Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İçimden Gelen

Yayınlanma Tarihi : 21 - 02 - 2016 : 09:40
Bu hafta köşemde alıştığınız biçimde yazmak gelmedi içimden.
Oysa malzeme boldu.
En başta Bay İ.K. aradı mesela...
Anlatsam dizi olur. Ama yazmadım. İçimden gelenler yazmak istedim.
Özgür bir ülkedeyiz.
Her şey serbest.
Basın özgürlüğü desen ibadullah. Artanı koyacak yer bulamıyoruz.
İçimden gelen ne varsa yazarım istesem.
Ama bu sayfada ikiye ayırdığım yazımın bu bölümünde gördüklerinizi yazabildim ancak...
Özgürlük ibadullah da, fazlasını alınca baş ağrıtıyor.
Anladınız siz onu...
 
Kim sorumlu?
Bu kadar can...
Bu kadar genç insan...
Bu kadar mutsuzluk...
Ölüm, ölüm, ölüm, ölüm...
 
Kim sorumlu?
Kim?
Allah’ın bir kulunun çıkıp da ben bu vebali taşıyamıyorum, bırakıyorum demeyeceğine adım kadar eminim.
Tetiği çekenlerden, intihar yeleğini sırtına geçiren afyonkeşlerden söz etmiyorum…
İrade ve karar sahiplerinden söz ediyorum.
Bana dış politika dehlizlerinden, iç dinamiklerden, falandan filan söz etmeyin kardeşim,
Ben artık dayanamıyorum,
Rusya, ABD, Suriye falan filan demeyin.
Bizim Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkemiz vardı.
Biz koskoca 2. Dünya Savaşı'na bile girmedik.
Ne oldu bize?
Kim bu hale getirdi bizi?
 
Ey karar sahipleri,
Ey her şeyi bilenler,
Açıklayın da bilelim.
Bekliyoruz.
 
 
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret kodun beni kavim kardaşa
Sebep gözden akan bu kanlı yaşa
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
 
Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
 
Karacaoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
Karacaoğlan
 
İKİNCİ BÖLÜM
 
Hoş geldin grip!
Oturduğum yerden kalkmak istemiyor canım. 
Terliyorum. 
Öksürüyorum kuru kuru...
Ama nasıl bir öksürmek, evlere şenlik.
Nefessiz bırakıncaya kadar durmak bilmiyor.
Sustuğunda, divana-yatağa, çalışırken masanın üzerine yığılmış ter içinde buluyorum kendimi.
Ne vitaminler, ne şuruplar, ne bitki çayları, özel karışımlar, yapmadığım kalmadı.
Çare yok.
Bunun için, terleten, üşüten, titreten, yürümeye mecal bırakmayan, aksırtan tıksırtan, ağız tadı bırakmayan grip, hoş geldin, diyorum.
Bu aslında bu yıl ilk değil.
Ekim'de de paçavraya çevirmişti beni.
 
Cumartesi, yani dün, pazar yazısını kotardıktan sonra eve gidip dinlenmek en iyi çözüm diye düşünüyorum. 
Bembeyaz çarşaf serilmiş, yumuşacık yastıklarla desteklenmiş grip sefası sürülmesi için hazırlanmış bir divan. 
Divanın önüne çekilmiş, üzerine dumanı tüten sıcak bir çay konulmuş sehpa.
Çay, sehpanın üzerinde yalnız değil. 
Her grip oluşumda, dinlenirken mutlaka bir kere daha okuduğum İhsan Oktay Anar kitapları, TV’ye istediğim gibi hükmetmem için konulmuş uzaktan kumanda aygıtı da dumanı tüten çayın yanında ve hepsi emrime hazır. 
 
Biliyor musunuz; grip vücudumuza verdiği geçici zarar için özür dilemez. 
Ama mutlaka geçeceğini bildiğimiz bir hastalık olduğu için bizi endişelere de gark etmez. 
Ağrılı, kırık, mecalsiz bedenimizi dinlendirir, çayımızı höpürdeterek içerken, sıcacık evimizde şefkatle bakılarak dinlenmemize fırsat verdiği için içimizi belli belirsiz bir huzur ve mutluluk bile kapsar.
 
Grip üzerine güzelleme yaparken, uyku bastı, gözlerim kapandı kapanacak, masanın üzerine başımı koysam uyuyacağım. 
Son bir gayret başımı kaldırdım. 
Duvara asılı TV’de haberler veriliyordu. 
Bildiğiniz haberler işte. 
Baştan PKK ve YPG haberleri, ardından Suriye'nin topçularımız tarafından bombalanması, Ankara katliamının detayları, şehit cezalari, isyan-eden ağlayanların görüntüleri...
Başbakanımızın açıklamaları, bakanların görüşleri, muhalefetin çıkışı ve tüm bunları fırsat sayan "Televizyon Kadıları" nın açıklamaları...
Anlayacağınız "Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok..."
 
Gribin yararları(!) ile ilgili yazdıklarımın hiç birini malesef yapamadım.
Eziyetini günlerce çektim ama 48 saatte olsa sefasını yaşayamadım.
Yarı baygın, kendimi yeniden uykunun şefkatli kucağına bırakmak üzere eve adım attığımda, baktım ki, kızım Derin, masmavi gözleri çakmak çakmak, öksürmeyi bile bilmediği için her hapşırığında; korkuyor mudur nedir, ağlıyor.
Dünyanın En Güzel İkinci Kadını Meltem Hanım, aksırık-tıksırık yatak-döşek yatıyor.
İkisi de fırın gibi yanıyor; ateşli...
Anlayacağınız, griple aşk yaşamak umuduyla gittiğim evde; divanın, sehpanın, çayın hazır olacağından eminken, bütün yerlerin Derin ve Meltem Hanım tarafından işgale uğradığını gördüm.
 
 
Kızım Derin mızmızlanarak ayaklarıma dolandı, sevgili eşim Meltem Hanım, zor anlaşılır vaziyette, "nasılsın?" diyebildi.
"İyi değilim, yatmak için gelmiştim" dedim ama belli ki duyan olmadı.
Çünkü son iki gündür, söylediklerimi gerçekten kimse anlamıyor.
Sesim bir gecede yok olup gitti.
Akşam bülbül gibi şakıyordum, sabah kalktım, "Dilsiz Rıza" gibiyim. 
"İyi yaptın da geldin" dedi ve bin bir güçlükle çıkan sesiyle talimatlar yağdı:
Sehpanın üzerinde Derin'in şurubu var, önce ona içir.
Benim ilaçlarım mutfakta, bi zahmet su da getir.
Ateş ölçer bebek odasında, Derin'in iki kulağından da ayrı ayrı ateşini ölçmen lazım.
38'in üzerindeyse, banyoya sok, ılık suyla yıka ki serinlesin.
Terlemişse, üstünü değiştiriver.
Bugün hiç bir şey yemedi, sebze çorbası ve köftesi hazır. Onları ısıt, yedirebildiğin kadar yedirmen lazım.
Bi de ben titriyorum, üzerime bir battaniye ört vs...
Daha bir sürü istek... İnanın yer darlığından bu kadarını yazabiliyorum.
Tabi ben kapıyı kapatıktan sonra eşikte öylece kala kaldım.
Yattığı yerden başını uzattı, gribin bu sefer yalnız bedenime değil, aklıma da zarar verdiğini düşündü herhalde.
N'oldu Hamdi? Mumya gibi dikiliyorsun.
Şey.. Ben de hastayım ama... Yatacaktım da...
Güya kendimce bağırarak söylüyorum ama, ağzımdan çıkanı ben bile duymuyorum ki, o duysun...
 
Bu cumartesinin durumuydu.
Siz bu satırları okurken, bendeniz grip mikrobunu eve taşıyan suçlu olarak yarı baygın kimbilir neler yapıyor olacağım...
Allah yardımcım olsun.
Dualarınız da benimle...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN