Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İzmir’in Olmasın da Çürüsün...

Yayınlanma Tarihi : 20 - 11 - 2015 : 09:42
HT Egeli’nin Çarşamba günkü, Ali Arda Perk imzalı manşetini okuyunca içim parçalandı... Ülkem adına, kentim adına, ülkemin insanları ve verileri ile oluşturulan kamu tesislerinin nasıl işe yaramaz hale getirilmişliği adına üzüldüm.
 
İzmir Mezbahası’nın şu anda gökdelenlerin yükseldiği Salhane’den Buca Kaynaklar’a taşınması 21-22 yıllık bir hikayedir. Zamanın vizyon sahibi, yönetiminde bulunduğu kent ve kentli adına heyacan sahibi, zamanın Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, kedi yavrusu gibi farelerin cirit attığı, mezbahada kesilen hayvanların kan ve işe yaramaz atıklarının, hemen dibindeki körfezi boyadığı, kokuttuğu yıllarda çok önemli bir karara imza attı ve “bu kentin yüz karası, körfezin en önemli kirleticilerinden birisi olan mezbahayı, Buca Kaynaklar’a taşıyoruz” dedi.
Bu işin parasal yükünü de, o zamanlar Büyükşehir Belediyesi’nin en verimli kaynağı olan Tansaş’a yükleyen Çakmur, Buca Kaynaklar’da Milli Emlak üzerine tapulu 100 dönüm arazinin 20 yıllığına bu iş için tahsisini sağladı. Tansaş, İzmir’in mezbaha hizmetini de yüklenmiş oldu.
 
Ancak sonradan anlaşıldı ki Çakmur bu ülkede neler olabileceğini hesaplayamamıştı:
Kendisinden sonra gelecek bir belediye başkanının, belediye malı Tansaş’ı satabileceğini, belediyelerin asli görevlerinden birisi olan mezbahacılıkın özel sektörün eline ve insafına geçeceğini hesaplayamamıştı.
Tesislerin kurulu olduğu devlet malının, devletin bir parçası olan kentten esirgenip, rayiç değer üzerinden kentin belediyesine satışının bile imkansız hale getirilebileceğini aklına bile getirmemişti.
Sonunda bunların hepsi oldu.
 
İzmir’in mezbahasının sahibi Tanşaş satıldı. Bu satışa karşı çıkanlar, başvurdukları mahkemeden iptal kararı çıkardı. Sonra gelen belediye başkanı, mahkeme kararının takipçisi olmadığı gibi, elinde kalan yüzde 10’luk Tansaş hissesini de sattı.
Firma, Milli Emlak’la yapılan arsa kullanım süresi bitince, içindeki tüm makine, teçhizat ve binalarla birlikte araziyi terk etti.
İzmir, belki de Türkiye’de resmi mezbahası olmayan tek kent haline geldi.
Sonrasını, konu ile ilgilenenler biliyor.
 
Tam da İzmir’in Mallarına El Konulurken...
 
Ayrıntılar HT Egeli’nin haberinde var ama, uzak kalanlar için özetlemekte yarar var.
Mezbahasız İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı, çürümeye terk edilen tesislerin kurtarılması, söz konusu arazinin Büyükşehir’e satılması için Milli Emlak’a başvurdu ve 6.5 milyon lira teklif etti. İstenen rakam ise bunun 4 katıydı: 27.5 milyon lira...
İzmir sınırları içindeki bir devlet arazisinin, 4 milyonluk bir kente hizmet vermeye çalışan İzmir büyükşehir Belediyesi’ne parası ile bile verilmediği aylarda, “Kontrolsuz güç” istemeyen hükümet tarafından kapatılan İzmir Özel İdaresi’nin, yani İzmirlilerin tapulu malları, çeşitli devlet kuruluşlarına tahsis ediliyordu.
Tüm bunlar olurken, milyonluk tesisler ve makineler çürümeye terk edilirken;
İzmir’in tapulu mallarını devlet kurumları arasında pay eden İzmir’in Valisi, kentte bir kamu kuruluşuna parası ile bile verilmeyip çürütülen tesis hakkında kılını bile kıpırdatmadı.
 
Sokaklarda “Esersiz Eski” Olmak...
 
Milletvekilliklerinin önünde “İzmir” sıfatını taşıyan iktidar partisi milletvekilleri, İzmir’in mezbahasızlığı, tesislerin çürümeye terkedilmesi, bu kadar malına el konulan İzmir’e yüz dönümlük bir devlet arazisinin tahsis edilmesi veya satılması konusunda sessiz kaldı. Şimdi o İzmirliler’in büyük bölümü “Eski İzmir Milletvekili” sıfatı ile bu kent sokaklarında dolaşıyor. Görevde kaldığı 4 yıl içinde, bu kentin yaralı parmaklarından hiç birine bir şey yapmamış, yapamamış hemşerilerimiz olarak...
 
Gel de üzülme, gel de sinirlenme, gel de saçını başını yolma... Gel de “Biz Avrupa Birliği’ne girmeyi hak ediyoruz ama...” diyebilenlerin suratına, kitaplar dolusu anlam taşıyan gözlerle bakma...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN