Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kral Lear

Yayınlanma Tarihi : 14 - 12 - 2015 : 09:06
Hafta sonu Tunçağ (Muzaffer ve Oktay) kardeşlerin konuğu olarak, BBŞT‘de (Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu) Shakespeare’in Kral Lear tragedyasını izledim. Daha önce Cüneyt Gökçer’in oynadığı eserde, Devlet Tiyatrosu ustalığının yarattığı, farklı memnuniyetleri seyretmiştim. Özdemir Nutku Beyin çevirisini, bu kez sahneye Ant Aksan koymuş. Önemli ölçeklerde budamalar yapılmasına rağmen oyun; iki perdede, üç saate yaklaşan uzunlukta sahneleniyor. Buna rağmen izleyici, oyun boyunca canlı ve heyecanlı bir ilgiyle, sahneyi avucunda tutuyor.
 
Akşam eve gelince Shakespeare’in eserlerini topluca dilimize çevirerek yayınlayan, “Parola” yayınlarından Safiye Gül Avcı’nın çevirisini okumaya başladım. Safiye Hanım nefis bir Türkçe ile Kral Lear’in ıstıraplı hayatını, yanlış kararlarını, pişmanlıklarını ve evlat nankörlüğünün yarattığı acıları dilimize aktarmış. Kutlanası bir ustalık...
 
Oyun önemli ölçekte budanmasına rağmen, sahnelerin akışında bir aksama hissedilmiyor. 
Bütün olayların gelişmesinde ve bütün sahnelerin içeriğinde, yüksek sesli çığlıklara dönüştürülen, ağır tekrarlı tablolar yaratılıyor. Kral Lear’in devamlı ağlayışı ve hıçkırıklı teneffüsleri ve çabucak çöküşe dönüşen isyankar cesaretlerinin sık tekrarı, seyircide bir sabır sorunu yaratıyor mu? Yönetmen, Kral Lear’i sürekli ağlatıyor...
Kral Lear rolünü üstlenen Hakan Tamer Yıldırım da bu üsluptan hoşlanmış olacak ki, hem sürekli ağlıyor, hem iyi ağlıyor, hem de sesinin en yüksek tonuyla ağlıyor.
 
Oyunun altını üstüne getiren, dikkati ve özeni bozmadan bütün değerlere egemenliğini kuran soytarı rolünde Esra Tarhan, trajedinin bütün yargı isabetlerini avucunda tutan bir egoistlikle oyuna ağırlığını ve ustalığını yerleştiriyor.
Bu bencil tanımlamanın suçu ne oyuncunun, ne de yönetmenin sahnede, öne çıkma kurnazlığı değil...
Shakespeare, darmadağın ettiği bir krallığı, üç kızının karakter tahlilinde sergilenen, kötü ruhlu kurnazlık olarak önümüze koyuyor. Bu ağır yükü biraz şaklaban bir tefsir içeriğinde hafifletmek istemesine rağmen, palyaçoluk sanatını bile dramatikleştiriyor...
Esra Tarhan’ın oyunda doruklaştığı sanat zemini budur: Ha bu arada, dizlerini karnına çekerek ve başını iki yana sallayarak söz etkinliğini pekiştirmesi, biraz boşlukta kalıyor. Çünkü şaklabanların bu figürü, sünnet düğünlerini hatırlatan bir tebessüm modeli olarak tekrarlanıyor...
 
Daracık bir sahnedeyiz. Bütün imkanlar belli ki sınırlı...
Kaçınılmaz olarak sahnenin bir bölümü, dekoratif kullanım kurnazlığıyla seyircilerin elinden alınıp, oyuncuların avucuna bırakılmış. Kararda da, uygulamada da isabet var...
Hem yönetimi, hem dekor ustalarını kutluyorum. Aksi halde dar bir sahnede oyunun hakkını veren bir uygulama sağlanamazdı. Böylece seyirciler, sahne takiplerini rahatça izleyebiliyorlar. Dekor ve kostüm, belli ki kaynak eksikliğini yenmek isteyen özel bir çabayla değerlendirilmiş. 
Hem dekorda, hem kostümde Cüneyt Bey uygulamasının derin ölçekli ilhamları dikkat çekiyor...
 
Müziklere gelince: Oyunun ruhuna ve oyuncuların icralarına denk düşen bir müzik ihtişamı yaratılmış: Müzik direktörü ve bestelerin sahibi Gökhan Kaçanoğlu’nu her türlü takdirin üstünde ve her iltifata layık hak sahibi olarak kutluyorum...
Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu /BBTŞ, İzmir için, bir sevinç ve etkin imtiyaz talihi olarak öne çıkıyor..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN