Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Hüzün ve Hicran

Yayınlanma Tarihi : 30 - 11 - 2015 : 09:01
Önceki gün Türkiye’yi derinden sarsan bir cinayet işlendi: Faili (şimdilik) meçhul bir silahlı saldırı sonunda, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi menfur bir cinayete kurban gitti...
Genel kanaat şudur: Bu cinayet ile yıllardır süren barış, demokrasi ve kardeşlik mücadelesi katliama uğramıştır...
Türkiye’nin siyaset modellerine egemen olan bütün kadroların, savaş ve şiddet politikasına son verme iddiası, bir ümit ve teselli kapısıydı.
Durup dururken bu cinayet, bütün olumlu bekleyişleri, hicranlı zeminlere dönüştürdü. Ümit ve teselli kapısı kapandı. 
İçişleri Bakanı Efkan Âlâ, çatışmanın bir arabadan güvenlik güçlerine ateş açılmasıyla başladığını belirtti. 
Bu çatışmada Tahir Elçi’nin yanında, iki de polisimiz şehit oldu...
 
Tahir Bey bütün eğitim kademelerini, doğduğu bölgenin okullarında tamamlamış ve Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmişti.
Hem eğitim, hem meslek hayatı, yaşamı süresince savunmasında görev aldığı, bölgesel mücadele kültüründe olgunlaşmıştı...
Bu nedenle gerçek hayatın yaşanan acılarını ve iddialarını kavrayarak, kişisel değerlendirmelerine yön veriyordu.
Bu mücadelede, barış içinde olma iddiasının, önde gelen siması olarak temayüz etmişti.
 
Son hafta siyaset gündeminde yaşananlar Tayyip Bey’in etkinliğini belirgin ölçüde arttırmıştı. Ne Başbakan, ne de hükümet sözcüsü gündem simaları değillerdi. 
Özellikle Rus uçağının düşürülmesi sebebiyle çok keskin ve sert tartışmalar yaşanıyordu. Putin, Türk yetkilileri ciddiye alıp taleplerine tek bir olumlu cevap vermiyordu.
Türkiye’nin en yetkili ağızları, Rus uçağının vurulması sonrasında adeta bir pişmanlık içinde kalmış gibi kıvranırcasına açıklamalarda bulunuyor, ama bir temas etkinliği kuramıyordu.
En yüksek seviyedeki Türk yetkiliden başlayarak, bütün karar kademelerinde bir lisan birliği kurulduğu görüldü: 
“Rus uçağı olduğunu bilseydik böyle davranmazdık” demeğe başlandı...
En son hükümet sözcüsü Numan Bey, bunu açıkça dillendirdi. Benzer lisan ve ifade içeriği ile devletin en üst kademeleri de, böyle bir savunma geliştirdiler.
Herkes konuştu, sadece Genelkurmay ağzını bile açmadı...
 
Bu bahis hala, Türkiye gündeminin en önemli içeriği olmayı sürdürüyor.
Tahir Elçi cinayeti konusunda Başbakan, yanına Adalet ve İçişleri Bakanları Ala ile Bozdağ’ı alarak açıklamalarda bulundu.
Peki, ne söylediler?
Olayların sürpriz şekilde zuhur edişi ve cereyan biçimi, doğal olarak ilgili merci sorumlularında hayret etkisi yaratır.    Bu etki şaşkınlıklara vesile olur.
Türkiye bu şaşkınlığı yaşıyor. Başbakan’ın ve iki bakanın sorumluluk manzaralarında, bu tereddütlü tavır ve lisan tesirini görüyoruz.
 
 
Önemli Not:
Belli ki başbakan Davutoğlu, Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki tutuklama kararından rahatsızdır. Belki vicdanen rahatsızdır.
Ama siyaseten rahatsız olduğu, çok aşikâr ölçüde ortadadır...
Başbakan, “Böyle davalarda duruşmalar tutuksuz yapılabilirdi” diyor...
Biraz temenni, biraz hayret ifadesi bu şaşkınlık manzarasıyla dillendiriliyor.
Başbakan bunları söylerken, sağındaki siyasetçi, Adalet Bakanı Bozdağ idi...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN