Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bir ‘Din ve Ahlak Öğretmeni!’

Yayınlanma Tarihi : 09 - 01 - 2016 : 12:12
Vatandaşın birisi devlet kadrolarına “öğretmen” olarak dahil olur. 
Lütfen dikkat; mesleklerin en kutsalına, minicik çocuklarımızı emanet ettiğimiz bir mesleğin mensubu olarak... Diyarbakır’ın Kulp İlçesi’nde öğretmenlik yaptığı sırada ve şikayet üzerine “erkek çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle soruşturma” geçirir.
Hakkındaki suçlama, kötü amaçlar ve kendisini karalama adına yönlendirilmiş bir çocuğun “kuru iftirası” da olabilir. Nitekim soruşturmayı yapan müfettişler, “somut bir kanıta rastlamamış olacaklar” ki dosya kapanır.
Ancak, mesleğinde yetkin kişilerden oluşmuş devlet kadrolarının bu noktada yapacağı bir şey vardır: Öğretmenlik gibi, anne ve babadan sonra gelen kutsal bir mesleğin mensubu hakkındaki suçlama “boş” çıkmış olsa da, bu kişinin sicil dosyasının kenarına bir soru işareti koymak.
Bu “öğretmen”imiz daha sonra kendi isteği paralelinde Rize Sosyal Hizmetler il Müdürlüğü görevine atanır. Bu kez kimsesiz kaldığı için devletin şefkatli kanatları arasına alınmış çocuk yuvalarının da bağlı olduğu bir kurumdadır ve çeşitli okullarda “din ve ahlak kültürü” derslerine girer.
Ne tesadüftür (!) ki; aynı kişi hakkında, görev alanındaki “devlet yetiştirme yurtlarında kalan erkek çocuklara karşı cinsel istismarda bulunduğu” iddiaları ortaya atılır. 
Görevlendirilen müfettişler “makam odasına aldığı küçük yaşta erkek çocuklara cinsel istismarda bulunduğu, hatta bu çocuklardan bazılarını evine götürdüğü” gibi bulguları içeren raporlarını “adli yargılama” talebi ile mülki amirlere teslim eder. Ancak “amir” (herhalde vali) yargılama izni vermez.
 
 
Pantolon Giydirmiş!
Burada da diyelim; ortada somut bir delil yoktur...
Ancak, devlet deneyimine sahip, liyakat (görevde tam yeterlilik) sahibi “amirler”in yapması gereken şudur; devlet koruması altındaki çocukların arasına salınmış bu “devlet memuru”nun sicil dosyasına bir soru işareti daha koymak, küçük yaşta çocukların gittiği okullardan uzak tutmak...
Ama bizim “sanık”, kendi isteği ile eğitim alanındaki görevlerinden istifa ediyor. Bu kez Rize Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kızılay Şube Başkanı’dır. 
“Öğretmen kökenli, din ve ahlak formasyonlu eğitimci” 12 gün kadar önce, “kıyafet yardımı yapacağım” dediği 14 yaşındaki erkek çocuğu makam odasına çağırır ve “pantolon giydirir...” Çocuğun eve döndükten sonra anlattıklarıyla harekete geçen ailesi polise gider.
“Müdür”ü karakola davet edip ifadesini alan polis, görev yaptığı kurumlardaki bilgisayarlara “inceleme amaçlı el koymak” için savcılığa başvurur. 
“El koyma” izni vermeyen savcılık, sanıktan çalıştığı kurumdaki bilgisayarları “rızaen” karakola götürmesini rica eder...
Bu yazıyı buraya kadar sabırla okuyabilmişseniz diyeceksiniz ki; Sudan sebeplerle toplumun her kademesinden insanların evlerine sabaha karşı baskın yapılarak evdeki çocukların, evin hanımının bilgisayarlarına, tabletlerine bile el konulduğu bir ülkede...
 
 
“Dosya Kapatıcılar” 
Neyse... Bizim “yönetici”nin karakola teslim ettiği bilgisayarlardan “suç delili” çıkmaz. Ancak teknik inceleme başlatan liyakat sahibi polislerin gözünden şu gerçek kaçamaz: Bilgisayarların hard diskleri değiştirilmiştir. Son yıllarda bu tür hikayelerine hasret kaldığımız Türk Polisi, bu “dosyayı kapatacak” gibi görünmüyor.
Sök konusu bilgisayarlarda hard disk değişiminin yapıldığı bilgisayar firmasını tespit eden polis, henüz yok edilmemiş eski diskleri alır, içlerindeki silinmiş verileri kurtarır. Küçük erkek çocuklarla ilgili uygunsuz görüntüler, yazışmalar, erkek çocuklara gönderilen mesajlar, telefon kayıtları vardır. Polisin ortaya koyduğu belgelerle harekete geçen savcılığın mahkemeye sevk ettiği sanık tutuklanır.
Belki “ohhh beee..” diyeceksiniz ama, şu soruları cevaplamadan kurtulamazsınız... Bu olayda o “öğretmen” mi suçlu, öyle bir kişiyi sisteme dahil eden ve her şeye rağmen içinde tutan her kademeden sistem yetkilileri mi suçlu? Bu olayda sanığın yanında, her kademeden “dosya kapatıcılar”ın da yargılanması gerekmez mi?
Yoksa “hocanın dediğini yap, yaptıklarına bakma....” deyip kurtulacak mısınız?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN