Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Yeni Tertip Müdahale

Yayınlanma Tarihi : 12 - 01 - 2016 : 09:03
Ülkemizin en hassas sınırlarında, dünyanın iştirak halinde olduğu bir harp hali ve tedhiş silsilesi var. 
Bu koşullar altında her gün tedirgin yaşayan ve huzursuzluk içinde kıvranan bir toplumuz... Öyle ki, günlük hayatımızın hemen her aşamasında, bu tedhişin korkusu altında titriyoruz.
Hükümetin terörle mücadelede, yeni strateji benimsediği ve yakında bu düzenlemenin esaslarının belli olacağı ifade ediliyordu.
Basına yansıyan bazı saptamalarda; terörle mücadele bahsinin sadece Doğu ve Güney Doğu illeriyle sınırlı olmayacağı, Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentleri de kapsamına alacağı ifade edilmekteydi.
Bu yoldaki düzenlemelerin sayısallarına kadar derinleşen Okan Müderrisoğlu, Sabah Gazetesi’ndeki makalesinde, PKK’ya karşı uygulanacak yeni stratejiden bahis açıyor.
Örneğin, büyük kentlerde kurtarılmış bölgeler olarak adlandırılan yerleşim alanlarını hedef alan düzenlemelerde, yeni polis birimleri oluşturulacağını belirtmiş.
Okan Bey’in yazısında belirtildiği üzere; aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın, Adana, Mersin’in bazı mahallelerinin de bulunduğu, 29 il ve 129 ilçede, 190 noktada “kalıcı polis birimleri” kurulacağı öngörülmüş.
Bu arada özel harekâtçı sayısının sekiz binden, 20 bine yükseltilmesi planlanmış durumda. 
Karakolların en önemli görevi; şehirlerde “kurtarılmış bölgeler”, “girilemeyen mahalleler” oluşturulmasını önlemek olarak değerlendiriliyor. 
Bu arada terör örgütü mensuplarının, kentlere yerleşmelerini engellemek temel hedef olarak benimseniyor... 
 
Bir Başka Felaket
Bu bahsin kısa ifadesinde; “uslandı abisi bağışla, söz veriyor, bira daha yapmayacak” sıradanlığı yer alıyor...
Türk adalet sisteminin ceza uygulamasında, çok uzun süredir dillerde dolaşan, bir bağışlama yöntemi ve tartışması vardı.
Yargıçlar suçluyu; derin bir bilgi ve tecrübe süzgecinden geçirip yargıladıktan sonra, yasanın öngördüğü cezayı hükme bağlamakta, hiç tereddüt göstermiyordu. 
Bu uygulamanın sonunda, varılan nihai ceza hükümleri karşısında, sanık lehine geliştirilmiş bir tür bağışlama geleneği vardı.
Yargıçların çoğu kararlarının alt bölümünde; “yargılama sırasında gözlenen tutum ve davranışlarındaki, iyi hal ve tavırlar dikkate alınarak cezasının şu kadarı indirilmiştir” deniyordu.
Yani affedilmiş oluyordu.
 
Adam, en vahşi şekilde davranmış. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakmamış. En şiddetli ruh haliyle, eziyet ederek bıçağı sapladıkça, saplamış ve karısını öldürmüş.
Duruşmada, temiz pak bir kıyafet giymiş. Hâkimin her sözünü en yumuşak üslupla cevaplamış. Biraz da pişmanım “tiyatrosu” oynadıktan sonra, “duruşmalardaki, saygılı ve terbiyeli davranışları” nedeniyle, müthiş bir ceza indirimi iltifatına layık görülmüş.
Bu bağışlamanın, yargının hüküm uygulamasındaki “adil oluşun” gereklerine uygun olduğu söylenebilir mi?
Hayır...
Toplumun adalet hissinin, tatmin olduğu iddia edilebilir mi?
Hayır...
Eylemle ceza bağlantısının, isabetli kurulduğundan söz edilebilir mi?
Hayır...
Kuşku yok ki bu durumda, adalet ahlakının ve disiplininin teşhir edeceği çok kapsamlı hukuk zaafı vardır.
Ve buna bir çare bulmak gereği kaçınılmaz noktadadır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN