Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sevgililer Günü Hediyesi

Yayınlanma Tarihi : 14 - 02 - 2016 : 10:22
Pazar'a ne yazacağım diye düşünüyorum.
Bir yandan da D Smart da Klasik Kanalda bir kovboy filmi bulmuşum seyrediyorum.
Elinde kahve fincanıyla gelip karşıma oturdu.
Biraz konuşalım...
Başımı kaldırıp, yüzüne baktım. Karşımda Meltem surat beş karış.
Ürktüm.
Seni daha önce de uyardım, dedi. Pazar yazılarında bana “Dünyan ın en güzel ikinci eşi” demeyeceksin.
Belli ki işyerinde ya da kızlar toplantısında biri sevgili karımı doldurmuş.
Ama biliyorsun o bir şaka. Eprahim Kishon karısına...
Tamam, dedi. Tamam... Anladım... 
Eprahim Kishon karısına "Dünyann en geşi” diyordu, sen de bana ikinciliği lâyık gördün, ama artık yeter...
Neden?
Millete laf anlatmaktan bıktım, anlıyor musun...
Herkes sen ikincisin; Hamdi Bey için "birinci güzel kim?" diye soruyor.
Gülmeye başladım.
"Gülme bana!.." diye payladı.
Olabildiğince aşağı perdeden, tırsık tırsık sordum.
Peki sen nasıl seslenmemi isterdin?
Ne bileyim? Bi’tanem de, sevgilim de, canımın içi de, içinden hangisi geliyorsa öyle seslen. 
Zaten "Sevgili Eşim Meltem" diye yazıyorum ya:
Onu da sevmiyorum, ne o öyle; asker arkadaşına mektup yazar gibi.
“Tamam” dedim.
Sana seslenecek öyle bir sıfat bulacağım ki, dünya durdukça herkes seni öyle anacak.
 
Pişmanlık yasasından yararlandırmaya karar vermiş olacak ki, gülümseyerek zarif bir hareketle ayağa kalktı.
"Göreceğiz" deyip mutfağa yöneldi. Arkasından seslendim.
Bulacağım sıfat, sana verilmiş en güzel Sevgililer Günü armağanı olacak…
Ne zaman koştu geldi bu nasıl bir çabukluktur, baktım yine karşımda.
Baya öfkeli, kendimi masanın altına atarsam kurtulabilir miyim diye düşündüm.
Sen dedi; gerçekten adam olmayacaksın...
Yani şimdi sen; bana bir sıfat bulacaksın, o da Sevgililer Günü armağanı olacak öyle mi?
Çaresizlik içinde başımı salladım.
Yani Sevgililer Günü'nü bedavaya getireceksin. Hiç bir şey demiyorum, Allah seni bildiği gibi yapsın...
Mutfak kapısının dört nokta üç şiddetinde kapandığını duydum.
Vallahi durduk yerde başımı belaya soktum galiba.
Şimdi hem eşi benzeri bulunmaz bir sıfat bulacağım, hem de bu fırtınadan kurtulmak için Sevgililer Günü'nde tek taş yüzük alacağım galiba.
Allah yardımcım olsun...
 
 
Şükür ki Doğru Değil
Önümde koskoca bir 70'lik.
Masada zor oturuyorum, yıkılmamak için tutunuyorum.
Tek başınayım.
Elimde kalem, hem yüksek ve kayık bir sesle haykırıyor, hem de yazmaya çalışıyorum.
Ey sevgilim ey...
Seni, bana kazık at diye mi sevdim...
Ey, gözünün yağını yediğim,
Ey, uğruna banka kredileri alıp, sıfırı tükettiğim,
Belki, o da sever diye uykusuz geceler geçirdiğim,
Belki biraz faydası olur diye cebimdeki bütün parayı verdiğim,
Yalan sözlerle aldatıp seninim derdin...
Yalan sözlerle aldatıp, biraz paran var mı derdin,
Her şeyimi uğruna boş yere mi verdim...
Ben seni, bana kazık at diye mi sevdim...
 
xxx
 
Ne oluyor be!.. diye fırladım.
Baktım Meltem başımda.
Zaten geceyi kötü kapattık, şimdi de yatakta kaba kuvvete başvurarak "krizi tırmandırmak" istiyor sandım.
Bu kadar da yeter canım; kim ki o ya, beni uyurken dürterek uyandıracak!..
Ne var? dedim.
Ne bu ya, sarhoş adamlar gibi geveleye geveleye saçma-sapan söylenip duruyor, sonra da "şairim ben şair, terketildim ey dünya duy sesimi" diye bağırıyorsun.
Derin Bebek uyanacak be adam, ne rüyası böyle bu?
N'apayım ya... Terkedilen bir şair işte...
Az kaldı zaten, hele bir sabah olsun bakalım; terkedilen şair misin, gazeteci misin göreceğiz?
 
Sabah oldu, ne oldu diye merak ediyorsunuz değil mi?
Kendimi affettirmek için nefis bir kahvaltı hazırladım.
Önce gittim fırından pişi hamuru aldım.
Ağzını kapatıp, bir an önce kabarması için kalorifer peteğinin üzerine koydum.
On beş dakika sonra, ellerimle hamuru ölçülü biçimde kopartıp kopartıp, susam ve çörek otu serperek tavaya attım.
Nar gibi kızardılar, puf puf kabardılar vallahi.
Çay demlenmişti.
Bir de omlet yaptım.
Sucuğu orta kalınlıkta doğrayarak kızgın tavada şöyle kısa süreli gezdirip çıkardım.
Zeytin-peynir-maydanoz-roka-tere.
Çiçekçiden kırmızı güller almıştım. Onları da masanın ortasına koydum.
Meltem Hanım bir uyandı surat beş karış, mutfağa geldi masayı görünce surat birden oldu memnuniyetten on karış.
Anlayacağınız yırttık.
Sevgili karım benim...
Vallahi çok seviyorum onu ya...
Evden çıkarken, sarıldı, öptü; sakın ha dedi, çılgınlık yapıp yüzük müzük ya da başka bir şey almaya kalkma.
Beni, kızını düşünmen, benim ve Derin için en güzel "Sevgililer Günü Hediyesi..."
Tekrar sarıldık, mutlu-mesut asansöre bindim.
İşte böyle efendiler.
Ben, şu Allahın bilmem nesi 14 Şubat'ı bu yıl da yırttım.
Darısı başınıza...
 
Okkalı Laflar
Acemi aşık, acemi şoföre benzer, heyecanlanınca fren yerine gaz pedalına basıp duvara toslar.
Usta aşık, usta şoföre benzer, sevgiliye yerine göre gaz verir.
Kurnaz aşık, uzun yol şoförüne benzer, mola verilecek yeri iyi bilir.
 
Vakit Olmadı
Erkek arkadaşım, sevgililer gününü kutlamak için evine davet etti. Eliyle yemekler pişirmiş, sofrayı donatmış.
Ay çok romantik, neler pişirmiş?
Bilmem, sofraya oturacak zamanımız olmadı ki(!..)
 
 
Mutlaka Okuyun
Bir gün New York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar.
Gruptan biri, Kızılderilidir. 
Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına çırçır böceği sesinin geldiğini söyleyerek çırçır böceği aramaya başlar.
Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder.
Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya başlar.
Kızılderili, binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir çırçır böceği bulur.
Arkadaşı, Kızılderiliye: 
Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun? diye sorar.
Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler.
Ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar.
Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder.
Kızılderili, arkadaşına dönerek:
Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir.
Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin, der...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN