Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kalkınmaya Alkış Yarımada Örneği

Yayınlanma Tarihi : 28 - 12 - 2015 : 10:54
Yıllardır ‘dünya artık global bir köy oldu’ söylemini duyar dururuz. 
Kapitalizmin, yüksek teknolojinin olanaklarıyla bütünleşen baş döndürücü hızlı gelişiminin, çağımızda sermayenin tüm ulusların sınırlarını yıkarak, dünyanın birinci aktörü oluşunun, yerel kültürel değerlerin bu evrensel zeminde yükselerek, tüketim aracı haline gelmesinin somut ifadesi olan ‘Globalleşme’ ya da bir başka adıyla ‘küreselleşme’; gezegenimizi farklı noktaya taşıdı.
 
Küreselleşmenin hem olumlu, hem olumsuz sonuçları oldu. Globalleşme; ‘demokrasi’ ‘barış’ gibi kavramları olumlu etkileyip, evrensel standartlara taşıyarak; hayat bulmaları için evrensel ilkeler geliştirirken; kapitalizmin kar hırsı bu olumlulukların karşısına ‘evrensel’ olarak körüklenen ‘savaş’ hareketlerini koymakta gecikmedi. İşte böylesi bir dünyada ‘küreselleşme’nin getirdiği aşırı rekabet, özellikle kentlerde, kasabalarda, köylerde; yerel dinamiklerin, zamanla kendi öz güçlerini, ürettikleri alanları terketmesine yol açtı. Örneğin köylülerin bir bölümü, zorunlu olarak; kırsal alanlarda tarımsal üretimden, hayvancılıktan, ailece hayat buldukları tüm faaliyetlerden uzaklaştılar. 
Pulitzer ödüllü gazeteci William Greıder’in “Tek Dünya / Küresel Kapitalizmin Manik Mantığı” adlı kitabında dediği gibi, ‘globalleşme’ harikulade bir makineye benzedi. Greıder’in anlatımıyla küreselleşme imha ettiklerinin karşılığını aldı. Koşarcasına sahalar açtı, sınırları önemsemedi. Hareketlilik hesapsız devam ettiğinden, bu makine arkasında büyük tahribat izleri de bıraktı; bir anda büyük miktarda refah ve zenginliği beraberinde getirdi. Ama bir yandan da, zengini daha zengin yaparken, fakiri ise özellikle bazı alanlarda, daha da fakir hale getirdi.
 
Dünyamızın duyarlı kurum ve kişileri, ‘küreselleşmenin getirdiği olumlulukların arkasında üstü örtülü bu insani yıkıma karşı’ öncelikle yerel ekonomik kalkınmayı, yeni kalkınma modellerini, öne çıkardı. Hatta bu amaç doğrultusunda, Avrupa Birliği (AB), Uluslararası İşgücü Organizasyonu (ILO), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Organizasyonu (OECD), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) gibi uluslararası organizasyonlar, çok sayıda ülkede ve bölgede yerel kalkınma uygulamalarını desteklemeye başladı.
 
Bu aktardıklarımızın, bu yazıda örnekleyeceğimiz Yarımada Projesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile ne ilgisi olduğunu sorabilirsiniz. Çok ilgisi var. Aziz Kocaoğlu’nun başkan seçildiği ilk döneminden itibaren, kademeli olarak ‘yerel kalkınma’ söylemini öne çıkardığını görürsünüz. Özellikle ikinci döneminin başlangıcında, bu söylem çok bilinçli olarak, Kocaoğlu tarafından sık tekrarlanmaya başladı. Kocaoğlu, ‘yerel kalkınma’yı hedeflerken, İzmir’in dinamikleri bu bilinçli söylemin önemini içselleştirip, hemen sahip çıktı mı, ayrı tartışma konusu. Aziz Kocaoğlu’nun bu hedefini, sadece düşünsel boyutta dile getirmeyip, hayata uyguladığı örneklerin somut ortaya çıkması, elbette kent tarafından yavaş yavaş içselleştirilmesine yol açtı. Bugün Aziz Kocaoğlu’nun, İzmir’in köylerinde bir kahraman gibi karşılanmasının nedenini; genelde İzmir’in ‘beyaz Türkler’i gibi; sadece o köylere ‘yol, su ve diğer zorunlu hizmetleri’ çok iyi götürmesine bağlamak, yanılgı olur. Kocaoğlu’nun alkışlanacak başarısı, ‘yerel kalkınma’ modellerini büyük başarı, devrimci bir anlayış ile teşvik edip, kırsal alanda insanların hayatlarını değiştirecek yeni yollar açmasıdır. Bunun en önemli örneğini ‘süt’ konusunda yaşadık. Kocaoğlu, Türkiye’de ilk kez ‘sözleşmeli üretim’ modelini uyguladı. Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan üreticilere destek verdi. Okul sütü kampanyası, ailelere yaptığı süt desteği ile geçtiğimiz yıllarda alımlara başladı. “Süt Kuzusu Projesi” ile bir beş yaş aralığındaki çocukların sağlıklı gelişimi için Tire Süt Kooperatifi’den süt alımını sürdürdü. Sadece 2009 yılından itibaren İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocuklara dağıtmak üzere Tire Süt Kooperatifi’nden 120 milyon liralık süt alımı yaptı. İzmir bu sayede, sütün Türkiye’de bir numaralı üreticisi oldu. İzmir’deki süt üretimi Türkiye’den dört beş misli arttı. Birleşmiş Milletler Dünya Tarım Örgütü, bu projeyi örnek kırsal kalkınma modeli olarak seçti. Süt sektörünün dev isimleri bu nedenle Tire’de yatırım yapmaya başladı. Bu durum süt üreticilerini ayağa kaldırırken, bölgede yeni istihdam alanı açılmasını getirdi. Süt örneği başlı başına, yerel kalkınmada dünyada örnek model oluşturdu. Aziz Kocaoğlu bununla kalmadı, yerel kalkınma konusunda çok ciddi, sosyal demokrat belediyecilik çizgisine yakışan, devrimci, öncü örnekler sergiledi. Bayındır’da çiçek üretimine verdiği destek, belediyenin ihtiyaçlarını tamamen Bayındır Çiçek Kooperatif üzerinden, sözleşmeli modelle karşılaması, kırsal alanda o konuda üretim yapanlara hayat verdi. Bu model sayesinde ciddi bir kalkınma hareketliliği yaşandı. Çiçek Kooperatifi Azerbaycan’a, Irak’a çiçek ihracatına başladı. Yine İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile “Fidan, Ağaç, Yoğurt, Ayran ve Zeytinyağı” alımı ile gerçekleştirdi. Aziz Kocaoğlu, bu adımlar atılırken, kırsalda, yerelde kalkınmanın formüllerini verdi, kooperatiflere hedef olarak ihracatı gösterdi. Türkiye’de ilk kez İzmir’de belediye bünyesinde, kırsal alanda bu tür projelere destek oluşturmak, öncülük yapabilmek amacıyla, Tarım Daire Başkanlığı kuruldu. Destek örnekleri sürdürüldü.
 
Kiraz'da İğdeli Kooperatifi’ne destek verildi. 
Yarımada’da üreticilere dünyanın sayılı süt ırklarından biri olan Sakız koyunu, Karaburun keçisi, arılı-arısız kovanlar; her yıl bir milyon adet meyve ve zeytin fidanı ile bağ çubuğu dağıtımı başladı. Bütün bu çabalar, insanların hayatlarını değiştirmeye başladı. Atılan bu tohumlar yeşerdi, karşılığını buldu. Örneğin İğdeli Kooperatifi’nin peyniri piyasada  markalaştı. Türkiye'de pazarlanmaya başladı. Artık Bademli'den, Kazakiskan ve Özbekistan'a ihracat yapılıyor. 
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun deyimiyle, “Bir hafif dokunuş, biraz destek; ama sonuçta çok büyük manevi destek.” kırsal alanda tamamen hayatı değiştirdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kocaoğlu liderliğinde bu anlayışını yeni yollarda sürdürüyor.
Güzelliklerine hepimizin hayranlık duyduğu; farklı kültürel, sosyal, doğal değerleri kucaklayan; Seferihisar, Güzelbahçe, Urla, Çeşme ve Karaburun ilçelerinden oluşan Yarımada Bölgesi’nin heyecanlı, yeni serüveni; altı yıl önce yine Büyükşehir’in düzenlediği kalkınma modelini belirlemek üzere yapılan bir yarışmanın ışığı altında, bugünlere ulaştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, hiterlandında Balçova, Narlıdere, Selçuk ve Menderes’in bulunduğu; onlarla birlikte kalkınmayı da içeren; “Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi”ni oluşturdu. Bu ‘stratejik plan’ Büyükşehir Belediyesi liderliğinde, İzmir Kalkınma Ajansı’nın desteği ve Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Ege ve Dokuz Eylül üniversitelerinin işbirliğinde, “varlık odaklı yerel kalkınma” fikriyle; çok emek verilen, uzun bir süreç sonunda hazırlandı. Masa başı anlayış olmadı. Çünkü planın hazırlanma aşamasına, yerli halk, ilçe belediyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, aktif olarak katıldı. Bu anlamda da katılımcı, örnek, emek yoğunluklu bir dönem yaşandı. Belediye bu plan dahilinde, bu bölgeden geçen tarihi uygarlık yolunu, keyifli bir gezi rotasına çevirdi. Proje kapsamında, tarihsel dönemlere dayanan, sadece yürüyüşçüler tarafından bilinen Efes-Mimas (Karaburun) Yolu, bu kültür rotasının temeli olarak seçildi. Doğal güzellikleri, toprağı, insanıyla, sonsuz hayat kaynağı olan Yarımada’da Kalkınma Stratejisi’nin ayağı gezi rotaları, “Yürüyüş, Bisiklet, Zeytin ve Bağ Yolu ile Mavi Rota” ile tanımlandı. Aynı projede, insanların koca bölgeyi, yürüyüş ve bisiklet yollarında, tematik pazarlarda, şenliklerde, köy pansiyonlarında, orman kamplarında, deneyimleyerek öğrenmesi hedeflenecek. 
Ev sahibi yerli halk, böylelikle doğal ve kültürel değerlerini ekonomik kazanca dönüştürebilecek.
Çok güzel bir slogan belirlendi: “Yarımada’da hayatı yakala!” 
Bu sloganın şemsiyesi altında; “hafta sonu turizmi, gastronomi turizmi, tarih turizmi, bisikletli turizm, kırsal turizm, yerel ekonomik istihdam, tarım makineleri ortak hizmet alanı, ekolojik köy ve yerleşimler, tematik park/kamp alanları, sanat ve tasarım alanları” geliştirilmesi hedefleniyor.
Proje, sürdürülebilir kılınmak için, sürekli İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenecek.
Aziz Kocaoğlu, Yarımada konusunda farkındalık yaratmak; üretimine, turizmine katkıda bulunmak için yola çıktıklarını hatırlatıyor. Başkan Kocaoğlu, "Biz sümbülü, enginarı, sepet peyniri, keçisi, sakız koyunu, zeytini, üzümü desteklemek üzere, bütün üniversitelerimizle, sivil toplum örgütlerimizle, ziraat odalarımızla yola çıktık. Destekle Yarımada'yı  kalkındırmak istiyoruz" diyor.
Projenin tümüne gönüllülerin desteği de çok değerli. Efes-Mimas (Karaburun) Yolu Kültür Rotası'nın belirlenmesi çalışmalarına tüm dağcılık kulüpleri, bisiklet  dernekleri, yürüyüşçü kulüpleri katılmış örneğin. Aylar süren çalışmalar boyunca, gönüllü derneklerin temsilcileri, yüzlerce köyde yöre halkıyla görüşmüşler, onların fikirlerini almış, projeye desteklerini sağlamışlar.
Bugüne kadar Antik kentlere ciddi kazı desteği veren Büyükşehir Belediyesi, şimdi İyonya’dan Osmanlı’ya kadar tarihin izlerini de,  ilk kez yürüyüş ve bisiklet rotalarına dönüştürmüş durumda. Efes-Mimas (Karaburun) hattı tarih yolculuğu, kültür turizmi için parlak bir araç olacak. Tarihteki 6 İyon kentini birbirine bağlayan “Efes-Mimas Yolu Kültür Rotası” Selçuk Efes’ten başlayarak, Çeşme Ildır- Erythrai’ye oradan Mimas hattı ile Karaburun’a ulaşıyor. Belediye neredeyse 700 kilometrelik Efes-Mimas kültür rotasını, uluslararası standartlarda işaretlemiş, yönlendirici tabela, bilgilendirici levhalarla donatmış. Bu konuda tüm rotaları, detaylarıyla anlatan, mükemmel bir el kitabı hazırlanarak basılmış. Kültür yolunun haritaları ve özel web sayfası hazırlanmış. Ayrıca mobil rehber uygulaması yapılarak, rotayı kullanmak isteyenlere ‘online bilgilendirme’ hizmeti sunuluyor.
Yürüyüş, bisiklet, tarih, bağ, zeytin ve deniz olmak üzere, 6 rotada oluşturulan kültür yolunun; bisiklet rotası ile Eurovelo Avrupa Bisikletli Turizm ağına, bağ rotası ile Wine Cities ağına, zeytin rotası ile Gurme Şehirler ağı Delice ve Slow Food’a dahil olması öngörülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi desteğiyle düzenlenecek maratonlar, bisiklet, su sporları yarışları, bölgeye özgü tematik şenlik/festivallerle, 700 km’lik rotaya, ulusal ve uluslararası nitelik kazandırılması hedefleniyor.
Yarımada Gezi Rotaları’nın temelini oluşturan Efes-Mimas Yolu, ziyaretçilerine bölgeyi yaşayarak öğrenme imkanı sunuyor. Rotaların yolları; pırıl pırıl plajlar, orman kampları, günübirlik turizm bölgeleri, kazı alanları ve ören yerleri, müzeler, zeytinlikler ve işlikler, bağlar; köy pansiyonları, yöresel lezzetlerle tatlanan mekânlar, pazaryerleri, şenlik ve festivaller ile kesişiyor. 
Belediye, tüm bu zeminde yükselen anlayışı yerel kalkınma ile birleştirmek üzere, bölge insanını her anlamda yenilemeyi, eğitmeyi, harekete geçirmeyi hedefliyor. Bu nedenle Ege Üniversitesi’nin desteğiyle, tarımsal eğitimler düzenliyor. Urla, Seferihisar, Karaburun, Çeşme, Menderes, Selçuk, Balçova ve Narlıdere’de, zeytinden, kesme çiçekçiliğe kadar, her bir ilçenin birbirinden farklı, zengin ürünleriyle ilgili, tarımsal eğitimler veriliyor. İzmir İli Toprak Verimliliğini Belirleme Projesi sürüyor. Yine, Coğrafi ürün tescilleme çalışmaları, markalı ürünlerin üretilip pazarlanması, tarım makineleri ortak hizmet alanları yaratılması konusunda destekler sürüyor. Bölgede hayvancılık alanında, köylülere arı desteği, keçi ve koyun ıslah ve yaygınlaştırma çalışmaları, Karaburun kıl keçisi, Saanen keçisi, Sakız koyunu desteği veriliyor. Projenin en önemli ayaklarından biri, mesleki eğitim alanında oluşuyor. Belediyenin Kent Koleji’nin düzenlediği eğitim kursları aracılığıyla, Yarımada’nın ekonomik kazancın kapısı tıklanıyor. Nitelikli işgücüyle bölgeden göç önleniyor. 
Kent Koleji’nde bu amaçla verilen eğitimler, şu alanları kapsıyor: 
Sabun yapımı, ağ donanımı, taş ustalığı, seramik, ev pansiyonculuğu, sepet örücülüğü, aşçılık, pastacılık, ev pansiyonculuğu, servis, deniz ürünleri işleme, müzik, girişimcilik. 
Aziz Kocaoğlu Yarımada’daki halkla buluşmalarından birinde, ‘Görevi bırakıp giderken İzmir’deki hemşerilerimin lokmasını ne kadar büyüttüysem, benim için başarı odur. Sırtımdaki heybede başka bir şey istemem.’ demişti. Kocaoğlu şimdi artık diyor ki: “Geriye dönüp baktığımda, bu dileğimin yavaş yavaş gerçekleşmeye başladığını görmek bana, tarifsiz bir mutluluk veriyor.” 
Şurası bir gerçek ki; son olarak üzerinde çok ciddi emek verilmiş bu Yarımada Projesi ile örnek bir yerel kalkınma anlayışını hayata geçiren Aziz Kocaoğlu; artık İzmir’e damgasını vuran, giderek daha iyi algılanmaya başlayan, sonuçlarını kentin paylaştığı bu ve benzeri projeleri nedeniyle; abartısız, yürekten, sahici alkışları, inanın fazlasıyla hakediyor.  Bu alkışlar, gereksiz övgü içermeyen, ispatlanmış işlerin sonucu atılan bu somut adımlarla ilgili. Aziz Kocaoğlu’nu, öncelikle bu kentte yaşayan ve bu değişimi gören bir yurttaş olarak alkışlıyorum. Yarımada Projesi, hayatı yakalamak, İzmir’in doğallıklarının evrensel olarak paylaşılması için, yeni bir güzelliktir. 
 
İyi ki İzmirliyiz. İyi ki İzmir’de yaşıyoruz.    
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İki Nokta
(15 - 11 - 2016)
İmge Yeryüzü
(02 - 11 - 2016)
Dostların Sesi
(25 - 10 - 2016)
İyilik Duygusu
(31 - 08 - 2016)
Sessizlik İyidir
(08 - 07 - 2016)
Karma
(13 - 06 - 2016)
Anlam Arayışı
(23 - 05 - 2016)
Masallar, Gerçekler
(25 - 04 - 2016)
Eğer Bir Çocuk...
(12 - 04 - 2016)
Eco’nun izleri
(09 - 03 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN