Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bekle Bizi Avrupa Birliği!...

Yayınlanma Tarihi : 03 - 12 - 2015 : 09:05
Türkiye’yi çağ dışına iten kanun ve uygulamalardan sadece birisi de, devlet adına görev yapan, tüm kararlarını “Türk Milleti” adına veren hakim ve savcıların yaptıkları mesleki hataların bedelinin, devlet hazinesine, dolayısıyla bu ülke insanlarının ödediği vergilerden ödenmesidir. Bu çarpık uygulama yüzünden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla mağdura hak kaybı tazminatı ve Avrupa’ya ödediğimiz cezaların haddi hesabı yoktur.
 
Özünde yasalarla, mevcut kanunların ilerisine geçme” arzusunun, “uygun” devlet görevlilerine “sen benim dediğimi yap, gerisine karışma. Eğer bir kanunsuzluk, hakkı kaybı tespit edilirse, bunun cezasını devlet öder” dayatmasının yattığı bu uygulama, ne yazık ki yıllardır tüm vahşeti ile sürüp gitmektedir.
 
Bunun son örneği, Emekli Korgeneral Engin Alan’a, mahkeme kararıyla ödenmesine karar verilen 1 milyon 300 bin liralık manevi tazminat ile 63.500 lira da maddi tazminatın halkın vergileriyle beslenen devlet hazinesinden ödenecek olmasıdır. 
Oysa Engin Alan’ı tam 44 ay demir parmaklıklar arkasında tutan, bu süre içinde ailesini ve yakınlarını derin üzüntülere boğan “tezgah”ın uygulayıcılarının yaptıkları yanlarına kar kalacak, suçun cezasını da sade vatandaş ödeyecek...
Geride daha yüzlerce hak kaybına uğratılmış, haysiyet ve şerefleriyle oynanmış, yıllarca ailelerinden, işlerinden güçlerinden koparılarak hapishanelere tıkılmış Engin Alanlar’ın olduğunu düşününce, sadece Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy mağdurlarının Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’ni nasıl ağır bir yük altında bırakacağı kolaylıkla görülebilir.
Tüm medeni dünyada olduğu gibi, devletin hata yapan görevlisini, devletin adaleti ile baş başa bırakan kanunlar bizde neden yok dersiniz?...
Bekle bizi Avrupa Birliği; kendimize has kanunlarımızla geliyoruz!...
 
Valiler de Bilir Ama...
İzmir Valisi Mustafa Toprak, “İzmir’de yatırım ortamına ilişkin sorunları tespit etmek, yatırımlarla ilgili düzenlemeyi rasyonel hale getirmek ve yatırım ortamının rekabet gücünü artıracak gerekli koordinasyonu ve bürokrasiyi azaltacak düzenlemeleri sağlamak üzere” geniş kapsamlı bir toplantı düzenlemiş.
Hatırladığım kadarıyla; 2.5 yıldır İzmir’de görevli olan Vali Toprak’ın, bürokrat ve sivil toplum örgütleri temsilcilerini buluşturduğu ilk toplantı...
Vali Bey, toplantıda çok konuşmuş da, şu cümlesi tam da, asıl sorunun, alınacak her hangi bir yerel kararın Ankara’da bir yerlere takılıp kalması gerçeğinin tam teşhisi:
- Ben şunu görüyorum... Benim de devreye girmemi gerektiren çok olaylar oluyor. O zamanlarda dahi bakıyorum ki; talimat veriyoruz, mesafe almaya çalışıyoruz, üç gün sonra aynı noktaya geliyoruz...
Bunca yıl devlet kadrolarında kaymakamlık, valilik yapmış, yönetim dağarcığında engin deneyimler biriktirmiş bir Vali bilmez mi “o kör olası noktaya” neden gelip takıldıklarının gerçek nedenlerini... Sıfatı büyük yerel organların, merkezin onayından geçmeden, tek çivi çakamadıklarını... Gözlerini karartıp “çakacak” olurlarsa, başlarına gelecekleri bilememiş olmalarını...
Yeri gelmişken Vali Bey’e, bir soru sorsam; Kapatılan İzmir Özel İdaresi’nin mallarını dağıtırken, salt kendi öz iradenizi, İzmir Valisi sıfatını kullanmış olsaydınız, şu anda mahkemelik bir dağıtım listesine imza atar mıydınız? Sizin o “dağıtım”ı bozan mahkeme kararlarını yerine getirmemekte, yeni bir mahkemelik karara imza atmakta direnir miydiniz?
Samimiyetle inanıyorum ki; mevcut düzen izin verse, devletin valileri kendi inisiyatifleri ile yerel unsur ve olanakları özgürce ve hatta korkusuzca, ama sadece kanunlar çerçevesinde kullanabilseler, yerel kalkınmaya tavan yaptırırlar... 
“Valilere de özgürlük...” desem; isterler mi acaba?..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN