Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bir Utanç da Muğla’dan...

Yayınlanma Tarihi : 16 - 12 - 2015 : 09:01
Ne zaman devletin şefkatli kolları ya da koruması altına alınan çocukların bu iş için oluşturulan ve teşkilatlandırılan kurumlarında “başlarına bir şeyler geldiğini” duysam, tüylerim diken diken olur. Devletimize olması gereken doğal sevgim de, saygım da sarsıntıya uğrar.
İlgili kurumların toplamının başında olanların, “olaylar”a lokal olarak bakma, bastırma, olay defterini bir şekilde kapatma gayretleri de, bir başka yerde, bir hapishanede, çocuk koğuşunda, çocuk bakım evinde, ıslah evinde, yetiştirme yurdunda yeni bir yüz kızartıcı olay ortaya çıkana kadar sürer ve sürüyor...
Ama, asıl kızaracak yüzlerin bir türlü kızarmak bilmediği de ortada...
Artık devletimizin tüm kademelerinde, “liyakat” denen devlet olgusuna dönmesinin zamanıdır. Öncelikle de kişinin liyakatını keşfedebilecek, saygı duyacak üst kademe organizasyonlarına ihtiyaç vardır. Zincirleme olarak sorumluluk duyabilecek, her hangi bir olumsuzluk karşısında zincirleme olarak “gereğini yapacak” yapmayanları da zorlayacak bir sisteme...
Tabii ki; şu veya bu şekilde korumaya alınan, mahkumiyet kararı verilen her çocuk için gerekli alt yapıyı hazırlamak da, devletin tüm kademelerine düşer. Hastanelerde, hapishanelerde, ıslah evlerinde, bakım yurtlarında “alt yapı yetersizliği”nin, asıl sorumlulara             mazeret olmasından, vatandaş olarak bile bıkmış usanmış, hatta utanç duymaya başlamış durumdayız...
 
İşkence ve Cinsel Saldırı...
Benzerlerini Aliağa Şakran’da, Adana’da, Urla’da ve daha ülkenin bir çok yerinde yaşadığımız, utanç olaylarının sonuncusu (asla son olmayacak) Muğla’dan... Devletin koruması ya da ceza yöntemi uygulaması altında bulunan 4 çocuğa işkence yapıldığı, cinsel saldırıda bulunulduğuna ilişkin iddialar üzerine, yerinde inceleme yaptıran Başbakanlık İnsan Hakları Kurumu (İHAK) rapor hazırlatmış:
- Muğla E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu 400 mahpus kapasitesiyle inşa edildi, daha sonra kapasite 728 kişiye çıkarıldı. Kapasite artırılmasına rağmen, kurumun fiziksel yapısı değişmedi. Cezaevi yetkilileri, özellikle çocukların, kadınların, erkeklerin suç türüne göre cezaevine yerleştirilmesinde büyük güçlükler yaşandığını iade etti. Kız çocuklar için özel bölümden söz edilmiyor.
Ziyaret tarihinde (İHAK müfettişlerinin geldiği tarih) 914 yetişkin erkek, 33 kadın, 7 çocuk mahpus bulunduğu tespit edildi. Çocukların tamamı tutukluydu. Tesiste “çocuk koğuşu” olarak kullanılabilecek özel mekan bulunmuyordu.
Şiddet olaylarının tespiti amacıyla, sabah ve akşam sayımlarında çocukların kısmen soyundurulması yöntemi uygulanıyor ki; böyle bir kontrol mekanizması, çocukların mahremiyeti açısından başlı başına tartışılır olmakla birlikte, bu “yöntem”le fiziksel şiddet emarelerinin tespiti de mümkün değildir.
400 kişi olarak inşa edilen, eklemelerle kapasitesi 728 kişiye çıkarılan, 950 mahkum barındıran cezaevinde sadece 2 psikolog ve 1 sosyal çalışmacı görev yapıyor.
 
Cezaevi mi Yeter?...
Hapishane yönetiminin, bu alanda dünya standartlarından uzak koşullardan yakınmalarına değinmek bile yersiz. Aynı olumsuz koşullara, sadede Muğla E Tipi Ceza ve İnfaz Kurumu’na has değil ki...
Ayrıca; bu kadar operasyona, bu kadar tutuklamaya, çoğu tutuklamayla noktalanan “makul şüphe taşıyıcıları”nın bolluğuna cezaevi mi yeter?
Nitekim; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün resmi açıklamasına göre 1999 yılında 67.581 olan mahkum ve tutuklu sayısı, aynı yıl çıkarılan afla 2000 yılında 49.512’ye düşmüş, ondan bu yana geçen 15 yıl içinde Türkiye’nin nüfusu yaklaşık yüzde 24 artarken, tutuklu mahkum sayısındaki artış yüzde 234’tür ve şu anki sayı 164.460’tür...
Bu da bir “gelişmişlik” göstergesi mi acaba?...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN