Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


“Muasır medeniyet”in polisi!...

Yayınlanma Tarihi : 13 - 11 - 2015 : 08:35
Vatandaş-polis ilişkileri Türkiye’de hep sancılı olmuştur. Uzun süre “polis dayağı” ile gündemde kalan karakollarımız, bir hayli içişleri bakanı eskittikten, biraz da teknolojinin gelişimi, vatandaşa reva görülen insanlık dışı muamelelere ait görüntü kayıtlarının basına sızdırılır hale gelmesiyle “yeni icraat yerleri” haline geldi.
 
Son yıllarda ise, polisimizin en itibar ettiği yöntemlerden birisi, kendilerine bir telefon kadar yakın olan “makul şüphe sanıkları”nın evlerine şafak baskını düzenleyip, kocalarının “ne mal olduğunu” eşlerine, “babalarının aslında nasıl bir insan, devlet görevlisi olduğunu” çocuklara, komşularının “aslında kim olduğunu” komşulara gösterme uygulamasıdır.
 
Vaktiyle bu yöntemi, “darbeci, 28 Şubat sanığı” ilan ettikleri insanlara uygulayan polislerimiz, şimdi polis arkadaşları tarafından aynı yönteme tabi tutuluyor.
 
Polis tarafından arandığını duyunca, taaa Hint Okyanusu’nda seyirde olan gemisinden komutanlarının izinleriyle en kısa yoldan Türkiye’ye ulaşıp “beni aramışsınız” diyerek Türk kolluk kuvvetlerine teslim olan şerefli ve kutsal idealli genç Türk subayına “kaçma şüphesiyle” kelepçe takılıp, Türk hukuk tarihinin bir başka garabeti olarak tarihe geçmiş Ergenekon Savcıları’na teslim edilmesi görüntülerini ve sonrasını unutanı, “ama” ile yorumlayan vatandaşın insanlığını bile kabul edemem.
 
Vicdanları Kanatan Görüntüler...
Gelelim; bir zamanlar liseli bir grup çocuğu, “karakol muamelesi” ile hastanelik eden, sakat bırakan Manisa Polisi’nin yeni kuşağı, hayır severlerin gönlünden kopanı ihtiyaç sahipleriyle buluşturmayı kendilerine insani görev sayan ve bu uğurda evlerini, eşlerini, çocuklarını bile ihmal etmeyi göze alarak mesai harcayan bir grup kadın “paralelci yapının militanları şüphesi”yle kelepçeleyerek gündeme geldi.
Her ne kadar bazı televizyon kanalları, bu “rahatsız edici” görüntüleri sansürlese de, henüz karartılmamış bazı kanallar gözümüze gözümüze soktu... Vicdanlarımızı en ağır şekilde kanattı. Vicdanı olanları, bu ülkenin birer vatandaşı olarak derinden utandırdı.
Sonuç olarak; Başbakan Davutoğlu’nun talimatıyla olayın kurgulayıcısı olarak Manisa Emniyet Müdürü açığa alınmış.
Bir “makul şüphe zanlısı”nı, karakola götürmenin, ifadesini aldıktan sonra gerekli yerlere sevk etmenin, yolunu deneyimle Türk polisi ve şefleri benden çok daha iyi bilir. Türk polisini bu hale getiren “eğitim sistemi” var oldukça, ve özenle var edilmeye çalışıldıkça, “tedbir ve talimat”ta samimiyet bulmak mümkün değildir.
 
Ya Vatandaşın Devletine Notu?...
Ellerinde hiç bir yetki ve resmi sıfat veya güç bulunmayan bu “kelepçeli kadınlar”, ne gibi bir suçun faili olabilirler ki? Manisa’nın en kalabalık bölgesinden, insanların arasından “azılı birer suç faili” gibi geçirilmesi olayını, hangi görevden temizleyebilir, kurulan onuru, gururu, birer vatandaşı oldukları devlete karşı kırılmışlıklarını kim nasıl tamir ve tedavi edebilir ki?
Hadi Avrupa Birliği rutini olan yıllık “Türkiye’de basın, insan hak ve özgürlükleri ciddi kısıtlama altında” raporunu bir şekilde “bizim iç işlerimize karışamazlar” savunması, “aynen iade ediyoruz” tepkisi ile bir şekilde savuşturduk...
Ya bu ülkenin “irfanı hür, fikri hür, vicdanı hür” vatandaşlarının notunun hiç mi önemi yok?
Ya daha dün, formalite icabı veya içten gelerek 77. kez mezarına koştuğumuz, gösterdiği hedef olan “muasır medeniyet”e yürüme sözleri ne kadar samimi olabilir?
Eğer “muasır medeniyet”in polisi, güvenlik güçleri buysa...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN