Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bir Cinayetin Mesajları ve...

Yayınlanma Tarihi : 15 - 01 - 2016 : 09:22
İstanbul’un göbeğinde, Sultanahmet Meydanı’nda İşid yetiştirmesi canlı bombaya kurban verdiğimiz turistlerimizin cenazesini kaldırmaya çalışırken, Diyarbakır’da Emniyet lojmanlarına bomba yüklü araçla, uzun namlulu silahlar desteğinde saldırı düzenleyen PKK’lılar, ne kadar gözleri dönmüş kanlı katiller sürüsü olduklarını bir kez daha ispatladı. Paramparça edilmiş bebek, çocuk ve kadın cesetleri...
Bu kadar gözü dönmüş, kin ve nefret yüklenmiş, intikam ateşiyle beyinleri tutuşmuş bu kadar çok terör gruplarıyla, bu kadar çok düşmanla nasıl baş edeceğimizi bilmemekle birlikte, daha karanlık günler endişesi taşıyorum. Bu noktada zihnimi karartıp, “vatan hainliği”ni de göze alıp, İşid yöneticilerinden “Sultan Ahmet’te turistlerinizi biz öldürdük” açıklamasını bekler oldum. “Bu kanlı örgüt, her yerde yaptığı kanlı elemleri üstleniyor da, bizim ülkemizde yaptırdığı vahşetleri, patlattığı canlı bomba olaylarını neden sahiplenmiyor?” gibi bir aykırı düşünceye saplanıp kaldım ve ardından bir kez daha umutsuzluğa kapıldım; Biz bu kadar düşmanla nasıl baş edip de özlediğimiz huzura kavuşacağız? 
 
Suriyeliler ve İşsizler
Suriyeli sığınmacılar, şu kış kıyamette, saçak altlarında, duvar diplerinde, park-bahçe köşelerinde aç-susuz, çoluk çocuk yaşadıkları perişanlıkla yüreklerimizi kaskatı yapmaya devam ederken, iş dünyası “Suriyeliler’e yasal çalışma izni hazırlıkları”nı tartışıyor.
Yapılan araştırmalar, resmi rakamlara göre Türkiye toprakları üzerinde bulunan 2 milyon 400 bin Suriyeli’den 7 bin 351’i resmi çalışma izni sahibi, 400 bininin halen bir işte çalışmakta olduğunu ortaya koyuyor. Bu güne kadar “kaçak Suriyeli çalıştırmak”tan kimsenin başına bir iş geldiğini duymadığımıza göre, yeni yasanın ne gibi çözümler getireceği bilinmiyor.
 
Resmi ağızlar her ne kadar “her hangi bir işte çalışmakta olan Suriyeliler, ülkemizdeki işsizlik oranına olumsuz bir etki yapmamıştır” açıklamaları yapsa da, çok sayıda iş yerinde, atölyede, inşaat alanında bizzat tanık olduğum manzara, alışık olduğumuz “algı yönetimi”ni yalanlıyor.
Halen çalışmakta olan 400 bin Suriyeli’nin, en az 200 bin Türk vatandaşını işsiz bırakmış olduğu gerçeği, örtülemeyecek kadar büyük sosyal dramlara yol açıyor.
 
Ölen Mezara, Öldüren...
Daha geçenlerde İzmir’de kayıtlara geçen bir cinayet olayının ardındaki gerçekleri, yöneticilerimizin de “hatırlamalarının, algılamaları”nın zamanıdır diye düşünüyorum.
 
Üç aylık evli bir gencimizin işsiz kalması, bu durumu eşinden saklaması, her sabah “işe gidiyorum” diye evden ayrılıp sokaklarda akşamı etmesi, borç para istemeye gittiği aile dostu genç kadını, “durumu eşine anlatacağım” diye telefona sarılınca panikle öldürmesini “bir gözü dönmüşün, soyguncunun, hırsızın alışıldık fiili” olarak görüp defterinin kapatılmış olmasını en hafifinden “devlet birimleri duyarsızlığı” olarak görüyorum ve üzerine de “ülkemizdeki işsizliğin ne boyutlara ulaştığının ağır bir göstergesi”ni bindiriyorum.
İçinde bir Türkiye gerçeği barındıran bu cinayetin, “ölen mezara, öldüren hapise” kadar basit olmadığı konusunda devletin sosyal birimlerini  harekete geçmeye çağırırken, Türkiye’de her işsizlik dramının günahını da, dış güçler tarafından ülkeleri karıştırılmış, yurtları yuvaları bombalanmış, can havli ile çoluk çocuk komşu ülkelere sığınmak zorunda bırakılmış Suriyeli talihsizlere yüklemek elbette haksızlık olur.
 
Ama Suriyiler’e yasal iş kapıları açarken, onlara açılan her 10 kapı ile birlikte, kendi insanlarımızdan en az birkaç kişinin ekmek kapısının kapanacağı gerçeğini de göz önünde bulundurarak konunun daha geniş kapsamlı ele alınmasını ümit ediyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN