Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Lincoln ve Kennedy...

Yayınlanma Tarihi : 17 - 01 - 2016 : 09:57
İki haftada çok kitap bitirdim.
Bunlardan sizin de ilginizi çekebilecek olan birinin mini-mini özetini; Lincoln ve Kennedy’nin yaşamlarındaki anlamlı rastlaşmaları anlatan, Avustralyalı yazar Ken Anderson'un "The Coincidence File" adlı kitabındaki ayrıntıları paylaşacağım.
Tabi başta belirttiğim gibi, özetin özetini...
 
 
ABD eski başkanları Abraham Lincoln ve John F. Kennedy’nin yaşamlarının incelenmesi sonunda pek çok şaşırtıcı rastlaşma görülür.
Tanınmış matematikçilerden Prof. Ian Stewart, iki başkan arasındaki söz konusu paralelliklerin "tesadüf" olamayacağını söylemekten kendini alamamış ve evrende olup biten her şeyin tarafımızdan açıklanamayacağını tezini savunmuştur.
Kennedy-Lincoln; iki başkanın yaşamlarındaki paralelliklerin en çarpıcıları şunlardır:
 
 
- Lincoln 1860’da Başkan seçildi. Bundan tam 100 yıl sonra 1960’ta Kennedy Başkan seçildi.
- Her iki Başkan’da insan hakları konusunda çok titizdi.
- Her ikisi de Cuma günü, eşleri yanındayken vuruldu.
- Her iki Başkan da başlarının arkasından tek kurşunla vuruldu.
- Lincoln, Ford’s Tiyatrosunda öldürüldü. Kennedy vurulduğu zaman Ford Motor Şirketi imâlatı olan bir arabada bulunuyordu.
- Her iki başkan da(seçilmeden önce) Johnson adlı Başkanların yardımcılarıydılar ve her ikisi de demokrat senatörlerdi.
- Lincoln ve Kennedy’nin yardımcıları olduğu bu başkanlardan Andrew Johnson 1808’de, Lyndon Johnson ise(tam 100 yıl sonra) 1908’de doğmuştur.
- Abraham’ın katili John Wilkes 1839’da doğmuş, Kennedy’nin katili L. Harvey Oswald da yine 100 yıl sonra 1939’da doğmuştur.
- Her iki katilde güneyliydi ve her ikisi de mahkemeye çıkarılmadan
vuruldu.
- Lincoln’un katili onu bir tiyatroda vurup, ilk aşamada bir ahıra gizlemişti. Oswald ise Kennedy’e bir ahırda ateş etmiş ve hemen gidip bir tiyatroya girivermişti.
- Hem Lincoln, hem de Kennedy üstü açık araba ile ve korumasız olarak yolculuk yapmayı severlerdi.
- Lincoln tiyatro locasında vurulduğu zaman, yakınında koruma bulunmuyordu.
- Her iki başkanın öldürülmeleri sırasında yanlarında eşlerinden başka bir çift daha bulunuyordu ve her iki olayda da bu çiftlerden kocalar yaralanmıştı.
- Her ikisinin de öldürüldüğü olayda, yanlarında bulunan eşleri yara almadan olayı geçiştirmişti.
- Her iki eş de kocalarının vurulan başlarını bir süre ellerinde tutmuşlardı.
- Her iki hanım da 24 yaşında evlenmiş ve her ikisinin de 3 çocuğu olmuş ve her ikisi de çocuklarından birini Beyaz Sarayda yitirmişti.
- Başkanların katillerinin öldürülüş şekilleri de paralel. Katillerin her ikisi de çok parlak projektörler altında vurulmuş ve bunları vuran Jack Ruby ve Boston Corbett birer Colt tabanca ile sadece bir el ateş etmişlerdi.
İlginç değil mi?
Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
 
 
KUTU OLARAK KULLANILACAK
Gazeteler hayır kurumlardeğildir.
Satın almazsanız yaşayamazlar.
Lüten bunu yaygınlaştıralım.
 
 
Sevgili Güzin abi!!!!
Güzin Abla var da, neden Güzin Abi yok diye hiç merak ettiniz mi?
İnanmayacaksınız ama bir ara gazete yönetimine, "ben Güzin Abi olarak yazmak istiyorum. Bana böyle köşe açın" diye teklifte bulunmayı bile düşündüm.
Sonra dalga geçerler diye vazgeçtim.
Ama hala "Güzin Abi" diye bir "köşe"nin çok popüler olacağını ve tutulacağı fikrini taşıyorum.
 
Nasıl mı olurdu?
Bir örnek vermemi ister misiniz?
Diyelim ki bir bayan okuyucu "Leyla" rumuzuyla derdini yazıp, çözüm istedi. Ben de "Güzin Abi" yazarıyım.
Rumuz: Leyla:
"Lütfen bana yardım edin.
Geçen gün, her zamanki gibi kocamı televizyonun başında bırakıp işe gitmek üzere evden çıktım. Bir kilometre gittim gitmedim araba sarsılmaya başladı ve sonra da motor durdu. Bir daha da çalışmadı.
Kocam arabadan, motordan anlıyor diye yürüyerek eve döndüm.
Ama eve girdiğimde gözlerime inanamadım.
Adam kaşla göz arasında eve hatun atmıştı. Altı ay evvel işten çıkarıldığında bunalıma girdiğini, bu yüzden o kadınla ilişkisi olduğunu da itiraf etti.
İlişkisini hemen bitirmesini, aksi takdirde onu terk edeceğimi söyledim. Ama o günden sonra benden daha da uzaklaştı.
Ben 32, kocam 34 yaşında. 12 senelik evliyiz ve onu hâlâ çok seviyorum.
Ama bu olayı atlatabileceğimi de zannetmiyorum. Ne yapmalıyım?
 
Güzin Abi:
Sevgili Leyla,
Arabanın durduk yerde sarsılmaya başlaması ve akabinde motorun stop etmesinin birçok sebebi olabilir. Ama akla ilk kirli yakıt geliyor. Arabayı hemen servise götürüp tonla para harcamanıza lüzum yok.
Yakıt hortumunu üstüpüyle temizleyin. Bundan sonra da yakıt lambasının yanmasını
beklemeyip depoyu dolu tutarsanız çökeltiler yakıt borularını tıkamaz.
Ha, yakıt aldığınız istasyonu da derhal değiştirin.
Bunları yaptığınız halde sıkıntı devam ediyorsa yakıt hortumunu emme manifolduna bağlayan kelepçeler
gevşek olabilir, onları sıkı
O da işe yaramazsa yakıt pompası contası evsafını kaybettiği için karbüratöre yakıtı yeterli tazyikle veremiyor olabilir. Contaları değiştirin.
Geçmiş olsun.
 
 
Ne dersiniz; Güzin Abi tutar mıydı?????
 
 
Yeni Patronunuzu Tanıyın
Kural böyle; insanlar doğar, yaşar ve ömürlerini tüketerek ölürler.
Her kuşak, yaşadığı çağa damgasını vurur.
Ardından yeni kuşaklar sahneye çıkar ve "oyun" böylece devam eder.
Bir bankanın geçen hafta çalışanlarına ve müşterileri için düzenlendiği bir Uluslararası Ticaret Semineri'ne katıldım.
Katılmaz olsaydım birader...
Sunum yapanlardan Ludovic Subran; Euler Hermes’in baş ekonomistidir, öyle laflar etti ki, sokağa çıktığımda kendimi gidip denize atasım geldi.
Sonra vaz geçtim.
Çünkü iyi yüzme bildiğim için boğulma şansım olmayacaktı, bu soğukta ıslandığımla kalıp, zatürreye yakalanıp, sürünecektim.
Ludovic denilen baş ekonomist, ben ve ben yaştakiler ve daha ileri yaşta olanlar için, "bi işe yaramayan, üzerilerinde araştırma yapmaya değmeyen kuşak" dedi.
Halt etmiş p...venk diyecem ama diyemedim.
Beyefendi yeni kuşaklar ve sahneye çıkmaya hazırlananlar sürecinin anlatımında moda olan kısaltmalarla sıralama yaptı:
 
X kuşağı: 1965 ile 1979 arası doğanlar.
Bu kuşak mensupları halen iş başında görünseler bile artık araştırmalara konu edilmiyorlar.
Yani malumun ilanı: Geçti Bor’un pazarı...
 
Y kuşağı: 1980 ile 1999 yılları arasında doğanların kuşağıdır.
Dizginleri almaya başlayanların kuşağıdır.
Sosyologlar ve ekonomistler bu kuşağın nitelikleri çözümlemek ve dünya düzeninin bu kuşağın özelliklerine göre düzenleneceğinin kafaca hazırlığını yapmak için harıl harıl çalışıyorlar.
Özellikle tüketim ekonomisi bu kuşağın beğenilerini anlamaya çalışmak için milyar dolarlar harcıyor.
 
Z kuşağı: 2000 yılı sonrası dünyaya gelenlerdir.
İş başına gelmelerine azıcık zaman vardır.  Ama bu kuşak için de bazı ön araştırmalar yapılıyor.
 
 
Peki ya 1965 yılı öncesi dünyaya gelenler?
Ki, halen bu kuşak direksiyonun başında.
Kimine göre "yaşlılar", bazılarına göre de "dinozorlar" olarak tanımlanıyor muşuz?
Artık üzerlerinde araştırmalar yapılmasına gerek olmayanlar sınıfındaymışız?
 
Sevgili hocam, dünyayı yönetecek hedef olarak kabullenilen "Y Kuşağı" üzerine yapılan araştırmasını açıkladı.
Yeni dünya düzeni bu kuşak tarafından yönlendirilecek olduğundan, ilginizi çekebilir diye düşündüm.
Bu kuşak için artklasik ekonomi teorileri yetersiz geliyor. Çdünyadaki tüketicinin profili ve davranış biçimi değişiyor.
18-35 yaş arası; alışılmışın dışında reaksiyonlar veriyorlar.
Bu yeni tüketicilerin özellikleri ve yaşam felsefeleri şöyle:
Bir bağımlılıkları yok.
Bu yüzden milliyetçilikten uzaklar. Dünya vatandaşı olmayı hedefliyorlar.
Dinlere ve ideolojilere karşı soğuklar.
Ama hayvan haklarına, çevreye, insan haklarına duyarlılar.
Genel olarak aktivistler. Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorlar.
Algıları çok açık, çok hızlı öğreniyorlar.
Sabah 9 akşam 5 tipi işlerde çalışmak istemiyorlar.
Yaratıcı, yükselen trendi olan, uluslararası işlerle ilgileniyorlar.
 
Konut alıp hayat boyu ev kredisi ödemek istemiyorlar. Air-bnb gibi ev kiralama sistemleri ile dünyanın her tarafında yaşayabiliyorlar.
Evlenip tek bir kişi ile ömür geçirmeye sıcak bakmıyorlar. Evlenirlerse de sürmüyor, bir kaç yılda boşanıyorlar.
Çocuk sahibi olmaya da sıcak bakmıyorlar. Daha ileri yaşlarda, belki bir çocuk sahibi oluyorlar.
Lüks araba alıp borç ödemek istemiyorlar.  Bu sistem hantal geliyor onlara. Duruma göre bisiklet, motosiklet, taksi ve metroyu tercih ediyorlar.           
Haute Coutere denilen lüks giyime de bakış açıları farklı. İmkânları olsa bile bu markalara büyük paralar harcamak  istemiyorlar.  Onun yerine şık, spor, rahat kıyafetleri seçiyorlar. Sloganları "Ulaşılabilir Lüks..."
 
 
Teknolojiye ve iletişime sınırsız para harcayabiliyorlar, çünkü bu onlar için özgürlük demek.
Konuta, arabaya, lüks giyime para harcamak yerine eğlenceye, yeme-içmeye ve seyahate para harcıyorlar.
Bir kaç yıl çok çalışırlarsa sonraki bir iki yılı dünyayı gezmek için ayırmayı hedefliyorlar.
Emekli olmak ve konut alarak güvence sağlamakla ilgilenmiyorlar. Bunun yerine yükselen trendi olan işlerde yaratıcı buluşlar ve işler yaparak hayatları boyunca yetecek paraları kazanmayı hedefliyorlar.
Anı yaşıyorlar. Tasarruf yapmıyorlar.
Yani kısacası hayatlarını ev, araba, okul taksitlerine gömmeyi istemiyorlar.  
 
Bu "Y Kuşağı" aslında çoğumuza yabancı değil.
Bahsedilen profil, ülkemizdeki Gezi Olaylarında ortaya çıkan ve hepimize "bunlar da kim" sorusunu sorduran gençlerin profili aslında.
Y kuşağı, bence sadece ekonomistlerin değil, ülke yönetmek iddiasında olan siyasi partilerinde dikkatini çekmelidir.
Günümüzün seçmeni ve belki de yakın geleceğin liderleri bu kuşak mensupları olacaktır.
Ayrıca benim gibi dinozor kıvamında olan yaşıt okurlarım için, çocuklarını ve özellikle torunlarını anlayabilmek yönünden bu paylaşımımın yararlı olacağını umuyorum!..
 
Siganın Faydaları!..
- Sigara içeni köpek ısıramaz; çünkü kişi yürüme zorluğu çektiğinden, yanında baston taşır ve gerektiği zaman kullanabilir.
- Evine hırsız girmez; çünkü sabahlara kadar boğulurcasına öksürür; ses yapar.
- Üzerine sinek konmaz; çünkü buram buram nikotin koktuğundan yanına sinek bile yaklaşamaz.
- Yürümek için zorlanmaz; çünkü sevdikleri onu tekerlekli iskemlede gezdirir.
- İhtiyarlamaz; çünkü genç yaşlarda sevdiklerine kavuşur, yani vefat eder.
- Yüzüne renk gelir; çünkü dişleri ve bıyıkları nikotinin etkisiyle sapsarı olur.
- Vücudu bir kuş gibi hafifler; çünkü ileri dönemdeki dolaşım bozukluğundan ötürü önce parmakları, sonra da el ve ayakları kesilir.
- Ülke kalkınır; çünkü tütün sanayi kuruluşları ve devlet aldığı yüksek vergilerle bol miktarda para kazanır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN