Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Tüten En Son Ocak...

Yayınlanma Tarihi : 19 - 02 - 2016 : 09:35
Yine sözün bittiği bir gündeyiz.
Bildiğim tek şey; bu ülkede artık şaşırtıcı, baş döndürücü olayların yaşandığıdır.
Vatanım bu hale nasıl getirildi, en güvenli ülkelerden biriyken nasıl en güvensiz hale geldik, getirildik anlayamıyorum.
Canlı bombalar, kanaslı "kelle avcıları", Anadolumun güneyini yaşanmaz hale getiren "açılımla semirmiş, silahlanmış teröristler, Ankara Garı, İstanbul Sultanahmet ve son olarak da sözde Türkiye'nin en güvenli ve birinci derece korumalı Devlet Mahallesi'nde patlayıcı yüklü araçla saldırı...
Ne oldu bu ülkemize?
Mayınlar, bombalar, silahlar susacağına artan şiddetiyle devam ediyor.
Silahlar kan kusmaya, bölücü eşkıya kent merkezi, karakol, lojman, servis araçları, okul, sivil, resmi fark etmeden saldırılarını sürdürüyor.
 
Resmi açıklamaları dinledikçe daha da kahroluyorum.
İşi gücü bıraktık, daha mezara bile konmadan 28 günahsız yurttaşımızın cesedi üzerinden, sanki mecburmuşuz gibi bir örgütün PKK bağlantılı ve terör örgütü olduğunu dünya aleme kabul ettirmeye çalışıyoruz.
Kabul etseler ne olur, etmeseler ne olur...
Bu katliamı PYD mi işledi.
Elde kesin kanıtlar mı var.
ABD, Rusya, İran, Avrupa kabul etsin etmesin; tıpkı İsrail'in yaptığı gibi bineceksin tepelerine ciğerleri söküp yok edeceksin.
O böyle demiş, bu yardım yapmış, o savaş suçu işlemiş falan bunları konuşmanın zamanı geçti artık.
Muhteremler;
Benim ülkemde son üç saldırıda, Suruç'ta 34, Ankara Tren Garı'nda 103, İstanbul Sultanahmet'te 10 Alman vatandaşı olmak üzere tam 147 kişi hayatını kaybetti.
Güneydoğuda 1 Kasım seçimlerinden sonra şehit verdiğimiz güvenlik görevlisi sayısı; asker-polis 300'leri buldu.
Sivillerin sayısı ise bilinmiyor.
 
Türkiye artık "Kürt Sorunu" ile bölücü eşkıya terörünü ayırmak zorunda.
Çünkü hiç bir hak, hiç bir zaman bir insanın hayatından daha önemli değildir.
Olamaz da...
Bu ihanet çetesini savunanlara ve sürekli olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni papağan gibi sürekli "ateş kes...", "ateş kes..." diye eşkıya ile bir tutmaya çalışanların da kendilerine gelmeleri, attıkları adımlara çeki-düzen vermeleri lazım.
Bugün yapmamız gereken ise soğukkanlı olmak, ülkemizi, sınırları içinde ve ötesinde savaşa sokmaya çalışanların oyununa gelmemektir.
Aksi ülkemizi parçalanmaya kadar götürecek kanlı bir maceranın başlangıcı olur.
 
En büyük korkum; yaşananların sıradanlaşmasıdır.
Çünkü olaylar sıradanlaştığında, hani denir ya "Vaka-i Adiye" den olur.
Önemini yitirir...
Kimse tepki vermez.
Bir yerde sıra dışı bile olsa, olay kabullenilir.
Tıpkı son zamanlarda şehit haberlerinin gazete sayfalarında tek sütün yer bulması gibi.
 
Mehmet Akif'in şu satırları ile son noktayı koymak istiyorum:
"Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak..."
İşimiz zor ama yapmamız gereken bu satırlarda yazılı olduğu gibidir:
Vatanımızın bir yerlerinde en son ocağımız söndürülmeden kendimize gelmemiz lazım.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN