Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Günün ve Her Günün Sözü

Yayınlanma Tarihi : 13 - 12 - 2015 : 10:36
Gazeteler hayır kurumları değildir.
Satın almazsanız yaşayamazlar.
 
O Bir Yaş Büyüdü
Biz Bir Yaş Aldık
 
Basamakları o çıkıyor, biz iniyoruz.
Allahım nasıl geçer koskoca 9 ay dedik.
Bir baktık ki, göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş.
Mutluluk perimiz Derin Bebek doğdu.
Allahım nasıl geçer? nakaratları sürüp durdu:
Önce ilk 40 gün.
Eminim ki bu süreç, Dünyanın en güzel ikinci kadını sevgili eşim Meltem Hanım'a 40 asır gibi gelmiştir.
Ardından, bir geçse de biraz rahatlasak denilen minik prensesle yaşanan ilk 6 ay.
Ve beklenen ilk yaş.
O gün de gelip çattı.
Geçen cuma günü Derin Bebek tam bir yaşına bastı.
Aslında 4 Aralık'ta iki kutlama vardı.
Derin Bebek'in hızla kat ettiği 365 gün.
Ve, sevgili eşim Meltem'in "Anneliği" nin ilk senesi.
İkisi de birbirinden değerli, ayrı ayrı birer sevinç ve mutluluk kaynağı.
Böylece, hem minik prensesimin ilk yaşını, hem de Meltem Hanım'ın anneliğinin ilk senesini  kutladık.
 
 
Ben kaytardım.
Bütün hazırlıkları Meltem Hanım yaptı; satın aldı, baskılar yaptırdı, evde sabahlara kadar oturup elleriyle minik hediyeler hazırladı, bilmem kaç kez Kemeraltı'na gitti, internetten siparişler verdi, imalatlar yaptı, palyaço kiraladı, pastasını sipariş etti, balonlarla salonu özel olarak süsletti. Davetliler listesini hazırladı.
Yemin ederim misafir gibiydim.
O mutlu günde yaptığım şuydu:
Elimi kolumu sallayarak gittim, yedim-içtim, prensesimi sevdim, öpüp kokladım, bol bol fotoğraf çektirdik. Dostlarımla çay-kahve içtik, sonra da hep birlikte eve döndük.
Hepsi bu kadar...
 
 
Benim, Dünyanın En Güzel Bebeği Derin'in kendisini sevenlere bir yaşına bastığı günkü mesajı şuydu:
"Birinci yaşıma bastım. Sevinçliyim. Bu mutlu günümde ben pastamın mumunu üflüyormuş gibi yapayım, siz de beni alkışlayın olur mu?.."
Aynen dediği gibi yaptık.
İyi ki doğdun, iyi ki varsın benim güzel kızım;
 
 
Kız Çocukları Özeldir
Biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz, ikisi erkek, ikisi kız; dört çocuk babasıyım.
Orçun, Hande, Genco, Derin.
Hepsi benim için birdir.
Hiç birini, diğeriyle kıyaslamam. 
Kayırmam, kollamam.
Bu konuda kuyumcu terazisi gibiyimdir.
Ama alınmak gücenmek yok; kızlarım daha özeldir.
Bakın yaşanmış kısa bir olayı anlatayım.
Bana hak vereceksiniz.
 
Evliliklerinin ilk gününde kadın ve kocası kapıyı kimseye açmamaya karar verip anlaştılar. 
İlk olarak o gün damadın anne ve babası evli çiftleri görmeye geldi, kapının hemen ardındaydılar.
Yeni evli kadın ve kocası birbirlerine baktılar; adam kapıyı açmak istedi ama eşi ile yaptığı anlaşma gereği kapıyı açmadı.
Böylece anne babası daha fazla beklemeyip gittiler.
Aynı gün içerisinde bir süre sonra, gelinin ailesi geldi.
Eşler anlaşmaya rağmen birbirlerine baktılar. Gelin gözyaşları içerisinde, bunu yapamam diye fısıldayıp, kapıyı açtı. 
Eşi hiçbir şey söylemedi. 
 
Yıllar sonra 4 oğlan çocuğunun ardından 5. olarak kız çocukları dünyaya geldi.
Baba yeni doğan kız çocuğu için büyük bir kutlama yapmayı planladı ve tüm tanıdıklarını davet etti.
Sonra o gece eşi kocasına diğer dört çocuğa böyle bir kutlama yapmadığı halde neden bu sefer böylesine bir kutlama yapmak istediğini sordu.
Eşi basit bir yanıt verdi:
Çünkü ileride yalnızca kızım bana kapıyı açacak...
 
 
Yurdum İnsanları!..
Biliyorum...
Bütün hata kafanız; düşürülen uçak, Putin söylemleri, ambargo, ekonomi, dolardaki yükseliş, İrak-Suriye, Türkmenler, İŞİD ve Diyarbakır Sur olayları ile şişti durdu.
Gerildiniz, moraliniz bozuldu.
Sizi kısa bir süreliğine bu ortamdan alıp uzaklaştırmaya kararlıyım.
Ülkemizde "yurdum insanı" diye tanımladığımız sayıları milyonlarla ifade edilen insanımın firmalara yansıyan gerçek şikayet ve yakınmaları ile neşelendirmek, gülümsetmek istiyorum.
Kaygılanmamız gereken; bu şikâyetlerin sahiplerinin de birer ülke seçmeni olduğunu anımsamak olacaktır.
Sıradan küçük ev aletleri ile sorunları olan bu yurdum insanları, acaba seçim sandığına giderken sizce kararlarını nasıl vermektedirler?
 
 
Erzincan’da aşırı sıcaklardan bunalan bir ev hanımı raflarını çıkardığı buzdolabının içine minder koyarak oturmuş.
Kapısı açık kalan buzdolabının kompresörü bozulunca "İyi soğutmuyor" diyerek üründen şikâyetçi olmuş.
 
 
Diyarbakır’da fritöz alan bir müşteri, ürünün ilk kullanımda eridiğini görünce firmanın yolunu tutmuş.
Büyük hırsla içeri giren müşteri, elindeki erimiş fritözü göstererek kendisine arızalı mal satıldığını söylemiş. Fritözü gören satış görevlisi nasıl kullandığını sorunca adam anlatmış:
"Ocağı yaktım, fritözü üzerine koydum. İçine yağ koydum. Ama yanmaya, erimeye başladı..."
Satış görevlileri müşteriyi kusur kendisinde olduğu için ürünü değiştiremeyeceklerine ikna etmekte oldukça zorlanmış.
 
Mersin’de son model bir ütü alan tüketici, elektrikler kesilip işi yarım kalınca elektriksiz ütü yapmanın yöntemini keşfetmiş!..
Ütüyü ocakta ısıtarak işine devam etmek isteyen ev hanımı, ütünün gövdesinin yanması üzerine bayisine başvurarak, ütünün değiştirilmesini istemiş.
 
Şanlıurfa’da bir müşteri, satın aldığı mikrodalga fırında yumurta kaynatmayı denemiş.
Deneme basınç nedeniyle yumurtanın patlamasıyla sona ermiş. Mikrodalga fırının infilak etmemesi şans olarak değerlendirilirken, müşteri, "Yumurta bile kaynatamıyor. Bu fırını ne yapayım? Paramı geri verin" diyerek bayisine fırını iade etmeye kalkmış.
 
Diyarbakır’da, buzdolabının içini aydınlatan ışığı yetersiz bulan bir vatandaş, içine birkaç mum yerleştirerek kendince sorunu çözmüş. Ancak mumlar buzdolabının tavan kısmını yakınca üründen şikâyetçi olup, değiştirin diye tutturmuş.
 
İstanbul’daki bir müşteri, kettle’ının (su kaynatıcı) eridiği şikâyetiyle servise başvurmuş. Kettle’ın elektrik ile çalıştığını anlayamamış olan müşterinin, ocağın üzerine su ısıtıcısını koyarak suyu ısıtmaya çalıştığı anlaşılmış. Ocaktaki ateşin erittiği kettle’in yenisi ile değiştirilmesinde ise müşteri çok ısrarcı olmuş. 
 
İstanbul'da gökdelen türü lüks otelde konaklayan "yurdum insanı", danışma servisini arıyor ve telaşla konuşuyor;
"Odama lütfen acilen bir teknik eleman gönderin!.."
Danışma servisinin sorumlusu nedenini öğrenmek istiyor.
Müşteri; "Odanın penceresini açamıyorum.  İvedilikle açılması gerekiyor."
Yetkili yanıt veriyor:
"Efendim, güvenlik nedeni ile otelimizin pencereleri açılamayacak şekilde monte edilmiştir.  Bu bir kusur değil, inşaatın özelliğindendir."
Müşteri direniyor;
"Öyle veya böyle, bir şekilde mutlaka açılması gerekiyor..."
Yetkili pencerenin neden mutlaka açılmasının sebebini öğrenmek istiyor. 
Şikâyetçi müşteri yanıtlıyor:
"Bak arkadaş, seni ilgilendirmez ama, eşimle kavga ettik, bana çok kızdığı için pencereden atlayarak intihar etmeye karar verdi. Ben de edemezsin dedim. Israr etti. Yapıp yapamayacağını görmek için pencerenin açılması gerekiyor..."
 
Ne diyeyim birader, "yurdum insanı bu, atar da yapar da satar da..."
Merhum Yusuf Ziya Ortaç’ın bu konuda çok özel dizeleri vardır.
Hiciv sanatının güzide bir örneği olan "Eşekname...";
 
“Gözleri düşünceli, başları daima eğik;
Neler düşündüğünü fısıldamaz dudakları.
‘İnsana eşek’ diyen cahillere sormalı;
Acep kimin lehinde aramızdaki farklar.
Bence hayatı sorup ondan öğrenmelidir;
Şu akıllı yaratık dediğimiz ahmaklar!.."
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN