dayanağımız TBMM olmalıdır.
Tıpkı, 23 Nisan 1920’deki gibi...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN