Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Adalet, Onlara da Lazım Oldu...

Yayınlanma Tarihi : 15 - 02 - 2016 : 09:13
Adım adım Suriye bataklığında savaşa doğru sürüklenirken, İzmirliler Sivas’ta ortaya çıkan “pembe taksi”yi konuşmuş...
Tabii İzmir’in konuyla ilgilileri oturup da bu “mucize buluşu biz de kentimize getirsek nasıl olur?” diye oturup uzun uzun tartışmamışlar, “mayın gibi haberler”den zorunlu kaçış halinde olan bizim gazeteci milleti, soru yöneltmiş, mikrofon uzatmış, onlar da geri çevirmemiş...
Ben şahsen İzmir’de, şehir cadde ve sokaklarındaki kullanım hakkı babadan oğula geçen çok değerli bir miras olan taksilerin plaka sahiplerinden her hangi biri veya birilerinin aracını pembeye boyatıp, arka kapısının görünür yerine de “kadınlara mahsustur” yazdıracak biri veya birilerinin çıkacağını sanmayarak, “nafile tartışma”ya kendi açımdan nokta koyarken, asıl kaçılmaması, üzerine manşetler atılması, diziler yapılması gereken bir konuya gelmek istiyorum.
 
Suçlama Var İspat Yok
Yazıya konu edeceğimiz “devlet görevlileri” artık “sakıncalı sınıfı”na alındığı için, yazacaklarımızın “suç avcıları”nı harekete geçirmeyeceğinden de emin olarak...
“Tutuklayın” iddianamesi hazırlayan savcı ve “tutuklayan” hakim hakkında hazırlanan müfettiş incelemelerine bakarsanız, dehşete kapılırsınız.
800 bin kilometre karelik, 78 milyonluk bir ülke düşünün ki, kentlerinden birinde bir grup “emniyetçi”, bu ülkenin ordu mensupları hakkında izinsiz telefon dinlemeden, görüntü kaydetmeye, hedef kişiler hakkında sahte delil üretmeye kadar bir sürü dosya hazırlıyor, “ilgili” Cumhuriyet savcısına teslim ediyor, o da “sanıkların tutuklanması” istemiyle belli mahkemenin belli hakimine sevkediyor ve aralarında şerefli Türk Ordusu’nda fiilen görevli subaylar da olmak üzere “casusluk ve devlet sırrı bulundurma” iddiasıyla 93 kişi içeri tıkılıyor...
Kutsal bildiğimiz özel hayatın içinden diyaloglar, aile sırları, baba-kız ilişkilerine kadar ne varsa ayaklar altında...
Toplasan 15 kişiyi bulmayan bu “devlet memuru” grubu tam bir “astığı astık, kestiği kestik” durumu sergilerken kimse sesini çıkarmıyor, “devletin kılcal damarlarına yerleşmiş” bir grup “devlet memuru”, devlet gücünü alabildiğine kullanarak bildiğini okuyor...
Sanık yakınları feryat ediyor, avukatlar isyan ediyor, kimsenin kılı kıpırdamıyor...
Aradan 4 yıl geçtikten sonra, bir sürü hayat karartıldıktan sonra anlaşılıyor ki, “sanıklar hakkında dosyaya konulan delillerin çoğu uydurulmuş, çoğu yasa dışı yollardan elde edilmiş, savcı görevini ihmal etmiş, hakim de “gereği”ni yapmış...
 
Vicdanları Rahatmış...
Tabii ki bizim yazdıklarımız, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun görevlendirdiği müfettişlerin hazırladığı raporların mealleridir ve kimseyi “suçlu” ilan etmek haddimiz değildir.
Ancak o raporların gereği olarak o savcı ve o hakim şimdi açıktadır ve her ikisi de verdikleri kararı savunmaktadır.
Nitekim o davanın hakimi Serdar Ergül “Kararlarım ortada ve vicdanım rahat.
Bu hukuksuz kararı alan HSYK’ya gelince; muktedirlerin gölgesi geçicidir.
Hukuk normale döndüğünde herkes yaptığının hesabını verecektir.
Bu dosyaya olan inancım bugün daha çok arttı...” diyor...
Samimi olarak belirteyim ki; soruşturma veya dava sonrasında, bu olayın kahramanları durumundaki emniyet ve yargı mensuplarının, temiz bir yargılama sonrasında temize çıkmasını çok isterim.
Hiç olmazsa, o dava sanıklarını “boş yere hapis yatma” psikozundan kurtarırlar, “yaptık ki, cezasını çektik” rahatlamasına taşırlar...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN